Yetkililer hâlâ ölüm nedenini araştırmaktadır.Haar doodsoorzaak wordt nog onderzocht.
Fransız yetkililer bu düz çizgili yola Axe Historique adını vermişlerdir.Deze lijn wordt de Axe historique genoemd.
MGM yetkililerine göre ise bir ay daha müddetleri bulunmaktaydı.Volgens de NMBS konden de problemen nog maanden aanhouden.
Bunların sadece idarî yetkileri vardır.Het zijn enkel beroepskrachten.
Meclis'in öncelikli görevi ve yetkisi yasama yetkisidir.De belangrijkste functie van de Senaat is dan ook haar wetgevende functie.
Her bir nom, nomark adı verilen bir yetkilinin yönetimindeydi.Elk district of nome werd bestuurd door een nomarch.
Onlar da eski yetkilerini geri istemişti.Wel had hij zijn oude krachten weer terug.
Ülkedeki yargı yetkisi ise Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Ekonomi Mahkemesi'ne aittir.De rechterlijke macht berust bij het Grondwettelijk Hof, het Hooggerechtshof en het Economisch Hof.
Almanya, mecburi askerliği kaldırıyor, en çok 100 bin kişilik bir ordu bulundurmak yetkisine sahip oluyordu.Duitsland mocht alleen nog een beroepsleger hebben, met maximaal 100.000 militairen.
Dilbilimci olan Louise Banks uzaylılarla iletişim kurmak için hükumet tarafından yetkilendirilmiştir.In de Verenigde Staten wordt linguïst Louise Banks gevraagd om de taal van de aliens te ontcijferen.
UCM normal koşullar altında ulusal mahkemelerin yetkilerini devralamaz.De bestuurders van de nv zijn onder normale omstandigheden niet aansprakelijk voor schulden van de nv.
Batı Berlin, üç batı gücünün yetkisi altında 3 Eylül 1948 tarihinde kendi pulunu yayımlamaya başladı.West-Berlijn begon op 3 september 1948 met de uitgifte van eigen postzegels.
Bu hukuk sisteminde yasama yetkisi padişaha aittir.Op dit reglement zelf heeft de raad instemmingsrecht.
Yasama yetkisi hem hükümet hem de parlamentoya aittir.Wetsvoorstellen kunnen zowel door het parlement als door de regering worden ingediend.
Yetki alanlarının bu çeşitliliği ülkenin tarihini yansıtmaktadır.Deze grote hoeveelheid rechtsgebieden is te danken aan de geschiedenis van het land.
Sorumlu dersi bulunmayan öğrenciler, HMONP yetki belgesine hak kazanırlar.Hier kunnen leerlingen terecht die geen vmbo-diploma kunnen halen.
Avrupa Parlamentosu, Konsey ile birlikte yasama yetkisini paylaşır.Het Europees Parlement deelt samen met de Raad van de Europese Unie de wetgevende macht van de EU.
Bunların siyasî yetkileri de vardı.Het had ook politieke consequenties.
1936 - Radyoların işletilmesi yetkisi Posta, Telgraf ve Telefon İşletmesi (PTT)'ye verildi.In 1928 werd de naam omgezet in Staatsbedrijf der Posterijen, Telegrafie en Telefonie (PTT).
Cumhurbaşkanının yetkileri sınırlı olacaktı.De rol van de staat diende beperkt te zijn.
Buz Mağarası ve Rüzgar Mağarası, yetkililerin çabalarına rağmen, çöp doludur.Maar de slee zakte door het ijs en het gezelschap belandde in een wak.
Ve nihayet, evren bir bütün olarak iyi olmalı ya da yetkin bir iyilik haline doğru gelişmelidir.Tuchtigen (recht) of tochtigen is het geven van het recht van vruchtgebruik van een (land)goed.
Yetkililerden bilgi alacağız.Meer informatie bekomen van de landen.
Muhtemelen yetkililerin yardımıyla Japonya'ya kaçtı.Eventueel kon in samenwerking met Japan India worden aangevallen.
Alt yapı yetkilileriyle de konuşacağım.Men spreekt dan wel van fabriekskantoren.
Uygulayıcı öncelikle yetkin bir rûhânî öğretmen ya da guru tarafından kabul edilmelidir.Positieve projectie uit zich bijvoorbeeld in het aanvaarden van leiderschap of het aanvaarden van een leraar.
Haziran 2005'te Amerikalı yetkililere teslim edildi.In januari 2007 werd hij uitgeleverd aan de Verenigde Staten.
Cotabato Şehri her ne kadar kendi yetkisinin dışında olsa bile bölgesel başkentidir.De stad Cotabato City ligt wel binnen de provinciegrenzen, maar is onafhankelijk daarvan.
Emniyet yetkilileri hâlen Mafya'yı ABD'nin en büyük organize suç grubu olarak nitelendirir.De Amerikaanse maffia is de belangrijkste misdaadorganisatie van de Verenigde Staten.
Vize, bir ülkeye girmek veya bir ülkeden çıkmak için yetkili makamlardan alınması gerekli izin.Een visum is een officiële toestemming een land binnen te reizen en in dat land te verblijven.
1995 zarfında federal yetkililerle ikili bir anlaşma imzalandı.Hij tekende in 2005 een tweejarig contract bij de Bundesliga vereniging.
Gennadios'un yetkileri sadece dini değildi, aynı zamanda seküler yetkileri de vardı.Tjaden twijfelde niet alleen aan de kracht van zijn geloof, maar ook aan zijn geschiktheid als predikant.
Okul öncesi eğitim tesisleri yerel yetkililer tarafından ailelerin isteği üzerine sağlanır.De voorschoolse educatie valt onder de verantwoordelijkheid van gemeenten.
Erişim tarihi: 3 Şubat 2017. ^ "Cumhurbaşkanının kararname yetkisi anayasa teklifinden çıkarıldı".Op 3 februari 2017 werd de kandidatenlijst officieel vastgesteld door de Kiesraad.<
Cumhurbaşkanı, yasal olarak geniş yetkilere sahiptir.Formeel gezien bezat de regering er verregaande bevoegdheden.
Toplantıda kurul Sculley’ye destek verdi ve Jobs’ın yönetim yetkileri elinden alındı.Daarom besloot het bestuur van Apple om Jobs te ontslaan en Sculley als leider aan te stellen.
2011 Ekim ayında 4 yetkili ömür boyu hapis cezası aldı.Eind januari 2011 werd hij veroordeeld tot 4 jaar gevangenisstraf.
Yürütme yetkisi hükümetin elindedir.De uitvoerende macht is in handen van de regering.
Böylece her hükümdara kendi topraklarının dinini belirleme yetkisi verilmiş oldu.Dit hield in dat iedere rijksvorst besliste welke godsdienst in zijn gebied werd opgelegd.
Asıl söz, Alman işgal yetkililerindeydi.De eersten die het betrokken waren de Duitse bezettingstroepen.
Bu sebepten dolayı iyiye karar verme yetkisinin de kendi bünyelerinde olduklarını düşünmektedirler.Daar kwam bij dat de mannen, eigenwijs als ze waren, vertrouwen hadden in hun goede gesternte."
1915'te Rus yetkililer onu tutuklayıp Çaritsyn'e sürgüne gönderildi.In 1915 werd hij krijgsgevangengenomen door de Russen en geïnterneerd in het kamp Tsaritsyn.
Ama devlet yetkilileri ilgisiz kalır.Maar de acties van overheden zullen doorslaggevend zijn.
O yetkinliğe ulaşınca talep edilecek başka bir şey kalmamıştır.Als deze opdracht plaatsvindt voert Will deze opdracht uiteindelijk toch niet uit.
Türkiye yetkilileri halkımızın 6-7-8 Ekim’deki kalkışını unutmamalıdır.De eerste Turkse troepen trokken de stad binnen op 6 oktober 1923.
Bu nedenle de adli teşkilat üzerinde kontrol yetkisi yoktur.Ook kan de overheid geen rechterlijke controle uitoefenen.
Ayrıca Tui şehrinde yetkisini kullanmak istemesi üzerine kilise ile olan ilişkileri daha da kötüleşti.Bovendien verslechterde zijn relatie met de kerk door zijn aanspraken op de stad Tui.
Başbakan kabinenin başıdır ve bakanları atama ve görevden alma yetkisine sahiptir.De president vormt het kabinet en mag ministers benoemen en ontslaan.
Devlet Konseyi eyaletlerdeki Halk Hükümetlerini denetleme yetkisine sahiptir.De staatsraad geeft leiding aan de volksregeringen in de provincies.
Böylece müteakkip trene bu noktaya kadar bir hareket yetkisi verilebilir.Hierdoor kon de volgende trein tot dit blok toegelaten worden.
UBV operasyon yetkisini söyleşmeyle Network Solutions (NSI) şirketine verdi.De NSF huurde Network Solutions (NSI) in voor de operatorwerkzaamheden.
Bu ortaklık, az ya da çok eksiktir (kopya tam ve yetkin değildir).Daardoor kan er een onjuist bedrag worden uitgekeerd (te veel, te weinig of niets).
Parti Meclisi'ne, Genel Yönetim Kurulu'na iş birliği konusunda tam yetki verildi.Officieel moest het nog wel worden goedgekeurd door de Algemene Vergadering van de Volkenbond.
Geri kalanlardan yedi proje de yetkililerden uygunluk belgesi aldı.De overgebleven zeven plaatsen werden via kwalificatie verdeeld.
Yetkililer tarafından yasaklandı.Het is door de functionarissen verboden.
Operasyondan sorumlu başlıca yetkili savcı Antonio Di Pietro idi.Śledztwo prowadził ówczesny prokurator Antonio Di Pietro.
Sonrasında, 695 yılında yetkileri elinden alındı ve önce Hazarlar'a, sonra Bulgarlar'a sığındı.Został on pozbawiony władzy w roku 695 i znalazł schronienie najpierw u Chazarów, a potem Bułgarów.
Çalışanları arasında eski ABD FDA yetkilileri, bilim adamları ve endüstri uzmanları bulunmaktadır.Firma zatrudnia dawnych urzędników FDA, naukowców i ekspertów branżowych.
Gençlik ve Spor Bakanlığı yetkilileri olayı protesto etti.Urząd Ochrony Dzieci i Młodzieży podanie ministerstwa odrzucił.
Cumhurbaşkanının yetkileri sınırlı olacaktı.Ograniczone zostały kompetencje prezydenta.