Ana içeriğe geç
Sözlük

yetki ile cümle

yetki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Belediye şehrin tüm karar yetkisini elinde bulundurmaktadır.Az Önkormányzati Tanács határozata mindenkire nézve kötelező.
Yetkililer ilerleyen süreçte tam bağımsızlığı hedeflediklerini açıklamıştır.Mások a teljes függetlenséget tűzték ki célul.
Çeşitli Türk yetkilllere karşı konuştuğu yargılar, kaldırılmıştır.A Krithia ellen vezetett akciókat a törökök rendre elhárították.
II. Franz Joseph, 1984 yılında oğlu II. Hans-Adam'a yetkilerini devretti.1984-ben a hatalom nagy részét átadta fiának, II. János Ádámnak.
Yetki belgesi, iş hukukunda yetkilendiren belge anlamındadır.In: Az ügyész szerepe az eljárásjogokban.
Bu yetki devredilemez..Ezzel a mérettel legyőzhetetlen.
Köylüler yetkililere gök taşı düştüğünü haber vermişlerdir.A helyi törzsfőnökök elmondták, hogy a Puná-lakók rombolták le a falut.
Cumhurbaşkanı vekili aynen cumhurbaşkanı yetkilerine sahiptir.Ellenkező esetben az elnök visszakapja az elnöki hatáskört.
1943 yılında vaizlik yetkisi elinden alındı.1943-ban nyilvánították védetté.
Patrikhane ve piskoposlar Ortodoks nüfusun eğitimi üzerinde yetki sahibiydi.A nemesség és papság korlátlan hatalmat gyakorolt a népesség felett.
Devlet tarafından verilen iktaların kaydını tutan, takibini yapan yetkilidir.Ez tartalmazza állam által elismert szakképesítéseket.
Kent içi ve kenti çevreleyen tekkelerde daha yetkinleştirilmiş “bir ritüel ve örgütlenme” başlatmıştır.Elkezdték „eszményi szintre” feltölteni a belvárost és a várost körülvevő töltésrendszert.
Yetki ve konumunu çok doğru ve stratejik kullanmak zorundadır.A kapu fekvése és kialakítása stratégiailag jól átgondolt.
Cuddy House'un klinikte çalışması karşılığında yetkiyi geri verir.Cuddy ajánlatot tesz House-nak: ha ellátja a klinikai feladatait, visszakapja az engedélyét.
Ancak Gagavuzya'nın muhtariyetin getirdiği tam yetkilere sahip olduğunu söylemek güçtür.Újabb csalódást vált ki, hogy Bogusławski ezalatt a kapott pénzt számolgatja.
İstihbarat Genel Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı yetkisi altındadır.A fővárosi rendőrség közvetlenül a belügyminiszter alatt áll.
Yetkin olmayan insanlar becerilerine aşırı değer biçme eğilimindedirler.De az emberiség nem elég érett hozzá, hogy fontos dolgokat irányítson.
Araştırması Reichsführer-SS Heinrich Himmler'in yetkisi altındaydı.Ennél magasabb rendfokozat Reichsführer-SS amit Heinrich Himmler használt.
Hükümet yetkililerine yeşil renkli pasaport verilir.Hatályba lép a szocialista országokba érvényes „piros” útlevél.
Bu yetki devredilemez."Talán ez a Szűz a nem hivatalos."
Meclis, Hitler hükümetine yasama ile ilgili tam yetki verdi.A felhatalmazási törvény nyomán Hitler kormánya kezébe került a teljes törvényhozó hatalom is.
Alt yapı yetkilileriyle de konuşacağım.Megemlítendő még a helyi mazsorettegyesületet.
Yasama yetkisi hem hükümet hem de parlamentoya aittir.A törvényhozói hatalommal a kormány és a kongresszus is rendelkezik.
DSS, Filipin yetkilileriyle birlikte çalışmıştır.A DXN belépett a Fülöp-szigeteki piacra.
Saldırıda ABD'nin Libya büyükelçisi Christopher Stevens ve diğer üç Amerikalı yetkili öldürüldü.Terrori-iskussa kuoli Yhdysvaltain Libyan-suurlähettiläs Christopher Stevens ja kolme muuta amerikkalaista.
Beatrix'in diğer Avrupa monarşilerine göre daha fazla yetkisi bulunmaktadır.Kuningattarena Beatrixilla oli enemmän valtaa kuin monilla muilla Euroopan monarkeilla.
Bu grubun yetkileri oldukça geniştir.Komitealla on varsin laajat valtuudet.
Kongre bu ek maddeyi geçerli yasalarla yürürlüğe sokmada yetkilidir.”2. Kongressilla on valta saattaa tämä artikla voimaan asianmukaisella lainsäädännöllä.»
II. Franz Joseph, 1984 yılında oğlu II. Hans-Adam'a yetkilerini devretti.Vuonna 1984 ruhtinas Franz Josef II luovutti toimeenpanovallan pojalleen Hans-Adam II:lle.
Ancak esas yetki yine de Gratianus'un ayağındaydı.Todellisuudessa valta kuitenkin pysyi Gratianuksen käsissä.
Her şekilde de aynı yetkilere sahiptir.Sillä on kuitenkin samat kyvyt.
16 Ekim 2018 tarihinde Lakhta Center MFC JSC tesisin devreye alınması için yetki aldı.16. lokakuuta 2018 Lakhta Centerin MFC JSC sai luvan käyttöönottoa laitokseen.
Meyer, Göttingen'de bir hükümet yetkilisinin oğlu olarak doğdu.Meyer oli syntynyt Göttingenissä hallintoviranomaisen poikana.
Onlar da eski yetkilerini geri istemişti.Myös entiset ruhtinaat alkoivat vaatia takaisin valtaoikeuksiaan.
Başkanın veto yetkisi vardır.Presidentillä on rajoitettu veto-oikeus.
Bazı uçuşlar Pakistanlı yetkililerce tanımlanmamıştır.Jotkut helikopterit eivät nouseet Pakistanin asemien tasalle.
Öldürme Yetkisi (Licence To Kill) John Glen'in 1989 yapımlı casus/James Bond aksiyon filmidir.Licence to Kill) on John Glenin ohjaama James Bond -elokuva vuodelta 1989.
Araç ağırlıklı olarak kurumsal yöneticiler ve hükümet yetkilileri tarafından kullanılmaktaydı.Autoa käyttivät pääosin suuryritysten johtajat ja valtion korkea-arvoiset virkamiehet.
Yetkililerin tahminine göre bin Ladin burada en genç karısı ve ailesiyle birlikte yaşamaktaydı.Viranomaiset olettivat hänen asuvan siellä nuorimman vaimonsa kanssa.
Bu nedenle de adli teşkilat üzerinde kontrol yetkisi yoktur.Viranomaisella ei siis ollut oikeutta yllätystarkastuksiin.
ABD Adalet Bakanlığı yetki alanı altında çalışır.Se toimii Yhdysvaltojen oikeusministeriön alaisuudessa.
Bu meclis diğerleriyle aynı yetkilere sahip değildi.Hänen seuraajillaan ei ollut samanlaista mahtia.
Yasama yetkisi hem hükümet hem de parlamentoya aittir.Lainsäädäntövalta kuuluu sekä hallitukselle että lainsäätäjälle.
Muhtemelen yetkililerin yardımıyla Japonya'ya kaçtı.Hän suojelee Japania voimillaan.
Vergi toplama yetkileri de bulunur.Myös keräily on verottanut kantaa.
Ancak esas yetki Attila'nın elindeydi.Todellinen valta oli kuitenkin Antipaterin käsissä.
Haziran 2005'te Amerikalı yetkililere teslim edildi.Vangitut luovutettiin Venäjälle tammikuussa 2005.
Temelde, yetkili ad sunucuları internette yapılan sorgular için yeterlidir.Autoritääristen nimipalvelimien on vastattava kaikkialta Internetistä tuleviin kyselyihin.
Kanada Kraliyet Atlı Polisi (RCMP), Kanada Federal Hükumetinin yetki alanı içerisinde görev yapmaktadır.Kanadan ratsupoliisi (RCMP) on tunnettu ratsupoliisivoima.
25 Eylül 2006'da yetkililer 100 milyon avroluk bir yenileme projesi anons etmişlerdir.25. syyskuuta 2006 julkistettiin 100 miljoonan euron suunnitelma aseman nykyaikaistamiseksi.
Bu nedenle meclisin yetkileri daraltılmış ve Atina oligarşiye doğru bir adım atmış oluyordu.Aristokratian valtaa alettiin asteittain vähentää, ja Ateena muuntui aristokratiasta oligarkiaksi.
Para basma yetkisini kötüye kullandı.Rahapajan johtaja teki väärää rahaa.
Yerel yönetimlerin yetkileri kısmen arttırılmıştır.Paikallisten johtajien valta kasvoi huomattavasti.
Yasalardan aldığım yetkiyi kullanarak yargılama yapıyorum.Käytän poliisin valtuuksiani lainsäätäjän tarkoittamalla tavalla.
Malezya'da kralın yetkileri sembolik olup yetkiler başbakanın etrafında toplanmıştır.Käytännön valta Malesiassa on keskittynyt pääministerille ja kuninkaan rooli on edustuksellinen.
İşin gerçeği, yetkilerinin büyük bir kısmı danışmanları tarafından kullanılıyordu.Hänellä oli tapana jättää valtaosa päätöksenteosta neuvonantajiensa vastuulle.
24.12.2017 tarihli KHK ile kurum kapatılmış, kuruma ait yetkiler Tarım ve Orman Bakanlığı'na devredilmiştir.Viitattu 2.6.2014. uutarhan haitalliset vieraslajit Maa- ja metsätalousministeriö.
Bu durum Gorbaçov'u tamamen yetkisiz bıraktı.Tämä suisti Gorbatšovin vallasta.
Guardia di Finanza, İtalya Ekonomi Bakanlığı'nın yetkisi altında askeri bir kolordudur).Guardia di Finanza) on valtiovarainministeriön alainen viranomainen ja samalla kuitenkin osa asevoimia.
Pasaport, yabancı ülkelere gidecek olanlara yetkili kuruluşça verilen belgedir.Ulkomaanpassi oli viranomaisen antama lupa matkustaa toiseen maahan.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod