yetiştirme ile cümle

yetiştirme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Liza'yı bir alkoliğin yetiştirmesini istemeyen Velçaninov, Liza'yı evlatlık olarak bir aileye verir.Velchaninov, who doesn't want Liza to be raised by an alcoholic, brings Liza to a foster family.
Vahşi yaşamın yeniden canlandırılmasına yönelik yetiştirme programları üzerinde çalışılmaktadır.People are working on breeding programs to revive the natural wildlife.
Hayvan yetiştirme işi, tarımsal üretimin ikinci önemli bileşenini oluşturmaktadır.Animal husbandry constitutes the second most important component of agricultural production.
Jeulmun dönemi, avcılık, toplama ve küçük çaplı bitki yetiştirme dönemiydi.The Jeulmun was a period of hunting, gathering, and small-scale cultivation of plants.
İç Anadolu’da üzüm yetiştirmede en önde gelen illerdendir.They may have arisen from a rugose coral ancestor.
Pazar'daki ekilebilir arazinin% 65'i çay yetiştirmek için kullanılır.65% of arable land in Pazar is used for growing tea.
Pamuğun da bölgede 6-7 bin yıl önce yetiştirmeye başladığına ilişkin kanıtlar bulunmuştur.These sites indicate that farming was widespread in the area 6,000 to 7,000 years ago.
Aileler çocuklarını Türk milliyetçisi olarak yetiştirmektedir.Parents today chose to raise their children in the Dutch language.
BİY(Bilim İnsanı Yetiştirme) Programı."Science Programme".
Oyunda kullanıcılar bir ya da birden fazla sanal akvaryumda balık yetiştirmektedirler.On average, a fisherman will use twenty or more jugs when fishing.
Acara'nın çay, fındık, narenciye ve tütün yetiştirmek için iyi imkânları vardır.Adjara has good land for growing tea, citrus fruits and tobacco.
Şahıslara 6 kenevir bitkisi yetiştirme izni verildi.There are 10 people involved in the raising of the sheep.
Amacım yeni yeni gençler yetiştirmek olacaktır"".We just want to be identified with the interests of young kids."
Yeni olarak Aygör sülalesi ceviz yetiştirmeciliğini başlatmıştır.She began raising purebred Jersey cattle.
Kerestecilik ve patates yetiştirme gibi geleneksel uğraşlar bugün gene önem taşımaktadır.Conservation efforts such as captive breeding and reintroduction are currently in practice.
Ancak, yetiştirme şekilleri çok ilkel durumdadır.Their origins, however, are certainly prehistoric.
Buranın mikrokliması son derece lezzetli, kaliteli meyve ve sebze yetiştirmeye olanak sağlamaktadır.An example of this might be the subjective quality of fine food and wine.
İlk olarak, daha genç birisini yetiştirmek.First, to instruct a younger guy.
Yetiştirme hemen hemen yok vardır.Cultivation has well-nigh exterminated it.
İki katına çıkan talebi yetiştirmek için seçildiniz. - hemen!You have been selected to deliver a double order - immediately!
Doktora dereceli bir insan yetiştirmek için ise 20 yıla ihtiyaç olduğu gerçeği.Our educational systems are inherited from the 19th century.
Ve tam bağış yetiştirme sürecindeyiz artık.And we are now in the process of raising the full endowment.
Buna şuradan başlayalım: Kızlarımızı farklı şekilde yetiştirmeliyiz.And this is how to start: we must raise our daughters differently.
Oğullarımızı da farklı şekilde yetiştirmeliyiz.We must also raise our sons differently.
Bunlar başına geldiyse... ...onu düzgün yetiştirmediğinden geldi!This only happened... because you didn't raise her properly!
Doğa ya da yetiştirme koşulları eşit.Their nature and their nurture are almost the same.
2000 metrekarelik alana kurulu çiftliğimizde, her şeyi yetiştirmemiz gerekiyordu.We had our own half-acre farm that we had to grow everything.
Ben bekleyenlere faturaları yetiştirmeliyim. Tek senin mi acelen var ?Who do you think is really in a hurry?
Bizim, çocuklarını yetiştirmeye yardım eden anne ve babalara ihtiyacımız var.We need moms and dads, helping to raise kids.
Doğal mı, yetiştirmeden mi, şu anki durumu sorabilirsiniz.Nurture? Current circumstance?
Çocuklara, gıdalarla ve onları yetiştirmekle ilgili her şeyin anlatıldığı bir sera bu.It's a greenhouse, where kids get told all about food and growing their own food.
Unutma Michio... ...seni düzgün yetiştirmek için elimden gelen her şeyi yaptım.Don't you ever forget, Michio, I did my utmost to raise you properly.
Üçüncüsü, şu fikir: araştırmacı yetiştirmek için araştırmacılar gerekir.Third, the idea of, it takes researchers to produce researchers.
Bu, çocuklarımı yetiştirmek istediğim türden bir dünya.That's kind of the world I'd rather raise my kids in.
Yiyecek yetiştirmek, bir parça arsa üzerinde ki umurunuzda bile olmayan bir arsada?" (Gülüşmeler)A warrant for planting food on a piece of land that you could care less about?" (Laughter)
Bu 725 milyon domates fidesi yetiştirmeye yetecek alan demek.That's enough space to plant 725 million tomato plants.
Bir bitki yetiştirmek size 1,000, 10,000 tohum verecek.Growing one plant will give you 1,000, 10,000 seeds.
Bir dolarlık yeşil fasülye yetiştirmek size 75 dolar değerinde ürün vereceğinde.When one dollar's worth of green beans will give you 75 dollars' worth of produce.
Kendi yiyeceğini yetiştirmek kendi paranı basmaya benzer.Growing your own food is like printing your own money.
Bence çocukları avukat yerine girişimci olmak üzere yetiştirmeliyiz.I think we should be raising kids to be entrepreneurs instead of lawyers.
Girişimciler yetiştirmek istiyorsanız, bence bu yanlış.That's wrong, for me, if you want to raise entrepreneurs.
İşte bu bağlamda bugün sizlerle çocuk yetiştirmenin 4 tabusunu paylaşmayı istiyoruz.So today, what we would love to do is share with you four parenting taboos.
Neden kendini yetiştirmek için uğraşsın?He inherits enough money. He gets millions of dollars just of the interest
Herkes ah'ladı, oh'ladı... Çünkü Cliff Tabin bir tavukta ekstra bir kanat yetiştirmeyi başarmıştı.And people oohed and ahhed, because Cliff Tabin had been able to grow an extra wing on a chicken.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.But it isn't just about growing, because we all are part of this jigsaw.
O alanda daha önce gösterdiğim akasya ağaçlarından yetiştirmeye başladık.And in that area we started growing some acacia trees that you just saw before.
Bu bahçenin birşeyler yetiştirmek için olduğunu..But surely they'll understand at the final stop
Patates yetiştirmeyi reddettikleri için idam edilenler olduğuna dair kayıtlar bile var.There are even records of people being executed for refusing to grow potatoes.
Çok geçmeden, çok büyük bir patates yetiştirme operasyonu oldu Almanya'da.Before long, there was a massive underground potato-growing operation in Germany.
Bana öğrettikleri, baba olmanın ve bir aileyi yetiştirmenin ne anlama geldiğiydi.They taught me about what it means to be a father and to raise a family.
Bitki yetiştirme terapisi.Floriculture Therapy
Bunca yıl onu yetiştirmek zor olmuş olmalı.It must have been hard raising him all these years.
Mesela, ekin yetiştirmek için en verimli araziler nerededir?For instance, where is the arable land to grow crops?
Yani, bunlardan bahsediyorum: küçük erkek çocuklarını ve küçük kız çocukları yetiştirme tarzımız.So, these things: the way we raise little boys, and we raise little girls,
Saldırganlık, çocuk yetiştirme, seks... ...ve liderleri takip etme içgüdüsü.Aggression, child rearing, sex... ...the willingness to follow leaders blindly.
Bir çocuk yetiştirme uzmanı olarak çok sık emzik nasıl kullanılır sorusu ile karşılaşıyorum.As a parenting expert I'm asked all the time what should I do with a pacifier?
Araştırma amaçlı mariuana yetiştirme ve hasat odası.It's a research crop marijuana grow room.
Yani, sanırım size sorum şu: gelecekte, ne yetiştirmeyi seçerdiniz?So I guess what my question to you is: in the future, what would you choose to grow?
Bu diğer bütün krallıkların asker yetiştirme tekniklerinden daha farklıydı.Which is very different from how many of these other kingdoms would raise their armies.
O doğduğunda, kendinize sadık iyi bir adam yetiştirmek için uğraştınız.When he was born, you devoted yourself to raising a good man.

İlgili Sayfalar