Ben aslında kendi kendimi yetiştirdim.I'm actually self-taught.
Biz yetişkin olamaz mıyız?Can't we be grown-ups?
Ben olgun bir yetişkinim.I'm a mature adult.
Diktatör, en sevdiği yetişkin filmini izledikten sonra öldü.The dictator died after watching his favorite mature film.
Bambu, bahçede yetişir.Bamboo grows in the garden.
Bahçede bambu yetişiyor.Bamboo is growing in the yard.
Tom'a yetişebileceğimizden şüpheliyim.I doubt that we can catch up to Tom.
Boston bir aileyi yetiştirmek için harika bir yer.Boston is a great place to raise a family.
Tom otobüse yetişmek için acele etti.Tom hurried to catch the bus.
Küçük çocuklar soyut düşünme yetisinden yoksundur.Young children are incapable of abstract thinking.
Yetimhanedeki çocuklar için şarkı söylemek çok eğlenceliydi.It was a lot of fun singing for the kids at the orphanage.
Pirinç yetiştiriyorum.I grow rice.
Gül yetiştirdim.I grew roses.
Tom'u yetiştirdim.I raised Tom.
Leyla iki oğlan çocuğunu tek başına yetiştirdi.Layla raised her two boys on her own.
Hiç yetişkin bir adamın ağladığını gördün mü?Have you ever seen a grown man cry?
Ben artık yetişkinim.I'm grown up now.
Ben henüz bir yetişkin değilim.I'm not an adult yet.
Fadıl hastaneye yetiştirildi.Fadil was rushed to the hospital.
Fadıl, Leyla'yı aceleyle hastaneye yetiştirdi.Fadil rushed Layla to the hospital.
Fadıl yetişkinlik dönemi boyunca onu yapmaya devam etti.Fadil continued to do that throughout his adult life.
Fadıl, Güney Arizona'da atları tımar edip yetiştirdi.Fadil groomed and raised horses in southern Arizona.
Tom o kadar hızlı yürüyüyordu ki ona yetişemedik.Tom was walking so fast that we couldn't catch up with him.
Tom sınıfın geri kalanına yetişmek için elinden geleni yaptı.Tom did his best to catch up with the rest of the class.
Tom 2.30 trenine yetişeceğini söyledi.Tom said he was going to catch the 2:30 train.
Tom ona yetişmem için çok hızlı koştu.Tom ran too fast for me to catch up with him.
Tom ona yetişemeyeceğim kadar çok hızlı koştu.Tom ran too fast for me to catch him.
Tom Mary'ye yetişmek için elinden geleni yaptı.Tom did his best to catch up with Mary.
Hem çocuklar hem de yetişkinler onun kitaplarından hoşlanıyorlar.Both children and adults enjoy his books.
Ben diğer öğrencilere yetişemedim.I wasn't able to keep up with the other students.
Tom, Mary'yi kendi kızı olarak yetiştirdi.Tom raised Mary as his own daughter.
Tom çok korunaklı bir yetiştirmeye sahipti.Tom had a very sheltered upbringing.
Tom yetişmek için elinden geleni yaptı.Tom did his best to catch up.
Tom Mary tarafından yetiştirildi.Tom was brought up by Mary.
Burada yiyecek yetiştirmek zor.It's difficult to grow food here.
Bu toprakta herhangi bir şeyi yetiştirmek zordur.It's difficult to grow anything in this soil.
Onlara yetişmek zorundayız.We have to catch up with them.
Seni yetiştirmek için ne kadar çok çalıştığımızı biliyor musun?Do you know how hard we worked to raise you?
Ailen seni iyi yetiştirdi.Your parents raised you well.
Ailem beni çok iyi yetiştirmedi.My parents did not raise me very well.
Sami tüm yetişkin hayatını parmaklıklar arkasına geçirdi.Sami spent his entire adult life behind bars.
Bu kadar çok yetim kaldığında neden bir çocuk sahibi olmam gerekir?Why should I have a child, when there are so many orphans?
Bu tek yumurta ikizleri, doğumda ayrıldılar ve farklı ailelerde yetiştirildiler.These identical twins were separated at birth and raised in different families.
Tom koruyucu anne baba tarafından yetiştirildi.Tom was raised by foster parents.
Bunu saat 2.30'a kadar yetiştirme şansın var mı?Is there any chance you can get that done by 2:30?
Leyla sokaklarda şansını denemek için yetimhaneden kaçtı.Layla ran away from the orphanage to take her chances on the streets.
Sami bir köpek yetiştiricisiydi.Sami was a dog breeder.
Leyla, Sami'nin yetiştirdiği köpek türlerini beğeniyordu.Layla enjoyed the types of dogs that Sami raised.
Leyla herkesin aile yetiştirmek istediği bir mahallede yaşıyordu.Layla lived in a neighborhood where anybody would like to raise a family.
Leyla zehirli bir çevrede yetiştirildi.Layla was raised in a toxic environment.
Leyla çok toksik bir ortamda yetiştirildi.Layla was raised in a very toxic environment.
Leyla çok zehirli bir ortamda yetiştirildi.Layla was raised in a very toxic environment.
Leyla ve Sami develeri yetiştirip sattılar.Layla and Sami raised camels and sold them.
Tom on üç yaşındayken yetimhaneden kaçtı.Tom ran away from the orphanage when he was thirteen.
Mary, çocuklarının bir baba olmadan yetişmesini istemiyordu.Mary didn't want her children to grow up without a father.
Sami, Kosta Rika'ya gitmek ve muz yetiştirmek istiyordu.Sami wanted to go to Costa Rica and grow bananas.
Sami, Kosta Rika'ya gidip muz yetiştirmek istiyordu.Sami wanted to go to Costa Rica and grow bananas.
Yetişkinlerden birine söylemek zorunda kaldın.You had to tell one of the adults.
Bütün yetişkinler bir zamanlar çocuklardı.All grown-ups were once children.
Tom domates, salatalık ve marul yetiştirir.Tom grows tomatoes, cucumbers and lettuce.