Ana içeriğe geç
Sözlük

yetki ile cümle

yetki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu grubun yetkileri oldukça geniştir.Os poderes do Presidente da Câmara são extensos.
Bu sebeple Yetkiner, sahaya takım kaptanı olarak çıktı.Ergueu a taça como capitão da equipe.
Türkiye yetkilileri söz söyleyenleri göz altına almak yerine dinliyor olmalı" dedi.«Militares dizem ter tomado o controle na Turquia».
Daha önce pek etkili olamayan yürütme organının yetkilerini artırarak güçlendi.Apesar disso, não é capaz de aumentar sua força já assustadoramente grande.
Üye ekonomilerden yetkililer Hindistan'ın katılıp katılmaması yönünde görüşmektedirler.Os comitês de normalização ISA são abertas à participação para membros e não-membros.
İkinci Dünya Savaşı sona erdikten sonra Çekoslovakya yetkilileri tarafından tutuklandı.Depois da Segunda Guerra Mundial terminar, foi usado pela Força Aérea da Checoslováquia.
21 Mayıs 1994'te, Ramiz Alia da dahil olmak üzere Komünist rejimin üst düzey yetkilileri yargılanmaya başladı.Em 21 de maio de 1994, Çarçani foi julgado por abuso de poder junto com Ramiz Alia.
ABD hükümet yetkilileri onunla ilgili hiçbir açıklama yapmadılar.O governo dos Estados Unidos nunca apresentou publicamente tais provas.
Böylece her hükümdara kendi topraklarının dinini belirleme yetkisi verilmiş oldu.Assim, cada reino fixou os seus próprios lugares de culto.
Validen başka Peygamber soyundan ve sınırlı yetkilere sahip bir de emir bulunmaktaydı.A Morte lhe explicou que havia, sim, enviado seus mensageiros: a doença, os sinais de envelhecimento e o sono.
İmparatorun birçok yetkilerini sınırladılar.Foi um órgão que limitou os poderes do imperador.
Lübnanlı yetkililer uçağın düşüş sebebini öğrenmek için soruşturma açtıklarını belirtti.O Comando da Aeronáutica informou que vai apurar as causas do ocorrido.
Katolik inancıyla ilgili konularda ve dinî, ahlâki meselelerin çözümünde yetkilidir.Tem poderes sobre assuntos de fé católica e para a decisão de assuntos eclesiásticos.
Üniversite yetkilileri ise bu olaya müdahale etmedi.A universidade não comentaria o caso.
ABD ve Iraklı yetkililere göre, Ebu Musab el-Zerkavi sorumluydu.De acordo com os EUA e funcionários iraquianos, Abu Musab al-Zarqawi foi o responsável pela morte de Hakim.
Bir noktada kral ona askeri konulardan dış işlerine kadar birçok konuda ciddi karar verme yetkisi vermiştir.Esse acordo dava ao rei um poder muito grande nos assuntos religiosos.
Kızılhaç yetkilileri bu olaylar sırasında 7.500-8000 kişinin kaybolduğunu bildirmiştir.Entretanto, segundo a polícia militar em toda a marcha foram 750 a 800 mil pessoas.
Başkan olmadığı zaman, başkandan sonraki en yetkili kişidir ve işleri o yürütür.Apesar de não ser o líder, é ele quem comanda e manda nos outros.
Meclis, Hitler hükümetine yasama ile ilgili tam yetki verdi.Uma Lei de plenos poderes deu a Hitler o governo e o legislativo.
Bu vergi kayıtlarından sorumlu yetkililer ise defterdar olarak adlandırılmaktaydı.Os praticantes de contabilidade são conhecidos como Contabilistas.
Özel Yetkiler Kanunu'nun yürürlükten kaldırılması.O direito de revogação do mandato político representativo.
1909 yılında Kafkaslar'a geri dönen Njdeh, Rus yetkililer tarafından tutuklandı ve 3 yıl ceza evinde yattı.Em 1909, ao retornar ao Cáucaso, Gareguin foi preso por autoridades russas e passou 3 anos encarcerado.
Hem batı hem de doğu müziği alanında yetkin bir sanatçı idi.Era conhecida por tocar o oud, tanto na música oriental como ocidental.
Yetkisini asıp onu kötüye kullanandan dirliği, bir daha geri verilmemek üzere alınırdı.Seu EP, To Beat Or Not To Beat, foi novamente ignorado.
Yetkim olsa HSYK'yı ben yargılarım.E como eu declarei no meu discurso na MIPCOM , nós vamos processá-los.
Yasama yetkisi Ulusal Diyet olarak adlandırılan parlamentodadır.O país possui uma legislatura unicameral, conhecida como a Assembleia Nacional.
Üç yıl içinde öğretmeni kadar yetkin bir şekilde müzik okuyabilecek kadar yetenekli bir öğrenciydi.Um precoce talento, se tornou capaz de ler partituras tão habilmente como seu professor em três anos.
Badruk ise ülkenin batısını yönetme yetkisini aldı.Tem a distinção de ocupar o extremo ocidental do estado.
Bu yetki Birleşmiş Milletler Çözümü A / 67 / L.75'te açıklanmıştır.Estas frases são estabelecidas pela União Europeia no anexo III da Diretiva 67/548/CEE.
Bazı uçuşlar Pakistanlı yetkililerce tanımlanmamıştır.Alguns não foram totalmente liberados das regras monásticas.
Çünkü yetkililer onun iltica talebinde bulunmasından korktular.Tudo isso porque alegavam a sua natureza assustadora.
Speer birkaç Nazi yetkilisi ile beraber gözaltı merkezlerine götürüldü ve sorguya çekildi.Speer foi levado a diversas prisões e interrogado.
Muhtemelen yetkililerin yardımıyla Japonya'ya kaçtı.Foi enviado por exemplo para apoio das forças portuguesas no Kosovo.
Aforozu gerektiren suç, muhakkak cezayı kaldırmaya yetkin bir piskopos ya da papaz tarafından affedilmeli.Dificuldades maiores encontradas por elas devem ser reportadas ao bispo ou outro superior legal.
Böylece iki yıl zarfında tüm yetkileri elinden alındı.Serviu dois mandatos completos de 4 anos cada.
Yetkin bir hayat, ancak erdemli yaşamakla elde edilebilir.Mas mantém o direito a uma vida condigna,.
Çoğunlukla Roma Senatosu tarafından yetkilendirilirler ve görevleri sona erince terhis edilirlerdi.Geralmente, a formação era autorizada pelo senado e, finda a sua utilizada, eram desfeitas.
Bu kar kalınlığının Uludağ'da bile olmadığını yetkililer söylemiştir.Não há registo da queda de neve na cidade.
Vergi toplama yetkileri de bulunur.Indemnizações trabalhistas também são possíveis.
Yasama yetkisi 83 üyeli parlamentodadır.O Poder Legislativo da Nova Escócia é a Assembleia Legislativa, que é composta por 83 membros.
Araştırması Reichsführer-SS Heinrich Himmler'in yetkisi altındaydı.As ordens específicas sobre as deportações vinham do Reichsführer-SS Heinrich Himmler.
Soyluların yetkilerini sınırladı.Suas providências reduziram o poder da nobreza.
Ulusal anıtlar, 1906 Eserler Yasası'nın yetkisi ile belirlenmektedir.O Tribunal Supremo foi constituído pelo poder judicial da Lei de 1903.
Cumhurbaşkanı, yasal olarak geniş yetkilere sahiptir.Em teoria, o presidente possui considerável poder.
Valentina, Sovyet yetkili Anna Carena ...Manuela García Ana Karina Casanova...
Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanı ve hükümet başkanı olan Başbakan arasında bölünmüş durumdadır.O poder executivo está dividido entre o primeiro-ministro e o Presidente.
İmparatorun yetkileri güçlendi ve diğer devlet görevlilerinin konumu zayıfladı.Seu reinado, no entanto, viu um enfraquecimento adicional nos poderes do senado.
Romanya yetkilileri gemiye malzeme gönderilmesine izin vermeyi reddediyorlardı.Ficou a cargo da Marinha Portuguesa a incumbência da remoção do navio, que oferecia risco à navegação.
Hemen tüm aile üyeleri, bilim alanında yetkin kişilerdi.Muitos membros da família eram homens de ciência.
UBV operasyon yetkisini söyleşmeyle Network Solutions (NSI) şirketine verdi.A NSF contratou a sua manutenção para a Network Solutions.
Yetişkinler katılmaya yetkilidir.Adultos estão autorizados à participar.
Herkes katılmaya yetkilidir.Todos estão autorizados à participar.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri Ticaret Bakanlığı tüm genel TLD'lerin yetkisini üstlendi.In 1997 werd het Amerikaanse Ministerie van Handel verantwoordelijk voor alle generieke TLD's.
TBMM yasama ve yürütme yetkilerine sahiptir (güçler birliği ilkesi).Hij bezit de volheid van rechten en plichten.
Sonrasında, 695 yılında yetkileri elinden alındı ve önce Hazarlar'a, sonra Bulgarlar'a sığındı.Hij werd in 695 afgezet en vluchtte eerst naar de Khazaren en daarna naar de Bulgaren.
Yetkililer halktan bu kişilerin kimliklerini saptamak için yardım istemiştir.Het Comité werd gevraagd de lijst van die personen bij te werken.
Ancak esas yetki Attila'nın elindeydi.De organisatie lag in de handen van AV Attila.
ABD hükümet yetkilileri onunla ilgili hiçbir açıklama yapmadılar.De Amerikaanse regering gaf geen commentaar op deze verklaring.
Hükümet yetkilileri aynen diğer vatandaşlar gibi kanun hükümlerine tabidir.Overheidsambtenaren zijn onderworpen aan de wet, net als de anderen.
Baş melekler, Cennetin muhafızları meleklerin en yetkilisi ve en güçlüsü olanlardır.De laagste orde bestaat uit Heerschappijen, Aartsengelen en Engelen (beschermengelen).
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod