O, iki çocuk yetiştirdi.She brought up two children.
O uçak kazasında ebeveynlerini kaybeden bir yetimdi.She was an orphan who lost her parents in a plane crash.
O, anne ve babası tarafından iyi yetiştirildi.She was well brought up by her parents.
O güller yetiştirdi.She grew roses.
O, kocasının ölümünden sonra dört çocuğu tek başına yetiştirdi.After her husband's death, she brought up the four children by herself.
Kocasının ölümünden sonra o, iki çocuğu tamamen kendi başına yetiştirdi.After her husband's death, she brought up the two children all by herself.
Çift bir yetimi evlat edinmeye karar verdi.The couple decided to adopt an orphan.
Babamın hobisi gül yetiştirmektir.My father's hobby is growing roses.
Babam pirinç yetiştirir.My father grows rice.
Pirinç Dünyanın birçok yerinde yetişir.Rice is grown in many parts of the world.
Pirinç sıcak iklimlerde yetişir.Rice grows in warm climates.
Annem bizi yetiştirmek için çok çalıştı.My mother worked hard in order to rear us.
Hokkaido'da birçok çiftçi patates yetiştirir.Many farmers in Hokkaido grow potatoes.
Ben size yetiştim.I caught up with you.
Randevuya zamanında yetişeyim diye taksiye bindim.I took a taxi so that I would be in time for the appointment.
Biz de inek ve koyun yetiştirebileceğiz.We will be able to raise cows and sheep, too.
Tendlere yetişmekten vazgeçtim.I gave up keeping up with trends.
Ebeveynleri ölü olan bir çocuğa bir yetim denilir.A child whose parents are dead is called an orphan.
Ebeveynler çocuğu iyi yetiştirdi.The parents have brought up the child well.
Trene yetişmek için yeterli zamanımız var.We have enough time to catch the train.
Şu ağaçta yetişen tüm mangolara bak.Look at all the mangoes growing on that tree.
Bu oyunlar yetişkin kategorisi altında listelenmiş.These games are listed under the adult category.
Çocuğu iyi bir insan olarak yetiştirdi.She made the boy into a fine man.
Çocuğu iyi bir insan olması için yetiştirdi.She raised the boy to be a fine person.
Biz kısa sürede onların hızına yetiştik.We soon caught up with them.
Çok hızlı yürüdüğüm için son trene yetişebildim.I was able to catch the last train because I walked very quickly.
Çok hızlı yürüdüğüm için son trene yetiştim.Since I walked very fast, I was in time for the last train.
Yetişkin olmayanlar giremez.No minors allowed.
O on yaşındayken yetim oldu.He became an orphan when he was ten.
Sadece yetişkinler için.Only for grownups.
Çocuklar her zaman yetişkin olmak isterler.Children always want to become adults.
Öğle yemeği için sandviçlerle yetinir misin?Can you make do with sandwiches for lunch?
Bahçede yetişen bir bambu var.There's bamboo growing in the garden.
Biz burada buğday yetiştiririz.We grow wheat here.
Stanford Üniversitesi, Larry Page ve Sergey Brin gibi girişimcileri yetiştirdi.Stanford University has educated entrepreneurs like Larry Page and Sergey Brin.
Kulübeye yetişinceye kadar onu tek sıra izledik.We followed him single file till we reached the cabin.
Patty o kadar kısaydı ki dala yetişemedi.Patty was so short that she couldn't reach the branch.
Çocuklarımızın güvenliği için, lütfen yetişkin sitelerine girmeyin.For our children to be safe, please do not enter adult sites.
Beni zamanında havaalanına yetiştirmesi için taksiciye on dolar bahşiş verdim.I tipped the cabbie ten bucks for getting me to the airport on time.
Bu film sadece yetişkinler içindir.This movie is for adults only.
Bir çocuk olmak mı yoksa bir yetişkin olmak mı daha eğlencelidir?Is it more fun being a child or an adult?
Amerikalı yetişkinlerin yaklaşık % 65'i sağlıkları için iyi olmayan aşırı kiloludurlar.About 65% of American adults are overweight, which isn't good for their health.
Tom Arap atları yetiştirir.Tom raises Arabian horses.
Açık hava pazarları yerel çiftliklerde yetiştirilen gıdaları satar.Open-air markets sell food grown on local farms.
Sağlıklı yetişkin dişleri kalıcı olmalıdır.Healthy adult teeth should be permanent.
Çoğu genç yetişkin geceleyin dışarı çıkmaktan hoşlanır.Most young adults enjoy going out at night.
Eğer trene yetişmek istiyorsan derhal hareket etmelisin.You'll have to get a move on if you want to catch the train.
Pirinç dünyanın çeşitli yerlerinde yetiştirilir.Rice is cultivated in several parts of the world.
O kazandıklarıyla yetiniyor.He is resting on his laurels.
Çocuklara öğretmek yetişkinlere öğretmekten daha kolaydır.Teaching children is easier than teaching adults.
O, besi sığırı yetiştirmeye başladı.He began to raise beef cattle.
Gittikçe daha fazla insan sığır yetiştirmeye başladı.More and more people began raising cattle.
Çiftliklerin %75'inden fazlası domuz ve süt ineği yetiştirdi.More than 75% of farms raised pigs and milk cows.
Sevgi mi? O da ne? Ben bir yetimim. Sevgiyi hiç tadamadım ki.Love? What's that? I'm an orphan. I've never known love.
Yağmurdan sonra ormanda birçok mantar yetişir.After the rain, many mushrooms grow in the forest.
Dedem ördek yetiştirir.My grandfather raises ducks.
O ona sabah ilk trene yetişmesini tavsiye etti.She advised him to catch the first train in the morning.
O, ona yetişmek için elinden geldiğince hızlı yürüdü.She walked as fast as she could to catch up with him.
O onun tarafından yetiştirildi.She was brought up by him.
O bir yetim aldı.He received an orphan.