Ana içeriğe geç
Sözlük

yiyecek ile cümle

yiyecek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
U.S. Food and Drug Administration (A.B.D. Yiyecek ve İlaç Başkanlığı) Tel.Europeisk overvåkningssenter for narkotika og narkotikamisbruk: 27 ff.
Yiyecek arama genellikle günlük olarak idare edilir.Behandlingen må som regel brukes daglig.
Su ve yiyecek erzakları büyük ölçüde azalmıştı.Imidlertid var prisutviklingen for fisk og kjøtt relativt mindre fallende.
Bu yiyecekleri yiyen kişiler hastalanabilir.Orang yang memakan makanan tersebut dapat menjadi sakit.
Birçok İsviçreli rösti'yi ulusal bir yiyecek olarak kabul eder.Banyak orang Swiss menganggap Rösti sebagai hidangan nasional.
MSG, 100 yıldan daha uzun bir süredir yiyeceklere lezzet vermek için kullanılmaktadır.MSG telah digunakan secara aman selama lebih dari 100 tahun untuk membumbui makanan.
Bu bakteriler yiyeceklerde yaşayabilirler ama bu duruma oldukça nadir rastlanır.Bakteri ini dapat hidup dalam makanan, namun hal ini sangat jarang terjadi.
(Yemek yiyecek (mi)sin?)(Kamu sudah makan kah?")
Bu tür yiyecekler, kış süresinde gerekli protein ve vitaminleri sağlar.Makanan fermentasi sangat berguna dalam menyediakan protein dan vitamin ketika musim dingin.
Diğer bütün günlerde (akşam yemeğinde) yiyeceklerimizi banmıyoruz, ama neden bu gece iki defa banıyoruz?"Pada malam lain, kita mencelup hanya satu kali, tetapi mengapa malam ini kita mencelup dua kali ?"
Örneğin hadisler, ya da kıyas yoluyla haram olduğuna hükmedilen yiyecek ve içecekler.Makanan dan minuman dapat dikategorikan adalah sebagai halal, haram, atau syubhada.
Hızlı yiyecekler, Güney Asya ve Çin mutfakları da oldukça popüler olup geniş miktarda bulunabilmektedir.Makanan cepat saji, masakan Asia Selatan, masakan Cina juga sangat terkenal dan tersedia secara luas.
Yiyecekleri tam olarak öğütemez.Makanan mereka ditelan utuh.
En sevdiği yiyecek barbunya ezmesidir ve tatlı patateslerin üzerine tereyağı koymayı sever.Makanan kesukaannya adalah pasta kacang merah dan dia suka menaruh mentega diatas kentang manisnya.
Giriş yaptıklarında, imparatorluk yetkilileri tarafından gıda ve aylık yiyecek için kaydedileceklerdi.Begitu sampai, mereka didaftarkan oleh pejabat kekaisaran untuk diberi makanan.
Geceleri yiyecek aramaya koyulurlar.Mencari makan pada malam hari.
Yiyecek, giyecek ve cephane yeterli düzeye getirildi.Persenjataan, amunisi, dan persediaan makanan pun cukup memadai.
Barınakları, yiyecek ve içecekleri açısından kanaatkârdırlar.Adapun makanan dan minuman yang disajikan adalah makanan dan minuman dari dalam dan luar negeri.
Askerler kendisine yiyecek ve içecek önerir.Orang itu juga akan ditawari makan dan minum.
Yiyecek içecek noktaları BTA tarafından işletilmektedir.Piala ini dikerjakan PT.
Simit (yiyecek): Bir tür susamlı yiyecek.Makanan favoritnya adalah steak (yang sayangnya tidak dapat ia makan di sepanjang seri).
Man, mûcizevi bir yiyecektir.Setelah itu manusia pun mulai dijadikan makanan.
Burada ilerlemek ve yem, yiyecek ve su ihtiyacını karşılamak kendilerine kalmıştı.Mereka berpindah-pindah untuk mencari makanan dan air.
Bunların yanı sıra farklı nitelikte yiyeceklerin birlikte tüketilmemesine çok büyük özen gösterilirdi.Juga merupakan hal yang sangat penting bahwa makanan dari sifat-sifat yang berbeda tidak digabungkan.
Köpek: Yiyecek ve giyecek olarak kullanılır.Buah digunakan sebagai ubar (pewarna) jala dan pakaian.
Diğer oruçlar, belli yiyecekler veya maddeleri sınırlayarak kısmen kısıtlayıcı olabilir.Puasa lain mungkin hanya membatasi sebagian, membatasi makanan tertentu atau zat.
Rosenfeld, yaklaşık 30 yıldır yiyecek içecek endüstrisinde çalışıyor.Keluarga Rothschild sudah menggeluti industri pembuatan anggur selama 150 tahun.
Artık zararlı yiyecekler hatta tuz bile yoktur.Di sini tidak banyak penjual barang maupun makanan.
New Orleans'a Katrina kasırgası sonrası yiyecek yardımında bulunmuştur.Dia juga aktif membantu upaya bantuan setelah Badai Katrina.
Bu sebeple neredeyse tüm diğer yiyeceklerin iyi sindirilmesini engellemektedir.Dengan demikian Ia menyatakan semua makanan halal.
Orihime bazı normal yiyecekleri de sevmesine rağmen evde acayip yiyecekler pişirip yer.Orihime memasak dan memakan makanan yang aneh di rumah, meskipun dia juga suka makanan normal.
Halkın yiyecek bağışlaması bir erdem sayılır.Kesadaran masyarakat terhadap pengawetan makanan sangat tidak merata.
Sağdıç ve oranın gençleri tarafından gelenlere yol gösterilir, yiyecek servisleri yapılır.Makna dari kebudayaan tersebut adalah, wanita akan menyajikan makanan dan lelaki yang memberikan nafkah.
Prato birçok yerel yiyecek ve yemek özelliklerine sahiptir.Belgia punya banyak sekali hidangan dan produk lokal di daerah tertentu.
Sıvı bir yiyecek verilecekse enjektörle içirilmelidir.Tanpa air, ia terpaksa minum air seninya.
Şehrin ekonomisi yiyecek ve tekstil endüstrisine dayanır.Perekonomian kota ini mengandalkan industri produksi makanan dan bahan-bahan material konstruksi.
İspanyol pilavı denilmesine rağmen bu yiyecek İspanya'da tam olarak bilinmemektedir.Meski namanya menggunakan nama Italia, hidangan ini hampir sama sekali tidak dikenal di Italia.
Yiyecekleri dokunarak bulmak için.Mematuk-matuk mencari makan.
Şeker gibi zararlı yiyeceklere bayılır.Dia menyukai makanan-makanan yang manis seperti cokelat.
Yiyecek arama genellikle günlük olarak idare edilir.Kue ini biasa dikonsumsi sehari–hari sebagai camilan.
Ar jūs darysite man valgyti? : Bana yiyecek birşeyler yapacak mısın?Anda tidak mengerti, aku akan makan segalanya... - dua kali!
Hastaya yiyecek ya da içecek hiçbir şey vermeyin.KHÔNG ĐƯỢC cho bệnh nhân ăn hoặc uống.
Seishū'nun ilaç ve yiyeceklerini getirir.Ông ấy đặt và giao thức ăn và thuốc đến cho Seishū.
Diğer ejderhalar üzerlerinde yiyecek taşımaktadır.Các con rồng khác phải đem thức ăn đến cho nó.
Bu tür yiyecekler, kış süresinde gerekli protein ve vitaminleri sağlar.Loại thực phẩm này cung cấp các chất đạm và vitamin cần thiết trong suốt mùa đông.
Rosenfeld, yaklaşık 30 yıldır yiyecek içecek endüstrisinde çalışıyor.Nhà Rothschild đã kinh doanh trong nền công nghiệp sản xuất rượu vang được 150 năm.
İlk kez 20. yüzyılın başlarında Japonya'da yiyecek tezgâhlarında ortaya çıkmıştır.Món ăn này lần đầu xuất hiện tại những tiệm ăn Nhật Bản khoảng đầu thế kỷ 20.
Bunlar törensel yiyecekler ve ayinsel yiyecekler olarak ikiye bölünebilir.Có thể chia các món ăn này thành thực phẩm dành cho các ngày lễ kỉ niệm và thực phẩm nghi lễ.
Yiyecekleri güneşe kaldırıp öyle pişirirler.Họ ngũ trong lều và nấu ăn ngoài trời.
Kışlık yiyecektir.Chúng ăn vào mùa đông.
40 dükkân ve yiyecek ve içecek üniteleri mevcuttur.Ở đây có 4 trạm tiếp tế thức ăn và lương thực.
Hızlı yiyecekler, Güney Asya ve Çin mutfakları da oldukça popüler olup geniş miktarda bulunabilmektedir.Thức ăn nhanh, thức ăn Nam Á, và các món ăn Trung Quốc cũng rất phổ biến và được nhiều người biết đến.
Ayrıca çok lezzetli yiyecekler yapar.Ngoài ra, anh cũng nấu ăn rất ngon.
Elektrikler kesilince buzdolabındaki tüm yiyecekler bozulmuş.Anh ta không bao giờ ngừng ăn và ăn hết tất cả thức ăn trong tủ lạnh của Mr. Bean.
Farklı yiyecekler açlık barını farklı oranlarda doldurur.Một vài loài khác lại cất giấu thức ăn vào nhiều chỗ khác nhau.
Yiyecek aramaya ayrılan zamanın yaklaşık yarısı dalış için harcanır.Phần thời gian còn lại chúng dành cho việc tìm thức ăn.
Yağmur yağdığında, tanrı yeryüzüne inmiştir ve yiyecek arıyor demektir.Khi trời mưa, ễnh ương châu Phi sẽ trở lại bề mặt đất để kiếm ăn và sinh sản.
Kazan Bey de ölülerin yiyeceklerini yediğini söyler.Bo Suk cho rằng mèo đã ăn mất.
Hem bir vampir gibi kan hem de insan yiyecekleri ile beslenebilmektedir ancak tercihi kandır.Ma cà rồng tồn tại nhờ máu và xem máu như là thức ăn chủ yếu của họ.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.Voi dùng vòi để quặp thức ăn và đưa vào miệng.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod