Ana içeriğe geç
Sözlük

yetki ile cümle

yetki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Zaferden sonra şehirli yetkililer çok sert cezalandırmalar uyguladılar.Después de su victoria, las autoridades de la ciudad tomaron drásticas medidas de castigo.
Avrupa Parlamentosunun yetkisinin artırılmasını desteklemektedir.Reforzar los poderes del Parlamento Europeo.
Bu kapasitede bakan; silahlı kuvvetler üzerinde günlük idari ve operasyonel yetkileri yerine getirir.En esta capacidad, el ministro ejerce la autoridad operativa día a día sobre las fuerzas armadas.
Mishin, Korolyov'un yardımcısı ve sağ kolu olarak görev yapmış, oldukça yetkin mühendisti.Mishin era un ingeniero altamente competente que sirvió como delegado de Koroliov y su mano derecha.
Yetkinliğin iki tipini ayırt etmek gerekir: doğal ve yapay.Dos formas distintas de competencia deben ser distinguidas: natural y artificial.
1791'de İmparatoriçenin özel sekreterinin yetkisiyle Gavrila Derjavin'e katıldı.En 1791, se incorporó al grupo de Gavrila Derzhavin quien era secretario privado de la Emperatriz.
25 Şubat 138'de Antoninus tribunician gücü ve imperium'u (emretme yetkisi) aldı.El 25 de febrero de 138 se le concedió la tribunicia potestas y el imperium.
Ayrıca Çin Komünist Partisi'nin elinde tuttuğu siyasal ve toplumsal yetkiler hakkında endişe duyuyorlardı.Estaban descontentos con los controles políticos y sociales que ejercía el Partido Comunista de China.
Sertifika alan profesyoneller kendi adlarından sonra SPEC ekini kullanmaya yetkili hale gelirler.Los profesionales certificados utilizan SPEC después de su nombre.
Onlar komando geleceğinin yetkilerini olusturan 18 Fransız’dı.Eran 18, uno de ellos francés, y formaron un futuro comando de trabajo.
Parlamento tüm kanunları yapma yetkisini elinde tutar.El parlamento reserva el poder de hacer todas las leyes del país.
Bu yetki başka makamlara da devredilebilir.Él es capaz de transferir temporalmente estos poderes a los demás.
Ama gene de kişisel yetkilerini otoriter bir anlayışla kullanıyordu.Aunque tenían su propia ley oral.
Üç yıl içinde öğretmeni kadar yetkin bir şekilde müzik okuyabilecek kadar yetenekli bir öğrenciydi.Fue un alumno precoz, en tres años fue capaz de leer música tan bien como su profesor.
Bilgisayar korsanları, aynı teknikle İSS'ye yetkisiz erişim elde edebilir.Los clientes pueden obtener acceso no autorizado a la ISP a través de la misma técnica.
UBV operasyon yetkisini söyleşmeyle Network Solutions (NSI) şirketine verdi.De esta manera, la NSF concedió un contrato de operación a Network Solutions (NSI).
Komisyon başkanının oy kullanma yetkisi yoktur.El Secretario de la Comisión tiene voz pero no voto.
API erişim yetkisi için open standards olmadığı sonucuna vardılar.Llegaron a la conclusión de que no existía ningún estándar abierto para delegar acceso a las API.
Yasama yetkisi hem hükümet hem de parlamentoya aittir.El poder legislativo es conferido tanto al gobierno como el parlamento.
Yürütme yetkisi hükümetin elindedir.El poder ejecutivo está en manos del gobierno.
Örneğin ilk yardım eğitimi verebilmek için Sağlık Bakanlığı'ndan yetki belgesi gerekir.Si es necesario, el médico del campo puede proporcionar primeros auxilios.
Meclis, Hitler hükümetine yasama ile ilgili tam yetki verdi.Una Ley de Hitler dio al gobierno el pleno poder legislativo.
Yetkililer hâlâ ölüm nedenini araştırmaktadır.La causa de su muerte aún está bajo investigación.
Vergi toplama yetkileri de bulunur.También tienen la facultad de recaudar impuestos.
Servisin geniş yetkileri etkin siyasete müdahale etmesine izin verdi.Los amplios poderes de la agencia la permitían intervenir de forma activa en la política de Corea del Sur.
Alaylar ve tümenler arası iletişim, yetkin olmaktan uzaktı.La colaboración entre los regimientos y las divisiones estaba lejos de ser perfecta.
İkinci olarak Kralın üstleneceği yetki hakkında bir toplantı yapılırdı.Necesidad de diferenciar lo que el rey adquiría por su cargo.
İkinci hakemin de karar yetkisi vardır (düdük çalabilir).Por eso el árbitro (o los árbitros) tiene la decisión en el juego.
Beatrix'in diğer Avrupa monarşilerine göre daha fazla yetkisi bulunmaktadır.Como reina, Beatriz dispuso de mayor poder que la mayoría de los monarcas europeos contemporáneos.
Yetkileri, bakanlar arasında dağıtılmıştır.El exceso de capacidad se distribuye entre trabajos.
İnsanların rüyalarına girebilme, onlara rüyalarında görünebilme yetkisine sahiptir.Sus poderes consisten en poder meterse en los sueños de las personas y convertirlos en pesadillas.
O bir şifa faktör, ışınlama ve optik patlamaya yetkiler verildi ve kapamak zorla ağzını vardı.Le fue dado un factor curativo, teletransporte, y poderes de rayos ópticos y tenía la boca cerrada.
Ancak, bazı dönemlerde Osmanlı yetkilileri kent için diğer adlardan yanaydı.Sin embargo había rumores que con el tiempo abarcaría otras zonas del mundo.
Özel hukukta, bir kimseye, hukuk düzeninin sağladığı yetkilere hak denir.Cualesquiera otras competencias que le puedan ser atribuidas por el ordenamiento jurídico.
Hükümete Suriye'ye askeri operasyon yetkisi verildi.Se le encomienda una misión diplomática en Siria.
Yine de en büyük yetki Fransız genel valide bulunmaktaydı.Sin embargo, el problema más grave fue con el Gobierno francés.
Buz Mağarası ve Rüzgar Mağarası, yetkililerin çabalarına rağmen, çöp doludur.Ko-Metru, distrito de hielo, donde los tejados de las casas están llenos de niebla.
Bunun sosyo-ekonomik sonuçları arasında yetkililerin getirdiği kısıtlamalar da bulunuyordu.Entre factores socioeconómicos eran restricciones por las autoridades.
Bire bir İsviçre kulübü yetkilileriyle görüştüm.Se trasladó al club sueco Östers.
Danimarka yetkilileri Yahudi tutuklulara her fırsatta yemek yardımı yaptı.El gobierno sueco podrá enviar paquetes de ayuda a los judíos prisioneros.
Manisa Büyükşehir Belediyesi şehrin tüm karar yetkisini elinde bulundurmaktadır.La familia Orbe controla la vida municipal plenamente.
Kural koyar, düzenler, yetkilendirir, yasaklar...Poder, ordenamiento jurídico, derechos.
7 Mart 1917 yıllında atölye muhtarların yetkileri alındı.El 7 de marzo de 1970 se llevaría a cabo la firma de los contratos.
Devlet Duması'nın Rusya Anayasası tarafından listelenmiş özel yetkileri vardır.Su gobierno tiene unos poderes limitados enumerados en la Constitución de los Estados Unidos.
Cuddy House'un klinikte çalışması karşılığında yetkiyi geri verir.Cuddy va a la oficina de House para hablar sobre el caso.
1915'te Rus yetkililer onu tutuklayıp Çaritsyn'e sürgüne gönderildi.En 1915 fue arrestado por autoridades rusas y exiliado a Tsaritsin, actual Volgogrado.
Amerikalı yetkililer sonrasında uçağa Rusya'dan ateş edildiğini söyledi.De este modo se podía disparar desde Rusia a Estados Unidos.
14 Mart 1973 tarihinde askeri yetkililer siyasi parti liderleriyle bir toplantı yaptı.El 30 de septiembre de 1943 mantuvieron una reunión pública con 70 dirigentes sindicales.
Bu yetki sunucu yöneticilerine verilmiştir.4.- Comuníquese al Poder Ejecutivo.
Çünkü, egemen olan iradeyi temsil yetkisi meşru olarak tescil edilmiş olanlar onlardır.El cual ellos decidirian quien seria el galardonado.
Polis yetkilileri, olası bir intihardan şüphenlendiklerini açıklamıştır.La policía tiene fundadas sospechas de que pudo ser un asesinato.
Her 10.000 yılda bir, bir insana denizlere hükmetme ve gözlemleme yetkisini verdiği söylenir.Se dice que solo aparece una persona capaz de dominarlo cada 10.000 años.
Yetkin olmayan insanlar diğer insanlardaki gerçek beceriyi fark edememektedirler.Los individuos incompetentes son incapaces de reconocer la habilidad de otros.
Türkiye'de yargı yetkisi bağımsız mahkemeler ve yüksek yargı organları tarafından kullanılır.El poder judicial está ejercido por tribunales independientes y autónomos.
Cumhurbaşkanının yetkileri sınırlı olacaktı.El Presidente de la República quedó limitado en sus funciones.
Yetkilerinin çoğunu 16. yüzyıl'dan itibaren şeyhülislamlığa devretmiştir.Comenzó verdaderamente a hacerse conocer gracias a su poder mercantil a partir del siglo XVII.
Bu pınarlar belediye yetkilileri tarafından çevre düzenlemesi yapılarak halka sunulabilir.Es cuando comienzan a ser gobernados por ayuntamientos.
Dolayısıyla bölgeyi korumak için ya da saldırıda bulunmak için her yetkin birey katkıda bulunabiliyordu.Trajinaba con verdadero sentido por cada sector del terreno, sea para defender o atacar.
Bu yetki devredilemez."Su potencial es ilimitado ".
Meclis başbakanı veya kabinedeki bakanları görevden alma yetkisine sahiptir.El presidente no tiene el derecho de despedir al primer ministro o al gabinete.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod