Ana içeriğe geç
Sözlük

yiyecek ile cümle

yiyecek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bunlarla zeminde yiyecek ararlar.採食は地上で行う。
Kastamonu'nun hemen her tarafında olduğu gibi Karadonu'ya has yiyeceklerden biri "etli ekmek"tir.カレーパン発祥とされる店舗が存在することからカレーパン発祥地の常盤と共に、森下は「カレーパンのまち」としての側面を持つ。
Kimi zaman yiyecek almak için bile paraları olmuyordu.彼は金がなく、ある時期には食うにも事欠いた。
Köpek: Yiyecek ve giyecek olarak kullanılır.食料、衣料品はこれを使用して購入する。
Yiyeceklerini ayakları ile yaprakları karıştırarak bulur.饅頭の皮にエゴマを練りこんである。
Bunlarla zeminde yiyecek ararlar.它們會在地上尋找食物。
Man, mûcizevi bir yiyecektir.於是,眾人一同午膳。
Kış yaklaşır, hiç yiyecekleri yoktur.種皮並沒有營養價值,故它們不會食用。
Piyasadaki köpek yiyecekleri konserve (yaş), kuru ve nemli olmak üzere üçe ayrılır.他年僅三歲,飲食量卻非常龐大,不能言笑。
Simit (yiyecek): Bir tür susamlı yiyecek.焰:用烟熏:~腊肉。
Geceleri yiyecek aramaya koyulurlar.晚上它们出来觅食。
Kavurma (soteleme): Yiyeceklerin yüksek sıcaklıkta ve az miktarda yağ kullanılarak pişirilmesi işlemi.但硝酸鹽含量較高,經人體的代謝作用,恐會產生亞硝酸鹽,勿過量食用。
Yiyecek ayrımı fazla yapmazlar.吃法各不同。
Yiyecekler aracılığıya vücuda girerek, şiddetli kusma, ishal yapar.羽参差兮喻高渐之鸿仪;音上下兮调无弦之宫商。
Hüküm verileceği gün, öteki tanrılar onu tutarlar ve yumuşayan Anum, ölümsüzlük yiyecek ve içeceğini getirtir.此則皇天授我之日,曠載一逢之秋,事易走丸,理同拾芥,此而不乘,將欲何待。
Mahallede en çok yapılan yiyeceklerin başında, kömbe gelir.在當地食物耗盡時他們會離開。
MSG, 100 yıldan daha uzun bir süredir yiyeceklere lezzet vermek için kullanılmaktadır.MSG在調味食品中的安全使用時間已經超過了109年。
Bulaşık yiyecek, içecek yoluyla bulaştığı kesindir.戎居喪飲酒食肉應與服散有關。
Dondurulmuş bazı yiyeceklerin çözülmesi uzun zaman alır.多數微生物可以冷凍保存很長時間。
Geceleri, nadiren gündüzleri de, ağaçlara tırmanarak veya yüzerek yiyecek ararlar.特別是在枯草季,每天傍晚要到溪邊或有淡水的地方飲水。
Sevdiği yiyecek: geyik eti.喜歡的食物:生啤酒。
Meyveleri insanlarca yenebilir, fakat pek hoşlanılan yiyecek değildir.其為人秉性耿直,不隨俗浮湛。
Yiyecek hazırlayanlar, çünkü başkalarına bulaştırma olasılığı daha yüksektir.食用性遭到質疑,因為生食可能會造成一些人的不適。
Sırt çantasında komprime yiyecek ve içecek de bulunur.机舱内有饮品及轻食出售。
Yumurtaları yiyecek kişidir.成魚會吃卵。
İnsanların yiyeceklerinden de yiyebilirler ancak onları sindiremedikleri için daha sonra geri çıkarırlar.雖然眾人受處罰,武宗此時卻不得不收回成命,不再出遊。
Kediler de köpekler gibi günde iki kez ve olabildiğince çeşitli yiyeceklerle beslenmelidir.一隻貓一天至少需餵食兩次。
2) İnsanlar benzer temel yiyecekleri tüketir.人食人,特指人類之間的同類相食。
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.她的手無法將食物送進她的嘴裡。
Fakat sürekli olarak bu tür yiyecekler bulamayıp açık sularda gördükleri hareketli canlılara da saldırırlar.由於這些黏液很難清洗,一般不會食用菌蓋的部分。
Libya'da tıbbi malzemeler, yakacak ve yiyecek madde sıkıntısı tehlikeli bir şekilde artmaktadır.在 墨西哥,治安与毒品泛滥的問題依旧嚴峻。
Yiyecek, canlıların hayatlarını devam ettirebilmeleri için yemek suretiyle tüketmeleri gereken maddeler.然而他們的食物卻是宰殺活人而出的肉。
Birçok İsviçreli rösti'yi ulusal bir yiyecek olarak kabul eder.對許多瑞士人來說,瑞士薯餅是國民食物。
Sanayi sektörü daha çok kimyasallar, işlenmiş yiyecek ve tütün endüstrilerine dayanır.表面的職業是多個化學工業、食品工業公司的大股東。
Yiyecekler, pişirmeden önce ya da sonra belli bir süre buzdolabında saklanabilir.制成后可常温或置于冰箱中长期保存。
İlk gelen gruplar kendilerinin tüm yiyeceklerini yetiştireceklerini bilmiyorlardı.對他們而言,這還是他們第一次不能全部達成共識,樂團一度瀕臨解散。
Kısa bir süre sonra hayvanların yiyecekleri tükenir.最後被豬神生吞。
MSG, 100 yıldan daha uzun bir süredir yiyeceklere lezzet vermek için kullanılmaktadır.MSG는 백여 년 이상 음식 양념을 위해 안전하게 사용되었다.
Meyveleri insanlarca yenebilir, fakat pek hoşlanılan yiyecek değildir.이들은 자신이 먹은 인간의 형상으로 둔갑하는 것도 가능하다.
Birçok İsviçreli rösti'yi ulusal bir yiyecek olarak kabul eder.많은 스위스인들에게 국민 음식으로 여겨지고 있다.
(Yemek yiyecek (mi)sin?)밥으 먹어야 하잰:소(밥을 먹어야 하지 않소)?
İlk gelen gruplar kendilerinin tüm yiyeceklerini yetiştireceklerini bilmiyorlardı.언제 처음으로 입궁하였는지는 알 수 없으며, 다만 처음에는 그 호를 경흥원주(景興院主)라고 하였다.
Yiyecekler ve malzemeler bölgelere göre farklılık gösterir.음식 재료와 음식은 지역에 따라 다양하다.
Bu da yiyecek ihtiyacını karşılar.또한 그 음식을 뜻하기도 한다.
Zekeriyya Meryem'in bulunduğu mihrâba her girdiğinde onun yanında yiyecek, rızık buldu.먼 훗날 한 천사가 마리아에게 와서 밝히기를, 예수가 수태되던 당시 하나님이 자신의 씨와 요셉의 씨를 섞었고, 예수는 하나님의 아들로 태어났다고 하였다.
Geceleri yiyecek aramaya koyulurlar.어떤 개미는 밤에 먹이를 찾으러 다닌다.
Yiyecek maddeleri çeşit ve yapılışları bakımından toplumdan topluma değişiklikler göstermektedir.인산기는 다른 유기물과 결합되어 있으며, 결합된 유기물의 종류에 따라 인지질의 종류가 달라진다.
Yiyecekler aracılığıya vücuda girerek, şiddetli kusma, ishal yapar.벌은 이 틈새를 밀랍으로 메꾸고, 벌꿀방을 꿀로 채운다.
Parmaklar katı yiyecekleri yemek için kullanılırdı ve kaşıklarsa çorbalar için kullanılırdı.딱딱한 음식은 손가락으로 집어 먹고, 숟가락은 수프를 먹는데 썼다.
Ve yiyeceklerin kokusunu da çok uzaktan algılarlar.또한 악취가 사라진 것을 놀라워했다.
İlk kez 20. yüzyılın başlarında Japonya'da yiyecek tezgâhlarında ortaya çıkmıştır.이 요리는 20세기 초에 일본의 식품 판매대에서 처음 등장하였다.
Şehirde bulunan her hane halkına, aileye üç yıl yetecek kadar yiyecek stok etmesi için emir verildi.마을 사람들의 젖을 얻어먹고 자라던 허경영이 세 살이 되던 때 어머니가 고질적인 산후병으로 사망하였다.
Sadece tüketiciler için değil imalatçılar için de yiyeceklere ve diğer ürünlere tüketim sınırlaması konuldu.제수용품(祭需用品) 음식물인 제수뿐만 아니라 제기나 다른 물품까지를 아울러 이르는 말이다.
Sonra ona yiyecek bir şeyler getirmesi için benim evimden birini çağırdım.그리고 숙식을 제공해준다는 조건으로 자기집으로 데려오게 된다.
İmaret: Yoksul halka ücretsiz yiyecek dağıtan aşevleridir.몰수한 빵들은 빈민들에게 무료로 나누어 주었다.
Eve çoğu gün tek lokma yiyecek girmez.단 음식이 거의 마지막에 항상 나온다.
Yaz aylarında kış için hazırladıkları yiyecekleri depoladıkları kilerlerine Azbar denir.겨울에는 스케이트장(유료)으로 이용되기도 한다.
Yiyecekleri güneşe kaldırıp öyle pişirirler.주로 구워 먹거나 와인에 재웠다가 요리해 먹는다.
Katı yiyeceklerle beslenmeye başlamaları 4-5 ay sonra olur.새끼는 3–4주 후부터 딱딱한 음식을 먹기 시작한다.
Beslenme açısından insanların yiyecekler yoluyla dışarıdan almaları gerekli olan aminoasitlerdendir.이때문에 반드시 음식을 통해 섭취해야 하는 필수 아미노산이 있다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod