Bahçende kaç çeşit sebze yetiştirirsin?How many kinds of vegetables do you grow in your garden?
Meksika yemekleri yiyerek yetiştirildim.I was raised eating Mexican food.
Boston'da bir yetimhanede yetiştirildim.I was raised in an orphanage in Boston.
Boston'un doğusunda yetiştirildim.I was raised on the east side of Boston.
Boston'un doğu tarafında yetiştim.I was raised on the east side of Boston.
Kendinize ait olmayan bir çocuğu yetiştirmek zordur.It's difficult bringing up a child who is not your own.
Derse zamanında yetişebildi.He made it to the classes on time.
Birçok ağaç kırsal kesimde yetişir.A lot of trees grow in the countryside.
Orada buğday yetiştireceğim.I'm going to grow wheat there.
Tom üst rafa yetişmek için çok kısaydı.Tom was too short to reach the top shelf.
Tom Boston'da yetiştirildi.Tom was brought up in Boston.
Tom partiye yetişebileceğini söyledi.Tom said that he could make it to the party.
Tom yardım almadan oğlunu yetiştirdi.Tom raised his son without any help.
Tom kendi kendini yetiştirmiş bir insandır.Tom is a self-educated man.
Tom azla yetinen bir insan.Tom is a man of few wants.
Tom çok çalışmak ve sınıfındaki diğer öğrencilere yetişmek zorunda.Tom has to study hard and catch up with the other students in his class.
Tom bahçesinde çilek yetiştirir.Tom grows strawberries in his garden.
Tom otobüse yetişmek için yeterince hızlı koşmadı.Tom didn't run fast enough to catch the bus.
Tom elma ağaçlarının tohumlarından yetiştiğini bilmiyordu.Tom didn't know apple trees grow from seeds.
Bu Tom'un yetiştirildiği evdir.This is the house where Tom was brought up.
Tom Mary'ye yetişmek için elinden geldiğince hızlı yürüdü.Tom walked as fast as he could to catch up with Mary.
Tom kısa sürede Mary'ye yetişti.Tom soon caught up with Mary.
Tom Mary'nin tanıdığı araba süremeyen tek yetişkin.Tom is the only adult Mary knows who can't drive.
Tom ve Mary et için tavşan yetiştirmektedir.Tom and Mary raise rabbits for meat.
Tom ve Mary çocuklarını nasıl yetiştirecekleri konusunda her zaman tartışıyorlar.Tom and Mary are always arguing about how to raise their children.
Tom ve Mary tarafından yetiştirildim.I was raised by Tom and Mary.
Her iki ebeveynini kaybetmiş bir çocuğa yetim denir.A child who has lost both his parents is called an orphan.
İlkbaharda bahçede yeni bitkiler yetişir.New plants grow in the garden in spring.
Tom yeni bir yetimhane için para toplamaya yardım etmeye gönüllüydü.Tom volunteered to help raise money for a new orphanage.
Tom birazcık hız limitinin üzerinde sürerse vaktinde havaalanına yetişebileceğini düşündü.Tom thought he could reach the airport on time if he drove a little over the speed limit.
Tom yetiştirdiği tavşanları hatırladı.Tom remembered the rabbits he used to raise.
Tom Mary'ye yetişmek için deli gibi koştu.Tom ran like crazy to catch up with Mary.
Tom yediği tüm sebzeleri yetiştirir.Tom grows all the vegetables he eats.
Tom bir yetimhanede büyüdü.Tom grew up in an orphanage.
Tom bir yetiştirme yurdunda büyüdü.Tom grew up in a foster home.
Tom küçük bir kasabada yetişmesine rağmen Boston'da yaşamaya çalıştı.Tom got used to living in Boston even though he'd grown up in a small town.
Tom oğlunun benim gibi yetişmesini istemiyor.Tom doesn't want his son to turn out like me.
Tom çocukları yetiştirme hakkında bir şey bilmiyor.Tom doesn't know anything about raising children.
Sanırım Tom Mary'ye yetişemeyecek.I think Tom won't be able to catch up with Mary.
Çocuklar yetişkinleri izlerler.Children watch adults.
Onlar yetişkinleri çileden çıkarttı.They drove the adults crazy.
Hiç kimse acıları olmadan yetişmez.No one matures without growing pains.
Kızlar pencerede domates yetiştirirler.The girls grew tomatoes in the window.
Onu hastaneye yetiştirmek zorundayız. O fena halde yaralı.We have to rush him to the hospital. He's badly injured.
Yabani havuç, iki yılda bir yetişen, havuca benzer bir türdür.Parsnip is a biennial species, similar to carrots.
Bu hikaye yetişkinler içindir, bu yüzden çocuklar bundan hoşlanmayacak.This story is for adults, so children won't enjoy it.
Yetişebilmek için koştum.I ran in order to be on time.
O yavaşça yürüdü böylece çocuklar yetişebildi.He walked slowly so the child could follow.
Bu mart Henry bir yetişkin olacak.Henry will become an adult this March.
Mars'ta yetişen hiçbir çiçek yoktur.There are no flowers growing on Mars.
Bebekler kendilerine bakabilme yetisine sahip değillerdir.Babies are not capable of looking after themselves.
Sonunda arkadaşlarıma yetiştim.I finally caught up with my friends.
O, ne zaman bir yetişkin oldu?When did he become an adult?
Kızınız ne zaman bir yetişkin oldu?When did your daughter become an adult?
Küçük yaştan itibaren aile şirketini devralmak için yetiştirildi.He was groomed from a young age to take over the family business.
İlk trene yetişmek için her zamankinden daha erken kalktım.I got up earlier than usual in order to catch the first train.
Otobüse yetişebilmek için acele edelim.Let's hurry so we can catch the bus.
Osaka'da doğdum ama Tokyo'da yetiştirildim.I was born in Osaka, but I was brought up in Tokyo.
John son trene yetişmek için istasyona koştu.John ran to the station in order to catch the last train.
Çok hızlı koştuğu için, onlar ona yetişemedi.Since he ran so fast, they couldn't catch up with him.