"İsa, öğrencilerine göründüğünde, 'Bütün ulusları, öğrencim olarak yetiştirin."In the Great Commission, Jesus said, 'Go to all people of all nations and make them my disciples.
Tahılın yetiştirilmesinden, tarımın kökenlerinden bahsedelim.What about the domestication of grains? What about the origins of agriculture?
Tam anlamıyla bir çocuk da değil, yetişkin de.He's not quite a child, and he's not quite a man.
Yalnızca yetişkin olanlar bu dalışa cesaret edebilirOnly the larger adults dare to take the plunge
Gazeteler yetişkinlik sürecinin değiştiğinden bahsediyorlar.Newspapers talk about the changing timetable of adulthood.
Kültürümüzde yetişkinliği tanımlayan 10 yılı bu şekilde değersizleştiriyoruz.As a culture, we have trivialized what is actually the defining decade of adulthood.
Hiç yetişkin görüyor musunuz?You see any adults?
İster yetişkinler isterse gençler için oyunsuz bir kültür veya hayat düşünmeye çalşın.Try and imagine a culture or a life, adult or otherwise without play.
Yetişkinler olarak hem kültürel açıdan hem de diğer açılardan bu sinyalleri kaybetmeye başlıyoruz.And we begin to lose those signals, culturally and otherwise, as adults.
Birkaç dakika içinde, bunu yetişkinlerin ve gençlerin yapması çok kolay.And, like, within minutes, this is very easy for adults and teens to do.
Mert! Yani ne biçim çocuk yetiţtirmiţsiniz siz böyle ha!Where is my money?
Bir de Kuaför çıktı! Sana para yetiştiremiyorum !I don't have so much money for you to spend!
Ben bekleyenlere faturaları yetiştirmeliyim. Tek senin mi acelen var ?Who do you think is really in a hurry?
Kızımı nasıl yetiştirdiğim beni ilgilendirirHow to teach my daughter is my own business.
Tüm yetişkinler risklerin farkındaydı.All the adults knew the risks.
Gemideki bir çok yetişkin gibi, annem de yanında küçük bir şişe zehir taşırdı.Like most adults on the boat, my mother carried a small bottle of poison.
Ya bir petri kabında pil yetiştirebilseydiniz?And so what if you could grow a battery in a Petri dish?
Eğitimin değer verildiği ve kız çocukların hazine sayıldıkları bir ailede yetiştiğim için şanlıyım.I was very lucky to grow up in a family where education was prized and daughters were treasured.
On yıllarca savaşın yok ettiği bir ülkede yetiştirildim.I was raised in a country that has been destroyed by decades of war.
Gıda için bitki yetiştirilebilecek, ekin ekilebilecek bir gıdım toprak bile bulmayacağız.We shall not find a single foot of earth that can be planted with crops to raise food.
Yetişkin hayatımın çoğunda bana seslenen bitmemiş bir meydan okuma var.There is one unfinished challenge that's been calling out to me for most of my adult life.
Somatik veya yetişkin kök hücreleri.Somatic or adults stem cells.
Yetişkin aknesi hızla artmakta ve yaygınlaşmaktadır.Adult acne continues to increase and become more common.
Aradý bugün. Dođum gününe yetiţecekmiţ. Ablama ne getireyim diye sordu?He called today... ...and said to catch your birtday... ...and asked that what to bring for sister.
Yetiţemeyeceksin sandým.I thought you can't reach.
Uçak rötar yaptý ama yetiţtim iţte. Ablamýn yaţ gününü kaçýrýr mýyým ben?The plain was delayed but I reached.How can I miss my sister's birtday.
Beş milyon iş fırsatı, nüfus artışımıza bile yetişemiyor.Five million jobs doesn\'92t even keep up with our population growth.
Bizim, çocuklarını yetiştirmeye yardım eden anne ve babalara ihtiyacımız var.We need moms and dads, helping to raise kids.
Ne yetiţtirdiđimiz önemli deđilNo matter what we breed
Burada, yirmi güzel çocuk ve altı saygın yetişkinin anısına toplanmış bulunuyoruz.We gather here in memory of twenty beautiful children and six remarkable adults.
Düzgün bir şekilde sohbet edebilmek için muhtemelen bir yetişkin olmayı beklemeniz gerekirdi.You would probably be an adult before you could carry on a proper conversation.
Sonra tıp okuluna gittim ve orada makinlerin insan vücudu hakkında söyledikleriyle yetinmeliydim.Then I went to medical school, and I was supposed to just go on what the machine said about bodies.
Duyumlarımızı her şekilde kullanma yetisine sahibiz ve bizim yapmamız gereken de bu.We have all kinds of possibilities to use our senses by, and that's what we have to do.
Tabi ki, eğer bir çok koloni kaybı olursa, arı yetiştiricileri onları çabucak yenileyebiliyor.Now of course, if you lose a lot of colonies, beekeepers can replace them very quickly.
Doğal mı, yetiştirmeden mi, şu anki durumu sorabilirsiniz.Nurture? Current circumstance?
Öbürlerine dört ayaklı eşek yetişir.For the others, four-legged donkeys are enough.
Şimdikiler düştü kağıda.Kağıda düştüler de,kağıdı bile yetiştiremiyor.But these ones fell down to the paper. They fell down to paper and they can't even have enough of it
En kolay kağıt para olduğu halde kağıt parayı bile yetiştiremiyorlar.Although paper money is the easiest one, they can't even have enough of it. How can they?
Yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde yirmisi hasta.About 20 percent of the adult population are infected.
Yetişkinlerde görülen boğmaca öksürüğü yalnızca çok rahatsız edici bir hastalık olarak seyreder.For adults, whooping cough may only be a nuisance.
Yetişkinler genellikle resmidir.Adults, on the whole, are solemn.
Ve burası fuhuş, şiddet, uyuşturucu ile biliniyor. Yetişmek için zor bir yer.And it's known for prostitution, violence, drugs: a hard place to grow up.
Ben size sonra yetişirim !I'll catch up with you two later!
Kızımı iyi yetiştirdim !Don't worry.
Ancak ağlar, pazarlar her şeyin yerel olarak yetiştirildiği yerler.But networks, markets where food is being grown locally.
Çocuklara, gıdalarla ve onları yetiştirmekle ilgili her şeyin anlatıldığı bir sera bu.It's a greenhouse, where kids get told all about food and growing their own food.
"-- üzere yetiştirilmişti"."that an asteroid killed the dinosaurs."
Dedikodulara göre organizasyondaki her adam... küçüklüklerinden beri Patron tarafından yetiştirilmişFrom what I hear, all men in the organisation... have been trained by the boss since they were kids
Hepsi yetimmiş !They were all orphans
Ve bu, sanat yönetmenine birden oyunun inandırıcılığını tanımlayacağı bir yeti sağladı.And that provided the artistic director suddenly the ability to define suspension of disbelief.
Umuyorum ki en azından yetişkinler kirli sudan uzak duruyorlardır.I'm hoping that maybe the adults are avoiding that dirty water.
Yetişkinler de etkilenecek mi bilemiyorum.I don't know if it'll affect the adults.
Işte bu şekilde yüzeyleri biyolojik olarak tekrardan yetiştirebiliriz.And so we can regrow these surfaces biologically.
Babam da yetişkinliğinin büyük bir kısmını Doğu Afrika'da geçirdi.My father also lived most of his adult life in East Africa.
Ve sadece hızlı, hızlı bir saniye yetiyor.I really loved that concert." And it just takes a quick, quick second.
10 Emir imdadımıza yetişti - öldürmeyeceksin.We came up with something -- the Ten Commandments: Thou shalt not kill.
Anne, ben bir yetişkinim. Kıskanç olmayı bırakmanı istiyorum.Mother, I'm an adult, I want you to stop being jealous.
Unutma Michio... ...seni düzgün yetiştirmek için elimden gelen her şeyi yaptım.Don't you ever forget, Michio, I did my utmost to raise you properly.
2001 yılındayız. 2001 Eylül ayı mizah "Muhakeme" yetisine ilk ve son olarak yenik düşüyor.In 2001, the September 2001 television season, humor succumbs to judgment once and for all.
Ben böyle yetiştirildim.This is how I was taught at home.