Ana içeriğe geç
Sözlük

yetimhane ile cümle

yetimhane kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Prenses Lee Seol yetimhaneye bırakıldı... ...ve tüm hayatını zorluklar içinde geçirdi.Ekkor került Lee Seol hercegnő árvaházba és élte akadályokkal teli életét.
Prenses Lee Seol yetimhaneye bırakıldı... ...ve tüm hayatını zorluklar içinde geçirdi.والاميرة لي سول ارسلت الى الميتم حيت عاشت طفولة بائسة
Sadece sen değil, yetimhane de eleştiri okları altında kalacak.A negatív következmények nemcsak téged, de az árvaházat is érintik.
Sadece sen değil, yetimhane de eleştiri okları altında kalacak.Η επίθεση δεν θα είναι μόνο σε σένα, αλλά και στο ορφανοτροφείο επίσης.
Sadece sen değil, yetimhane de eleştiri okları altında kalacak.الهجوم لن يقتصر عليك لكن على الميتم ايضا
Sanırım o çocuğun gözleri çok iyi görmüyor. Yetimhane etkinliğine katılacağını mı söyledin?هذا الصبي مازال لم يجد كل عقله.....هل تقومين بهذا من اجل الميتم؟
Seol'la yetimhanede tanıştım. Ona tüm hikâyemi anlattım.Seollal az árvaházban találkoztam és mindent elmeséltem neki arról, ami velem történt.
Seol'la yetimhanede tanıştım.Γνώρισα τη Σεολ στο ορφανοτροφείο.
Seol'la yetimhanede tanıştım.والتقيت بسول في ذلك الميتم
"Sonra bir de görev dağılımı listesi yaptı." "Kim, hangi gün yetimhaneyi temizleyecek diye."Cô bé làm một danh sách công việc chi tiết phân công lịch dọn dẹp trại trẻ.
"Sonra bir de görev dağılımı listesi yaptı." "Kim, hangi gün yetimhaneyi temizleyecek diye."E poi ha steso una lista dettagliata di chi avrebbe puliva l'orfanotrofio e in quale giorno".
"Sonra bir de görev dağılımı listesi yaptı." "Kim, hangi gün yetimhaneyi temizleyecek diye."Et puis elle a créé une liste détaillée de travail de qui nettoyait l'orphelinat quel jour. "
"Sonra bir de görev dağılımı listesi yaptı." "Kim, hangi gün yetimhaneyi temizleyecek diye."Następnie przygotowała szczegółową listę pracy, kto którego dnia miał sprzątać sierociniec.
"Sonra bir de görev dağılımı listesi yaptı." "Kim, hangi gün yetimhaneyi temizleyecek diye."Și a făcut o listă de lucru cu cine face curat în orfelinat și în ce zi."
"Sonra bir de görev dağılımı listesi yaptı." "Kim, hangi gün yetimhaneyi temizleyecek diye."Und dann hat sie einen Arbeitsplan aufgestellt, wer an welchem Tag das Waisenhaus zu putzen hat.
"Sonra bir de görev dağılımı listesi yaptı." "Kim, hangi gün yetimhaneyi temizleyecek diye."Y después hizo un calendario de trabajo de quién limpiaba el orfanato en qué día."
"Sonra bir de görev dağılımı listesi yaptı." "Kim, hangi gün yetimhaneyi temizleyecek diye."Ze maakte een poetslijst van wie het weeshuis op welke dag schoonhield."
"Sonra bir de görev dağılımı listesi yaptı." "Kim, hangi gün yetimhaneyi temizleyecek diye."Και μετά έφτιαξε μια λίστα με δουλειές με το ποιος θα καθάριζε το ορφανοτροφείο ποια μέρα".
"Sonra bir de görev dağılımı listesi yaptı." "Kim, hangi gün yetimhaneyi temizleyecek diye."Потом она составила детальный график уборки приюта."
"Sonra bir de görev dağılımı listesi yaptı." "Kim, hangi gün yetimhaneyi temizleyecek diye."След което тя направи подробен работен график, кой кога да чисти сиропиталището."
Ve böylece çocuklar yetimhaneye düşüyor.A preto skončili v sirotinci.
Ve böylece çocuklar yetimhaneye düşüyor.A tak skončili v sirotčinci.
Ve böylece çocuklar yetimhaneye düşüyor.Derfor endte de på et børnehjem.
Ve böylece çocuklar yetimhaneye düşüyor.E da qui finirono in un orfanotrofio.
Ve böylece çocuklar yetimhaneye düşüyor.Ennélfogva egy árvaházban végezték.
Ve böylece çocuklar yetimhaneye düşüyor.Et donc ils ont fini dans un orphelinat.
Ve böylece çocuklar yetimhaneye düşüyor.Foi assim que acabaram num orfanato.
Ve böylece çocuklar yetimhaneye düşüyor.I tak oboje skończyli w sierocińcu.
Ve böylece çocuklar yetimhaneye düşüyor.Kết quả những đứa trẻ phải đến ở trong trại mồ côi.
Ve böylece çocuklar yetimhaneye düşüyor.그리고 결국 아이들은 고아원에 오게 되었습니다.
Ve böylece çocuklar yetimhaneye düşüyor.Sehingga mereka akhirnya berada di panti asuhan.
Ve böylece çocuklar yetimhaneye düşüyor.Și astfel au ajuns într-un orfelinat.
Ve böylece çocuklar yetimhaneye düşüyor.Und so landeten sie in einem Waisenhaus.
Ve böylece çocuklar yetimhaneye düşüyor.Vervolgens eindigden ze in een weeshuis.
Ve böylece çocuklar yetimhaneye düşüyor.Και ως εκ τούτου, κατέληξαν σε ένα ορφανοτροφείο.
Ve böylece çocuklar yetimhaneye düşüyor.И в результате они оказались в приюте.
Ve böylece çocuklar yetimhaneye düşüyor.И така се оказали в дома за сираци.
Ve böylece çocuklar yetimhaneye düşüyor.І тому вони потрапили в дитячий будинок.
Ve böylece çocuklar yetimhaneye düşüyor.לכן הם הגיעו לבית יתומים.
Ve böylece çocuklar yetimhaneye düşüyor.ولذا فقد أنتهى بهم الحال في دار الإيتام.
Ve böylece çocuklar yetimhaneye düşüyor.経験ある医者も そうでない医者も
Yetimhanede büyüdüğünü söylüyorlar.Elle a grandi à l'orphelinat.
Yetimhanede büyüdüğünü söylüyorlar. Öyle görünüyor ki terbiye almadan yetişmiş.يقولون انها تربت في ملجئ, ويظهر انهم لم يعلموها الادب
Yetimhanede büyüdüğünü söylüyorlar.Λένε πως μεγάλωσε σε ορφανοτροφείο.
Yetimhanedeki çocuklar çıldırıyordu. Bütün çocuklar bir annenin özlemini çeker.Az árvaház a feje tetején állt, minden gyereknek nagyon hiányzott az anyukája.
Yetimhanedeki çocuklar çıldırıyordu. Bütün çocuklar bir annenin özlemini çeker.Στη αυλή είχε γίνει χαμός ... σε όλους λείπει η μητέρα τους
Yetimhanedeki çocuklar çıldırıyordu. Bütün çocuklar bir annenin özlemini çeker.الساحة كلها كانت تحبه لان الكل كان يفتقد امه
Yetimhanedeki çocuklar çıldırıyordu.L'orphelinat en était tout bouleversé.
Yetimhaneden bir çocukla karşılaştım, ön cephede dolanıyordu.Am găsit un băiat dintr-un orfelinat local care hoinărea pe lângă lina frontului.
Yetimhaneden bir çocukla karşılaştım, ön cephede dolanıyordu.Egy közeli árvaházban lakó fiúra bukkantam aki a fronton sétálgatott.
Yetimhaneden bir çocukla karşılaştım, ön cephede dolanıyordu.Encontré a un niño del orfanato local vagando alrededor del frente de batalla.
Yetimhaneden bir çocukla karşılaştım, ön cephede dolanıyordu.Encontrei um rapaz do orfanato local a vaguear pela linha da frente.
Yetimhaneden bir çocukla karşılaştım, ön cephede dolanıyordu.Ich fand einen Jungen aus dem örtlichen Waisenhaus, der an der Front umherwanderte.
Yetimhaneden bir çocukla karşılaştım, ön cephede dolanıyordu.Ik vond een jongen uit het plaatselijke weeshuis die aan de frontlinie rondzwierf.
Yetimhaneden bir çocukla karşılaştım, ön cephede dolanıyordu.J'ai trouvé un garçon de l'orphelinat local errant aux abords de la ligne de front.
Yetimhaneden bir çocukla karşılaştım, ön cephede dolanıyordu.저는 그 지역 고아원에서 나온 소년이 전선에서 돌아다니는 것을 보았습니다.
Yetimhaneden bir çocukla karşılaştım, ön cephede dolanıyordu.Löysin paikallisen orpokodin pojan vaeltelemassa etulinjassa.
Yetimhaneden bir çocukla karşılaştım, ön cephede dolanıyordu.Spotkałem chłopca z sierocińca, który błąkał się wokół linii frontu.
Yetimhaneden bir çocukla karşılaştım, ön cephede dolanıyordu.Trovai un ragazzino dell'orfanatrofio locale che vagava dalle parti della prima linea.
Yetimhaneden bir çocukla karşılaştım, ön cephede dolanıyordu.Намерих момче от местното сиропиталище, което се скиташе на вражеската линия.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod