Ana içeriğe geç
Sözlük

yiyecek ile cümle

yiyecek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Böylece yaban arısı larvası yiyecek deposuna sahiptir.«З віком потрібно зменшувати кількість жирів в їжі.
Bu yiyecekler tüketilince de oyuncunun enerjisi artar.Споживання продуктів також вимагає певних енерговитрат.
Genellikle pusuda bekleyerek avlar, ancak zaman zaman etkince yiyecek aramaya da yeltenir.Добре лазять, однак на дерева забираються звичайно тільки в пошуках їжі.
Bu yiyecek sağlıksız.Це нездорова їжа.
Yiyecek yetersiz.Їжі не вистачає.
Tom Mary'ye biraz yiyecek verdi.Том дав Марі трохи ïжі.
Yiyecek almalıyım.Я повинен купити продукти.
Bu yiyecek değil.Це не їжа.
Herhangi bir yiyecek sipariş ettin mi?Ти замовив якусь їжу?
Herhangi bir yiyecek sipariş ettin mi?Ти замивила якусь їжу?
Kendine yiyecek bir şey al.Купи собі чогось поїсти.
Tom pasta yiyecek.Том буде їсти торт.
Tom birçok yiyecek satın aldı.Том купив багато їжі.
Bu bakteriler yiyeceklerde yaşayabilirler ama bu duruma oldukça nadir rastlanır.Tyto bakterie mohou přežívat i v jídle – k tomu však dochází velice zřídka.
Karnın üzerinde sürüneceksin ve ömrün boyunca toprak yiyeceksin.Polezeš po břiše, po všechny dny svého života žrát budeš prach."
Dondurulmuş bazı yiyeceklerin çözülmesi uzun zaman alır.Pro delší dobu skladování nutno plody zmrazit.
Yiyecek maddeleri çeşit ve yapılışları bakımından toplumdan topluma değişiklikler göstermektedir.V množném čísle se mužské -आ -ā mění na -ए -e, ženské -ई -ī se mění na -इया -iyā(n).
Günün geri kalanını birbirlerinden ayrı olarak yiyecek aramakla geçirirler.Mimo reprodukční období při denním hledání potravy tvoří ostatní samci samostatné skupiny.
Sevdiği yiyecek: geyik eti.Co mají rádi v Gruzii: kuře tabaka.
Kalede bol miktarda yiyecek vardı.Ujistil je také, že potravin je na hradě ještě dost.
Dişi geceleyin yavruları emzirip gündüzleri yiyecek arar.U viditelných návěstí se rozlišují návěstí denní a noční.
Bu hızlı büyüme özellikleri nedeni ile günlük yedikleri yiyecek toplam vücut ağırlıklarının %40'ı kadardır.Denní spotřeba potravy odpovídá 14 % tělesné hmotnosti.
(Yemek yiyecek (mi)sin?)Meen söömä. – Jdu se najíst.
Çok az yiyecek ve içecekle uzun süreler dayanabilirdi.Může celé měsíce přežívat bez potravy a vody.
Zeytinyağlı yiyecekler ağırlıklıdır.Výtrusný prach je olivový.
1870'lerden sonra konserve yiyecek imalatı hızlı bir biçimde arttı.Po roce 1870 móda parodií rychle upadla.
Ayrıca, yiyecek yardımları söz konusudur.Společné jídlo slouží také k vyjádření náklonnosti.
İlk günlerde, zaten az olan yiyecek stoklarını aralarında azar azar paylaşarak idare etmeye çalıştılar.Časem je však začal sužovat takový nedostatek potravy, že se začali pojídat navzájem.
Sonra ona yiyecek bir şeyler getirmesi için benim evimden birini çağırdım.Jedna místní žena ho zde pozvala k jídlu.
Böbrekleri de değerli bir yiyecektir.Ryzec pravý je též vynikající jedlá houba.
Bunlarla zeminde yiyecek ararlar.Potravu sbírá na zemi.
Geleneksel (Aşkenaz) yiyecekler arasında patatesli krepler (Latkeler) vardır.S poutí je spojováno tradiční pečivo – preclíky.
Şehirde çok yiyecek saklı bulunuyordu.Ve městě se projevoval i nedostatek potravin.
Kobaylar doğada bütün gün gizlenerek yiyecek ararlar.Útoky divokých stvoření při honbě za potravou denně drancovaly zemi.
Nüfusun çoğunluğunca her gün tüketilen bir yiyecektir.Velká část druhů jedlí vyniká mohutným vzrůstem.
Yetişkin balinalar günde 1.800 kiloya kadar yiyecek tüketirler.Poté samice ve volné přírodě zkonzumují 1800 kg potravy na rok.
Evlerde ve lokantalarda da yerel yiyecekler genelde elle yenir.Místní restaurace a hospůdky rovněž nabízejí speciální jídla.
Karnı aç, yiyecek bir şeyi yok ve dışarıda yağmur yağıyor.Za potravou vylézá po ochlazení nebo po dešti.
Farklı amaçları doldurmak için farklı türde yiyecek macunları vardır.Pro různé účely existují různé druhy lopat.
BM Kızıl Kmerler'in sınırdaki kimi kamplarına yiyecek yardımını kesti.Nastoupil jako správce na velkostatek Červené Pečky u Kolína.
Bu yiyecek daha çok özel günlerde olmakla beraber pişirilerek akrabalara komşulara sunulmaktadır.Tento systém znamená, že místo jednoho člověka připravuje nyní jídlo více kuchařů.
Ertesi sabah ölüyü temsil eden kişiyle köyün içinde tokalaşılır ve yiyecekler paylaşılarak veda edilir.V den stěhování se s ním přijde rozloučit celá vesnice Studenec i mnoho lidí z vesnic okolních.
Bu alanlarda daha kolay yiyecek ve su temin edilebilmesi nedeniyle seçilmiştir.O to složitější zde bylo získávání zásob a vody.
Kısa bir süre sonra hayvanların yiyecekleri tükenir.Další důležitá věc je odstraňování zbytků potravy brzy po krmení.
Onu kutsal bir yerde yiyecekler.Poté odešel do Svaté země.
Koyunların yiyecek ve sudan başka bir kaygıları yoktu.Neměli žádné potíže s hovězím ani s jiným masem.
Bu yiyecekleri yiyen kişiler hastalanabilir.Persoanele care consumă alimentele respective se pot îmbolnăvi.
20. Bölgede okul çocuklarına bedava giysi ve yiyecek verildi.În XXe arrondissement, școlarilor li s-a dat îmbrăcăminte și hrană.
Bu bakteriler yiyeceklerde yaşayabilirler ama bu duruma oldukça nadir rastlanır.Aceste bacterii pot trăi în alimente, dar această situație este foarte neobișnuită.
Sonra ona yiyecek bir şeyler getirmesi için benim evimden birini çağırdım.Apoi sunam pe cineva de acasă la mine să-i aducă niște mâncare.”
Ama şehir depoları yiyecekle doluydu.Locurile de mâncare erau pline de murdărie.
Yiyecek sıkıntısı baş gösterdi ve karaborsacılık yaygınlaştı.Foametea era în plină expansiune și mărfurile s-au rărit.
Peynir kökeni oldukça eskiye dayanan bir yiyecektir.Brânză a intrat la egalitate în ultima perioadă.
Bunlarla zeminde yiyecek ararlar.Își procură hrana de pe pământ.
Bunun üzerine Hearst'ün babası, 6 milyon dolar tutarında yiyecek yardımı yapılmasını sağladı.Dar președintele lui Porto, a declarat că nu-l vinde decât pentru 40 de milioane €.
Askerler kendisine yiyecek ve içecek önerir.Cu el poți încălzi mâncarea și băutura.
Sevdiği yiyecek: geyik eti.Vânat apreciat pentru carnea gustoasă; pitpalac.
Buğday yok, tarlalar kuru, hiçbir yiyecek kalmadı" diyordu.Nimeni nu mai joacă rummy, nimic, culcarea!"
Zamanlarının çoğunu yüzerek, suda yiyecek arayarak ve dipte yetişen bitkileri yiyerek geçirirler.Își petrece majoritatea timpului pe pământ, cercetând solul cu ciocul în căutarea hrănii.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.Ei folosesc mustățile lor pentru a localiza hrana.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod