Ana içeriğe geç
Sözlük

yiyecek ile cümle

yiyecek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kitap aynı zamanda kadın, din ve yiyecek konusundaki betimlemelerinden dolayı eleştiriler aldı.She also speaks regarding the need for women to unite in her book On Lies, Secrets and Silence.
Bu restoranlarda vegan tabir edilebilecek yiyecekler satılır.These restaurants serve what can be regarded as vegan food.
Sevdiği yiyecek: geyik eti.Its meat tastes like dog meat. (tr.
Dişi geceleyin yavruları emzirip gündüzleri yiyecek arar.They feed at night and spend the day on twigs.
Bu da yiyecek ihtiyacını karşılar.It is also consumed for food.
Ufakcüceleri bazen yiyecek niyetine ve bazen de spor niyetiyle avladılar.They are game and are sometimes hunted for food.
Daha çok iç bölge İnyupiklerinde yiyecek olarak kullanılır.Similarly, in most German regions it is only used in connection with meals.
Bitkisel yağlar yiyeceklerde ve yemek pişirmek amacıyla kullanılırlar.Edible vegetable oils are used in food, both in cooking and as supplements.
U.S. Food and Drug Administration (A.B.D. Yiyecek ve İlaç Başkanlığı) Tel.F.D.A. U.S. Food and Drug Administration.
Bu mevsimde yiyecek ve içeceklerin yanında giyeceklere de dikkat etmek gerekir.One must provide them with food and drink and clothing.
Mikrodalga fırınlar yiyecekleri çok hızlı bir şekilde pişirmeleri açısından avantajlıdırlar.Apparently they can metabolize food very efficiently.
Su ve yiyecek erzakları büyük ölçüde azalmıştı.Food availability and quality decreased greatly.
Tayland yiyeceklerinde beş ana biber türü malzeme olarak kullanılır.Five main chilies are generally used as ingredients in Thai food.
Daha sağlıklı ve güvenli yiyecekler için tüketicilerin çıkarlarını korumayı amaçlamaktadır.Its goal is to ensure safe and healthy migrant housing conditions.
Seishū'nun ilaç ve yiyeceklerini getirir.Krause's Food & Nutrition Therapy.
Parve kategorisinde bulunan yiyecekler hem etlilerle hem de sütlülerle birlikte kullanılabilir.Pareve foods, being neutral, can be consumed with either dairy or meat.
Asla ağızdan yiyecek içecek VERİLMEZ.One is to never lick food off a knife.
Sardunya ve ançuez Atinalılar için günlük bir yiyecek durumundaydı.Sardines and anchovies were regular fare for the citizens of Athens.
Barınakları, yiyecek ve içecekleri açısından kanaatkârdırlar.They were deprived of sleep, food and drink.
Bazen yiyecek içinde saç buluyorlar; bu benim saçım.Sometimes, they find a hair in the food. That's my hair.
Anne,oğlun ne yiyecek sever bir fikrin var mı. neyi yapmayi sever,neyi yapmak ister?Mom, do you have any idea what your son likes to eat, what he likes to do,what he wants to do?
Ne yazık ki, anneleri okyanusun yüzeyinde yuvarlanan bu şişe kapaklarını yiyecek zannediyorlar.Sadly, their parents mistake bottle caps for food tossing about in the ocean surface.
İş yok, yiyecek yok.So there was no job, no food.
Biz büyük ölçeklerde ziyan edilen taze ve yenilebilir yiyeceklerden bahsediyoruz.We're talking about good, fresh food that is being wasted on a colossal scale.
Bu verilerin üstünden geçtikten sonra bu yiyeceklerin nereye gittiğini göstermem gerekti.Having gone through the data, I then needed to demonstrate where that food ends up.
Biz o aç insanların bel bağladığı yiyecekleri market raflarından alıyoruz.We take food off the market shelves that hungry people depend on.
An itibariyle, kimsenin yemeyeceği yiyecekler üretmek için toprağımızı mahvediyoruz.At the moment, we are trashing our land to grow food that no one eats.
Bu bana yiyecekleri sindirmek yardımcı olur.It helps me digest food.
Yiyecek satın almak, kötü işaretBuying groceries, bad sign.
Dil sayesinde yiyecekler boğaza itiliyor.Food is forced back into the throat, ??? by the tongue
Boğazdan geçen yiyecek, yutkunmayı tetikliyor ve nefes borusu kapanıyor.Food in the pharynx stimulates the swallowing reflex.
Kilüs borusu, yiyecekleri kılcal damarlara aktarıyor ve de sindirilen besinler kana karışıyor.The structure of each villus contains a capillary and lacteal to pick up the digestion nutrients.
Başka bir yiyecekten farkı yok.It's just like any food.
Herkes için yeterli yiyecek olacak mı?Would there be enough food for everyone?
Binada pek çok obje ve yiyecek bulunuyor.In the building, many objects, but also food.
Herkese yetecek kadar yiyecek olacak mı?Would there be enough food for everyone?
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.On his back and his sides he carted around with him dust, threads, hair, and remnants of food.
İlk sırada temel ihtiyaçlarımız var -- sığınma, giyinme, yiyecek, çiftleşme falan.On the bottom tier, we have basic needs: shelter, clothing, food, water, mating and so forth.
Burada, giderek artacak bir antiangiogenez yiyecek ve içecek listesi var.And here is a growing list of antiangiogenic foods and beverages that we're interested in studying.
Yiyecek üretimi ve Altın Tapınak'taki kutsal objeler.Mass catering and holy relics at the Golden Temple.
Burada yiyecek hiçbirşey yok, ancak şartlar kış uykuları için oldukça uygundu.There is nothing to eat up here, but the conditions were ideal for hibernation.
Yiyecek aramak zorundadırlar.They have to forage for food.
TEDx etkinlikleri aralarında yiyecek ve içecekler sağlamak güzeldir.In the breaks of your TEDx event, it's good to provide food and beverages.
Yemek yakalamak için yemi yok, yakalasa bile yiyecek dişleri yok.He has no lure for attracting food and no teeth for eating it when it gets there.
Ama asıl mesele evde yiyecek bişey olmaması.But the real issue is there's no food at home.
Bunun yiyeceklerimiz ile heves ettiğimiz bir ilişki şekli olmadığının farkındayım.I realize this is not the kind of relationship that we usually aspire to have with our food.
Yiyeceklerimizi yemek istiyoruz, onlar tarafından yenilmek değil.We want to eat, not be eaten by, our food.
Ne kadar yiyecek taşıyacağını?How do you know how much food to carry?
Yiyecek ayaklanması Afrika'da artık hepimiz derin, derin, derin birbirimize bağlıyız.We are all now deeply, deeply, deeply interconnected.
Bana biraz yiyecek ve içecek ver, beni burada oturup bekleyin. "Give me some food and drink, and let me sit down here."
"Ve yiyecek." Anything."And food." "Anything.
Konuşmaya başladık. Adam bağırıp birşeyler söyleyince Hyun Sook bize yiyecek getirdi.And as we started talking, I saw him yell something, and Hyun-Sook came and brought us some food.
Burda onlara yaz ve kış boyunca yetecek miktarda yiyecek bulunuyor.There's enough food there to last them the summer and the winter long.
Yiyecek iyi bir başlangıç noktası.Food is the starting point.
Profesör lütfen bana yiyecek bir şeyler ısmarlayın.Professor, please buy me food.
Yiyecek bir şeyler hazırlarım.How does pasta sound?
Orada altı ay boyunca yetecek kadar yiyecek, su ve ihtiyaç malzemesi var.In that, they are all weapons, the only difference is how they are used.
Senenin buyuk bir bolumu boyunca topluluga yiyecek kaynagi sağlıyorlar.And they provide the food source for the community for much of the year.
Ama yiyeceksen de, lezzetli şeyler yiyeceksin.If you're going to eat, might as well taste good.
Bu yiyecekler Muhammet Ferah Aidid'in malı!Chief, we got unarmed civilians getting shot down here at nine o'clock.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod