yetiştirme ile cümle
yetiştirme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Sarı yüzlü iskete fotoğrafı Bu türü yetiştirme bilgileri (Por.)Dette verktøyet brukes bl.a. av det nyopprettede Senter for IKT i utdanningen. (
Amacım yeni yeni gençler yetiştirmek olacaktır"".Bare tenåringer vet sikkert».
Talebe yetiştirmesine önem verirdi.Han maktet å gjøre stillingen arvelig.
Tesalya'nın geniş ovaları at yetiştirmek için uygundu ve Tesalyalılar en iyi süvarilerdi.Thessalia var kjent for sine staller der Hellas sine beste hester ble oppfostret.
Hayırlı evlat yetiştirmek ve onun yaptığı hayırlı işlerde hayrat şeklinde tanımlanabilinmektedir.Malmen derfra utmerket seg ved sin allsidighet, og den karakteriseres som verkets beste.
Yuva, hayvanların yumurtalarını tutmak ve/veya yavrularını yetiştirmek için inşa ettikleri yerdir.Sarang adalah tempat yang dibangun hewan untuk menyimpan telur dan membesarkan bayi mereka.
Son dönemlerde HALEP KEÇİSİ yetiştirmek için bir köylü girişimde bulunmuştur.Bahkan dalam satu dekade terakhir, ada petani yang mencoba mengembangkan tanaman apel.
Ben burada dünyanın en güzel güllerini yetiştirmek istiyor muyum?"Ia bertanya, “Bisakah kita membuat sebuah mobil mewah terbaik di dunia?”
Her türlü bitki yetiştirmeye uygundur.Tất cả các loài đều dễ dàng trồng từ hạt.
Alfred daha sonra Bruce Wayne'e Dick Grayson'u yetiştirme konusunda da yardım edecekti.Robin này tin rằng đây là lý do Bruce Wayne đưa Dick Grayson vào cuộc sống của mình.
Talebe yetiştirmesine önem verirdi.Nuôi mau tăng trọng.
Pamuğun da bölgede 6-7 bin yıl önce yetiştirmeye başladığına ilişkin kanıtlar bulunmuştur.Các di chỉ này cho thấy hoạt động nông nghiệp trở nên phổ biến tại khu vực từ 6.000 đến 7.000 năm trước.
Balık yetiştirmek mümkündür.Có thể nuôi làm cá cảnh.
Aynı yıl, Hadassah ayrıca bir hemşirelik okulu kurdu ve yerel personel yetiştirmeye başladı.Cùng năm đó, Hoắc Khứ Bệnh đưa Hoắc Quang về kinh đô Trường An và tiến cử lên Hán Vũ Đế.
Domuz yetiştirmemek diğer göçebe halklarda da sık görülen bir özelliktir.Ở một số nước giết mổ lợn truyền thống là một sự kiện đặc biệt.
Aileler çocuklarını Türk milliyetçisi olarak yetiştirmektedir.しかし両親は子どもたちをロシア人として育てた。
1635'ten itibaren Rembrandt, atölyesinde öğrenci yetiştirmeye başladı.1635年からレンブラントは自らの工房で弟子を教え始めた。
Her türlü bitki yetiştirmeye uygundur.各種キノコの栽培にも適している。
Aynı yıl, Hadassah ayrıca bir hemşirelik okulu kurdu ve yerel personel yetiştirmeye başladı.同年、大桑村が開龍舎から離脱し、涵養義校を開校。
İskitler yaşadıkları dönem boyunca domuz yetiştirmemiş ve domuz yememişlerdir.離婚した今でも豚肉は食べない。
BİY(Bilim İnsanı Yetiştirme) Programı.こども向け科学系教養番組。
Sınıftaki huzursuz kızlar arasında kendini yetiştirmekte büyük zorluk çekmektedir.クラスで孤立していく真彩のことを心配している。
Çünkü normal şartlarda BÖTE öğretmen yetiştirmek amacıyla kurulmuş bir bölümdür.学部の目的としては主として教員を養成しているためである。
Vahşi yaşamın yeniden canlandırılmasına yönelik yetiştirme programları üzerinde çalışılmaktadır.実は蛮野のバックアップとして用意した復活プログラムが仕込まれている。
Çiftleşmeden sonra erkek dişiyi yavruları yetiştirme görevi ile Yalnız bırakır.与丈夫离婚后,独自将光辉养育成人。
Köyün asıl geçim kaynağı kayısıdır.Susuzluktan dolayı kimi bilinçli aileler susuz kayısı yetiştirmektedir.(有好消息從遠方來,就如拿涼水給口渴的人喝。
Yetiştirmesi özen ister.有養育想。
“Çok kısa bir zamanda yetiştirmeniz gereken çok şey oluyor.很快就能收集到很多东西。
Ben burada dünyanın en güzel güllerini yetiştirmek istiyor muyum?"세계에서 가장 아름다운 해안 도로 중 하나”라고 칭했다.
İskitler yaşadıkları dönem boyunca domuz yetiştirmemiş ve domuz yememişlerdir.왕은 그것을 버리어 개와 돼지에게 주었더니 모두 먹지 않았다.
Şu anda, bu kaplanları 2008 yılında vahşi doğaya salma amaçlı yetiştirme çabaları vardır.참고로, 초록뱀 미디어는 2008년에 일지매를 드라마로 제작한 적이 있다.
Okulun amacı iyi ebeler yetiştirmekti.학교의 주요 목적은 교원 양성이었다.
Yeniden talebe yetiştirmekle meşgul oldu.이후 다시 제과업으로 생계를 유지했다.
Bundan sonraki yirmi yıl (1875-1895) Orlando'nun narenciye yetiştirme merkezine dönüşmesine yol açtı.בין השנים 1875 ו-1895 הפכה אורלנדו מרכז לגידול פירות הדר.
Amacım yeni yeni gençler yetiştirmek olacaktır"".אנחנו מקווים לגדל בו את האנשים הדרושים."
Bu akademiler ileri düzey eğitim ve üst düzey subay yetiştirmek içindi.היחידה מעדיפה לגייס לשורותיה בוגרי קורס קצינים וקורס מפקדים.
Aynı zamanda kendisini yetiştirmeye ve dersler almaya devam etti.עם זאת, הוא המשיך ליצור ולהלחין.
Liza'yı bir alkoliğin yetiştirmesini istemeyen Velçaninov, Liza'yı evlatlık olarak bir aileye verir.ולצ'אנינוב, אשר לא רוצה שביתו הביולוגית תגודל על ידי אלכוהוליסט, דואג להביא את ליזה למשפחה אומנת, שם היא מתה.
Yörenin iklimi, narenciye dışında her çeşit bitkiyi yetiştirmeye uygundur.Идеален климат за отглеждане на всякакви култури освен памук.
Acara'nın çay, fındık, narenciye ve tütün yetiştirmek için iyi imkânları vardır.Аджария е подходяща земя за отглеждане на чай, цитрусови плодове и тютюн.
Balık yetiştirmek mümkündür.Razvijen je ribolov.
Daha sonraki serilerde Usta olarak padawan yetiştirmeye başlar.Nakon nekog vremena Madonna počne plesati.
Ayrıca gemisinde Bonsai ağaçları yetiştirmekte ve yemekleri de pişirmektedir.Dječaci su također slani na kopnu sjeći drva i pripremati jela.
Ben burada dünyanın en güzel güllerini yetiştirmek istiyor muyum?"Verjame se, da je najstarejša živa vrtnica na svetu.
Aileler çocuklarını Türk milliyetçisi olarak yetiştirmektedir.Nekatere družine vzgajajo svoje otroke v kornijščini.
Her türlü bitki yetiştirmeye uygundur.Pravilno ravnanje po obiranju koristi vsem vrstam zelenjave.
Bir köpeğin alfası olabilmek köpek yetiştirmenin en zor kısmıdır.Najvišji gozdni pas je iglasti pas.
Yetiştirmesi özen ister.Nekaj misli o vzgoji.
Halka tiyatronun ne olduğunu anlatmak ve iyi bir tiyatro izleyicisi yetiştirmek için de çaba gösterildi.Dvořák se je zanimal tudi za gledališče in se trudil za razvoj narodnega opernega repertoarja.
Will kızını diğer insanlardan uzak bir biçimde yetiştirmektedir.Ena izmed vil je deklici obljubila, da ji bodo izpolnile tri želje.
Verilen ikincil eğitimin amacı, gençliği ahlaksal ve fiziksel olarak sağlam yetiştirmekti.V mladostniških letih je bil deležen izbrane vzgoje, ki je temeljila na vzgoji telesa in razuma.
Ruandalılar sömürge yıllarından beri kahve yetiştirmekteydiler.Kolonijiniais laikais pradėjo auginti kavą.
Her türlü bitki yetiştirmeye uygundur.Tinka visiems žemės ūkio augalams.
Halk kendi ihtiyacı için meyve, sebze yetiştirmektedir.Joje savo reikmėms auginami gyvuliai, daržovės.
Şahıslara 6 kenevir bitkisi yetiştirme izni verildi.Pagal kraniologinius požymius skiriami 6 galvijų porūšiai.
Amacım yeni yeni gençler yetiştirmek olacaktır"".Ühtlasi on eesmärgiks koolitada Euroopa jaoks uusi noori juhte."
2000 metrekarelik alana kurulu çiftliğimizde, her şeyi yetiştirmemiz gerekiyordu.그리고 스스로 모든것을 길러야하는, 2분의 1에이커의 농장이 있었습니다.
2000 metrekarelik alana kurulu çiftliğimizde, her şeyi yetiştirmemiz gerekiyordu.Ada lahan pertanian setengah hektar untuk menanam semuanya.
2000 metrekarelik alana kurulu çiftliğimizde, her şeyi yetiştirmemiz gerekiyordu.Aveam propria noastră fermă de 1/5 hectare unde trebuia să cultivăm de toate.
2000 metrekarelik alana kurulu çiftliğimizde, her şeyi yetiştirmemiz gerekiyordu.Chúng tôi có nông trại cỡ nửa mẫu Anh (2000 mét vuông) để trồng trọt mọi thứ.