Ana içeriğe geç
Sözlük

yetersiz ile cümle

yetersiz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bazı antibiyotikler yetersiz penetransa sahiptir bu yüzden menenjit için kullanımları da azdır.Sommige antibiotica hebben onvoldoende doordringend vermogen en zijn daardoor van weinig nut bij meningitis.
Parası yetersizdir.Zij hebben geld tekort.
Eleştirmenler çalışmayı yetersiz kabul etti.Critici negeerden het werk volledig.
Öte yandan hava yoluyla ikmal de yetersiz kalmıştır.De twee keren daarop stond er te veel wind.
Daha sonraki tasarımlar zaten yetersiz olan yerleri daha da daralttı.Maar de andere getoonde ontwerpen waren al even onbetrouwbaar.
Azami yükselme açısı olan 45° yetersiz kalıyordu.Ook de hoek van 45° was niet zeer afwijkend.
Alman topçusunun yetersizliği, bu sayede kapatılmıştır.De Duitse artillerie zweeg.
Bu durum işsizliğe ve üretim kapasitesinin yetersiz kullanılmasına yol açar.Het project werd afgeschilderd als een nutteloze verspilling van grondstoffen en productiecapaciteit.
Birçok vaka bu konudaki yetersizlik nedeniyle ölümle veya kalıcı hasarla sonuçlanmaktadır.Velen hiervan kwamen om het leven of liepen blijvend letsel op.
Eğitimini maddi yetersizlikten bıraktı.De lichamelijke opvoeding scheef in 't rijtje.
Yapılan soruşturma daha sonra delil yetersizliğinden dolayı kapatılır.Later verviel deze aanklacht vanwege te weinig bewijs.
Ayrıca, deri oksijen yetersizliğinden dolayı mavi renk (morarma) alabilir.De huid kan ook blauw kleuren (cyanose) door een gebrek aan zuurstof.
Herhangi bir işte yetersizlik olmak o işten çıkarılmak bir neden olarak görülmedi.Voor zijn diskwalificatie werd geen reden opgegeven.
Ancak 2010'daki bütçe bu amacı gerçekleştirmek için yetersizdi.Pas in 2010 kon Tom Dice deze prestatie evenaren.
Uyku esnasında veya beslenme yetersizliklerinde bazal metabolizma normalden düşüktür.Een tekort aan vocht tijdens en na de menopauze is normaal.
Ancak bu yetersiz olur.Maar dat is onvoldoende.
Bundan dolayı eğitim imkânları yetersiz kalmaktadır.Daardoor hebben de trainingen geen effect.
Havalimanı ilk olarak 1998 yılında hizmete açılmış ancak talep yetersizliğinden 2001 yılında kapatılmıştır.De luchthaven opende in 2008 maar moest in 2010 alweer sluiten vanwege gebrek aan passagiers.
İki tasarı da mali yetersizlikler nedeniyle uygulamaya konamamıştır.De beide reactoren zijn door geldgebrek echter nog steeds niet ontmanteld.
Kamplarda hüküm süren sağlık ve yaşam şartları geçici ve oldukça yetersizdi.De werk- en leefomstandigheden hierin waren overigens niet veel beter dan in de kampen zelf.
2 yıl cezaevinde kaldı, delil yetersizliğinden beraat etti.Na twee maanden opsluiting werd hij bij gebrek aan bewijs vrijgelaten.
Bir başka İngiltere uçuşunda aynı gün içerisinde 18 pilot yakıt yetersizliğinden Kanal'a çakıldı.Echter, nog eens 80 Amerikaanse vliegtuigen stortten neer op de terugweg wegens te weinig brandstof.
Sonunda küçük kız yetersiz beslenmeden ölür.Hij stierf vrij jong aan nierfalen.
İspanyolların ağır toplarının menzilleri yetersiz kalıyordu.De teerwandige calices waren zeer ondiep.
Yetersizliğinde yorgunluk ve uyuşukluk hissedilebilir.Wel kan men zich gespannen of verveeld voelen.
Zerdüşt'ün hayatı ile ilgili bilgiler yetersizdir.Over het leven van Van den Hecken is weinig bekend.
Ayrıca eğitim şartlarının yetersizliği de insanları şehre sürüklemiştir.Ook de wijze waarop mensen de stad beleven, kreeg aandacht.
Delil yetersizse sürgün veya beraat kararı veriliyordu.Voor veroordeling was een bekentenis of een betrouwbare getuigenverklaring nodig.
Fakat bu sefer ilaçlar yetersiz kalıyordu.Maar deze keer was er geen houden aan.
Kamplarda hüküm süren sağlık ve yaşam şartları geçici ve oldukça yetersizdi.Warunki sanitarne i aprowizacyjne panujące w obozach były prowizoryczne i dalece niewystarczające.
Birlikler yetersiz eğitildi.Byli to żołnierze słabo wyszkoleni.
Bu gerçek olsaydı doğal seleksiyon yetersiz beyinleri olan insanları elerdi.Gdyby to była prawda, proces naturalnej selekcji wyeliminowałby nieefektywne mózgi.
Ancak, bu ilişkilendirmelere ait kanıtlar yetersizdir.Relacje, o których pan mówi, są nieprawdziwe.
Ayrıca, deri oksijen yetersizliğinden dolayı mavi renk (morarma) alabilir.Skóra może również przyjąć niebieskawy odcień (sinica) wynikający z niedoboru tlenu.
Kendisine yöneltilen suçlamaları reddetti ve delil yetersizliğinden serbest bırakıldı.Nie przyznał się wówczas do postawionych mu zarzutów i został uniewinniony z braku dowodów.
Bu, diğer organlara yetersiz kan gitmesine neden olabilir.Może to doprowadzić do martwicy słabo ukrwionej części narządu.
Ölümü konusunda hala delil yetersizliği ve şüpheler vardır.Nie brakowało domysłów i podejrzeń, co do przyczyn śmierci.
Ancak 2010'daki bütçe bu amacı gerçekleştirmek için yetersizdi.W latach dwudziestych nie było środków, aby ten cel osiągnąć.
Ancak ikisi de yetersiz gelmektedir.Oba są niekompletne.
Göç o kadar yoğundu ki, tıp doktoru sayısı yetersiz hale gelmişti.Skala ofiar cywilnych była tak duża, że placówki medyczne były przeciążone.
Bağışıklık sistemi yetersizliği bu patojenlere hastalık oluşturmak için bir "fırsat" sunmaktadır.Powoduje on, że sposób w jakim są hodowane stwarza „okazję” do rozpowszechnienia się choroby.
Ancak bu yetersiz olur.Ale to nie wystarczy.
Yaz mevsiminde de yetersiz hale gelmektedir.W okresie letnim jest ono nieczynne.
Yetersizliğinde pellegra görülebilir.Do jego wad można zaliczyć rozrzutność.
İnşaatı, ödenek yetersizliğinden dolayı geçici bir süreliğine durdurulmuştur.Pomysł został tymczasowo wstrzymany ze względu na brak pieniędzy.
Ancak 3 Mart 1891'de delil yetersizliğinden serbest bırakılmıştır.23 maja 1951 roku został zwolniony z powodu braku dowodów winy.
Ayrıca eğitim şartlarının yetersizliği de insanları şehre sürüklemiştir.W ślad za pieniędzmi do miasta ściągali również uczeni.
Fakat bu sefer ilaçlar yetersiz kalıyordu.Tym razem zapas wytrzymałości okazał się wystarczający.
Ama MÖ 631'den sonra kaynaklar yetersiz kalmaya başladı.Od tamtej pory numer E106 pozostaje nieużywany.
Fakat bu da programa finansal kaynak açısından yetersiz kaldı.Brak środków finansowych wpłynął również na skalę projektu.
Buna rağmen ateş hız ve gücü hâlâ yetersizdi.Siła ognia była jednak niewystarczająca.
Daha sonraki tasarımlar zaten yetersiz olan yerleri daha da daralttı.Założył, że kolejne byty są mniej doskonałe.
Savaş sırasında Yugoslavya Krallığı yetersiz savunma yapıyordu.W chwili wybuchu konfliktu Jugosławia była całkowicie nieprzygotowana do obrony.
Çok az sayıda rapor insanlarda E vitamini yetersizliğini bildirmektedir.Istnieje za mało danych na temat skuteczności większości tych terapii.
Maddi yetersizliklerden ötürü Gençler'in basılması bir kere daha iptal oldu.Po likwidacji Funduszu Rozwoju Kultury pojawiło się kolejne zagrożenie zaniechania inwestycji.
Kökleri oksijen yetersizliğine oldukça dayanıklıdır.Etery podatne są na utlenianie tlenem.
Okul olanaklarımız yabancı öğrenciler için yetersizdir.Możliwości naszej szkoły są niewystarczające dla zagranicznych studentów.
Kaynak yetersizliği dolayısıyla bu konuda fazla bir şey söylenememektedir.På grund av tidsbrist kommer jag inte behandla ämnet mer ingående.
Bu, diğer organlara yetersiz kan gitmesine neden olabilir.Detta kan leda till otillräcklig blodförsörjning av andra organ.
Eğitim ve sağlık hizmetleri yetersizdir.Där är tillgången till utbildning och hälsovård bristfällig.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod