Bu yüzden evlat edinilmeden önce kaldığım yetimhaneden başlamak istiyorum.لذا افكر ان ابدأ من الميتم الى يوم تبنيني
Bu yüzden yetimhaneye dönmeliyiz.Ezért, arra gondoltam, hogy újra vissza kellene menni az árvaházba.
Bu yüzden yetimhaneye dönmeliyiz.Γι' αυτό το λόγο πρέπει να πάμε πίσω στο ορφανοτροφείο.
Bu yüzden yetimhaneye dönmeliyiz.لهذا اريد الذهاب مرة اخرى للميتم
Çavuşeku'nun bu yetimhanesine ilk ziyareti yaptığımdan beriKể từ chuyến thăm đầu tiên của mình đến trại trẻ Ceausescu,
Çavuşeku'nun bu yetimhanesine ilk ziyareti yaptığımdan beri제가 차우세스쿠의 보육원에 처음 방문한 이래로
Çavuşeku'nun bu yetimhanesine ilk ziyareti yaptığımdan beriמאז ביקורי הראשון במוסד של צ'אושסקו,
Çavuşeku'nun bu yetimhanesine ilk ziyareti yaptığımdan beriمنذ زيارتي الأولى لمؤسسة تشاوشيسكو،
Çavuşeku'nun bu yetimhanesine ilk ziyareti yaptığımdan beriチェコ共和国や スーダンをはじめ 18か国で
Delhi'de bir yetimhanede tanıştığım bu kız ve arkadaşı bir şırınga yüzünden HIV pozitifti.Cô gái trẻ này cùng với bạn cô tôi đã gặp tại 1 trại trẻ mồ côi ở Delhi, dương tính với HIV do 1 bơm tiêm.
Delhi'de bir yetimhanede tanıştığım bu kız ve arkadaşı bir şırınga yüzünden HIV pozitifti.Denne unge pige og hendes ven, som jeg mødte på et børnehjem i Delhi, var HIV-positive på grund af en sprøjte.
Delhi'de bir yetimhanede tanıştığım bu kız ve arkadaşı bir şırınga yüzünden HIV pozitifti.Dit jonge meisje en haar vriend, die ik ontmoette in een weeshuis in Delhi, waren HIV-positief van een spuit.
Delhi'de bir yetimhanede tanıştığım bu kız ve arkadaşı bir şırınga yüzünden HIV pozitifti.Esta jovem e o amigo, que conheci num orfanato em Deli, ficaram seropositivos por causa de uma seringa.
Delhi'de bir yetimhanede tanıştığım bu kız ve arkadaşı bir şırınga yüzünden HIV pozitifti.Esta joven muchacha y su amigo que conocí en un orfanato en Delhi, debido a una jeringa son HIV positivo.
Delhi'de bir yetimhanede tanıştığım bu kız ve arkadaşı bir şırınga yüzünden HIV pozitifti.제가 델리의 한 고아원에서 만난 이 어린 소녀와 그녀의 친구는 주사기로 인해서 에이즈에 감염되었습니다.
Delhi'de bir yetimhanede tanıştığım bu kız ve arkadaşı bir şırınga yüzünden HIV pozitifti.Ця молода дівчинка і її друг, що я зустрів в дитячому будинку в Делі були ВІЛ-позитивними від шприца.
Delhi'de bir yetimhanede tanıştığım bu kız ve arkadaşı bir şırınga yüzünden HIV pozitifti.Эта маленькая девочка и ее друг, которых я встретил в сиротском приюте в Дели, были заражены ВИЧ через шприц.
Delhi'de bir yetimhanede tanıştığım bu kız ve arkadaşı bir şırınga yüzünden HIV pozitifti.הילדה הקטנה הזו וחבר שלה שפגשתי בבית יתומים בדלהי, היו מאובחנים חיובי בנגיף האיידס בגלל מזרק.
Delhi'de bir yetimhanede tanıştığım bu kız ve arkadaşı bir şırınga yüzünden HIV pozitifti.هذه الفتاة الصغيرة وصديقها الذين إلتقيتهم في دار أيتام في دلهي، مصابين بالإيدز عبر الحقنة.
Delhi'de bir yetimhanede tanıştığım bu kız ve arkadaşı bir şırınga yüzünden HIV pozitifti.デリーの孤児院で会いました 彼らは注射器からHIV陽性になりました この話でやるせないのは
Etiyopya'da bir ay yaşadık, bir yetimhane'de çalışarak.Abbiamo vissuto un mese in Etiopia lavorando in un orfanotrofio.
Etiyopya'da bir ay yaşadık, bir yetimhane'de çalışarak.Am stat în Etiopia o lunã, timp în care am lucrat într-un orfelinat.
Etiyopya'da bir ay yaşadık, bir yetimhane'de çalışarak.Asuimme Etiopiassa kuukauden työskennellen orpokodissa.
Etiyopya'da bir ay yaşadık, bir yetimhane'de çalışarak.우리는 한 고아원에서 일하면서, 한달간 에티오피아에서 살았습니다.
Etiyopya'da bir ay yaşadık, bir yetimhane'de çalışarak.Mieszkaliśmy w Etiopii przez miesiąc, pracując w sierocińcu.
Etiyopya'da bir ay yaşadık, bir yetimhane'de çalışarak.Nous avons passé un mois en Ethiopie à travailler dans un orphelinat.
Etiyopya'da bir ay yaşadık, bir yetimhane'de çalışarak.Vivemos na Etiópia durante um mês, a trabalhar num orfanato.
Etiyopya'da bir ay yaşadık, bir yetimhane'de çalışarak.Vivimos en Etiopía un mes, trabajando en un orfanato.
Etiyopya'da bir ay yaşadık, bir yetimhane'de çalışarak.We leefden een maand in Ethiopië en werkten in een weeshuis.
Etiyopya'da bir ay yaşadık, bir yetimhane'de çalışarak.Wir lebten einen Monat in Äthiopien und arbeiteten in einem Waisenhaus.
Etiyopya'da bir ay yaşadık, bir yetimhane'de çalışarak.Ζήσαμε στην Αιθιοπία ένα μήνα, δουλεύοντας σε ορφανοτροφείο.
Etiyopya'da bir ay yaşadık, bir yetimhane'de çalışarak.Живяхме в Етиопия месец и работихме в едно сиропиталище.
Etiyopya'da bir ay yaşadık, bir yetimhane'de çalışarak.Мы прожили в Эфиопии один месяц, работая в детском доме.
Etiyopya'da bir ay yaşadık, bir yetimhane'de çalışarak.גרנו באתיופיה כחודש ועבדנו בבית יתומים.
Etiyopya'da bir ay yaşadık, bir yetimhane'de çalışarak.عشنا في أثيوبيا لمدة شهر ، نعمل في مركز للأيتام.
Etiyopya'da bir ay yaşadık, bir yetimhane'de çalışarak.子供たちは僕に名前を付けてくれた
Gabrielle'in yaklaşık yedi yılını geçirdiği bir yetimhane vardı.가브리엘은 이 곳에서 거의 7년 동안 머물렀습니다.
Gabrielle'in yaklaşık yedi yılını geçirdiği bir yetimhane vardı.Aubazine klostret, hvor Gabrielle tilbragte næsten 7 år.
Gabrielle'in yaklaşık yedi yılını geçirdiği bir yetimhane vardı.Aubazinen luostari, jossa Gabrielle vietti lähes seitsemän vuotta.
Gabrielle'in yaklaşık yedi yılını geçirdiği bir yetimhane vardı.Gabrielle itt, az Aubazine apátságban közel hét évet töltött.
Gabrielle'in yaklaşık yedi yılını geçirdiği bir yetimhane vardı.la Abadía de Aubazine, en donde Gabrielle vive casi siete años.
Gabrielle'in yaklaşık yedi yılını geçirdiği bir yetimhane vardı.L'abbaye d'Aubazine où Gabrielle passe presque sept années.
Gabrielle'in yaklaşık yedi yılını geçirdiği bir yetimhane vardı.l'Abbazia di Aubazine, dove Gabrielle visse quasi sette anni.
Gabrielle'in yaklaşık yedi yılını geçirdiği bir yetimhane vardı.Абатството в Обазин, където Габриел прекарва около седем години.
Gabrielle'in yaklaşık yedi yılını geçirdiği bir yetimhane vardı.Обазинского монастыря почти семь лет.
Gabrielle'in yaklaşık yedi yılını geçirdiği bir yetimhane vardı.دير Aubazine حيث قضت غابرييل قرابة سبع سنوات
Gabrielle'in yaklaşık yedi yılını geçirdiği bir yetimhane vardı.この禁欲的な世界がもつ ロマネスクな純粋さが
Hyun Sook rahip Keene'in yetimhanesinde kaldı ve dayısı da evlat edinilene kadar orada yaşamasına razı oldu.Huyn-Sook ở lại với Cha Keene, và người cậu đồng ý cho em ở đó đến khi xong thủ tục nhận nuôi.
Hyun Sook rahip Keene'in yetimhanesinde kaldı ve dayısı da evlat edinilene kadar orada yaşamasına razı oldu.Hyon Sook blieb bei Pater Keene und ihr Onkel stimmte zu, sie dortzulassen bis die Adoption durch ist.
Hyun Sook rahip Keene'in yetimhanesinde kaldı ve dayısı da evlat edinilene kadar orada yaşamasına razı oldu.Hyun-Soek logeerde bij Father Keene. Haar oom stond toe dat ze daar bleef tot de adoptie rond was.
Hyun Sook rahip Keene'in yetimhanesinde kaldı ve dayısı da evlat edinilene kadar orada yaşamasına razı oldu.Hyun Sook se quedó con el Padre Keene y su tío permitió que se quedara hasta completar la adopción.
Hyun Sook rahip Keene'in yetimhanesinde kaldı ve dayısı da evlat edinilene kadar orada yaşamasına razı oldu.Hyun Sook zamieszkała u ojca Keene, a jej wujek zgodził się, żeby została tam do przeprowadzenia adopcji.
Hyun Sook rahip Keene'in yetimhanesinde kaldı ve dayısı da evlat edinilene kadar orada yaşamasına razı oldu.현숙이는 킨 신부님의 고아원에 머물렀고 그녀의 삼촌도 입양이 성사될때 까지 머무는 것을 승낙했습니다.
Hyun Sook rahip Keene'in yetimhanesinde kaldı ve dayısı da evlat edinilene kadar orada yaşamasına razı oldu.Хун Сук остана при отец Кийни, а чичо й се съгласи да я остави там докато трае процедурата за осиновяване.
Hyun Sook rahip Keene'in yetimhanesinde kaldı ve dayısı da evlat edinilene kadar orada yaşamasına razı oldu.Хьюн Сук осталась в приюте отца Кина, ее дядя согласился оставить ее там на время процесса удочерения.
Hyun Sook rahip Keene'in yetimhanesinde kaldı ve dayısı da evlat edinilene kadar orada yaşamasına razı oldu.היון סוק נשארה אצל האב קין, והדוד שלה התיר לה להשאר שם עד שהאימוץ יושלם.
Hyun Sook rahip Keene'in yetimhanesinde kaldı ve dayısı da evlat edinilene kadar orada yaşamasına razı oldu.أقامت أون سوك لدى الأب كين، وقد وافق الخال على أن تبقى هناك حتى تتم عملية التبني.
Hyun Sook rahip Keene'in yetimhanesinde kaldı ve dayısı da evlat edinilene kadar orada yaşamasına razı oldu.叔父は養子縁組が行われるまで 彼女が留まることに同意しました 彼は養子縁組に賛同してくれたんです
İnsanların çoğu yetimhanelerin bu çocuklar için iyi ve rahat yerler olduğunu düşünüyor.A maioria das pessoas vê os orfanatos como ambientes benignos que cuidam de crianças.
İnsanların çoğu yetimhanelerin bu çocuklar için iyi ve rahat yerler olduğunu düşünüyor.De meeste mensen stellen zich weeshuizen voor als milde omgevingen die voor kinderen zorgen.