Bununla birlikte, yetkileri sınırsız değildir.Однако эти права не являются безграничными.
Bu nedenle farklı delegeler karar alma yetkilerini değişen seviyelerde kullanırlar.Поэтому разные делегаты могут использовать различные уровни полномочий принятия решений.
Operasyondan sorumlu başlıca yetkili savcı Antonio Di Pietro idi.Инициатором операции стал вице-прокурор Милана Антонио Ди Пьетро.
Yetkililer Kádár'ı parti merkezine, toplantıya çağırdılar.Приказал: всех гнать к центру села на собрание.
Marş; hükûmet toplantılarında, diplomatların ve devlet yetkililerinin cenaze törenlerinde kullanılmıştı.Приказ ведал церемониями: похоронными и дипломатическими.
Bu teşkilatın görev ve yetkileri, kanunla düzenlenir.Функции и задачи министерства регламентируются его Положением.
Babylon 5 yetkilileri de bu yapılanmaya destek verir.Петербургские власти решили построить её.
Ancak bu mezarlar yetkililere bildirilmemiştir.Могилы, о которых не вспомнил президент.
Bu komplo Floransa Cumhuriyeti yetkilileri tarafından ortaya çıkartılıp detayları ifşaa edildi.Работы требовалось выслать незамедлительно и тайно от братьев францисканского ордена.
Daha sonra ABD Büyükelçiliği yetkililerine teslim edilmiştir.После задержания его передали представителям посольства США.
Yetkililerden bilgi alacağız.Мы ждём реакции от властей.
Üçyol adını ise resmi yetkililer üç sokağı olduğu için koydular.Зачастую говорят, что «тройным» клапан назван потому, что он выполняет три функции.
Başbakanlığı sırasında hükûmet yetkileri tekrar genişletildi.В его правление центральная власть вновь усилилась.
Papa ise yalnızca ruhanî dünya ile ilgili konularda yetki sahibidir.Малая заботится лишь о благах этого мира.
0 en yüksek yetki seviyesidir, ring 0 diye geçer.Выберем любую вершину как корень, уровень 0.
Polis, üst düzey yetkililerin evlerini aradı ama bir şey bulamadı.Префект признаётся, что полицейские совершили обыск в доме министра, но ничего не нашли.
Anayasa Kongre'ye Birliğe yeni eyaletleri kabul etme yetkisi tanımıştır.Конгрессу предоставлено право принимать решение о принятии в Федерацию новых штатов.
Dolayısıyla bölgeyi korumak için ya da saldırıda bulunmak için her yetkin birey katkıda bulunabiliyordu.Каждый отряд может либо нападать, либо защищать территорию.
Scylla sonra yetkililere teslim edilir ve herkes normal yaşantısına döner.Баттерс соглашается, и все возвращаются к своей обычной внешности.
Dış göçün ana sebeplerinden biri yetkililerin evde dahi Türkçe konuşulması için baskı yapmalarıydı.Одной из причин эмиграции было давление властей с требованием перехода на турецкий язык, в том числе в быту.
Seçimlere muhalefet etme yetkisi sadece Komünist Parti ve onun organizasyonlarına verildi.Спорить с уполномоченными власти и партии было бессмысленно.
Bu yüzden kurum yetkilileri ödülü vermek için İstanbul'a geldi.Прибыл в Данию на вручение премии.
Bu grubun yetkileri oldukça geniştir.Возможности программы достаточно велики.
Yargılama yetkisi mahkemeler tarafından kullanılmaktadır.Судебная власть в стране представлена через суды.
Daha sonraları yetkileri azalsa da kendisine rahatça görevini yapabilecek bölge edinmiş durumdadır.Несколько не в себе, что позволило ему с лёгкостью занять свою должность.
Bu makamdaki vezirler müstakil yetkiye sahip olmamışlardır.Депутаты от этой партии лишены мандатов.
Irak yetkilileri bu olayları işlemekle suçlanan 3 yeraltı Siyonist örgüt üyesini tutukladı.Полиция арестовала 3 неонацистов, причастных к инциденту.
Senato, Quintus Fabius Maximus’u diktatör yetkisiyle göreve getirdi.Квинт Фульвий в качестве легата привёл к диктатору Квинту Фабию Максиму консульское войско.
Ona göre, daha yetkin bir dinden ne bir iz ne de bir belirti vardır.Более достоверных сведений о нём нет.
Ayrıca Augustus'un tribunate yetkileri içinde censuraya ait güçler de vardı.Кроме того, в рамках трибунской власти Августа были полномочия, обычно закрепленные за цензором.
Yetkililerce vergi kontrolünü kolaylaştırır.Иностранцев труднее контролировать налоговым органам.
İnsanların rüyalarına girebilme, onlara rüyalarında görünebilme yetkisine sahiptir.Во снах она может видеть будущее других людей.
Gol çizgisi teknolojisinin amacı hakemlerin yetkisini almak değil karar vermelerine yardımcı olmaktır.Обязанностью риксрода было давать советы, а не управлять.
Böylece her hükümdara kendi topraklarının dinini belirleme yetkisi verilmiş oldu.Подразумевалось, что каждый правитель сам определяет вероисповедание в своих владениях.
2002 yılı Şubat ayında farklı ABD yetkilileri iddiaları doğrulamaya çalışmıştır.К февралю 1902 года все претензии кредиторов были полностью удовлетворены.
Bütün yetki Yüce Sovyet’in elindeydi.Все эти политические образования находились под верховной властью Византии.
Aynı anda 10 bilgisayara kadar yetkilendirme yapılabilir.Станция способна одновременно обнаруживать до 10 целей.
Birleşmiş Milletlerdeki veto yetkisi de bu konferansta kararlaştırıldı.На этом собрании был составлен устав Союза.
Başvurduğunuz poziyon için hangi yetkinliklere sahipsiniz?Какие услуги вам оказала власть?
İranlı yetkililer, Azerbaycan'ın 2012 Eurovision Şarkı Yarışması'na ev sahipliği yapmasına karşı çıktı.Иранские официальные лица выступали против проведения в Азербайджане Евровидения 2012.
Lehçeler kimi yetkili kişiler tarafından küçük farklarla bölümlere ayrılmıştır.Такие аппараты выпускались малыми партиями по индивидуальным заказам.
Bu kuram, davayı takip yetkisi kurumunu da açıklayamamaktadır.Осталось неизвестным, будет ли прокуратура обжаловать вердикт.
Bu sebeple Yetkiner, sahaya takım kaptanı olarak çıktı.Трижды Бас выводил команду на поле в качестве капитана сборной.
Bu yetki devredilemez."Вероятно, они безграничны».
Bire bir İsviçre kulübü yetkilileriyle görüştüm.Выступил в швейцарском клубе «People».
Cumhurbaşkanı, Meclis'te herhangi bir sorun çıktığı zaman doğrudan müdahale etme yetkisine sahiptir.В экстренных ситуациях он имеет право действовать от имени всего Совета.
Senatonun yapısı ve yetkileri, Amerika Birleşik Devletleri Anayasasının bir maddesi ile belirlenmiştir.Формирование и полномочия Конгресса установлены в первой статье конституции США.
Pratikte ise tüm organlardaki yetkililer merkezi olarak belirlenir.В последнем случае все внутренние органы остаются на месте.
Bu dönemde Hıristiyanların statüsü gelişti ve Yahudileri koruyabilecek yetkililerin güçleri azaldı.Однако она усилила влияние христианства и ослабила защищавшую евреев власть.
Müslüman yetkililer, Yahudilere karşı yapılan suçlamalara sıcak bakmamaktaydı.Мусульманские власти в целом не поддерживали преследование евреев.
Ancak öldürülmesi için tüm yetki verilmişti." ifadelerini kullandı.Но они имели полную власть убить его».
Ayrıca Birleşik Krallık Parlamentosu, İskoçya Parlamentosunu dağıtma yetkisine sahiptir.Споры также велись в основном по вопросу, имеет ли право парламент Шотландии назначать референдум.
2011 Ekim ayında 4 yetkili ömür boyu hapis cezası aldı.В августе 2012 г. приговорён к 4 годам лишения свободы.
ABD ve Mısırlı yetkililer aracılığı üstlendiler .США и Египет провели по этому поводу соответствующие переговоры.
Etkin Cumhurbaşkanlığı (Yarı-Başkanlık): Geniş yetkileri vardır ve başbakan üzerinde bağlayıcıdır.(CISR), наделённый широкими полномочиями и подконтрольный непосредственно премьер-министру.
Yetkililer, faciaya ramak kaldığını ve ucuz atlatıldığını belirttiler.Мы им говорим: вы — ничтожества и потерпели крах.
Ama gene de kişisel yetkilerini otoriter bir anlayışla kullanıyordu.Но ещё большее значение имел его личный авторитет.
Meclise girmesine rağmen, yasadışı komünistler tarafından kendi yetki alanından yoksun bırakıldı.Хотя он попал в парламент, он был незаконно лишён парламентского мандата коммунистами.
Yetkililer halktan bu kişilerin kimliklerini saptamak için yardım istemiştir.Агент потребовал от этих лиц предъявления документов.
Göçmenlik yetkilileri tarafından gözaltına alındı ve daha sonra Çin'e sınır dışı edildi.Но вскоре её задержали сотрудники иммиграционной службы, и депортировала обратно в Канаду.