Bu da yiyecek ihtiyacını karşılar.Quả cũng thể ép để lấy dầu ăn.
MSG, 100 yıldan daha uzun bir süredir yiyeceklere lezzet vermek için kullanılmaktadır.Bột ngọt được sử dụng một cách an toàn để nêm nếm thực phẩm trong hơn 100 năm qua.
Yiyecek içecek noktaları BTA tarafından işletilmektedir.Rượu để cúng là rượu nếp cẩm.
Böbrekleri de değerli bir yiyecektir.Cây nho cũng đồng thời là một thực phẩm quan trọng.
Kısa bir süre sonra hayvanların yiyecekleri tükenir.Một thời gian thì bọn hải tặc hết lương thực.
Tayland yiyeceklerinde beş ana biber türü malzeme olarak kullanılır.Cả Thái Lan và Anh đều sử dụng 5 chiếc đồ dự trữ phụ tùng thay thế.
Bunlar yiyeceklerle doldurulur ve daha sonra kömür ile yakılırdı.Họ bị nhốt vào những lô cốt ngầm, sau đó bị tẩm xăng và thiêu sống.
Yiyecekler doğru şekilde pişirilerek ve yemekten önce eller yıkanılarak hastalıktan korunulur.Phòng ngừa bệnh bằng cách nấu thức ăn chín kỹ và rửa tay trước khi nấu nướng.
Yiyecek ararken görme ve koku alma duyularını kullanır.Ngựa sợ khi nhìn thấy và ngửi thấy mùi của voi.
Bunların içinde yiyecek ve içecek buludunğu düşünülmektedir.Nó còn có mặt trong nhiều thực phẩm và đồ uống.
Onu yiyecek ve içecekler sunar, evine dönmesi için yardım eder.Họ sẽ luôn luôn chào đón các bạn vào nhà của họ và cung cấp cho bạn thức ăn và nước uống.
Özellikle meyveleri kuşlar için iyi birer yiyecektir.Các loài chim này chủ yếu là chim ăn quả.
Villuslar olmadan kişi; ne kadar yiyecek yerse yesin; beslenemez.Người nông dân làm nhưng vẫn không đủ ăn.
Cephane ve yiyecek sıkıntısı had safhadadır.Đạn dược và lương thực cạn kiệt.
(Yemek yiyecek (mi)sin?)Hãy cùng nhau ăn (いっしょにたべよう, Hãy cùng nhau ăn?)
Tatlı patates Orta Amerika'ya has bir yiyecektir ve burada en az 5,000 yıl öncesinde ekilmeye başlamaktadır.Khoai lang có nguồn gốc từ khu vực nhiệt đới châu Mỹ, nó được con người trồng cách đây trên 5.000 năm .
Nüfusun çoğunluğunca her gün tüketilen bir yiyecektir.Thức ăn hàng ngày phải chia thành nhiều bữa ăn.
Bulaşık yiyecek, içecek yoluyla bulaştığı kesindir.Bùng phát bệnh đã xảy ra do ô nhiễm của việc uống rượu.
Şüphesiz zakkum ağacı günahkârların cehennemdeki yiyecekleridir.右違犯これあらば(中略)無間地獄に墜つるべきものなり。
Onları güzel ve temiz yiyeceklerle rızıklandırdık ve onları (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık.また、漢中に糧食を蓄積させ、南鄭(漢中郡)には宮殿を築造させている。
Birçok İsviçreli rösti'yi ulusal bir yiyecek olarak kabul eder.多くのスイス人は、国民食だと考えている。
Türkiye'de kokoreç genelde sokakta satılan bir yiyecektir ve restoran menülerinde çoğunlukla bulunmaz.トルコではココレッチは、たいてい路上で売られている食べ物でレストランのメニューにはあまりない。
Geceleri yiyecek aramaya koyulurlar.夜に食物を探しに出かける。
Karnın üzerinde sürüneceksin ve ömrün boyunca toprak yiyeceksin.おまえは一生の間、腹ばいをして、ちりくずを食べなければならない。
Hem bir vampir gibi kan hem de insan yiyecekleri ile beslenebilmektedir ancak tercihi kandır.人間の食べ物と血液のどちらでも生きていけるが、血を好む。
Bu da yiyecek ihtiyacını karşılar.私も彼らが食い物にしているに違いないと認める。
Amazon Nehri'nde yiyecek için, denizde de köpekbalığı yemi olarak avlandıkları bildirilmiştir.アマゾン川流域においては、食料として、あるいはサメの餌として捕獲されることが知られている。
Pişirmenin en basit yolu, yiyecekleri bir sopaya geçirip ateşin üzerinde kızartmaktır.キャンプファイヤーでの調理で最も簡易かつ一般的な方法は、食品を長い串に刺して炎の上に固定し、炙り焼きにする調理である。
Sadece kül yiyecekler.風だけを食べる。
Sonra ona yiyecek bir şeyler getirmesi için benim evimden birini çağırdım.家を取り戻すために万事屋に依頼に来た。
Meyveleri insanlarca yenebilir, fakat pek hoşlanılan yiyecek değildir.その一方で人間離れした食欲を有し、食べるものが一瞬でなくなり、食べる量も多い。
Özellikle meyveleri kuşlar için iyi birer yiyecektir.果実は主として鳥に食べられている。
Artık zararlı yiyecekler hatta tuz bile yoktur.現在は使用されておらず、グッズ等の販売も無い。
Normal yiyecekleri sindiremez.なお、普通の食物は摂取できない。
Kediler de köpekler gibi günde iki kez ve olabildiğince çeşitli yiyeceklerle beslenmelidir.また同一個体が毎日のように何度も放卵放精を行う。
Şehirde çok yiyecek saklı bulunuyordu.屋敷の中に大量に仕舞われていた。
Dondurulmuş bazı yiyeceklerin çözülmesi uzun zaman alır.鱈及び冷凍食品の加工販売を行う。
Simit (yiyecek): Bir tür susamlı yiyecek.サワークリームを絡めた)料理。
Yiyecekler Beta 1.8'den önce can doldurmaktaydı.^ Mozillaは1.8 Beta 1以降でE4Xをサポートしている。
Onların derin gagaları, küçücük yiyecek maddelerini süzerek almak için özelleşmiştir.かるいの(ご飯「小」) - ご飯を少なくすること(用例「かるいのいっちょう」)。
Kore'de ve yurtdışında popüler bir yemektir ve taşınabilirliği nedeniyle uygun bir yiyecek olarak bilinir.ブラジルのフェジョアーダは海外でも有名で、国を代表する料理のひとつである。
Sevdiği yiyecek: geyik eti.好きな食べ物:焼肉。
Çevreye yiyecek satışı yapan güvenli marketler kuruldu.健康食品の販売を目的に設立された商社である。
Nüfusun çoğunluğunca her gün tüketilen bir yiyecektir.毎日大量の食事作りに追われる。
Örneğin giysi, yiyecek veya benzeri ihtiyaçlarda sihirle yardım ederler.手先が器用で、物作りや手品などを得意とする。
Bu köylüleri üretebilmek için, yiyecek değil, altın gerekmektedir.村が存在しないため、武器・食料などの調達などが不可となる。
Diğer bütün günlerde (akşam yemeğinde) yiyeceklerimizi banmıyoruz, ama neden bu gece iki defa banıyoruz?最近の広告キャンペーンには「Why not eat breakfast for dinner tonight?
Yemeklerine sıra gelince hepsi birbirinden lezzetli yiyeceklerdir.食べたらみんななかよくなる。
Yiyecekleri güneşe kaldırıp öyle pişirirler.食材を切って調理する。
Süt ürünü yiyecekler.ミルクを欲しがっている。
Kalede bol miktarda yiyecek vardı.南部有数の豪商であった。
Bazı yiyecekler grup olarak kuşlar ve papağanlar için zehirlidir.食品の中にはそのグループ全体が鳥類やインコに対して有毒なものがある。
Villuslar olmadan kişi; ne kadar yiyecek yerse yesin; beslenemez.手を洗えない場所はどんなにお腹が減っていても絶対に食べない。
Çünkü odalarda misafir edilip yiyecek ve yatacak ihtiyaçları karşılanır.ルール上、宿泊となるので寝床や食事が支給される。
Pornografik film enstitüsüne girmeden önce bir yiyecek sektöründe bir süre garson olarak çalıştı.芸能界入りする前はイタリア料理店で料理人として勤務。
Yılın ılık aylarında yiyecek boldu.日和に食事のマナーなどを教えた。
Yiyecek çeşitleri havayolu şirketine ve biletin sınıfına göre değişir.空港や航空会社、利用クラスにより異なる。
Çocuğu beslemek için yiyecek aramaya gitti.彼は子どもに食べさせるものもなくこの農民に食べ物を求めにきたのだ。
Man, mûcizevi bir yiyecektir.人間のゲロ(吐瀉物)が大好物。
Harman sonunda (sonbahar) kışlık yiyecek hazırlıkları başlar.まず食べたものを一時的に貯蔵するための素嚢(そのう)がある。