Yumurtaları yiyecek kişidir.L’homme est ce qu’il mange.
Ama şehir depoları yiyecekle doluydu.La nourriture dans la ville était épuisée.
Bir düğün hazırlayıcısı düğün partisine yiyecek sağlar.Une jeune femme prépare la table pour fêter son anniversaire de mariage.
Yiyecekler organik veya inorganik maddelerden üretilmiş olabilirler.Les retardateurs de prise peuvent être des composés organiques ou inorganiques.
Tabak: İçine yiyecek koymaya yarayan az derin kap.Il a une courte trompe, qui lui sert à attraper sa nourriture.
Yumurta, aşçılıkta pek çok değişik biçimde kullanılabilen bir yiyecektir.En cuisine, l'œuf se prépare de différentes manières.
Bazen balıkları çekmek için su yüzüne yiyecek atarlar.La Chouette rayée patauge parfois dans l'eau afin de capturer des poissons.
Bunun yanında mısır unundan da yiyecekler yapılır.Notre nourriture est amenée de l’extérieur.
Yüzey aktif maddeler yağ ve yiyecek dökülmelerine saldırdı.Cette utilisation excessive des pesticides empoisonne la production de la nourriture et l’eau.
Dilenci, Geçimini başka insanlardan para, yiyecek vb. isteyerek sağlayan kişi.Priant, aidant les autres, charitable.
Yağmur yağdığında, tanrı yeryüzüne inmiştir ve yiyecek arıyor demektir.Après une pluie, il lui arrive de sonder le sol à la recherche de vers de terre.
Araçta bu süre için yeterli yiyecek ve içecek bulunuyordu.Ce dernier avait bu et conduisait ce jour-là.
Pizza benim en sevdiğim yiyecek.La pizza es mi comida favorita.
Savaş kurbanlarına yiyecek temin ettiler.Ellos proveyeron a las víctimas de la guerra de alimentos.
En sevdiğin yiyecek nedir?¿Cuál es tu comida favorita?
Yiyecek bir şey istiyorum.Quiero algo para comer.
Yiyecek bir şey istiyor musun?¿Quieres algo de comer?
Ona istediği kadar çok yiyecek verdim.Le di toda la comida que quiso.
Bu yiyecek kimin?¿De quién es esta comida?
Adam üç gündür bir şey yememişti, yiyecekten başka bir şey düşünemiyordu.El hombre que no había comido nada en tres días no podía pensar en otra cosa que no fuera en comida.
Bu yiyecek çok tuzlu.Esta comida está muy salada.
Ne yiyeceksiniz?¿Qué vais a comer?
Yiyecek almak için hiçbir yer yoktu.No había ningún lugar para comprar comida.
Sonbaharda bazı hayvanlar kış için yiyecek biriktirirler.En el otoño, algunos animales guardan comida para el invierno.
Tom biraz yiyecek almak zorunda.Tom tiene que comprar algo de comida.
Tom yiyecek bir şey istemiyor.Tom no quiere comer nada.
Tom'un yiyecek bir şeyi yok.Tom no tiene nada de comida.
Biraz yiyecek istiyorum.Quiero un poco de comida.
Evde akşam yemeği yiyecek misiniz?¿Vais a cenar en casa?
Tom'un yiyecek çok fazla yemeği yoktu.Tom no tenía mucha comida para comer.
Onların yiyecekleri yoktu.No tenían comida.
Tüm yiyecek bitti.Se ha acabado toda la comida.
Tom'un yiyecek bir şeyi yoktu.Tom no tenía nada para comer.
Tom Mary'ye biraz yiyecek verdi.Tom dio a Mary algo de comida.
Kimle akşam yemeği yiyeceksin?¿Con quién vas a cenar?
En sevdiğiniz hızlı yiyecek nedir?¿Cuál es vuestra comida rápida preferida?
Sana yiyecek bir şey getireceğim.Te traeré algo de comer.
Onlara yiyecek verdik.Les dimos comida.
Bana hem elbiseler hem de yiyecek verdi.Dame comida y ropa.
Bu kızarmış patatesleri yiyecek misin?¿Te vas a comer esas papas fritas?
Asla vazgeçemeyeceğin bir yiyecek nedir?¿Cuál es una comida a la que nunca renunciarías?
Partide hiç yiyecek olacak mı?¿Habrá algo de comida en la fiesta?
Sana biraz yiyecek getirdim.Te traje comida.
Aç insanın en kıymetli malı yiyecektir.El hombre hambriento se come sus bienes más valiosos.
Tom'a yiyecek bir şey ver.Dale a Tom algo de comer.
Yemek yiyecek misin?¿Vas a comer?
Yiyecek hiçbir şey yok.No hay nada para comer.
Ne yiyeceksin?¿Qué vas a comer?
Sana yiyecek bir şey getirmemi ister misin?¿Quieres que te traiga algo de comer?
Yaşamak için yiyecek, giyecek ve bir eve ihtiyacımız var.Necesitamos comida, ropa y una casa para vivir.
O bizimle yemek yiyecekti.Iba a comer con nosotros.
Tom'a yiyecek ya da içecek bir şey verdin mi?¿Le has dado a Tom algo de comer o beber?
Yiyecek iyiydi.La comida estaba buena.
Başka yiyecek bir şey var mı?¿Hay algo más para comer?
Tom ve Mary'nin yiyecek bir şeyi yok.Tom y Mary no tienen nada para comer.
Ben kantindeki yiyeceklerden nefret ediyorum.Odio la comida de la cantina.
Tom, Mary için yiyecek bir şeyler aldı.Tom le compró a Mary algo para comer.
Tom daha sonra yiyecek.Tom comerá más tarde.
Şimdi ne yiyeceksin?¿Qué vas a comer ahora?
Şüphesiz zakkum ağacı günahkârların cehennemdeki yiyecekleridir.El Zaqum (en árabe: زقوم) es un árbol espinoso que crece en el Jahanam, el infierno musulmán.