yiyecek ile cümle

yiyecek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bunun sonucunda da ürün FDA'den (ABD ilaç ve yiyecek yönetim kurumu) onay alamadı.Sen on hyväksynyt ainoastaan Yhdysvaltain lääkeviranomainen (FDA).
Brunch geç bir sabah öğünü olup, genellikle kahvaltıdan daha fazla yiyecek bulunur.Brunssi on myöhäisaamun ateria, vähän isompi kuin aamiainen ja yleensä korvaa aamiaisen ja lounaan.
(Yemek yiyecek (mi)sin?)Pyhä ruoka: Mitä oikein saa syödä?.
Bu restoranlarda vegan tabir edilebilecek yiyecekler satılır.Nykyisin seuran tapahtumissa myydään ainoastaan vegaanista ruokaa.
Onu kutsal bir yerde yiyecekler.Sana Syöte tarkoittaa pyhää paikkaa.
Zamanlarının çoğunu yüzerek, suda yiyecek arayarak ve dipte yetişen bitkileri yiyerek geçirirler.Se vietti suurimman osan ajastaan veden alla ruokaa etsimässä.
Bazen balıkları çekmek için su yüzüne yiyecek atarlar.Toisinaan se kuitenkin voi pyydystää kaloja uimalla vedessä.
Farklı amaçları doldurmak için farklı türde yiyecek macunları vardır.Eri käyttötarkoituksiin on kehitetty useita erityyppisiä diodeja.
Bunlar yiyeceklerle doldurulur ve daha sonra kömür ile yakılırdı.Savi annettiin kuivua ja sitten se poltettiin keramiikaksi.
Parti üç gün sürmüş ve 5 ton içki ve yiyecek tüketilmiştir.Laika pyrittiin pitämään hengissä 10 vuorokautta ja sitä varten mukana oli ruokaa ja juomaa.
Yemeklerine sıra gelince hepsi birbirinden lezzetli yiyeceklerdir.Ruokaillessaan ne ovat hyvin kesyjä.
Muz çeşitleri Orta Afrika mutfağının ortak yiyeceklerindendir.Monet ruokalait perustuvat afrikkalaiseen keittiöön.
Bu tür yiyecekler, kış süresinde gerekli protein ve vitaminleri sağlar.Havunoksat tarjoavat etenkin talvella tarpeellisia vitamiineja.
İşçiler yiyecek fiyatlarının artmasını protesto ediyorlardı.Ihmiset osoittivat mieltään korkeita ruoan hintoja vastaan.
Kısa bir süre sonra hayvanların yiyecekleri tükenir.Munasta kuoriutuu lemmikki jonkin ajan kuluttua.
Tatlı patates Orta Amerika'ya has bir yiyecektir ve burada en az 5,000 yıl öncesinde ekilmeye başlamaktadır.Bataatti kasvaa luonnonvaraisena Keski- ja Etelä-Amerikassa, missä sitä on viljelty ainakin 5000 vuoden ajan.
Farklı yiyecekler açlık barını farklı oranlarda doldurur.Joissakin leivänpaahtimissa on mahdollista paahtaa leivän pintaan erilaisia kuvioita.
Yiyecekleri dokunarak bulmak için.Näitä se käyttää ruuan tunnistamiseen koskettamalla.
Bunların çoğu zararsızdır; meyveler ve diğer yiyeceklere tat verir.Ne ovat kaikkiruokaisia, ja syövät etenkin hedelmiä ja hyönteisiä.
Yemekte Bünyamin'e diğerlerinden beş kat fazla yiyecek servisi yapıldı.Ravintolavaunussa tarjoiltiin viiden ruokalajin illallinen.
Krema spermi ifade etmek için kullanılan yiyecekle ilgili en yaygın hüsnütabirdir.Lehtiä käytetään silkkiä tuottavien mulperiperhosen toukkien ravintona.
Tomme peyniri Auvergne bölgesine has aligot ve truffade adlı yiyecekleri yapmak için kullanılır.Jotkut juustot, kuten Grain d'Orge huuhdotaan varastoinnin aikana calvadosilla.
Diğer ejderhalar üzerlerinde yiyecek taşımaktadır.Muiden maaoravien tapaan ne kuljettavat ruokaa poskipusseissaan.
Ekmek ve süt iyi yiyeceklerdir.Leipä ja maito ovat hyvää syötävää.
Köylülere yiyecek sağladılar.He hankkivat kyläläisille ruokaa.
Tom baharatlı yiyecek seviyor.Tom pitää mausteisesta ruoasta.
Bu yiyecekleri yiyen kişiler hastalanabilir.Τα άτομα που θα καταναλώσουν αυτές τις τροφές μπορούν να αρρωστήσουν.
Bu bakteriler yiyeceklerde yaşayabilirler ama bu duruma oldukça nadir rastlanır.Αυτά τα βακτήρια επιζούν στις τροφές, ωστόσο αυτό είναι μάλλον ασυνήθιστο.
Kimi zaman yiyecek almak için bile paraları olmuyordu.Σπάνια είχε αρκετά χρήματα στη διάθεσή του για να αγοράσει τρόφιμα.
Ama hepsinden daha fazla da yiyecek kıtlığı insanların belini bükmektedir.Όμως το μεγαλύτερο όλων είναι η αφαίρεση της ζωής του άλλου.
Bu yiyecekler ise ileride enerji kazanmak için kullanılabilir.Στο μέλλον μπορεί να χρησιμοποιηθεί για την παραγωγή ενέργειας.
Askerler kendisine yiyecek ve içecek önerir.Οι νοικοκυραίοι τους υποδέχονται και τους προσφέρουν φαγητό και κρασί.
Denizkestaneleri denizsamuru en rağbet ettikleri yiyeceklerdendir.Οι ναυτικοί χάρτες αποτελούν τα κυριότερα εφόδια των ναυτιλλομένων.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.Σκοπός τους είναι να διαμορφώνουν την τροφή και να τη μετακινούν στο στόμα.
Karnı aç, yiyecek bir şeyi yok ve dışarıda yağmur yağıyor.Άρχισε να βρέχει και να έχει πυκνή ομίχλη, τόσο που δεν διακρίναμε τίποτα.
Keyman yöreye özgü yiyecektir.Ο Σολομών προμηθευόταν από την πόλη τρόφιμα.
Gine'de birçok batı Afrika ülkesinde olduğu gibi Fufu olarak adlandırılan yiyecek önemli bir yer tutmaktadır.Η κασάβα είναι ένα βασικό είδος διατροφής στη Δυτική Αφρική, όπου τρώγεται ευρέως.
Birçok İsviçreli rösti'yi ulusal bir yiyecek olarak kabul eder.Mange schweizere betragter den som en nationalret.
Bunlarla zeminde yiyecek ararlar.Den søger desuden føde på land.
Mikrodalga fırınlar yiyecekleri içten dışa doğru pişirmez.Mikrobølgeovnen koger dog ikke mad indefra og ud.
Geceleri telaş içinde yiyecek ararlar.Om natten begiver de sig ud efter føde.
Şehirde kalan halka yiyecek bulunamadı.Der er ikke bevaret noget bystævne i byen.
Simit (yiyecek): Bir tür susamlı yiyecek.Morter (krukke) Mad Drikkevarer
Balık ve sebze en yaygın yiyeceklerdir.Kød og fisk udgør de mest udbredte fødeemner.
Kalede bol miktarda yiyecek vardı.Imidlertid var der store mængder guld på egnen.
Farklı yiyecekler açlık barını farklı oranlarda doldurur.Den er drøvtygger, så den fordøjer sin mad i flere omgange i forskellige maver.
Örneğin ham dökme demir yiyeceklerin pişirilmesinde yüzyıllardır kullanılmaktadır.Trækul blev i mange hundreder år også brugt til udsmeltning af jern.
Dondurulmuş bazı yiyeceklerin çözülmesi uzun zaman alır.Med henblik på længere tids opbevaring skal rå medisterpølse nedfryses.
U.S. Food and Drug Administration (A.B.D. Yiyecek ve İlaç Başkanlığı) Tel.Lægemiddelstyrelsen og de amerikanske sundhedsmyndigheder (U.S. Food and Drug Administration).
Mezoamerika kökenli bir yiyecek olup, geçmişi MÖ 8000 ile 5000 yıl öncesine kadar uzanır.Samerne har status som oprindeligt folk og indvandrede østfra for mellem 8000 og 5000 år siden.
Diğer bütün günlerde (akşam yemeğinde) yiyeceklerimizi banmıyoruz, ama neden bu gece iki defa banıyoruz?Tre gange om ugen vankede der sennep til maden, og to gange eddike.
Kampa gelenler kendi yiyeceklerini kendileri pişiriyordu.Efterhånden begyndte bagerne at bage deres egne varer.
Ölüler kişisel eşyaları, içine yiyecek ve içecek konan kaplarla birlikte gömülmektedir.De døde fik som regel personlige ejendele med og lerkar med mad og drikke.
Çünkü kurtadamlar sadece yiyecek için normal insanların yanlarına yaklaşıyorlardı.Alle fire var nu i stand til at spise normal mad.
Homer ve Bart'ın yiyecek bulma girişimleri sonuçsuz kalır ve nehre düşerler ve elbiselerini kaybederler.Derefter går Bart og Homer efter hjælp, men bliver skyllet ned ad et vandfald, og mister al deres tøj.
Karnın üzerinde sürüneceksin ve ömrün boyunca toprak yiyeceksin.Den klækkes i et vandløb og tilbringer hele sit liv der.
Yağ, Giyim ve Yiyecek sanayisi en önemli yer tutar.Industri, handel og tjenester ere de vigtigste næringsveje.
Dişi geceleyin yavruları emzirip gündüzleri yiyecek arar.Natten går med til hjorting (drøvtygging) og hvile.
(Yemek yiyecek (mi)sin?)(Mennesket er hva det spiser).
Yiyecekler, içecekler korunmalıdır.Her er det også servering av mat og drikke.

İlgili Sayfalar