Bazı yetkililer Imhotep'in Huni'nin yönetiminde de yaşadığına inanmaktadırlar.Κάποιοι ειδικοί πιστεύουν ότι ο Ιχμοτέπ έζησε κατά τη βασιλεία του Ουνί.
Kongre bu ek maddeyi geçerli yasalarla yürürlüğe sokmada yetkilidir.”Η επιβολή του νόμου ακολουθεί αυστηρά αυτό το περιστατικό."
Kazak yetkililer, daha sonra bu rakamı 3000'e yükseltti.Παρ’όλα αυτά ο Ραζή-Κότσικας κατέβαλε 3.000 γρόσια για την συγκεκριμένη εκστρατεία.
Her bir nom, nomark adı verilen bir yetkilinin yönetimindeydi.Hver nome blev regeret af en nomark.
Nihayet 1986'da, Vietnam yetkililerin gözetimi altında, Küba'da eğitimini sürdürmesine izin verildi.I 1986 fik Phúc dog tilladelse af regeringen til at fortsætte sine studier i Cuba.
ABD ve Mısırlı yetkililer aracılığı üstlendiler .Også Iraks og Egyptens regeringer godkendte forslagene.
Speer birkaç Nazi yetkilisi ile beraber gözaltı merkezlerine götürüldü ve sorguya çekildi.Speer blev forhørt i adskillige interneringscentre for nazister.
Kaza nedeniyle şehrin yetkilileri konseri iptal ettiler.Koncerten afbrydes dog af politiet.
Aynı zamanda Biafra hükümet yetkililerinin evine baskın yapıpı arama yaptığını söylüyordu.Biafra siger, at regeringen ulovligt ransagede hans hjem ved den lejlighed.
Yetkililer Kuzey Irak'ta Aswad cinayeti ile ilgisi olan 4 kişiyi tutuklamıştır.Myndigheder i det nordlige Irak anholdt fire personer i forbindelse med drabet.
Bire bir İsviçre kulübü yetkilileriyle görüştüm.Det havnede i en svensk privatsamling.
Bu hatanın ardından federasyon yetkilileri madalyaları toplatarak, yeniden takımlara takdim etti.Efterfølgende har IOC imidlertid med tilbagevirkende kraft tildelt guldmedaljer til holdet.
Mezarlık, şehir yetkilileri tarafından iki ayda bir temizletilir.Men kommunen kvaltes inden for to måneder.
İsrailli yetkililer bağları tekrar onarmak istediklerini belirtti fakat özür dilenmeyeceğini vurguladılar .Foreningen søgt igen kommunen om hjælp til reparation m.m., men fik igen afslag.
Ancak hiçbir yetkili resmi bir açıklamada bulunmamıştır.Ingen officielle myndigheder fandt nogen løsning.
Yetkililerden hiç kimse gelmeyince ceset 6 saat bekletildi.Der blev ikke taget referat af disse private møder, som varede i alt 6 timer.
Nedić, savaştan sonra, Yugoslav komünist yetkililer tarafından hapse atıldı.Efter krigen anholdte de Jugoslaviske kommunister ham.
Çalışmaları yetkililer tarafından onaylanmadı ve kovulmakla tehdit edildi.Klagede de, blev de truet med deportation.
Hükümet yetkilileri olaylarda ölümlerin arkasındaki kişilerin idam edileceğini açıkladı.Beboere har fortalt, at de ansvarlige myndigheder har løjet for dem ved møderne.
Gruplar arasındaki anlaşmazlıklar yetkili kişiler tarafından çözülecektir.Ulovlige foreninger kan opløses ved domstolene.
Pasaport, yabancı ülkelere gidecek olanlara yetkili kuruluşça verilen belgedir.En arbejdstilladelse er en tilladelse der gives til statsborgere der skal arbejde i et fremmed land.
Ayrıca devlet yetkilileri güvenlik gerekçesiyle projeyi geçici olarak durdurmuştur.Statlige tjenestemenn stanset også midlertidig prosjektet på grunn av sikkerhetshensyn.
Uçakta pek çok üst düzey yetkili olmak üzere toplam 96 kişi bulunduğu resmi olarak açıklanmıştır.Ifølge offisielle kilder var det totalt 96 personer ombord.
1995 zarfında federal yetkililerle ikili bir anlaşma imzalandı.I 1995 ble det inngått en bilateral avtale med Den russiske føderasjon.
Belgelerin yetkili memur ve amiri tarafından imzalanmasıyla aracın tescil işlemleri son bulur.Samtlige tre eksemplarer skal underskrives av tjenestemann og arrestanten.
Ancak Amerikalı yetkililer bunu kabul etmemektedir.USA nekter imidlertid å gjøre det samme.
Alman yetkililer cinayetler için üç şüpheli tespit etti.Senere klarte tyske myndigheter å fange tre overlevende kidnappere.
Bazı yetkililer Imhotep'in Huni'nin yönetiminde de yaşadığına inanmaktadırlar.En del moderne egyptologer mener at Imhotep levde under styret til farao Huni.
Çinli yetkililer olayları terör saldırısı olarak nitelendirmektedir.Lokale myndigheter anser angrepet som et terrorangrep.
Alt yapı yetkilileriyle de konuşacağım.De inntok også andre regjeringsbygninger.
Hugh ve Lila Test: Test ailesinin en yetkili üyeleridir.Lymon og Levy er derfor fortsatt de registrerte opphavspersonene.
Ve tayfalar gemiyi Romanya yetkililerine teslim ettiler.Rumenerne tok imidlertid kontroll over skipet og leverte tilbake til russiske myndigheter.
Ancak bir süre sonra yetkililer bunun gerçeklik ile alakası olmadığını açıkladı.Det viste seg snart at den ikke stemte med virkeligheten.
Bu sporun dünya üzerindeki yetkili kurumu Uluslararası Atıcılık Federasyonu ISSF'dir.ISSF-VM i skyting arrangeres av International Shooting Sport Federation (ISSF).
Bir yetkili cenaze için hazırlanan metni okudu.Han fikk en statlig assistert begravelse.
1914 yılında Filistin'e dönseler de Osmanlı yetkililerince 1915 yılında kovuldular.De vendte tilbake til Palestina i august 1914, men ble forvist av den Osmanske okkupasjonsmakten i 1915.
47 tam yetkili ve 59 danışma delegesi yaklaşık 17.000 Parti üyesini temsil etti.47 delegasi berkuasa penuh dan 59 delegasi konsultatif mewakili sekitar 17,000 anggota Partai.
Viola Davis, Amanda Waller: Takım'ın emir veren hükümet yetkilisi.Viola Davis sebagai Amanda Waller: Pejabat pemerintah yang memberikan perintah Squad.
Bazı yetkililer Imhotep'in Huni'nin yönetiminde de yaşadığına inanmaktadırlar.Beberapa pihak percaya bahwa Imhotep hidup dalam masa pemerintahan raja Huni.
Karısı, Wided Lagha'ya cinsel istismar edildi ve İçişleri Bakanlığı yetkilileri tarafından kameraya alındı.Istrinya, Wided Lagha, mengalami pelecehan seksual dan direkam oleh pejabat dari Kementerian Dalam Negeri.
Yetkililer O'nun bir kahraman olmasını istemedikleri için serbest bıraktılar.Ia dirilis sebagai pihak berwenang tidak ingin dia menjadi martir.
Kendi yetkililerini, pleb tribünlerini ve pleb adellerini, seçerlerdi.Mereka memilih pejabat mereka sendiri, tribunal pleb, dan tribunal aedile.
Giriş yaptıklarında, imparatorluk yetkilileri tarafından gıda ve aylık yiyecek için kaydedileceklerdi.Begitu sampai, mereka didaftarkan oleh pejabat kekaisaran untuk diberi makanan.
Hükümet yetkilileri aynen diğer vatandaşlar gibi kanun hükümlerine tabidir.Pegawai pemerintah juga menjadi subjek hukum seperti masyarakat lainnya.
Polis, üst düzey yetkililerin evlerini aradı ama bir şey bulamadı.Polisi yang curiga datang menggeledah rumah Bang, namun tidak menemukan apapun.
Bu işlerin gerçekleştirilmesi için gereken bütün tedbirleri almaya yetkilidir.Saya berjanji untuk mengambil semua langkah yang diperlukan.
Üniversite yetkilileri ise bu olaya müdahale etmedi.Peraturan Akademi saat ini melarang hal ini terjadi.
Alt yapı yetkilileriyle de konuşacağım.Juga beberapa gedung kantor pemerintahan daerah.
Üçyol adını ise resmi yetkililer üç sokağı olduğu için koydular.Risalah disebut "Triad" karena mereka diatur sebagai tiga set dari tiga risalah.
Sovyet döneminde, Komünist yetkililerin din karşıtı çalışmaları için bir odak noktası oldu.Saat periode Soviet, Islam menjadi titik fokus untuk dorongan anti agama pemerintah komunis.
Yetkililer, çok fazla tehlike altında kalan binaların tabanlarına kum koymak zorunda kalmışlardır.Otoritas setempat terpaksa menempatkan pasir di dasar bangunan yang paling terancam bahaya di situs tersebut.
1.200'ün üzerinde yetkili servis noktası mevcuttur.Bangunan Gedung 1.2.
Çinli yetkililer olayları terör saldırısı olarak nitelendirmektedir.Presiden Prancis mencap serangan ini sebagai tindakan terorisme Islam.
Bu, yetkilileri büyük bir doğum kontrol programı başlatmaya itti.Akhirnya diputuskan untuk memulai suatu program perkembangbiakan ras yang terkontrol.
1981-1983 yılları arasında Fransa cumhurbaşkanı François Mitterrand'ın yetkili danışmanı olmuştur.Dari tahun 1981 hingga tahun 1984 ia adalah MenKeu di bawah presiden François Mitterrand.
Bir kasaba veya şehrin seçilmiş en yüksek yetkilisi genelde belediye başkanı (mayor)'dır.Chức vụ dân cử cao cấp nhất của thị trấn hoặc thành phố thường là thị trưởng.
CIA yetkililerinin tahminine göre bin Ladin burada en genç karısı ve ailesiyle birlikte yaşamaktaydı.Các giới chức Hoa Kỳ đoán rằng bin Laden đang sống tại đó với người vợ trẻ nhất.
Yabancı ziyaretçiler ancak girişte yetkililere kayıt yaptırmaları gerekmektedir.Tuy nhiên người nước ngoài phải đăng ký với chính quyền khi nhập cảnh.
Filipinli yetkililer rahibi kaçıranları, Ebu Seyyaf 'ın adamları olarak belirledi.Nhà chức trách Philippines đã mô tả những kẻ bắt cóc ông là những thành viên của Abu Sayyaf.
Azerbaycanlı yetkililer gösterilere müdahale etti.Nhà cầm quyền Azerbaijan cũng khuyến khích các cuộc biểu tình chống lại.