yiyecek ile cümle

yiyecek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Peynir kökeni oldukça eskiye dayanan bir yiyecektir.Ost er en svært gammel matvare.
Sardunya ve ançuez Atinalılar için günlük bir yiyecek durumundaydı.Sardiner og ansjos var vanlig kost for borgerne av Athen.
Onun için yiyeceklerin birlikte getirilip taşınması gerakmektedir.Hit kommer de i følge med matvarer og flyttelass.
İşçiler yiyecek fiyatlarının artmasını protesto ediyorlardı.Demonstrantene protesterte mot høye matpriser.
Şehirde çok yiyecek saklı bulunuyordu.Det har blitt funnet store mengder gull i byen.
Eğer Gollum kazanırsa Bilbo'yu yiyecektir.Hvis Bilbo vant skulle Gollum hjelpe han og vise ham veien ut, men hvis Gollum vant så skulle han spise Bilbo.
Bunların yanı sıra farklı nitelikte yiyeceklerin birlikte tüketilmemesine çok büyük özen gösterilirdi.Det var også svært viktig at mat med ulike egenskaper ikke ble blandet tilfeldig.
Oyuncaklar, yiyecek ile birlikte verilmektedir.Kapsler bør inntas sammen med mat.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.De fører maten til munnen med framføttene.
Yiyecekler ve malzemeler bölgelere göre farklılık gösterir.Ingredienser og matretter varierer fra region til region.
Hem bir vampir gibi kan hem de insan yiyecekleri ile beslenebilmektedir ancak tercihi kandır.Hun kan både drikke blod og spise menneske mat, men foretrekker blod, og hun kan ikke produsere gift.
Bu yiyecekler tüketilince de oyuncunun enerjisi artar.Lunsjpauser fyller opp arbeiderens energi.
Eşlerin her ikisi de yavrularına yiyecek taşırlar.Begge foreldrene bringer mat til valpene.
Piyasadaki köpek yiyecekleri konserve (yaş), kuru ve nemli olmak üzere üçe ayrılır.Tidligere ble det også laget truger for hester, både i tre og metall.
Bunların çoğu zararsızdır; meyveler ve diğer yiyeceklere tat verir.Noen av artene kan bli svært tallrike og gjøre skade i hager og fruktdyrking.
Sağlık, yiyecek ve temiz su, başlıca hizmetleri oluşturuyor.Vil dere satse på at rent vann, mat, grunnleggende helsetjenester og utdanning garanteres i hele verden?
Eve çoğu gün tek lokma yiyecek girmez.Langfredag spiser man mange steder ingenting.
U.S. Food and Drug Administration (A.B.D. Yiyecek ve İlaç Başkanlığı) Tel.Europeisk overvåkningssenter for narkotika og narkotikamisbruk: 27 ff.
Yiyecek arama genellikle günlük olarak idare edilir.Behandlingen må som regel brukes daglig.
Su ve yiyecek erzakları büyük ölçüde azalmıştı.Imidlertid var prisutviklingen for fisk og kjøtt relativt mindre fallende.
Bu yiyecekleri yiyen kişiler hastalanabilir.Orang yang memakan makanan tersebut dapat menjadi sakit.
Birçok İsviçreli rösti'yi ulusal bir yiyecek olarak kabul eder.Banyak orang Swiss menganggap Rösti sebagai hidangan nasional.
MSG, 100 yıldan daha uzun bir süredir yiyeceklere lezzet vermek için kullanılmaktadır.MSG telah digunakan secara aman selama lebih dari 100 tahun untuk membumbui makanan.
Bu bakteriler yiyeceklerde yaşayabilirler ama bu duruma oldukça nadir rastlanır.Bakteri ini dapat hidup dalam makanan, namun hal ini sangat jarang terjadi.
(Yemek yiyecek (mi)sin?)(Kamu sudah makan kah?")
Bu tür yiyecekler, kış süresinde gerekli protein ve vitaminleri sağlar.Makanan fermentasi sangat berguna dalam menyediakan protein dan vitamin ketika musim dingin.
Diğer bütün günlerde (akşam yemeğinde) yiyeceklerimizi banmıyoruz, ama neden bu gece iki defa banıyoruz?"Pada malam lain, kita mencelup hanya satu kali, tetapi mengapa malam ini kita mencelup dua kali ?"
Örneğin hadisler, ya da kıyas yoluyla haram olduğuna hükmedilen yiyecek ve içecekler.Makanan dan minuman dapat dikategorikan adalah sebagai halal, haram, atau syubhada.
Hızlı yiyecekler, Güney Asya ve Çin mutfakları da oldukça popüler olup geniş miktarda bulunabilmektedir.Makanan cepat saji, masakan Asia Selatan, masakan Cina juga sangat terkenal dan tersedia secara luas.
Yiyecekleri tam olarak öğütemez.Makanan mereka ditelan utuh.
En sevdiği yiyecek barbunya ezmesidir ve tatlı patateslerin üzerine tereyağı koymayı sever.Makanan kesukaannya adalah pasta kacang merah dan dia suka menaruh mentega diatas kentang manisnya.
Giriş yaptıklarında, imparatorluk yetkilileri tarafından gıda ve aylık yiyecek için kaydedileceklerdi.Begitu sampai, mereka didaftarkan oleh pejabat kekaisaran untuk diberi makanan.
Geceleri yiyecek aramaya koyulurlar.Mencari makan pada malam hari.
Yiyecek, giyecek ve cephane yeterli düzeye getirildi.Persenjataan, amunisi, dan persediaan makanan pun cukup memadai.
Barınakları, yiyecek ve içecekleri açısından kanaatkârdırlar.Adapun makanan dan minuman yang disajikan adalah makanan dan minuman dari dalam dan luar negeri.
Askerler kendisine yiyecek ve içecek önerir.Orang itu juga akan ditawari makan dan minum.
Yiyecek içecek noktaları BTA tarafından işletilmektedir.Piala ini dikerjakan PT.
Simit (yiyecek): Bir tür susamlı yiyecek.Makanan favoritnya adalah steak (yang sayangnya tidak dapat ia makan di sepanjang seri).
Man, mûcizevi bir yiyecektir.Setelah itu manusia pun mulai dijadikan makanan.
Burada ilerlemek ve yem, yiyecek ve su ihtiyacını karşılamak kendilerine kalmıştı.Mereka berpindah-pindah untuk mencari makanan dan air.
Bunların yanı sıra farklı nitelikte yiyeceklerin birlikte tüketilmemesine çok büyük özen gösterilirdi.Juga merupakan hal yang sangat penting bahwa makanan dari sifat-sifat yang berbeda tidak digabungkan.
Köpek: Yiyecek ve giyecek olarak kullanılır.Buah digunakan sebagai ubar (pewarna) jala dan pakaian.
Diğer oruçlar, belli yiyecekler veya maddeleri sınırlayarak kısmen kısıtlayıcı olabilir.Puasa lain mungkin hanya membatasi sebagian, membatasi makanan tertentu atau zat.
Rosenfeld, yaklaşık 30 yıldır yiyecek içecek endüstrisinde çalışıyor.Keluarga Rothschild sudah menggeluti industri pembuatan anggur selama 150 tahun.
Artık zararlı yiyecekler hatta tuz bile yoktur.Di sini tidak banyak penjual barang maupun makanan.
New Orleans'a Katrina kasırgası sonrası yiyecek yardımında bulunmuştur.Dia juga aktif membantu upaya bantuan setelah Badai Katrina.
Bu sebeple neredeyse tüm diğer yiyeceklerin iyi sindirilmesini engellemektedir.Dengan demikian Ia menyatakan semua makanan halal.
Orihime bazı normal yiyecekleri de sevmesine rağmen evde acayip yiyecekler pişirip yer.Orihime memasak dan memakan makanan yang aneh di rumah, meskipun dia juga suka makanan normal.
Halkın yiyecek bağışlaması bir erdem sayılır.Kesadaran masyarakat terhadap pengawetan makanan sangat tidak merata.
Sağdıç ve oranın gençleri tarafından gelenlere yol gösterilir, yiyecek servisleri yapılır.Makna dari kebudayaan tersebut adalah, wanita akan menyajikan makanan dan lelaki yang memberikan nafkah.
Prato birçok yerel yiyecek ve yemek özelliklerine sahiptir.Belgia punya banyak sekali hidangan dan produk lokal di daerah tertentu.
Sıvı bir yiyecek verilecekse enjektörle içirilmelidir.Tanpa air, ia terpaksa minum air seninya.
Şehrin ekonomisi yiyecek ve tekstil endüstrisine dayanır.Perekonomian kota ini mengandalkan industri produksi makanan dan bahan-bahan material konstruksi.
İspanyol pilavı denilmesine rağmen bu yiyecek İspanya'da tam olarak bilinmemektedir.Meski namanya menggunakan nama Italia, hidangan ini hampir sama sekali tidak dikenal di Italia.
Yiyecekleri dokunarak bulmak için.Mematuk-matuk mencari makan.
Şeker gibi zararlı yiyeceklere bayılır.Dia menyukai makanan-makanan yang manis seperti cokelat.
Yiyecek arama genellikle günlük olarak idare edilir.Kue ini biasa dikonsumsi sehari–hari sebagai camilan.
Ar jūs darysite man valgyti? : Bana yiyecek birşeyler yapacak mısın?Anda tidak mengerti, aku akan makan segalanya... - dua kali!
Hastaya yiyecek ya da içecek hiçbir şey vermeyin.KHÔNG ĐƯỢC cho bệnh nhân ăn hoặc uống.
Seishū'nun ilaç ve yiyeceklerini getirir.Ông ấy đặt và giao thức ăn và thuốc đến cho Seishū.

İlgili Sayfalar