Wang, kendi yetkilerini Liu Ying'in reşit olduğu zaman bırakacağına söz verdi.Wang lovade att avgå och överlämna kontrollen till Liu Ying när han var tillräckligt gammal.
Avukatın Uzlaşma Sağlama Yetkisi.Ordna egen advokat om möjligt.
Tofana'nın ticareti sonunda müşteri kılığına girmiş bir Papalık Devleti yetkilisi tarafından açığa çıkarıldı.Tofanas verksamhet avslöjades för de påvliga myndigheterna genom en kund.
Gençlik ve Spor Bakanlığı yetkilileri olayı protesto etti.Det nya Integrations- och jämställdhetsdepartementet övertog dessa frågor.
Bu sayede bu üniversite, doktora diplomaları verme yetkisi elde etti.Universitetet hade då ensamrätt att utfärda doktorsbrev.
Yargılama yetkisi mahkemeler tarafından kullanılmaktadır.Den dömande makten utövas av domstolarna.
Çocukların alacağı eğitime karar verme yetkisi ebeveynde olmalıdır.Beslut om barns utbildning skall tas av barnets föräldrar.
Bu grubun yetkileri oldukça geniştir.Myndighetens verksamhet är bred.
Bunların siyasî yetkileri de vardı.Han hade även politiska uppdrag.
27 hukuki arrondisement ise mahkemelerin yetkili olduğu bölgeleri belirler.69 tecken på att du är en rättshaverist.
Yasama yetkisi hem hükümet hem de parlamentoya aittir.Den lagstiftande makten ligger hos både regering och parlament.
Aralık 1921'de Gandi Hindistan Ulusal Kongresi'nde yürütme yetkisine sahip oldu.I december 1921 tilldelades Gandhi verkställande makt å Kongresspartiets vägnar.
Ayrıca Britanya uyruklular Tay makamlarının yargı yetkisinden bağışık sayılıyordu.Brittiska undersåtar blev också underställda det egna landets konsularjurisdiktion.
Dünyanın 90'dan fazla ülkesinde gıda ve sağlık alanındaki yetkili kurumlar aspartam kullanımını onaylamıştır.Mer än 90 länder har kommit fram till att aspartam är säkert för mänsklig konsumtion.
Yetkililer isyancıları durdurmak için aşağı yukarı bin polisi seferber etmişlerdir.Omkring 1 000 poliser hade kommenderats ut för att förhindra upplopp.
Karışıklık, sekreterliğin yetkili atama kararından ileri gelmiştir."Betänkligt projekt säger sekreteraren i Läkarförbundet”.
Çinli yetkililer, Ocak 2014'te Tohti'yi tekrar gözaltına alıp tutukladılar.I januari 2012 återlämnades tjugo huvuden från Frankrike.
Boyarlar da büyük ölçüde yetkisizleştirilmiş ve ihanetinden kuşku duyulanlar öldürülmüştü.Kommittén anklagade dem för inkompetens och, i några fall, förräderi.
Hayvanat bahçesi yetkililerinin onu canlı tutmasının hayvan koruma mevzuatına aykırı olduğunu belirtti.Djurparken och dess dåvarande zoologiska chef åtalades för bristande säkerhetsarrangemang.
Senato, Quintus Fabius Maximus’u diktatör yetkisiyle göreve getirdi.Senaten utnämner Quintus Fabius Maximus Verrucosus till diktator.
Bu sporun dünya üzerindeki yetkili kurumu Uluslararası Atıcılık Federasyonu ISSF'dir.Världsmästerskapen i skytte arrangeras av Internationella Sportskytteförbundet (ISSF).
Başbakanın tüm yetkileri yardımcısı Maliye Bakanı Ehud Olmert'e devredildi.Hans befogenheter som regeringschef överfördes samtidigt till vice premiärminister Ehud Olmert.
Yürütme yetkisi hükümet tarafından uygulanır.Verkställande makt utövas av regeringen.
Yetkililer tarafından gözaltına alınan bu kişiler birkaç gün sonra serbest bırakıldı.De flesta av de arresterade männen släpptes efter några månader.
Alt yapı yetkilileriyle de konuşacağım.Nedan följer de underlydande myndigheterna.
Ayrıca yurt içinde de gerekli teşkilatlanma yetkisine sahiptir.I utlandet kan även äktenskapscertifikat behövas.
En azından Norveçli yetkililerin açıklaması budur.Det är ursprunget till Norrahammars Bruk.
Başkanlık sisteminde yasama meclisi ve devlet başkanı halktan eşit yetkiler alır.I ett publikt aktiebolag får aldrig styrelsens ordförande och VD vara samma person.
Devlet yetkilileri, Çartistlerin bir ayaklanma girişiminde bulunmadıklarını gayet iyi biliyorlardı.Prästerna rapporterade till myndigheterna om något olagligt hade pågått.
1934 Nisan'ında Heinrich Himmler tarafından Reinhard Heydrich ve Heinrich Muller'e yetki verilerek kuruldu.I april 1934 utsågs Reinhard Heydrich till chef och 1939 efterträddes Heydrich av Heinrich Müller.
Guardia di Finanza, İtalya Ekonomi Bakanlığı'nın yetkisi altında askeri bir kolordudur).Finanspolisen, Guardia di Finanza, är en militär kår underställd finansministeriet.
Bakır sikkelerin darp etme yetki genelde yerel zanaatçılara açık artırmayla verilirdi.Tidvis har efterfrågan på järnsand från lokala entreprenörer varit större än tillgången.
Monarşik hükümette ise yönetme yetkisi tek bir kişidedir.I absoluta monarkier har regenten ensam dessa befogenheter.
MGM yetkililerine göre ise bir ay daha müddetleri bulunmaktaydı.Hennes tid hos MGM var därmed över för gott.
TBMM'nin bütün hak ve yetkileri, geçici anayasa gereğince Milli Birlik Komitesi'ne verildi.All verkställande, lagstiftande och dömande makt övertogs av Provisoriska koalitionsmyndigheten.
Bazı yerel yetkililer evlerinde klimaları olmayanlar için genel serinleme merkezleri bile oluşturmuşlardır.Alla kommuner hade ställt i ordning nödinkvarteringsplatser för dem som inte kunde bo kvar hemma.
Dinî görevlileri atama yetkisine de sahipti.Delta Air Lines hade också eget biljettbokningskontor.
Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanı ve hükümet başkanı olan Başbakan arasında bölünmüş durumdadır.Den exekutiva makten delas mellan presidenten och premiärministern.
Bu meclis diğerleriyle aynı yetkilere sahip değildi.De båda kamrarna hade samma befogenheter.
Hükümete Suriye'ye askeri operasyon yetkisi verildi.Regeringen var helt beroende av Syriens militära närvaro.
İnsanların rüyalarına girebilme, onlara rüyalarında görünebilme yetkisine sahiptir.De besitter förmågan att fånga personer i deras drömmar.
II. Dünya Savaşı'nın sonunda ABD işgal yetkilileri tarafından tutuklandı.Efter andra världskrigets slut greps Boepple av amerikanska soldater.
İsrail'li yetkililer saldırıyı Hizbullah veya Kudüs Gücü'nün işlediğini iddia etmektedirler.Det har sagts att Israel eller CIA möjligen ligger bakom mordet.
İş başvurusu yapan adayların tümüyse bu konuda yetkin olduklarını öne süreceklerdir.När du har tillräckligt med Jobpoints kan du välja en kraft.
Onlar komando geleceğinin yetkilerini olusturan 18 Fransız’dı.Av dessa 19 elektorer deltog 18 vid valet av riksdagsman.
Bütçe konusuna ilişkin olarak ise, Avrupa Parlamentosu, Konsey ile yetkileri paylaşır.Europeiska kommissionen ansvarar tillsammans med medlemsstaterna för att genomföra budgeten.
47 Avrupa Konseyi üyesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yargı yetkisini tanımaktadır.11 oktober Europarådet beslutar att inrätta en domstol för mänskliga rättigheter .
İki organizasyonun yetkilileri tek bir organizasyon oluşturmak için bir araya geldi.I detta har båda funktionerna kombinerats till en enda enhet.
1966'da işletmecilerin yetkisini genişleten reform önerisi kabul edildi.1988 tilläts alla köpa biljetten.
1 Şef ( Saha Polis Müdürü ) 32 GFP yetkilisi 17 yardımcı polis personeli1 chef (Feldpolizeidirektor) 32 GFP-tjänstemän 17 man hjälppolispersonal
Günümüzde ise Çin liderlerinin yetkisi, kendi kurumsal temellerine çok daha fazla bağlıdır.Сьогодні авторитет лідерів Китаю набагато більше пов'язана з їх інституційної бази.
Kabin herhangi bir doğrudan bölgesel yetkiye sahip olmasalar bile, her gün sabah saat 10.00'da toplandı.Незважаючи на те, що він не мав фактичної влади, кабінет щодня збирався о 10:00.
Ayrıca o, stüdyonun yetkilileri veya finansmanlarına prodüksiyon bürosunu adına rapor verir.Він також звітує від імені виробничого офісу фінансистам проекту.
Bir üçüncü taraf uygulamasındaki verileri Google Drive'a kaydetmek, ilk kez yetkilendirme gerektiriyor.Збереження даних з сторонніх додатків на Google Drive вимагає авторизації в перший раз.
Treni tekrar raylara oturtmaya çalışan yetkililer başka bir trenin daha raydan çıktığını fark etmemişlerdir.Намагаючись поставити потяг на колію, контролери не помітили, що ще один потяг зійшов.
Ocak 2007'de demiryolu şirketinin yetkilileri Tama'yı resmi olarak istasyon şefi yapmaya karar verdiler.У січні 2007 року залізничні чиновники вирішили офіційно назвати Таму станційним доглядачем.
Araç ağırlıklı olarak kurumsal yöneticiler ve hükümet yetkilileri tarafından kullanılmaktaydı.Автомобіль, в основному, використовується керівниками компаній і державними чиновниками.
1916 yılında İmparatoriçe I. Zewditu onu Balemulu Silt'an Enderase (Tam yetkili naip) makamına atadı.У 1916 році Імператриця Zewditu призначила його на посаду Balemulu Silt'an Enderase (Повноважного Регента).
Yetki alanlarının bu çeşitliliği ülkenin tarihini yansıtmaktadır.Ця множинність юрисдикцій відображає історію країни.
Ulusal anıtlar, 1906 Eserler Yasası'nın yetkisi ile belirlenmektedir.Можуть утворюватися згідно з законом Antiquities Act 1906 року.