Ana içeriğe geç
Sözlük

yiyecek ile cümle

yiyecek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Noel arifesi gecesi evlerde Noel Baba ve geyikleri için yiyecekler bırakılır.În Statele Unite, copiii lasă în seara de Ajun prăjituri și lapte pentru Moș Crăciun.
Kimi zaman yiyecek almak için bile paraları olmuyordu.Nici chiar când iei bani cu împrumut.
Asya mutfağı, Asya kıtasına özgü yiyeceklerin genel adı.Maya, numele comun pentru vrabia euro-asiatică.
Ayrıca Yargılaması sırasında kampa gelen yiyecek maddelerini esirlere vermek yerine sattığı belirlendi.El a început și discuții pentru returnarea bunurilor proprietate personală confiscate în momentul arestării.
Yiyecekler doğru şekilde pişirilerek ve yemekten önce eller yıkanılarak hastalıktan korunulur.Prevenirea infestării constă în gătirea corespunzătoare a hranei și spălarea mâinilor înainte de a găti.
Organik olan her şey onlar için yiyecektir.Minden szerves anyag táplálék a számukra.
Sonbaharda kış için yiyecek depolamak ve kışlık giyecek hazırlamak ile uğraşıyorlardı.Ősszel el kellett raktározniuk a gyűjtögetett élelmet és ruházatot kellett készíteniük a télre.
Hem bir vampir gibi kan hem de insan yiyecekleri ile beslenebilmektedir ancak tercihi kandır.Egyaránt ihat vért, és ehet emberi táplálékot, de a vért jobban szereti.
Askerler kendisine yiyecek ve içecek önerir.A tiszt azonban ételt és italt adott neki.
Bu yiyecek bile, 1942 Ocak ayının ilk yarısında sadece işçilere ve askeri personele verilebiliyordu.1942 januárjában még ezt is csak a munkások és a katonai személyzet kapta körülbelül két hétig.
Altı gün mayasız ekmek yiyeceksiniz...Hét napig egyetek kovásztalan kenyeret.
Yiyecekler Beta 1.8'den önce can doldurmaktaydı.A foobar2000 a v1.1.14 beta 1-től kezdve támogatja a formátumot.
Yetişkin bir karga günde 300 gramdan fazla yiyecek tüketir.Egészséges felnőtt napi 1 grammot vesz magához az élelmiszerekből.
Genellikle pusuda bekleyerek avlar, ancak zaman zaman etkince yiyecek aramaya da yeltenir.Többnyire lesből vadászik, de alkalmanként aktívan keresi is az ennivalót.
Çok az yiyecek ve içecekle uzun süreler dayanabilirdi.Hosszú ideig kibírják táplálék és víz nélkül.
Yiyeceklerin geçici olarak büyük miktarda depolandığı organdır.A felesleges élelmet nagy mennyiségben tárolták.
U.S. Food and Drug Administration (A.B.D. Yiyecek ve İlaç Başkanlığı) Tel.Amerikai Élelmiszer- és Gyógyszerfelügyelet (Food and Drug Administration – FDA)
Şeker gibi zararlı yiyeceklere bayılır.Nagyon kedvelik a cukortartalmú, édes anyagokat.
Bunlarla zeminde yiyecek ararlar.A táplálékukat a földön keresik.
Normal yiyecekleri sindiremez.Normál táplálkozás mellett hiánya nem fordul elő.
Artık zararlı yiyecekler hatta tuz bile yoktur.Semmiféle mérgező hatása, és semmi tápértéke sincs.
Günün 9 - 10 saatini yiyecek aramayla geçirirler.Naponta egy-két kilométert vándorolnak táplálék után kutatva.
Karnın üzerinde sürüneceksin ve ömrün boyunca toprak yiyeceksin.A galamb aztán maga marad, és búsan keres egész életén át...
İsyan'ın çıkış noktası koşullar ve yiyecek sıkıntısıydı.A legnagyobb gond a visszavonuláskor a terepviszony és az élelmezés volt.
Yiyecek ararken görme ve koku alma duyularını kullanır.A táplálék megkeresésében hallása és látása segíti.
Araçta bu süre için yeterli yiyecek ve içecek bulunuyordu.A helyszínen ételt és italt osztottak.
Salgın Kahire'ye yiyecek tedariki sistemini de çok aksatmış ve şehirde açlık alıp yürümüştü.Károlynak igen hamar utánpótlási gondjai támadtak, táborában éhezés tört ki.
Denizkestaneleri denizsamuru en rağbet ettikleri yiyeceklerdendir.A tengert tápláló folyók közül leghosszabb a Mezeny.
Bunlar yiyeceklerle doldurulur ve daha sonra kömür ile yakılırdı.Legeltettek rajta, tűzifa-, majd pedig szénaraktárnak használták.
Oyna Caycay Oyna Konuşan Köpek Marki Meri Elma Şekerini Kim Yiyecek?Kozmikus kosárlabda (Basket en orbite) Kettős játék (Présume coupable) Ki kicsoda?
İngiliz donanması Alman limanlarını bloklayark yiyecek ithal etmelerini önledi.A dán flotta blokád alá vette a német kikötőket.
Yiyecekler doğru şekilde pişirilerek ve yemekten önce eller yıkanılarak hastalıktan korunulur.Étkezés előtt kezet kell mosni, és az ételt jól meg kell rágni.
Yiyecek alımının zamanlaması, yiyecek miktarları ve türlerine uyacak dozaj ve zamanlamayı ayarlama.Ennek eredményeként a bevitt táplálék regurgitációja, hányinger és hányás léphet fel.
Yaban domuzu da en sevdiği yiyeceklerden biridir.A Szalon Barna a Pécsi Sörfőzde egyik kedvelt terméke.
Bu yiyecek çok tuzlu.Ez az étel túl sós.
Evde bir sürü yiyecek vardı.Sok ennivaló volt a házban.
Yiyecek ararken uzun mesafeler katedebilir.Ne saattavat liikkuvat pitkiä matkoja ravintoa etsiessään.
Birçok İsviçreli rösti'yi ulusal bir yiyecek olarak kabul eder.Jotkut pitävät röstiä Sveitsin kansallisruokana.
Çok az yiyecek ve içecekle uzun süreler dayanabilirdi.Heidän mukanaan oli vain vähän ruokaa ja juomavettä.
Bu şekilde Dallas Cowboy için ücretsiz yiyecek ve bilet alabiliyordu.Joten minulla olisi teille kaikille vapaan syömisen buffetti.
Onların derin gagaları, küçücük yiyecek maddelerini süzerek almak için özelleşmiştir.Ələkbər Tahirzadə syntyi pikkukauppiaan perheeseen.
Oyuncaklar, yiyecek ile birlikte verilmektedir.Työkaluja ostetaan käyttöön ruoalla.
Geceleri yiyecek aramaya koyulurlar.Ravintoa se etsii yöaikaan.
Bunun sonucunda da ürün FDA'den (ABD ilaç ve yiyecek yönetim kurumu) onay alamadı.Sen on hyväksynyt ainoastaan Yhdysvaltain lääkeviranomainen (FDA).
Brunch geç bir sabah öğünü olup, genellikle kahvaltıdan daha fazla yiyecek bulunur.Brunssi on myöhäisaamun ateria, vähän isompi kuin aamiainen ja yleensä korvaa aamiaisen ja lounaan.
(Yemek yiyecek (mi)sin?)Pyhä ruoka: Mitä oikein saa syödä?.
Bu restoranlarda vegan tabir edilebilecek yiyecekler satılır.Nykyisin seuran tapahtumissa myydään ainoastaan vegaanista ruokaa.
Onu kutsal bir yerde yiyecekler.Sana Syöte tarkoittaa pyhää paikkaa.
Zamanlarının çoğunu yüzerek, suda yiyecek arayarak ve dipte yetişen bitkileri yiyerek geçirirler.Se vietti suurimman osan ajastaan veden alla ruokaa etsimässä.
Bazen balıkları çekmek için su yüzüne yiyecek atarlar.Toisinaan se kuitenkin voi pyydystää kaloja uimalla vedessä.
Farklı amaçları doldurmak için farklı türde yiyecek macunları vardır.Eri käyttötarkoituksiin on kehitetty useita erityyppisiä diodeja.
Bunlar yiyeceklerle doldurulur ve daha sonra kömür ile yakılırdı.Savi annettiin kuivua ja sitten se poltettiin keramiikaksi.
Parti üç gün sürmüş ve 5 ton içki ve yiyecek tüketilmiştir.Laika pyrittiin pitämään hengissä 10 vuorokautta ja sitä varten mukana oli ruokaa ja juomaa.
Yemeklerine sıra gelince hepsi birbirinden lezzetli yiyeceklerdir.Ruokaillessaan ne ovat hyvin kesyjä.
Muz çeşitleri Orta Afrika mutfağının ortak yiyeceklerindendir.Monet ruokalait perustuvat afrikkalaiseen keittiöön.
Bu tür yiyecekler, kış süresinde gerekli protein ve vitaminleri sağlar.Havunoksat tarjoavat etenkin talvella tarpeellisia vitamiineja.
İşçiler yiyecek fiyatlarının artmasını protesto ediyorlardı.Ihmiset osoittivat mieltään korkeita ruoan hintoja vastaan.
Kısa bir süre sonra hayvanların yiyecekleri tükenir.Munasta kuoriutuu lemmikki jonkin ajan kuluttua.
Tatlı patates Orta Amerika'ya has bir yiyecektir ve burada en az 5,000 yıl öncesinde ekilmeye başlamaktadır.Bataatti kasvaa luonnonvaraisena Keski- ja Etelä-Amerikassa, missä sitä on viljelty ainakin 5000 vuoden ajan.
Farklı yiyecekler açlık barını farklı oranlarda doldurur.Joissakin leivänpaahtimissa on mahdollista paahtaa leivän pintaan erilaisia kuvioita.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
yiyecek ile cümle - Sayfa 37 - yiyecek kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App