Ben et için tavşan yetiştiriyorum.I raise rabbits for meat.
Tom tavşanlar yetiştirirdi.Tom used to raise rabbits.
Artık yetişkin bir adamsın.You're a grown man now.
Tom zaten bir yetişkin.Tom is already an adult.
Tom odadaki tek yetişkindir.Tom is the only adult in the room.
Çocuklarımızı Boston'da yetiştirdik.We raised our children in Boston.
Boston yakınlarında yetiştirildim.I was raised near Boston.
Sen de pirinç yetiştirir misin?Do you grow rice, too?
Geçmiş bize yetişiyor.The past is catching up on us.
Katolik bir ailede yetişen Sami 27 yaşında Müslüman oldu.Sami was raised Catholic and he converted to Islam at age 27.
Sami Müslüman olarak yetiştirildi.Sami was brought up Muslim.
Sami Müslüman bir ailede yetişti.Sami was brought up Muslim.
Tom asla bize yetişemeyecek.Tom is never going to be able to keep up with us.
Tom bir yetişkin olarak yargılanacak.Tom is going to be tried as an adult.
Tom tavşanları yetiştirir ve onları satar.Tom raises rabbits and sells them.
Tom tavşanları yetiştirdi ve onları sattı.Tom raised rabbits and sold them.
Tom ve Mary John'u yetiştirdi.Tom and Mary raised John.
Tom Mary'ye yetişmeyecek.Tom won't catch Mary.
Sami Müslüman olarak doğdu ve yetiştirildi.Sami was born and raised Muslim.
Hem Tom hem de Mary yetişkin.Both Tom and Mary are adults.
Benim yetişkin bir kızım var.I have a grown daughter.
İdeal değil ama var olanla yetineceğiz.It is not ideal, but we will make do.
Sami, annesi ve büyükannesi tarafından yetiştirildi.Sami was raised by his mother and grandmother.
Sami bir Arapça öğretmeni tarafından yetiştirildi.Sami was raised by an Arabic teacher.
Tom bir at yetiştiricisidir.Tom is a horse breeder.
Sami, Leyla'nın bebeğini yetiştirdi.Sami raised Layla's baby.
Sami güvenli bir şehirde yetişti.Sami grew up in a safe city.
Sami yetişkin hayatının çoğunu Kahire'de yaşadı.Sami has lived most of his adult life in Cairo.
Tom'un kilisesi Meksika kırsalında yetimhaneler inşa ediyor.Tom's church builds orphanages in rural Mexico.
Sami ve Leyla o çocuğu birlikte yetiştirdiler.Sami and Layla raised that child together.
Sami bir yetişkindi.Sami was an adult.
Sami çocuklarını Kahire'de yetiştirdi.Sami raised his kids in Cairo.
Burası bir aile yetiştirmek için iyi bir yerdir.This is a good place to raise a family.
Tom ve Mary yetimdir.Tom and Mary are orphans.
Tom bu sene daha fazla sebze yetiştireceğini söylüyor.Tom says he's going to grow more vegetables this year.
Tom bize yetişene kadar burada dinlenelim.Let's rest here until Tom catches up with us.
Sen bir yetişkinsin, değil mi?You're an adult, aren't you?
İkiniz de yetişkinsiniz, değil mi?You're both adults, aren't you?
Tom şu an bir yetişkin, değil mi?Tom is an adult now, isn't he?
Tom ve Mary yetişkinler.Tom and Mary are adults.
Tom işi zamanında yetiştirebilmek için yırtınıyor.Tom is busting his balls to get the work done on time.
Yetişkin hipopotamlar tehlikeli olabilir.Adult hippos can be dangerous.
Yetişkin su aygırları tehlikeli olabilir.Adult hippos can be dangerous.
Tom hiç mısır yetiştirmediğini söylüyor.Tom says he's never grown corn.
"Benim çocuklarım artık yetişkin oldular. Ya seninkiler?" "Benimkiler de.""My children are already adults. What about yours?" "Mine, too."
Avustralya'daki bir yetimhanede yetiştirildim.I was raised in an orphanage in Australia.
Sami Müslüman bir ortamda yetişti.Sami grew up in a Muslim community.
Sami çok dindar bir Müslüman ailede yetişti.Sami grew up in a very religious Muslim family.
Yetiş imdadıma ya Rabbi.Lord help me.
Esrar Yetiştiricileri Birliği'ne katılmayı cidden düşünmelisin.You should really consider joining the marijuana growers union.
Üzüm asmada yetişir.Grapes grow on vines.
Hristiyan olarak yetiştirildim.I was raised a Christian.
Müslüman olarak yetiştirildim.I was raised a Muslim.
Müslüman çoğunluklu bir ülkede yetiştim.I was raised in a Muslim-majority country.
Katolik bir ailede yetiştim.I was raised in a Catholic family.
Kabak yetiştiriyor musun?Do you grow pumpkins?
Çocuklar yetişkinlerden daha fazla uykuya ihtiyaç duyar.Children need more sleep than adults.
Başarının bir sürü babası vardır, ama başarısızlık yetimdir.Success has many fathers, but failure is an orphan.
Boston'da yetiştik.We were raised in Boston.
Ona yetişebilmek için koşmak zorunda kaldım.I had to run to catch up with him.