Yasama gücü, Kosova Meclisi ve kendi yetkilerine sahip bakanlardadır.تناط السلطة التشريعية في كل من جمعية كوسوفو وزراء ضمن اختصاصاتها .
Buna göre, tanrı en yetkin varlıktır.مثال: علمت أن الله قادر.
Bu kapasitede bakan; silahlı kuvvetler üzerinde günlük idari ve operasyonel yetkileri yerine getirir.ويمارس وزير الدفاع بحكم منصبه السلطة العملياتية والإدارية اليومية على القوات المسلحة.
Bu bilgi en kapsayıcı, en yetkin, en zor olanın bilgisidir.ومن هنا فإن مقاييس أهمية الخبر تكمن في الأهم فالمهم ، الأكثر إثارة فالأكثر إثارة.
Mısırlı yetkililere göre 70 IŞİD militanı da öldürülmüştür.كما أورد بعض العاملين في المجال الطبي مقتل 97 مدنيًا.
Yargı yetkisi ise, Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.أمَّا السُلطة القضائية فتقع في يد المحاكم المستقلة باسم الأمة التركية.
Bankaya para basma yetkisi bile verilmiştir.تم تجميد حسابه المصرفي أيضا.
Öte yandan el-Arabiye'de yayınlanan bir haberde Pakistanlı güvenlik yetkililerinin açıklamalarına yer verildi.بعد الاحتجاجات تم الإعلان عن طلب تجنيد ألف عسكري إضافي في الصحف الباكستانية.
Amerikan yetkililer Guzman'ın yakalanması için gerekli bilgileri verene 5 milyon dolarlık ödül vadetmiştir.وضعت الولايات المتحدة مكافأة مالية مقدارها 5 ملايين دولار لمن يدلي بأي معلومات من شأنها أن تفضي إلى اعتقاله.
Hava soğuk olmasına rağmen yetkililer anteni kurmayı başarırlar.بالإضافة إلى الجو البارد، فهذه الموجات لا تأتي فرُادى.
Azerbaycan'da Sovyet hakimiyeti kurulduğu zaman Azerbaycan Cumhuriyetinin yetkilileri takip ediliyorlardı.تم حظره في جمهورية أذربيجان خلال الحقبة السوفيتية.
Yetkililer cesedin Yahudi mezarılığına gömülmesini reddetti.مقبرة لدفن اليهود.
Büyükelçimiz Fransız yetkilileriyle sürekli olarak iletişim halinde olacaktır."مدارسه تخضع لإشراف متواصل من السلطات".
İki vezirlik arasındaki farklar sadece yetki farklılığı ile sınırlı değildir.الاختلافات الأخرى بين المخططات لا علاقة لها بالهيكل.
Kadının doğurduğu bu çocuk Tanrı'nın Krallığıdır ve İsa bu krallığın Atanmış Kralı olarak yetkilendirilmiştir.23 لأن الرجل هو رأس المراة كما أن المسيح أيضاً رأس الكنيسة.
863 yılında Roma'da toplanan sinod, Fotios'u görevden aldı ve İgnatius'u tüm yetkileri ile tekrar atadı.في عام 863 و في مجمع عقد في روما عزل البابا فوتيوس وأعاد تعيين إغناطيوس بطريكاً شرعياً.
Sistemin adaletliliğine ve devlet yetkililerinin doğruculuğuna güven yüksektir.وهذا يؤكّد على عظم منزلة القاضي واستقرار العدل والقانون لدى الحكومة.
Kadılar, bir hukuk adamı olarak bağımsız ve padişahın mutlak yetkisine sahip vekili idiler.سواء كمطران أو كحاكم أثبت نفسه كرجل حـُكم ماهر .
İspanyol İç Savaşı'nı tartışmak üzere çeşitli İtalyan istihbarat yetkilileri bir araya geldi.زار العديد من مواقع المعارك حول مدريد ليشهد المقاومة الأسبانية.
Bu kuram, davayı takip yetkisi kurumunu da açıklayamamaktadır.كما لم يتم استدعاؤها من قبل وزارة العدل لشرح دورها.
Yasama yetkisi hem hükümet hem de parlamentoya aittir.بينما تناط السلطة التشريعية في كل من الحكومة والبرلمان.
Bu, yetkilileri büyük bir doğum kontrol programı başlatmaya itti.Isto levou às autoridades a iniciar um grande controle de natalidade.
İran spor yetkilileri ve İran Taekwondo Federasyonu bu dernek faaliyetlerine karşıdırlar.Autoridades Iranianas de Esporte e Federação Iraniana de Taekwondo estão contra a atividade desta associação.
Bu onun yetkisini aşmıştı ama bu cesur adımı ile bunu başarmıştır.Isto excedia sua autoridade, mas ele teve sucesso com este passo corajoso.
Çalışanları arasında eski ABD FDA yetkilileri, bilim adamları ve endüstri uzmanları bulunmaktadır.Entre seus empregados se incluem ex-funcionários da FDA, cientistas e especialistas da indústria.
İnsancıl olmayan hükümdarın "Gök aldığı yetki"yi, yâni hükmetme yetkisini kaybetme tehlikesi vardır.Um governante desumano corre o risco de perder o "Mandato dos Céus", o direito de governar.
De Tounens krallığını yeniden örgütlemiştir ve yine Şilili yetkililerin dikkatini çekmiştir.De Tounens procedeu a reorganizar o seu reino e novamente atraído a atenção das autoridades Chilenas.
Viola Davis, Amanda Waller: Takım'ın emir veren hükümet yetkilisi.Viola Davis como Amanda Waller: A funcionária do governo que dá as ordens do Esquadrão.
Ve nihayet, evren bir bütün olarak iyi olmalı ya da yetkin bir iyilik haline doğru gelişmelidir.Ou a salvação é pelas boas obras ou pela graça (perdão).
Değişiklikler yetkisiz erişim sonucu ise, ayrıca veri güvenliği başarısızlığı olabilir.Se as alterações forem resultado de acesso não autorizado, também pode ser uma falha de segurança de dados.
Kaçışın sabahında, John Abruzzi ve diğer kaçak arkadaşlarını yetkililerden kaçarken bulunur.Na manhã após a fuga, John Abruzzi se encontrou com seus companheiros em fuga, fugindo das autoridades a pé.
Yetkililer, Franklin Köprüsü Sokağı'ndaki Narrows çekimeri için dar geçitleri kapatmayı kâbul etti.As autoridades concordaram em levantar a Franklin Street Bridge para a cena onde o Narrows é fechado.
Sonrasında, 695 yılında yetkileri elinden alındı ve önce Hazarlar'a, sonra Bulgarlar'a sığındı.Foi expulso do poder em 695, e se exilou primeiro junto dos cazares e posteriormente dos búlgaros.
Yetkililer hâlâ ölüm nedenini araştırmaktadır.As causas da morte ainda estão sendo investigadas.
Cole Freeman (Kadeem Hardison) Paranormal aktiviteleri araştıran bir ABD hükümeti yetkilisi.Cole Freeman (Kadeem Hardison): agente governamental dos EUA, que investiga actividades paranormais.
4 Nisan 1553'de Servet Roma Katolik yetkilileri tarafından tutuklanmıştır ve Vienne'de hapsedilmiştir.Em 4 de abril, de 1553 Servet foi preso pelas autoridades eclesiásticas, e preso em Vienne.
Yakında, Sejm kralın yetkilerini ciddi ciddi sınırlamaya başladı.Os Sejms severamente limitavam o poder do rei.
Bu dönemde Hıristiyanların statüsü gelişti ve Yahudileri koruyabilecek yetkililerin güçleri azaldı.Isto, contudo, acentuou o status dos cristãos e fez ruir o poder das autoridades para a proteção dos judeus.
Çin yetkilileri, 29 Aralık 2011'de Yulan'ın hilekarlık davasında yargılanmasına karar verdiler.Em 29 de dezembro de 2011, as autoridades Chinesas colocaram Yulan em julgamento por fraude em Pequim.
Fransız güvenlik yetkilisinin onayladığı bilgiye göre kardeşler dışarıya ateş ederek çıktılar ve vuruldular.Um oficial de segurança francês confirmou que os dois irmãos se expuseram ao tiroteio e acabaram mortos.
Yani yetki genellikle babadan oğula geçer.O cargo frequentemente passava de pai para filho.
Ama devlet yetkilileri ilgisiz kalır.Mas as autoridades estão a ser cautelosas.
Başbakanın tüm yetkileri yardımcısı Maliye Bakanı Ehud Olmert'e devredildi.As suas obrigações no governo foram entregues ao vice-primeiro-ministro Ehud Olmert.
1791'de İmparatoriçenin özel sekreterinin yetkisiyle Gavrila Derjavin'e katıldı.Em 1791, se uniu ao grupo de Gavrila Derzhavin que era secretário privado da Imperatriz Catarina, a Grande.
Ocak 2007'de demiryolu şirketinin yetkilileri Tama'yı resmi olarak istasyon şefi yapmaya karar verdiler.Em janeiro de 2007, os funcionários decidiram oficialmente o nome do chefe da estação, que seria Tama.
Anna, yalnızca entelektüel seviyede değil ama günlük konularda da yetkin olduğunu kanıtlamıştır.Ana se mostrou muito capaz não apenas no nível intelectual, mas também em assuntos práticos.
Yasadışı yolsuzluğu oluşturan faaliyetler ülkeye veya yargı yetkisine bağlı olarak değişmektedir.As atividades que constituem corrupção ilegal diferem por país ou jurisdição.
Quaestor'un yetkileri magister militum'un yetkilerine denkti.A autoridade deste questor era equivalente à de um mestre dos soldados (magister militum).
Teoride ve ilkelerde teokratik ve salt olmasına rağmen, uygulamada padişahın yetkileri sınırlıydı.Embora teocrático e absoluto na teoria, em princípio, os poderes do sultão foram limitados na prática.
Chatham Adaları Konseyi ise kendi mevzuatında yetki verilen üniter bir otoriteye benzer.O Conselho das Ilhas Chatham é similar a uma autoridade unitária, porém, segue sua própria legislação.
Pakistan ve Çin Halk Cumhuriyeti yetkilileri ise bu iddiaları reddetti.No entanto, os bancos suíços e as autoridades negaram essas alegações.
Bu kararla Meclis tarafından İsviçre'nin bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü korumakla yetkilendirildi.Foi-lhe dada a instrução de garantir a independência do país e de manter a integridade do território suíço.
İç İşleri Bakanı Bernard Cazeneuve suçluları etkisiz kılmak için polise operasyon yetkisi verdi.O Ministro do Interior, Bernard Cazeneuve, convocou uma operação policial para neutralizar os agressores.
Yurtdışındaki yetkileri neredeyse saltıktı.Sua carreira deu-se, basicamente, no exterior.
Uçan Bölgede yetkilidir.Economia Aplicada vol.
Yine de en büyük yetki Fransız genel valide bulunmaktaydı.O duque também teve uma política pró- francesa.
Augustus'a tribunate (tribunicia potestas) yetkileri verildi (unvanın kendisi değil yalnızca yetkileri).Recebeu do senado a tribunicia potestas (o poder tribunício), sem necessidade de ser um dos tribunos.
Germanicus, yetkilerini aştığı halde Piso'nın Roma'ya geri çağrılmasını emretti.Germânico ficou furioso e ordenou que Pisão fosse chamado de volta a Roma.
Bütçe konusuna ilişkin olarak ise, Avrupa Parlamentosu, Konsey ile yetkileri paylaşır.Partilha a autoridade orçamental com o Parlamento Europeu.
Banka yetkilileri başlangıçta basının konuyla ilgili sorularını cevaplamaktan kaçındılar.O Grupo RBS inicialmente negou as informações através de comunicado oficial.