Ana içeriğe geç
Sözlük

yiyecek ile cümle

yiyecek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Yine ailemize yiyecek getiririz. Kardeşimizi koruruz, bir deve yükü de fazla (azık) alırız.We shall go and bring a camel-load more of grain for our family, and take good care of our brother.
Onlar ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır.They will eat and fill their bellies with it,
(Suçlular) Mutlaka bir Zakkum ağacından yiyecekler,Will eat of the tree of Zaqqum,
İrinden başka yiyecek de yoktur.Nor food other than suppuration (filth)
(Dikenli) Boğazı tırmalayan bir yiyecek ve acı veren bir azab var.And food that will stick in the throat, and painful torment
Onlar için kuru dikenden başka yiyecek de yoktur.They will have no food except bitter thorn,
Artık gerçekten, ondan yiyecekler böylelikle karınlarını ondan dolduracaklar.They will eat and fill their bellies with it,
"Orda sizin için birçok meyveler vardır; onlardan yiyeceksiniz."You will have fruits in abundance there to eat.
Şüphesiz zakkum olan bir ağaçtan yiyeceksiniz.Will eat of the tree of Zaqqum,
Onlar için (zehirli olan) dari' dikeninden başka bir yiyecek yoktur.They will have no food except bitter thorn,
Doğrusu bir zakkum ağacından yiyeceksiniz.Will eat of the tree of Zaqqum,
Semirtmeyen, açlığı gidermeyen kötü kokulu (kuru) bir dikenden başka yiyecekleri yoktur.They will have no food except bitter thorn,
Zakkum ağacının meyvesinden yiyeceksiniz elbet.Will eat of the tree of Zaqqum,
İşte sermayemiz, bize geri verilmiş. Ailemize yeniden yiyecek alırız.Look, even our money has been returned.
Onlar ondan mutlaka yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklar.They will eat and fill their bellies with it,
Orada sizin için pek çok meyve var. Onlardan yiyeceksiniz.You will have fruits in abundance there to eat.
Zakkumdan bir ağaçtan mutlaka yiyeceksiniz/yiyecekler.Will eat of the tree of Zaqqum,
Boğazdan zor geçen bir yiyecek, korkunç bir azap var,And food that will stick in the throat, and painful torment
Elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz.Will eat of the tree of Zaqqum,
Boğazdan geçmez bir yiyecek ve elem verici bir azap var.And food that will stick in the throat, and painful torment
Diğeri de asılacak, kuşlar başından yiyecekler. İşte öğrenmek istediğiniz iş böylece halloldu."Determined is the matter of your inquiry."
Mutlaka onlar, ondan yiyecekler de karınlarını bundan dolduracaklardır.They will eat and fill their bellies with it,
Bir irinden başka yiyecek de yok.Nor food other than suppuration (filth)
Boğaza duran bir yiyecek, elem verici bir azap var.And food that will stick in the throat, and painful torment
Onlar için kuru bir dikenden başka yiyecek de yoktur.They will have no food except bitter thorn,
Zakkum ağacının meyvesinden yiyecek,Will eat of the tree of Zaqqum,
Yiyecek olarak da cehennemliklerin irininden başka bir şey bulunmaz.Nor food other than suppuration (filth)
Yiyecekleri sadece bir dikenden ibarettir.They will have no food except bitter thorn,
"Zakkum ağacından yiyeceksiniz."Will eat of the tree of Zaqqum,
Yutulması güç bir yiyecek ve acı bir azap...And food that will stick in the throat, and painful torment
Yoksula, öksüze ve tutsağa sevdikleri yiyecekleri yedirirler.And feed the needy for the love of Him, and the orphans and the captives,
Ancak kaynar su ve acı bir yiyecek hariç.Except boiling water and benumbing cold:
İşte sermayemiz de bize geri verilmiş! Yine ailemize yiyecek getiririz.What more can we ask for?
Zekeriyya onun yanına Mâbede ne zaman girse beraberinde yiyecekler bulurdu.From where did this come to you?”
“Meryem! Bu yiyecekleri nereden buluyorsun?” deyince de o: “Bunlar Allah tarafından gönderiliyor.She answered, “It is from Allah; indeed Allah gives to whomever He wills, without limit account.”
Yiyecek ve içeceğine bak, bozulmamış.Look at thy food and drink -- it has not spoiled; and look at thy ass.
Anaların yiyecek ve giyeceğini uygun bir şekilde sağlamak çocuk kendisinin olan babaya borçtur.It is for the father to provide them and clothe them honourably.
Zekeriya mabedde onun yanına her girişinde, yanında bir yiyecek bulurdu.Whenever Zachariah went in to her in the Sanctuary, he found her provisioned.
Zekeriyya, ne vakit mihRaba girse yanında bir yiyecek bulurdu.Whenever Zachariah went in to her in the Sanctuary, he found her provisioned.
Annelerin yiyeceklerini ve giyeceklerini örfe uygun biçimde hazırlamak çocuğun babasına aittir.It is for the father to provide them and clothe them honourably.
Ailemize yeniden yiyecek alırız. Kardeşimizi koruruz.See, our merchandise here is restored to us.
Zekeriyya ne zaman kızın bulunduğu mihraba girse, onun yanında yeni bir yiyecek bulurdu.Whenever Zachariah went in to her in the Sanctuary, he found her provisioned.
Ananın yiyecek ve giyecek ihtiyacını ise çocuğun babası güzel ve uygun bir şekilde karşılamalı.It is for the father to provide them and clothe them honourably.
Zekeriya, tapınakta onun yanına her girişinde yanında yiyecekler bulurdu.Whenever Zachariah went in to her in the Sanctuary, he found her provisioned.
Kendilerine neyin helal olduğunu sana soruyorlar. De ki, "Size temiz yiyecekler helal edilmiştir.They ask thee as to whatever is allowed unto them.
Bize yiyecek yasak edildi, kardeşimizi bizimle beraber gönder de yiyecek alalım.No more measure of grain shall we get (unless we take our brother).
Ailemize yeniden yiyecek alırız.What (more) can we desire?
Bu yiyecekleri nereden buluyorsun?” deyince de o: “Bunlar Allah tarafından gönderiliyor.From where have you got this?" She said, "This is from Allah."
Zekeriya mabedde onun yanına her girişinde, yanında bir yiyecek bulurdu. "Ey Meryem!Whenever Zechariah entered upon her in the sanctuary, he found her with provision.
Biçtiklerinizden yiyecek kadar az bir miktar alır, gerisini başağında bırakırsınız."But whatever you harvest, leave it in its spikes, except for the little that you eat.”
Sonra da yiyeceklerinizden az bir miktar hariç, biçtiklerinizi başağında (stok edip) bırakınız.But whatever you harvest, leave it in its spikes, except for the little that you eat.”
(Onunla yine) ailemize yiyecek getiririz, kardeşimizi koruruz ve bir deve yükü de fazla alırız.We will provide for our family, and protect our brother, and have an additional camel-load.
Zekeriyya ne zaman kızın bulunduğu mihraba girse, onun yanında yeni bir yiyecek bulurdu. "Meryem!Whenever Zechariah entered upon her in the sanctuary, he found her with provision.
Size ve yolculara yiyecek olmak üzere, deniz avı ve onu yemek helal kılındı.Permitted for you is the catch of sea, and its food—as sustenance for you and for travelers.
Onların etrafında yiyecek ve içecekler altın tepsiler ve kadehlerle dolaştırılır.They will be served around with trays of gold, and cups.
Zekeriyya onun yanına Mâbede ne zaman girse beraberinde yiyecekler bulurdu. “Meryem!Whenever Zechariah entered upon her in the sanctuary, he found her with provision.
Ehl-i kitabın kestikleri ve diğer yiyecekleri size helâldir.And the food of those given the Scripture is lawful for you, and your food is lawful for them.
De ki, "Size temiz yiyecekler helal edilmiştir.Say, “Permitted for you are all good things, including what trained dogs and falcons catch for you.”
Kitap halkının yiyeceği size helaldir. Sizin de yiyecekleriniz onlara helaldir.And the food of those given the Scripture is lawful for you, and your food is lawful for them.
Ötekiniz ise asılacak da kuşlar başından yiyecek.As for the other, he will be crucified and birds will eat of his head.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
yiyecek ile cümle - Sayfa 24 - yiyecek kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App