Silah taşıma, rozet takma ve tutuklama yetkisine sahiptir.Sie verfügten über Durchsuchungs-, Vernehmungs-, und Festnahmekompetenzen und trugen Schusswaffen.
Bu ortaklık, az ya da çok eksiktir (kopya tam ve yetkin değildir).Der Hutrand bleibt relativ lange eingerollt und ist nicht (oder nur sehr kurz und schwach) gefurcht.
Yetki sahibi yönetimin başında bir başkan ve onun yardımcısı bulunur.Ihnen steht ein Präsident und ein Vizepräsident vor.
Araç ağırlıklı olarak kurumsal yöneticiler ve hükümet yetkilileri tarafından kullanılmaktaydı.Der Schaden musste von den Betreiberfirmen und der Provinzregierung getragen werden.
Havale ise çifte yetki veren hukuki bir işlemdir.Diese Maßnahmen können unter Umständen die Rechtsnatur einer doppelfunktionalen Maßnahme aufweisen.
Sonraki yıllarda Haccâc'ın valilik yetkileri daha da genişletildi.In den folgenden Jahren konnte Philipp seinen Machtbereich sogar ausweiten.
Danimarka yetkilileri Yahudi tutuklulara her fırsatta yemek yardımı yaptı.Dinis wandte sich im Interesse jüdischer Mitbürger mehrfach an den dänischen Prinzen.
İkinci Dünya Savaşı sona erdikten sonra Çekoslovakya yetkilileri tarafından tutuklandı.Nach dem Ende des Zweiten Weltkrieges wurde es von der Tschechoslowakei übernommen.
Kanada Kraliyet Atlı Polisi (RCMP), Kanada Federal Hükumetinin yetki alanı içerisinde görev yapmaktadır.Die Royal Canadian Mounted Police (RCMP) sorgt für die Sicherheit in der Stadt.
Hapishane yetkilileri davranışlarını "konuşkan ve öfkeli" olarak açıkladılar.Die Fälle erfüllten ihn „mit Scham und Empörung“.
Bu dönemde şehir kendi adına para basma yetkisine sahip olacak kadar gelişmiştir.Die Stadt stieg in seiner Zeit zu einer gleichberechtigten Macht auf.
Yetkililer cesedin Yahudi mezarılığına gömülmesini reddetti.Dafür verpflichtete sich die Stadt, den Judenfriedhof instand zu halten.
İlk kurulduğunda devlet yetkililerini korumak amacı vardı.Das erste Mal behaupteten sie, das Wort Amt sei geschützt.
Avukatın Uzlaşma Sağlama Yetkisi.Der Erfolg gibt dem Advokaten Recht.
Halk mahkemeleri gerek medeni hukuk gerekse ceza hukuku bakımından kaza yetkisini kullanırlar.Das Geld soll für den Fall einer Verurteilung die zivilrechtliche Haftung abdecken.
Philippe Pétain'e tam yetki verilmesini amaçlayan kararı destekledi.Philippe Pétain wird zum Tod verurteilt.
Tüm bunlara ilaveten Augustus Roma şehrinin yegane yetkilisi ilan edildi.Die Stadt scheint jedoch eine römische Neugründung unter Augustus gewesen zu sein.
Ancak kendi ülkesinde Sovyet yetkilileri ile mücadele etmesi gerekiyordu.Dabei verweigerte er sich, soweit möglich, der Mitarbeit mit den sowjetischen Behördern.
Toplama yetkisi yerel görevlilerin elinde olan tüm vergi çeşitlerini affetti.Die Ausländerbehörde nimmt alle Aufgaben aus dem Bereich Asyl wahr.
İmparator iç politikada olduğu gibi dışişlerinde de bütün yetkileri hemen kendi elinde topladı.Er hatte als Oberster Führer jetzt die gesamte Macht des Staates ganz offiziell in seinen Händen.
1.200'ün üzerinde yetkili servis noktası mevcuttur.Rang und Herrschaft um 1200.
Çünkü yetkililer onun iltica talebinde bulunmasından korktular.Die Männer fürchteten um ihre Vormachtstellung.
Çoğunlukla Roma Senatosu tarafından yetkilendirilirler ve görevleri sona erince terhis edilirlerdi.Sie waren meist Beauftragte der Herrschaften und konnten jederzeit des Amtes enthoben werden.
Yönetim ve karar verme yetkisi tek bir kişinin elindeydi.Die Entscheidung und Aburteilung liegt in den Händen eines einzelnen Richters.
Bu idarede beş direktuvarın yetkileri üç konsüle devredildi ve tüm yetkiler biriinci konsülde toplandı.Bald saßen die Führungskräfte der Big Five in jedem anderen Vorstandsrat.
Ülkedeki yargı yetkisi Yargıtay'a aittir.Die Auswahl des Vertreters obliegt dem jeweiligen Gericht selbst.
Konu yetkililerce incelenir ve iddianın asılsız olduğu tespit edilir.Der Antrag des Unternehmens sei unzulässig und die vorgebrachten Gründe seien ohne Substanz.
Hırvat Anayasası hükümlerine göre parlamento halkı temsil ediyor ve yasama yetkisine sahip.Gemäß dem finnischen Grundgesetz vertritt das Parlament das Volk und übt die gesetzgebende Gewalt aus.
Başvurduğunuz poziyon için hangi yetkinliklere sahipsiniz?Mit welchen Fähigkeiten ist sie ausgestattet?
Bu, yetkilileri büyük bir doğum kontrol programı başlatmaya itti.Cela a entraîné les autorités à lancer un important programme de contrôle des naissances.
Emmy Noether Fransızca ve İngilizcede erken yetkinlik gösterdi.Emmy Noether montre rapidement des capacités en français et en anglais.
Imperium bir magistraya askeri bir güce komuta etme yetkisi veriyordu.L’imperium autorise un magistrat à commander des forces militaires.
Söz, Yetki, Karar, İktidar; Halka !Qui, Quoi, Où, Quand, Comment, Combien et Pourquoi (QQOQCCP).
Ayrıca tüm prokonsüllerin üzerinde iktidar yetkisi verildi.Il a autorité sur tous les proconsuls.
Avrupa Parlamentosunun yetkisinin artırılmasını desteklemektedir.Renforcer les pouvoirs du Parlement européen.
Mezarlık, şehir yetkilileri tarafından iki ayda bir temizletilir.Le cimetière est nettoyé par les autorités municipales une fois tous les deux mois.
16 Ekim 2018 tarihinde Lakhta Center MFC JSC tesisin devreye alınması için yetki aldı.Le 16 octobre 2018 Lakhta Center MFC JSC a reçu l'autorisation de mise en service de l'installation.
2002 yılı Şubat ayında farklı ABD yetkilileri iddiaları doğrulamaya çalışmıştır.Cependant, trois officiels américains avaient tenté de vérifier ces allégations en février 2002.
Beatrix'in diğer Avrupa monarşilerine göre daha fazla yetkisi bulunmaktadır.Pour lui, la monarchie belge a plus de pouvoir que les autres monarchies européennes.
Fransa Yüksek Mahkemesi, belediye başkanlarına şehirlerinde trafik ile ilgili kuralları kurma yetkisini verir.La Cour de cassation accorde aux maires la possibilité de réglementer la circulation dans leur ville.
Onun benim üzerimde hiçbir yetkisi yoktur.Il n'a aucune autorité au-dessus de lui.
İranlı yetkililer, Azerbaycan'ın 2012 Eurovision Şarkı Yarışması'na ev sahipliği yapmasına karşı çıktı.Les officiels iraniens s'opposent à l'organisation de l'Eurovision 2012 par l'Azerbaïdjan.
Her bir belediyenin kendine ait yetkileri bulunmaktadır.Un maire dispose en outre de pouvoirs propres.
Ocak 2007'de demiryolu şirketinin yetkilileri Tama'yı resmi olarak istasyon şefi yapmaya karar verdiler.En janvier 2007, Tama a été officiellement élevée au rang de chef de gare.
Bu yetkilerini kullanmakla Astro suç, kötülük ve adaletsizlikle savaşa devam ediyordu.Astro combat le mal, le crime et l'injustice.
Onlar komando geleceğinin yetkilerini olusturan 18 Fransız’dı.Les votants étaient dix-huit personnalités du jeu de rôle français.
İnsanların rüyalarına girebilme, onlara rüyalarında görünebilme yetkisine sahiptir.Elle a le pouvoir d'entrer dans les rêves des gens.
Cumhurbaşkanı bu yetkisini başka makamlara devredebilir.Le président peut lui déléguer certains de ces pouvoirs.
Konu yetkililerce incelenir ve iddianın asılsız olduğu tespit edilir.Les autorités fiscales conduisent une enquête et concluent que ces allégations sont infondées.
Mitsuhide, Nobunaga'nın Kyoto bölgesi çevresindeki güç ve yetkilerini ele geçirdi.Mitsuhide s'empare ensuite du pouvoir et de l'autorité de Nobunaga dans la région de Kyoto.
API erişim yetkisi için open standards olmadığı sonucuna vardılar.Ils conclurent qu'il n'y avait pas de standard ouvert pour la délégation d'accès par API.
Fakat hala kraliyet merasimleri için törensel yetkileri bulunmaktadır.De même, la reine détient les pouvoirs issus des prérogatives royales.
Alaylar ve tümenler arası iletişim, yetkin olmaktan uzaktı.La collaboration entre les régiments et les divisions était loin d'être parfaite.
1925 - İtalya'da Benito Mussolini, bütün yetkileri elinde topladı.1922 : Benito Mussolini reçoit les pleins pouvoirs.
Yetkililer hâlâ ölüm nedenini araştırmaktadır.Les enquêteurs s'interrogent sur les raisons de son décès.
Çoğunlukla Roma Senatosu tarafından yetkilendirilirler ve görevleri sona erince terhis edilirlerdi.Généralement autorisées par le Sénat romain, elles étaient ensuite dissoutes.
Onun bu çalışmaları Çinli yetkilileri rahatsız etti.Son travail est encouragé par les autorités chinoises.
Nihayet 1986'da, Vietnam yetkililerin gözetimi altında, Küba'da eğitimini sürdürmesine izin verildi.En 1986, il fut envoyé à Rome poursuivre ses études.
Philippe Pétain'e tam yetki verilmesini amaçlayan kararı destekledi.Vote des pleins pouvoirs à Philippe Pétain.
Sonraları bu yetkililer hakim konumuna yükseltilmiştir.Ce juge est par la suite relevé de ses compétences.