yetiştirme ile cümle

yetiştirme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Tayland'da ülkenin bazı kısımları pirinç yetiştirmek için şimdiden aşırı kuru hale geldi.In Thailand it has already become too dry to grow rice in some parts of the country.
Sebzeler yetiştirmek için bu alanı kullanabilir miyim?Can I use this area to raise vegetables?
Gül yetiştirmekte iyiyim.I am good at raising roses.
Babamın beni yetiştirdiği gibi oğlumu yetiştirmek istiyorum.I want to bring up my son as my father did me.
Bir bebek yetiştirmek zordur.Bringing up a baby is hard work.
Çocuklarını yetiştirmede otoriterdi.He was strict in disciplining his children.
Çocuklarını yetiştirme tarzları oldukça farklı.Their manner of bringing up their children is extremely unusual.
Babamın hobisi gül yetiştirmektir.My father's hobby is growing roses.
Annem bizi yetiştirmek için çok çalıştı.My mother worked hard in order to rear us.
Beni zamanında havaalanına yetiştirmesi için taksiciye on dolar bahşiş verdim.I tipped the cabbie ten bucks for getting me to the airport on time.
O, besi sığırı yetiştirmeye başladı.He began to raise beef cattle.
Gittikçe daha fazla insan sığır yetiştirmeye başladı.More and more people began raising cattle.
Kendinize ait olmayan bir çocuğu yetiştirmek zordur.It's difficult bringing up a child who is not your own.
Tom ve Mary et için tavşan yetiştirmektedir.Tom and Mary raise rabbits for meat.
Tom bir yetiştirme yurdunda büyüdü.Tom grew up in a foster home.
Tom çocukları yetiştirme hakkında bir şey bilmiyor.Tom doesn't know anything about raising children.
Onu hastaneye yetiştirmek zorundayız. O fena halde yaralı.We have to rush him to the hospital. He's badly injured.
Çocuk yetiştirmek, bir servete mal oluyor.Raising a child costs a fortune.
Çiçek yetiştirmeyi seviyorum.I like to grow flowers.
Onu yetiştirmeme yardım et.Help me to make her grow!
Tom'u tek başıma yetiştirmeye çalıştım.I tried to raise Tom alone.
Tom kazancını giderine yetiştirmekte sıkıntı yaşıyor.Tom has trouble making both ends meet.
Yetiştirmemiz gereken işler var.We have a deadline to meet.
Tom yetiştirmek için bir çift tavşan besledi.Tom kept a pair of rabbits for breeding.
Bir çocuk yetiştirmek sabır gerektirir.Raising a child demands patience.
Sen bitki yetiştirmekten anlıyorsun gibi görünüyor.It looks like you've got a green thumb.
Bu raporu zamanında yetiştirmeye çalışırken epey zorlandım.I had a hard time trying to get this report finished on time.
Bu yıl patates yerine mısır yetiştirmeyi düşünüyorum.This year I think I'll grow corn instead of potatoes.
Tom çilek yetiştirmeyi deneyecek.Tom is going to try to grow strawberries.
Bana laf yetiştirme.Don't give me any lip.
Bu, çocuk yetiştirmek için böylesine harika bir yer olurdu.This would be such a great place to raise kids.
Bu, çocukları yetiştirmek için iyi bir yer olurdu.This would be a good place to raise kids.
Tom bu yıl mısır yetiştirmeye karar verdi.Tom decided to grow corn this year.
Kendi yiyeceğini yetiştirmeye çalışmalısın.You should try growing your own food.
Kendi yiyeceğini yetiştirmelisin.You should grow your own food.
Çocuk yetiştirmek kolay değil.It's not easy raising children.
Bir çocuk yetiştirmek büyük bir iştir.Raising a child is a big job.
O sığır yetiştirmeyi öğrendi.He learned to raise cattle.
Ben bizim yetiştirmediğimiz sebzeleri asla yemediğimizi hatırlıyorum.I remember when we used to never eat vegetables that we didn't grow ourselves.
Boston çocukları yetiştirmek için harika bir yer.Boston is a great place to raise kids.
Boston bir aileyi yetiştirmek için harika bir yer.Boston is a great place to raise a family.
Tom çok korunaklı bir yetiştirmeye sahipti.Tom had a very sheltered upbringing.
Burada yiyecek yetiştirmek zor.It's difficult to grow food here.
Bu toprakta herhangi bir şeyi yetiştirmek zordur.It's difficult to grow anything in this soil.
Seni yetiştirmek için ne kadar çok çalıştığımızı biliyor musun?Do you know how hard we worked to raise you?
Ailem beni çok iyi yetiştirmedi.My parents did not raise me very well.
Bunu saat 2.30'a kadar yetiştirme şansın var mı?Is there any chance you can get that done by 2:30?
Leyla herkesin aile yetiştirmek istediği bir mahallede yaşıyordu.Layla lived in a neighborhood where anybody would like to raise a family.
Sami, Kosta Rika'ya gitmek ve muz yetiştirmek istiyordu.Sami wanted to go to Costa Rica and grow bananas.
Sami, Kosta Rika'ya gidip muz yetiştirmek istiyordu.Sami wanted to go to Costa Rica and grow bananas.
Burası bir aile yetiştirmek için iyi bir yerdir.This is a good place to raise a family.
Tom hiç mısır yetiştirmediğini söylüyor.Tom says he's never grown corn.
Bunu ayın yirmisine yetiştirmemiz lazım.We need to have this ready by the twentieth.
Ailen seni düzgün yetiştirmemiş.Your parents didn't raise you right.
Anne baban seni düzgün yetiştirmemiş.Your parents didn't raise you right.
Çocuk yetiştirmek zordur.It's hard to raise a child.
Ben burada dünyanın en güzel güllerini yetiştirmek istiyor muyum?"Do I want to grow the world's most beautiful roses in this garden?"
Kendisi kitap yazmaktan çok kitapları yaşayacak ayaklı kitap yetiştirmeyi uygun görmüştür.He knew how to produce an attractive book and did so.
Bununla birlikte, yetiştirme altındaki toplam alan hala azdır.Nevertheless, the total area under cultivation was still small.
Mahsül yetiştirmenin kolay olmadığı zamanlarda koyun yetiştiriciliği popülerdi.Since raising crops was not easy, raising sheep was popular.

İlgili Sayfalar