Yetimhane etkinliğine katılacağını mı söyledin?Anyway, did you say you are going to the orphanage function?
Yetimhane etkinliğine gideceğim.I am going to go to the orphanage function.
Yetimhaneye gitmememi söyledin... ...bu yüzden yetimleri saraya getirdim.You said not to go to the orphanage, so I brought the orphans to the palace.
Kaldığın yetimhaneden yetimler saraya davet edildi.The orphans invited to the palace are from the orphanage you were at.
Sadece sen değil, yetimhane de eleştiri okları altında kalacak.The negative effect is not only on you, but the orphanage too.
Matei: Daha önce yetimhanelerdeki çocukların kaçmasını önlemeye yönelik çalışmalar yapıyordum.I started doing prevention in the orphanages to talk kids out of running away.
Yasa aynı zamanda, iki yaşından küçük çocukların yetimhanelere yerleştirilmesini de yasaklıyor.The bill also prohibits children younger than two years old from being placed in orphanages.
Ljubica İveziç yetimhanesi, kuşatma sırasında sekiz kez bombardımana hedef oldu.Meanwhile, the Ljubica Ivezic orphanage was subjected to shelling eight times during the siege.
Romanya, Komünist Döneme Ait Yetimhaneleri 2004'te Kapatmayı UmuyorRomania Hoping to Close Communist-era Orphanages in 2004
Ankara Okulu hem okul hem de bir yetimhane özelliğinde idi.Ankara School was a school as well as an orphanage.
Bu yetimhanedeki çocuklara yoğun bir biçimde Stalin'in ideolojisi öğretilmektedir.He becomes mesmerized by a new kid, Isak, a beautiful and charismatic boy.
Janice, dolap duvarındaki bir delikten kaçmıştır ve Santa Monica'daki bir yetimhaneye yerleşmiştir.Janice has escaped through a hole in the closet wall and relocates to an orphanage in Santa Monica.
1906'da Chigwell'deki Oakhurst'da Ermeniler için bir yetimhane ve okul kurdular.[2][2]There, they organised an orphanage and school at Oakhurst[2] in Chigwell for Armenians in 1906.[1]
Supergirl yetim "Linda Lee" adını aldı ve Midvale Yetimhanesi'nde kaldı.Supergirl adopted the secret identity of an orphan "Linda Lee", and made Midvale Orphanage her home.
Vir Pachisia, Jai. Hindistan'da yetimhanedeki bir çocuk.Vir Pachisia as Jai, a young boy at the orphanage in India.
Anjula Bedi, Isabel'in yetimhaneyi yönetmesine yardım eden Preena.Anjula Bedi as Preena, who helps Isabel run the orphanage.
Film, Jai ve arkadaşlarının yetimhanede futbol oynamasıyla sona erer.The movie ends with Jai and his friends playing football in the orphanage.
GO Food Grup tarafından desteklenen bir yetimhanede büyümüştür.He grew up in an orphanage sponsored by GO Food Group.
Vasilissis Olgas Caddesi'ndeki Villa Melissa'da (Melissa Yetimhanesi) yer almaktadır. [1]It is housed in Villa Melissa (the old orphanage Melissa) on Vasilissis Olgas Avenue.[1]
Ayrıca engelli çocuklar için yetimhane açtı. [1]He also opened an orphanage for handicapped children.[1]
15 yaşına geldiğinde, yaş sınırlaması olduğu için yetimhaneden ayrılması söylendi.When she turned 15, she was told to leave the orphanage because they had an age restriction.
Çocukluğunun büyük kısmını yetimhanede geçirdi.Daraufhin verbrachte sie den Großteil ihrer Kindheit in einem Waisenhaus.
Bundan şüphelenen yetimhane görevlisi polise haber verir.Anne, die von dem Verdacht hört, benachrichtigt die Ermittler.
Bebeği yetimhanede ölür.Mord im Waisenhaus.
Ayrıca bir yetimhane ve ilkokul olarak kullanılmıştır.Es diente zugleich auch als Kindergarten und Waisenhaus.
Ama yasal ismi olan Tena Adam adı kendisine bir yetimhanede konuldu.Der letzte, der wirklich das Geld enthält, befindet sich in einem Waisenhaus.
Çocukluğunda, yetimhanede kaldı.In jungen Jahren kam Bebé in ein Waisenhaus.
Lakin Jean yaşar ve bir yetimhanede büyür.Anja glaubt, Waise zu sein; sie wuchs in einem Waisenhaus auf.
Yetimhanede çalışmaktadır.Elle travaille à l'orphelinat.
Sabah olduğunda kamyoncu ona yetimhanenin kartını verir.Le lendemain matin, un café est servi au prince par le garçon de cabine.
Çocukluğunun büyük kısmını yetimhanede geçirdi.Aussi passa-t-elle la majeure partie de son enfance dans un orphelinat.
Büyükannesi tarafından büyütüldü ve 7 yaşındayken bir yetimhaneye gönderildi.Sa mère est décédée lorsqu'elle avait dix ans, et elle fut envoyée dans un orphelinat.
Jolie, Zahara'yı Addis Ababa'da bulunan Wide Horizons For Children adlı yetimhaneden evlat edindi.Angelina Jolie l'adopte via l'agence Wide Horizons For Children, située à Addis-Abeba.
Lakin Jean yaşar ve bir yetimhanede büyür.Prénommé Charlie, l'enfant grandit dans un orphelinat.
Bebeği yetimhanede ölür.Mais l'enfant meurt au berceau.
1939 sonbaharında, 14 yaşındayken, 1942'de savaş başladığı zaman tahliye edileceği yetimhaneye gönderildi.En 1939 elle est envoyée à l'orphelinat qui est évacué en 1942.
Annesi Eylül'e inanmayıp onu yetimhaneye verir.En septembre, l'absence de donneuse l'oblige à rentrer chez elle.
Yetimhane kurma ve benzeri girişimleri bürokratik engeller yüzünden gerçekleşememişti.Le club n'a pas pu obtenir l'enregistrement officiel à cause d'obstacles bureaucratiques.
12 yaşına kadar yetimhanede ya da bazı yakınlarının yanında yoksulukla büyüdü.Il a été orphelin à douze ans et élevé dans la pauvreté par différents parents.
Çocukluğunda, yetimhanede kaldı.Elle a habité dans un orphelinat quand elle était petite.
Çocuklarına yeterli bakımı sağlayamayacağını düşünen aileler, çocuklarını yetimhanelere terk ediyorlardı.La mère ne peut subvenir aux besoins des enfants, qui sont confiés à des orphelinats.
Katya yetimhanede büyümüştür.Hakkai a grandi dans un orphelinat catholique.
Daha sonra Mitsuki ile karşılaştığı yetimhaneye taşınmış.Fue llevado a un orfanato donde conoció a Mitsuki.
Mitsuki, yetimhanede büyümüştür.Thomson creció en un orfanato.
Çocukluğunda, yetimhanede kaldı.Durante su adolescencia vivió en un orfanato.
Oliver twist bir yetimhanede dünyaya gelir.Oliver Twist es un niño huérfano al que llevan a un orfanato.
Ankara Okulu hem okul hem de bir yetimhane özelliğinde idi.La escuela fue originalmente un orfanato.
Büyükannesi tarafından büyütüldü ve 7 yaşındayken bir yetimhaneye gönderildi.A la edad de tres murió su madre y fue enviada a un orfanato.
1914'te Ella Wright hastalanınca iki oğlu, Metodist bir yetimhane olan Settlement House'a gönderildi.Nel 1914 Ella Wright si ammalò e i due figli vennero ospitati in un orfanotrofio metodista.
Jolie, Zahara'yı Addis Ababa'da bulunan Wide Horizons For Children adlı yetimhaneden evlat edindi.Zahara era ospitata al Wide Horizons for Children, un orfanotrofio di Addis Abeba.
Jennifer Simpson, Romsdalen, Norveç'te yer alan Granite Yetimhanesinde yaşayan bir çocuktur.Jennifer Simpson è una quattordicenne che vive nell'Orfanotrofio Granite a Romsdalen, in Norvegia.
Oliver twist bir yetimhanede dünyaya gelir.Cresciuto in un orfanotrofio, Oliver Twist vive sulla strada.
Doğumundan 10 ay sonra bir yetimhaneye yerleştirildi.Dopo un mese venne affidato a un orfanotrofio.
Büyükannesi tarafından büyütüldü ve 7 yaşındayken bir yetimhaneye gönderildi.Originario dell'Inghilterra, venne abbandonato dalla sua famiglia in un orfanotrofio all'età di quattro anni.
Señora Zapata (Carla Jimenez'in seslendirdiği) - Kasabanın yetimhanesinin yöneticisi.Señora Zapata: l'amministratrice dell'orfanotrofio della città.
Katya yetimhanede büyümüştür.Mary è cresciuta in un orfanotrofio.
Çocukluğunun büyük kısmını yetimhanede geçirdi.Ricavava la maggior parte del suo cibo dal suo orto.
Señora Zapata (Carla Jimenez'in seslendirdiği) - Kasabanın yetimhanesinin yöneticisi.Сеньора Сапата (озвучена Карлой Хименес) — управляющая городского сиротского приюта.
Biletler hastane, yetimhane ve hayır kurumlarına dağıtılmıştır.Эти билеты распространялись в госпиталях, сиротских приютах и благотворительных организациях.
Yetimhanede çalışmaktadır.Работает в детском саду.