Ana içeriğe geç
Sözlük

yetersiz ile cümle

yetersiz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Duygusal ve fiziksel yetersizliklerini keşfeder.Остро ощущают душевную и психическую недостаточность.
Eğitim ve sağlık hizmetleri yetersizdir.Образование и медицинские услуги — бесплатные.
Mali yetersizlikler nedeniyle daha sonra kapandı.Позже из-за отсутствия финансирования они были закрыты.
Duruşmanın ilk gününde duruşma salonu yetersiz kaldı.В день начала судебных слушаний по делу, зал заседаний был практически пуст.
Türklerin Türkçedeki yetersizliklerinin tek sebebi ebeveynler değildir.Единственными людьми, кто не боялся Тура, были его родители.
Bundan dolayı eğitim imkânları yetersiz kalmaktadır.Качество подготовки экспертов может быть недостаточным.
2014 yılının Mayıs ayında finansman yetersizliği nedeniyle inşaat durmuştur.16 февраля 2013 года — проект остановлен из-за недостатка финансирования.
Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak talep yetersizliğinden kullanılmamaktadır.В школе пытается быть сильным и не проявлять признаков слабости.
Düzensiz yapılaşma, yetersiz altyapı, sağlık ve eğitim hizmetlerinin yetersizliği hâlâ çözülememiştir.Их положение значительно ухудшилось: они остались без работы, образования и медицинского обслуживания.
Donanmanın yetersizliği, Birinci Balkan Savaşı'nda kesin olarak görüldü.Историки флота считают, что ВМФ Греции стал решающим фактором в ходе Первой Балканской войны.
Coşkuntepe yerleşmesinin yakın çevresinde tarım için elverişli arazi yetersizdir.Денег, чтобы построить настоящую границу, у страны не хватало.
Buna rağmen ateş hız ve gücü hâlâ yetersizdi.Но средств и сил было недостаточно.
Maddi yetersizliklerden ötürü Gençler'in basılması bir kere daha iptal oldu.Вскоре из-за финансовых проблем юношеские команды были распущены.
Ancak teşhir salonlarının yetersizdi.Багажа знаний явно не хватало.
Yetersizliğinde pellegra görülebilir.На лапах шерсть может быть слабоволнистой.
Parası yetersizdir.Денег не хватало.
Mahallenin içme suyu şebekesi vardır ama yetersiz kanalizasyon yoktur.В доме находятся запасы пищи, но сухого молока нет.
Ancak, miktar iki kardeş için nispeten yetersizdi.Однако этого оказалось недостаточно, недоставало ещё 200 невест..
1950'lerde, gıda arzı yetersizdi ve yaşam standardı genel olarak düşüktü.في الخمسينيات كانت إمدادات الغذاء غير كافية ومستوى المعيشة منخفضا بشكل عام.
Yetersiz alt yapıdan kaynaklanan iletişim problemleri.التسريب من الوصلات لسوء التركيب.
Einstein kuantum mekaniğinin fiziksel olarak eksik ve mantıksal olarak yetersiz olduğunu ileri sürmüştür.أكد آينشتاين أن ميكانيكا الكم غير مكتملة ماديًا وغير مرضية منطقيًا.
Ayrıca, deri oksijen yetersizliğinden dolayı mavi renk (morarma) alabilir.وقد يكون لون الجلد أزرق بسبب نقص الاكسجين.
Eleştirmenler çalışmayı yetersiz kabul etti.ولم تلاقي أعمالها القبول الكافي من النقاد.
Memorandumuna aldığı yanıtı yetersiz bulan de Gaulle, ülkesi için bağımsız bir savunma gücü kurmaya başladı.وبالنظر إلى الرد غير المرض، بدأ ديغول في بناء قوة دفاع مستقلة لبلده.
Ayrıca, yetersiz çalışanlar veya serbest çalışanlar olarak da tanımlanabilirler.يمكن أن يتم وصف هؤلاء العمال بعمال البطالة المقنعة أو العمال الأحرار.
Ülkede dört milyon kişinin yetersiz beslenmeye bağlı sorunlar ile karşı karşıya kaldığı ifade edilmiştir.ومن المعتقد اليوم أن واحداً من بين تسعة أشخاص لا يتمتع بالوصول الكافي إلى الغذاء.
Bölgedeki Sovyet hava unsurları eylül ayı sonlarına kadar yetersiz takviye alabildiler.أسس سيطرة فعالة على المنطقة بحلول سبتمبر.
Azami yükselme açısı olan 45° yetersiz kalıyordu.خاض خلال مسيرته 45 نزالا، لم يتعادل .
Duruşmanın ilk gününde duruşma salonu yetersiz kaldı.شهد عكاظ في اليوم الأول من المحاكمة.
Uzun etkili bronkodilatörler yetersizse genelde tedaviye soluk yoluyla alınan kortikosteroidler eklenir.إذا كانت موسعات الشعب الهوائية طويلة المفعول غير كافية، تضاف إليها عادةً الكورتيكوستيرويدات المستنشقة.
Bu durumda sadece polisiye önlemler yetersizdir.والتعامل مع الحالة يكون وقائي فقط.
Yetersizlik duyguları.الشعور بالعجز.
Ödenek yetersizliği sebebiyle çalışmalar durdu.النشر النشاط توقف بسبب نقص الأموال.
Çünkü mühimmat yetersizdi.الذخيرة تقريبا نفدت..
Eğitim ve sağlık hizmetleri yetersizdir.عجز في الموارد الغذائية والخدمات الصحية.
Niyeti oraya yerleşime açmaktı, ancak su tedarikinin yetersiz olmasından dolayı bu planı da gerçekleşmedi.على الرغم من أنه كان من المفترض أن تغلق جنوم نفسها إلا أن الخطة لم تعمل بشكل جيد.
Ayrıca, yetersiz çalışanlar veya serbest çalışanlar olarak da tanımlanabilirler.Eles também podem ser descritos como trabalhadores de sub-emprego ou freelancers.
1964 ve 1966 yılında ödül kategorisini desteklemek için yetersiz aday vardı.Os prêmios de 1964 e 1966 não tiveram candidatos suficientes para manter a categoria.
Fransa baştan yardım sözü vermiş olsa da yardım geç geldi ve yetersiz kaldı.A França prometeu ajuda, mas chegou tarde e não era suficiente.
Bu gerçek olsaydı doğal seleksiyon yetersiz beyinleri olan insanları elerdi.Se isso fosse verdade, a evolução teria eliminado indivíduos com cérebros ineficientes.
Tipik olarak deneyler, ölüm, çirkinleştirme veya sürekli yetersiz sonuçlarla biterdi.Normalmente, as experiências resultaram em morte, desfiguração ou incapacidade permanente.
Özellikle tanksavar, top ve uçaksavar silahları yönünden yetersizlik içindeydiler.Em vez de armas, gasolina e aviões, mandavam-nos ordens.
Ancak ikisi de yetersiz gelmektedir.As duas, na verdade, seriam insuficientes.
Hastalarda yetersiz beslenmeye bağlı olarak ağırlık kaybı görülebilir.Tubo de alimentação pode ser necessário em mulheres que estão a perder peso.
Eğitim ve sağlık hizmetleri yetersizdir.A infraestrutura e os serviços são inadequados.
Sebze üretimi yetersizdir.A vegetação é escassa.
Çakmak Hattı İnşaatı, çimento ve demir yetersizliğinden dolayı ilerleyememiştir.Contudo, esta base era algo fraca por causa da falta de cimento e de aço.
Yorgun ve bitap Rumeli askerleri, Şah İsmail'in zinde kuvvetleri karşısında yetersiz kaldı.A força britânica, exausta e enfraquecida, refugiou-se nas defesas de Kut-al-Amara.
Yetersiz pilot eğitimi yüzünden P-51D Mustang'ler kaşısında başarısız oldular.Seu desenvolvimento foi interrompido, como P-51D Mustang tornou-se disponível.
Geçimlik için yapılan tarım ve balıkçılık yetersiz kaldığından, gıda ürünlerinin çoğu ithal edilir.Por conseguinte, com exceção da pesca, o país depende quase totalmente da importação de alimentos.
Ancak 3 Mart 1891'de delil yetersizliğinden serbest bırakılmıştır.Seu caso acabou por ser arquivado pela falta de evidências em 3 de março de 1891.
Medreseler yetersiz kalıyordu.A estrutura era deficiente.
Yağışın yetersiz olduğu havzasında tarım açısından önemlidir.Devido à falta de chuva, a agricultura é de subsistência.
Ancak bu yetersiz olur.Isso não é suficiente?
Yapılan soruşturma daha sonra delil yetersizliğinden dolayı kapatılır.Entretanto, a investigação está parada, devido à falta de provas.
Bir komedi drama olamamış, yetersiz kalmış.A peça tem um tom dramático, mas que não chega a constituir uma tragédia.
Hormon yetersizliği hormon tedavileriyle düzenlenebilir.Pode-se repor os hormônios com terapia de reposição hormonal.
Birliklerin ikmali yetersizdi.Os equipamentos de algumas tropas também não eram adequados.
Son yıllarda küresel ısınma ile su kaynakları son derece yetersiz hale gelmiştir.O transporte público, nos anos mais recentes, é considerado insuficiente.
Buna rağmen ücretler yetersizdi.Ou seja, o lucro era zero.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod