yetiştirme ile cümle
yetiştirme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Yeniden talebe yetiştirmekle meşgul oldu.Men wist zich weer te handhaven in Bevordering.
Mahallenin ekonomisi tarım, özellikle de patates yetiştirmeciliği ile yapılmaktadır.De Menaldumers waren actief in de landbouw, de aardappelteelt in het bijzonder.
Şu anda, bu kaplanları 2008 yılında vahşi doğaya salma amaçlı yetiştirme çabaları vardır.Het doel van het herstelplan is om tegen 2008 ongeveer 100 wolven uit te zetten in het wild.
Balık yetiştirmek mümkündür.Er zijn mogelijkheden om te vissen.
Ayrıca kaliteli tütün yetiştirme konusunda köy halkı yörede ün yapmıştır.Miejscowość słynie z uprawy wysokiej jakości tytoniu papierosowego.
Bir köpeğin alfası olabilmek köpek yetiştirmenin en zor kısmıdır.Kłus jest najbardziej efektywnym chodem psa.
JG 52 için Romen pilotlarını yetiştirmek için Romanya'ya nakledildi.Przeciwnikami Rumunów w tej walce byli lotnicy z II/JG 52.
Halk sebzelerini bahçelerde yetiştirmektedir.Uprawia warzywa dla wioski w swoim ogrodzie.
Hayvancılık yapan üreticiler küçükbaş hayvan büyükbaş hayvan yetiştirmektedirler.Chłopcy są odpowiedzialni za wypasanie małych zwierząt gospodarczych.
Amacım yeni yeni gençler yetiştirmek olacaktır"".Zajmuję się naszymi nowymi gośćmi.”
Bonsai yetiştirmek biraz bahçecilik bilgisi ve sabır gerektirir.Wytwarzanie sake wymaga wiedzy, dokładności i cierpliwości.
Ayrıca gemisinde Bonsai ağaçları yetiştirmekte ve yemekleri de pişirmektedir.Poza tym przygotowuje posiłki dla załogi, a w wolnym czasie pielęgnuje drzewka bonsai.
Henüz çocukken anne ve babası öldü, amcası onu yetiştirmeye başladı.Bardzo wcześnie zmarł jej ojciec, od tego czasu zajmował się nią wujek.
Hastalığı yüzünden eğitimine devam edememiş, kendi kendisini yetiştirmek zorunda kalmıştır.Chorował od urodzenia, więc nie mógł poruszać się samodzielnie.
Sabrı tükenen General kızına Oscar adını koyar ve onu oğlan gibi yetiştirmeye karar verir.Lady Oscar, córka generała, wychowywana była przez niego tak, jakby była chłopcem.
Yaradılışa karşı yetiştirme olgusu üzerinde durdu."Na starość popadł on w nędzę”.
Bu akademiler ileri düzey eğitim ve üst düzey subay yetiştirmek içindi.Przygotowywała oficerów z wyższym wykształceniem na stanowiska dowódcze i sztabowe.
Bonsai yetiştirmek biraz bahçecilik bilgisi ve sabır gerektirir.Att sköta en bonsai kräver både kunskap och omsorg.
Yetiştirmesi özen ister.Viljan att föröka sig.
Amacım yeni yeni gençler yetiştirmek olacaktır""."Det talas om nya moderater.
MÖ 4000 yıllarında tarla kurmaya ve hayvan yetiştirmeye başlarlar.Redan för 4000 till 5000 år sedan började människan att tämja och avla dessa kameler.
Çünkü normal şartlarda BÖTE öğretmen yetiştirmek amacıyla kurulmuş bir bölümdür.Ofta är skolan knuten till en lärarutbildning.
Son dönemlerde HALEP KEÇİSİ yetiştirmek için bir köylü girişimde bulunmuştur.Under denna tid gjorde han även ett försök att vara fårfarmare.
Bunları yetiştirmekte zorlanmıyor musunuz?”Чи гідний ти того, щоб виростити її?».
Diğer bir ekonomik kaynaksa Arjantin tarafındaki koyun yetiştirmedir.Інше важливе джерело доходів в аргентинській частині — розведення овець.
Amacım yeni yeni gençler yetiştirmek olacaktır"".Ми мусимо, щоб дати молодим людям надію».
Yaradılışa karşı yetiştirme olgusu üzerinde durdu."Ти повинен був проявити милосердя по відношенню до Свого Творіння».
“Çok kısa bir zamanda yetiştirmeniz gereken çok şey oluyor.За короткий час відбулося багато подій.
Bir köpeğin alfası olabilmek köpek yetiştirmenin en zor kısmıdır.Тіло може бути трохи подовженим щодо росту собаки.
Afanasevo ekonomisi sığır, koyun ve keçi yetiştirmek üzerine kuruluydu.Основою тодішньої економіки міста було вирощування корів та овець.
Her türlü bitki yetiştirmeye uygundur.Je vhodná do všech pěstitelských poloh.
Bu olaydan sonra kendini bir maratoncu olarak yetiştirmeye başladı.Později se začal specializovat na maraton.
Feller ise kızı Hristiyan yapıp ona göre yetiştirmeye çalışmıştır.Gustav Jenže potom jsi její myšlenky rozvinul a vychoval jsi ty ji, ne?
TÜTÜN en önemli tarım ürünü olup, bölgenin en kaliteli tütününü yetiştirmekte idi.Pěstování čaje se ukázalo jako velmi úspěšné a z čaje se tak stala jedna z nejvýznamnějších vývozních komodit.
Şehzadeliğinden beri ünlü bilginleri etrafına topladı ve kendini yetiştirmeye çalıştı.Od počátku si byli vědomi své reputace a pokoušeli se odlišit od davu.
Yeni olarak Aygör sülalesi ceviz yetiştirmeciliğini başlatmıştır.Se înființează punctul de lucru AdePlast care începe producția de adezivi de faianță.
İran'ın en büyük üzüm yetiştirme merkezlerinden biridir.Nordul Iranului este o zonă importantă pentru cultivarea plantei de ceai.
Ben burada dünyanın en güzel güllerini yetiştirmek istiyor muyum?"Hol van a két világháború közöttiek legjobbjainak virrasztása?”
Yetiştirmesi özen ister.A kedély nevelése.
Ubıhlar günümüzde de kendi soylarına yakışır kaliteli insanlar yetiştirmeye devam etmektedirler.Manapság fogságban nevelt példányokkal próbálják növelni az állományát.
MÖ 4000 yıllarında tarla kurmaya ve hayvan yetiştirmeye başlarlar.4000 körültől tenyésztik a lovat, és Kr. e.
Özel dersler aldı ve kendi kendini yetiştirmeye çalıştı.Hän innostui niin, että halusi oppia itse.
Anlamı yerli dilinde ‘patates yetiştirmek için güzel yer’ demektir.Kaupungin nimi tarkoittaa ”hyvä paikka kasvattaa perunoita”.
Ubıhlar günümüzde de kendi soylarına yakışır kaliteli insanlar yetiştirmeye devam etmektedirler.Nykyisin on keksitty laatikoita, jotka puhdistavat itse itsensä.
Balık yetiştirmek mümkündür.Kalaa on helppo viljellä.
Bonsai yetiştirmek biraz bahçecilik bilgisi ve sabır gerektirir.Bonsaiden kasvattaminen vaatii kärsivällisyyttä.
Okulun amacı iyi ebeler yetiştirmekti.Opetukselle haluttiin luoda ihanneolosuhteet.
Domuz yetiştiriciliği evcil domuzları yetiştirme ve üretmedir.Luzalaiset viljelivät pellavaa ja kasvattivat sikoja.
Halk sebzelerini bahçelerde yetiştirmektedir.Naiset viljelevät puutarhoissaan vihanneksia.
Her türlü bitki yetiştirmeye uygundur.Hydroviljely ei sovi kaikille kasveille.
Burası çocuk yetiştirmek için harika bir yerdir.Tämä on loistava paikka kasvattaa lapsia.
Ayrıca kaliteli tütün yetiştirme konusunda köy halkı yörede ün yapmıştır.Ο Ξενόπουλος μας πληροφορεί ότι το χωριό παρήγαγε εξαιρετικής ποιότητας καπνά.
Mengen'in en büyük özelliği; çok ünlü aşçılar yetiştirmesidir.Το πιο σημαντικό προτέρημα ενός καλού μπαρίστα είναι να φτιάχνει καλό καφέ.
Lobkovskaya, keskin nişancılar yetiştirmek için Veshnyaki'ye gönderilen 300 kadından biriydi.Lobkovskaja var med i et hold på 300 kvinder der blev sendt til Veshnyaki for at træne som snigskytter.
Her türlü bitki yetiştirmeye uygundur.Alle plantedele er egnet til fremstilling af levnedsmidler.
Jeulmun dönemi, avcılık, toplama ve küçük çaplı bitki yetiştirme dönemiydi.Jeulmun var en periode med jagt, indsamling, og små dyrkning af planter.
Amacım yeni yeni gençler yetiştirmek olacaktır"".Jeg var bange for at få nye venner."
Şahıslara 6 kenevir bitkisi yetiştirme izni verildi.EU har godkendt seks majssorter til dyrkning.
Ben burada dünyanın en güzel güllerini yetiştirmek istiyor muyum?"("Hvad er verdens mest krogede gade?").
Köyün ekonomisi fındık yetiştirmeye dayalıdır.Wild boar population to be culled.