yiyecek ile cümle
yiyecek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kısa bir süre sonra hayvanların yiyecekleri tükenir.Další důležitá věc je odstraňování zbytků potravy brzy po krmení.
Onu kutsal bir yerde yiyecekler.Poté odešel do Svaté země.
Koyunların yiyecek ve sudan başka bir kaygıları yoktu.Neměli žádné potíže s hovězím ani s jiným masem.
Bu yiyecekleri yiyen kişiler hastalanabilir.Persoanele care consumă alimentele respective se pot îmbolnăvi.
20. Bölgede okul çocuklarına bedava giysi ve yiyecek verildi.În XXe arrondissement, școlarilor li s-a dat îmbrăcăminte și hrană.
Bu bakteriler yiyeceklerde yaşayabilirler ama bu duruma oldukça nadir rastlanır.Aceste bacterii pot trăi în alimente, dar această situație este foarte neobișnuită.
Sonra ona yiyecek bir şeyler getirmesi için benim evimden birini çağırdım.Apoi sunam pe cineva de acasă la mine să-i aducă niște mâncare.”
Ama şehir depoları yiyecekle doluydu.Locurile de mâncare erau pline de murdărie.
Yiyecek sıkıntısı baş gösterdi ve karaborsacılık yaygınlaştı.Foametea era în plină expansiune și mărfurile s-au rărit.
Peynir kökeni oldukça eskiye dayanan bir yiyecektir.Brânză a intrat la egalitate în ultima perioadă.
Bunlarla zeminde yiyecek ararlar.Își procură hrana de pe pământ.
Bunun üzerine Hearst'ün babası, 6 milyon dolar tutarında yiyecek yardımı yapılmasını sağladı.Dar președintele lui Porto, a declarat că nu-l vinde decât pentru 40 de milioane €.
Askerler kendisine yiyecek ve içecek önerir.Cu el poți încălzi mâncarea și băutura.
Sevdiği yiyecek: geyik eti.Vânat apreciat pentru carnea gustoasă; pitpalac.
Buğday yok, tarlalar kuru, hiçbir yiyecek kalmadı" diyordu.Nimeni nu mai joacă rummy, nimic, culcarea!"
Zamanlarının çoğunu yüzerek, suda yiyecek arayarak ve dipte yetişen bitkileri yiyerek geçirirler.Își petrece majoritatea timpului pe pământ, cercetând solul cu ciocul în căutarea hrănii.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.Ei folosesc mustățile lor pentru a localiza hrana.
Noel arifesi gecesi evlerde Noel Baba ve geyikleri için yiyecekler bırakılır.În Statele Unite, copiii lasă în seara de Ajun prăjituri și lapte pentru Moș Crăciun.
Kimi zaman yiyecek almak için bile paraları olmuyordu.Nici chiar când iei bani cu împrumut.
Asya mutfağı, Asya kıtasına özgü yiyeceklerin genel adı.Maya, numele comun pentru vrabia euro-asiatică.
Ayrıca Yargılaması sırasında kampa gelen yiyecek maddelerini esirlere vermek yerine sattığı belirlendi.El a început și discuții pentru returnarea bunurilor proprietate personală confiscate în momentul arestării.
Yiyecekler doğru şekilde pişirilerek ve yemekten önce eller yıkanılarak hastalıktan korunulur.Prevenirea infestării constă în gătirea corespunzătoare a hranei și spălarea mâinilor înainte de a găti.
Organik olan her şey onlar için yiyecektir.Minden szerves anyag táplálék a számukra.
Sonbaharda kış için yiyecek depolamak ve kışlık giyecek hazırlamak ile uğraşıyorlardı.Ősszel el kellett raktározniuk a gyűjtögetett élelmet és ruházatot kellett készíteniük a télre.
Hem bir vampir gibi kan hem de insan yiyecekleri ile beslenebilmektedir ancak tercihi kandır.Egyaránt ihat vért, és ehet emberi táplálékot, de a vért jobban szereti.
Askerler kendisine yiyecek ve içecek önerir.A tiszt azonban ételt és italt adott neki.
Bu yiyecek bile, 1942 Ocak ayının ilk yarısında sadece işçilere ve askeri personele verilebiliyordu.1942 januárjában még ezt is csak a munkások és a katonai személyzet kapta körülbelül két hétig.
Altı gün mayasız ekmek yiyeceksiniz...Hét napig egyetek kovásztalan kenyeret.
Yiyecekler Beta 1.8'den önce can doldurmaktaydı.A foobar2000 a v1.1.14 beta 1-től kezdve támogatja a formátumot.
Yetişkin bir karga günde 300 gramdan fazla yiyecek tüketir.Egészséges felnőtt napi 1 grammot vesz magához az élelmiszerekből.
Genellikle pusuda bekleyerek avlar, ancak zaman zaman etkince yiyecek aramaya da yeltenir.Többnyire lesből vadászik, de alkalmanként aktívan keresi is az ennivalót.
Çok az yiyecek ve içecekle uzun süreler dayanabilirdi.Hosszú ideig kibírják táplálék és víz nélkül.
Yiyeceklerin geçici olarak büyük miktarda depolandığı organdır.A felesleges élelmet nagy mennyiségben tárolták.
U.S. Food and Drug Administration (A.B.D. Yiyecek ve İlaç Başkanlığı) Tel.Amerikai Élelmiszer- és Gyógyszerfelügyelet (Food and Drug Administration – FDA)
Şeker gibi zararlı yiyeceklere bayılır.Nagyon kedvelik a cukortartalmú, édes anyagokat.
Bunlarla zeminde yiyecek ararlar.A táplálékukat a földön keresik.
Normal yiyecekleri sindiremez.Normál táplálkozás mellett hiánya nem fordul elő.
Artık zararlı yiyecekler hatta tuz bile yoktur.Semmiféle mérgező hatása, és semmi tápértéke sincs.
Günün 9 - 10 saatini yiyecek aramayla geçirirler.Naponta egy-két kilométert vándorolnak táplálék után kutatva.
Karnın üzerinde sürüneceksin ve ömrün boyunca toprak yiyeceksin.A galamb aztán maga marad, és búsan keres egész életén át...
İsyan'ın çıkış noktası koşullar ve yiyecek sıkıntısıydı.A legnagyobb gond a visszavonuláskor a terepviszony és az élelmezés volt.
Yiyecek ararken görme ve koku alma duyularını kullanır.A táplálék megkeresésében hallása és látása segíti.
Araçta bu süre için yeterli yiyecek ve içecek bulunuyordu.A helyszínen ételt és italt osztottak.
Salgın Kahire'ye yiyecek tedariki sistemini de çok aksatmış ve şehirde açlık alıp yürümüştü.Károlynak igen hamar utánpótlási gondjai támadtak, táborában éhezés tört ki.
Denizkestaneleri denizsamuru en rağbet ettikleri yiyeceklerdendir.A tengert tápláló folyók közül leghosszabb a Mezeny.
Bunlar yiyeceklerle doldurulur ve daha sonra kömür ile yakılırdı.Legeltettek rajta, tűzifa-, majd pedig szénaraktárnak használták.
Oyna Caycay Oyna Konuşan Köpek Marki Meri Elma Şekerini Kim Yiyecek?Kozmikus kosárlabda (Basket en orbite) Kettős játék (Présume coupable) Ki kicsoda?
İngiliz donanması Alman limanlarını bloklayark yiyecek ithal etmelerini önledi.A dán flotta blokád alá vette a német kikötőket.
Yiyecekler doğru şekilde pişirilerek ve yemekten önce eller yıkanılarak hastalıktan korunulur.Étkezés előtt kezet kell mosni, és az ételt jól meg kell rágni.
Yiyecek alımının zamanlaması, yiyecek miktarları ve türlerine uyacak dozaj ve zamanlamayı ayarlama.Ennek eredményeként a bevitt táplálék regurgitációja, hányinger és hányás léphet fel.
Yaban domuzu da en sevdiği yiyeceklerden biridir.A Szalon Barna a Pécsi Sörfőzde egyik kedvelt terméke.
Bu yiyecek çok tuzlu.Ez az étel túl sós.
Evde bir sürü yiyecek vardı.Sok ennivaló volt a házban.
Yiyecek ararken uzun mesafeler katedebilir.Ne saattavat liikkuvat pitkiä matkoja ravintoa etsiessään.
Birçok İsviçreli rösti'yi ulusal bir yiyecek olarak kabul eder.Jotkut pitävät röstiä Sveitsin kansallisruokana.
Çok az yiyecek ve içecekle uzun süreler dayanabilirdi.Heidän mukanaan oli vain vähän ruokaa ja juomavettä.
Bu şekilde Dallas Cowboy için ücretsiz yiyecek ve bilet alabiliyordu.Joten minulla olisi teille kaikille vapaan syömisen buffetti.
Onların derin gagaları, küçücük yiyecek maddelerini süzerek almak için özelleşmiştir.Ələkbər Tahirzadə syntyi pikkukauppiaan perheeseen.
Oyuncaklar, yiyecek ile birlikte verilmektedir.Työkaluja ostetaan käyttöön ruoalla.
Geceleri yiyecek aramaya koyulurlar.Ravintoa se etsii yöaikaan.