yiyecek ile cümle
yiyecek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Geceleri yiyecek aramaya koyulurlar.Вночі виходить у пошуках їжі.
1912 - Deniz kuvvetlerine yiyecek sağlamak için, dünyanın ilk konserve fabrikası İngiltere'de açıldı.1912 — у Великій Британії почав роботу перший у світі консервний завод.
Mobil catering, acil durumlarda insanlara yiyecek sağlamak için de kullanılır.Церки використовуються також для утримування захопленої здобичі при поїданні.
Öyle ki askerler kendi çabalarıyla yiyecek bulmak durumunda kalmaktaydılar, hatta kendi atlarını yediler.Поїли всі припаси і навіть своїх коней.
Kış süresince kıyıda balıkçılık yapan gruplar iç bölgelere avlanmaya ve yiyecek bulmaya geliyordu.Весною люди ходили копати і їли.
Lemon myrtle yiyecekler içinde popülerdir,limon suyunu pıhtılaştırır, peynir tatlısı, dondurma gibi.Лимонний мирт популярний у харчових продуктах, які згортаються від лимонного соку, наприклад, морозиво.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.Листя руколи використовують в їжу.
Bazı kültürlerde insan eti yiyecek olarak görülür, bazen hayvan etiyle bir tutulurdu.У деяких культурах виключають вживання м'яса в їжу, іноді використовуються його аналоги.
Orta Çağ'da yiyecekleri saklama ve koruma yöntemleri hemen hemen antik dönemlerde olduğu gibiydi.В основному, що виробляли те й споживали, жили як за часів середньовіччя.
Yiyecek ayrımı fazla yapmazlar.Їжа робиться більш різноманітною.
Bazı hayvanlar satılmak üzere çalındı, kimileri yiyecek niyetine öldürüldü.Але я думаю, що тварини створені для того, щоб їх їли.
Bu da yiyecek ihtiyacını karşılar.Варто звернути увагу ще і на їжу.
İmaret: Yoksul halka ücretsiz yiyecek dağıtan aşevleridir.Він першим впровадив практику роздачі бідним бесплатної їжі.
Yiyecek ekranı personel tarafından karşılanabilir veya müşteriler yemek tabaklarını kendileri alabilir.Він може сам накладати їжу в тарілки, або це робить офіціант.
Çevreye yiyecek satışı yapan güvenli marketler kuruldu.Почалися створювати товариства, які займалися продажем сортового насіння.
Daha sonra mezar yakınları tarafından zaman zaman mezara yiyecek götürülüyor ve ölü adına dualar okunuyordu.Після похорону живі родичі мали іноді приносити їжу до гробниці й читати молитви за покійного.
Bu su eksikliğinden dolayı Mısır halkına yetişecek yiyecek olmayacağı aşikardı.Прості українці не любили цей район через відсутність води.
Böylece yaban arısı larvası yiyecek deposuna sahiptir.«З віком потрібно зменшувати кількість жирів в їжі.
Bu yiyecekler tüketilince de oyuncunun enerjisi artar.Споживання продуктів також вимагає певних енерговитрат.
Genellikle pusuda bekleyerek avlar, ancak zaman zaman etkince yiyecek aramaya da yeltenir.Добре лазять, однак на дерева забираються звичайно тільки в пошуках їжі.
Bu yiyecek sağlıksız.Це нездорова їжа.
Yiyecek yetersiz.Їжі не вистачає.
Tom Mary'ye biraz yiyecek verdi.Том дав Марі трохи ïжі.
Yiyecek almalıyım.Я повинен купити продукти.
Bu yiyecek değil.Це не їжа.
Herhangi bir yiyecek sipariş ettin mi?Ти замовив якусь їжу?
Herhangi bir yiyecek sipariş ettin mi?Ти замивила якусь їжу?
Kendine yiyecek bir şey al.Купи собі чогось поїсти.
Tom pasta yiyecek.Том буде їсти торт.
Tom birçok yiyecek satın aldı.Том купив багато їжі.
Bu bakteriler yiyeceklerde yaşayabilirler ama bu duruma oldukça nadir rastlanır.Tyto bakterie mohou přežívat i v jídle – k tomu však dochází velice zřídka.
Karnın üzerinde sürüneceksin ve ömrün boyunca toprak yiyeceksin.Polezeš po břiše, po všechny dny svého života žrát budeš prach."
Dondurulmuş bazı yiyeceklerin çözülmesi uzun zaman alır.Pro delší dobu skladování nutno plody zmrazit.
Yiyecek maddeleri çeşit ve yapılışları bakımından toplumdan topluma değişiklikler göstermektedir.V množném čísle se mužské -आ -ā mění na -ए -e, ženské -ई -ī se mění na -इया -iyā(n).
Günün geri kalanını birbirlerinden ayrı olarak yiyecek aramakla geçirirler.Mimo reprodukční období při denním hledání potravy tvoří ostatní samci samostatné skupiny.
Sevdiği yiyecek: geyik eti.Co mají rádi v Gruzii: kuře tabaka.
Kalede bol miktarda yiyecek vardı.Ujistil je také, že potravin je na hradě ještě dost.
Dişi geceleyin yavruları emzirip gündüzleri yiyecek arar.U viditelných návěstí se rozlišují návěstí denní a noční.
Bu hızlı büyüme özellikleri nedeni ile günlük yedikleri yiyecek toplam vücut ağırlıklarının %40'ı kadardır.Denní spotřeba potravy odpovídá 14 % tělesné hmotnosti.
(Yemek yiyecek (mi)sin?)Meen söömä. – Jdu se najíst.
Çok az yiyecek ve içecekle uzun süreler dayanabilirdi.Může celé měsíce přežívat bez potravy a vody.
Zeytinyağlı yiyecekler ağırlıklıdır.Výtrusný prach je olivový.
1870'lerden sonra konserve yiyecek imalatı hızlı bir biçimde arttı.Po roce 1870 móda parodií rychle upadla.
Ayrıca, yiyecek yardımları söz konusudur.Společné jídlo slouží také k vyjádření náklonnosti.
İlk günlerde, zaten az olan yiyecek stoklarını aralarında azar azar paylaşarak idare etmeye çalıştılar.Časem je však začal sužovat takový nedostatek potravy, že se začali pojídat navzájem.
Sonra ona yiyecek bir şeyler getirmesi için benim evimden birini çağırdım.Jedna místní žena ho zde pozvala k jídlu.
Böbrekleri de değerli bir yiyecektir.Ryzec pravý je též vynikající jedlá houba.
Bunlarla zeminde yiyecek ararlar.Potravu sbírá na zemi.
Geleneksel (Aşkenaz) yiyecekler arasında patatesli krepler (Latkeler) vardır.S poutí je spojováno tradiční pečivo – preclíky.
Şehirde çok yiyecek saklı bulunuyordu.Ve městě se projevoval i nedostatek potravin.
Kobaylar doğada bütün gün gizlenerek yiyecek ararlar.Útoky divokých stvoření při honbě za potravou denně drancovaly zemi.
Nüfusun çoğunluğunca her gün tüketilen bir yiyecektir.Velká část druhů jedlí vyniká mohutným vzrůstem.
Yetişkin balinalar günde 1.800 kiloya kadar yiyecek tüketirler.Poté samice ve volné přírodě zkonzumují 1800 kg potravy na rok.
Evlerde ve lokantalarda da yerel yiyecekler genelde elle yenir.Místní restaurace a hospůdky rovněž nabízejí speciální jídla.
Karnı aç, yiyecek bir şeyi yok ve dışarıda yağmur yağıyor.Za potravou vylézá po ochlazení nebo po dešti.
Farklı amaçları doldurmak için farklı türde yiyecek macunları vardır.Pro různé účely existují různé druhy lopat.
BM Kızıl Kmerler'in sınırdaki kimi kamplarına yiyecek yardımını kesti.Nastoupil jako správce na velkostatek Červené Pečky u Kolína.
Bu yiyecek daha çok özel günlerde olmakla beraber pişirilerek akrabalara komşulara sunulmaktadır.Tento systém znamená, že místo jednoho člověka připravuje nyní jídlo více kuchařů.
Ertesi sabah ölüyü temsil eden kişiyle köyün içinde tokalaşılır ve yiyecekler paylaşılarak veda edilir.V den stěhování se s ním přijde rozloučit celá vesnice Studenec i mnoho lidí z vesnic okolních.
Bu alanlarda daha kolay yiyecek ve su temin edilebilmesi nedeniyle seçilmiştir.O to složitější zde bylo získávání zásob a vody.