İki tasarı da mali yetersizlikler nedeniyle uygulamaya konamamıştır.Auch wurden die beiden Minen wegen mangelnder Rentabilität geschlossen.
Hormon yetersizliği hormon tedavileriyle düzenlenebilir.Menstruationsstörungen können hormonell behandelt werden.
Ödenek yetersizliğinden dolayı bina yapımı sürekli sekteye uğradı.Aufgrund fehlender Finanzierung verzögert sich der Baubeginn ständig.
Lâkin eserleri beyazperde için yetersiz bulundu.Arme wurden nach wie vor umsonst behandelt.
Ancak 2010'daki bütçe bu amacı gerçekleştirmek için yetersizdi.Bis zum Jahr 2010 gelang es auch dort nicht, die nötigen Mittel zusammenzubringen.
Ayrıca, yetersiz çalışanlar veya serbest çalışanlar olarak da tanımlanabilirler.Diese werden inoffiziell auch als Werkstattfahrer bzw. Werkfahrberechtigte bezeichnet.
Parası yetersizdir.Geld ist knapp.
Reytingler düşük, reklam gelirleriyse yetersizdi.Wortbeiträge waren eher rar gesät, Werbung gab es nur wenig.
Yetersiz alt yapıdan kaynaklanan iletişim problemleri.Probleme entstehen durch die relativ geringe Sendeleistung.
Fakat bu da programa finansal kaynak açısından yetersiz kaldı.Leider fehlen die finanziellen Mittel für dieses Vorhaben.
ADSL için santral yetersizdir.Das für den Sendebetrieb zuständige Personal fehle.
Herhangi bir işte yetersizlik olmak o işten çıkarılmak bir neden olarak görülmedi.Es reicht nicht aus, dass die Kündigung aus anderen Gründen unwirksam ist.
Ancak iki şüpheli delil yetersizliğinden serbet bırakıldı.Beide wurden jedoch aufgrund unzureichender Beweise freigelassen.
Küçük kan damarları yetersizlikleri olabilir.Bagatellblutungen können unter Umständen unversorgt bleiben.
Diğer biliminsanları ise bunun yetersiz olduğunu söyler.Andere Quellen bestreiten, dass er es sei.
1950'lerde, gıda arzı yetersizdi ve yaşam standardı genel olarak düşüktü.Dans les années 1950, l'approvisionnement alimentaire était insuffisant et le niveau de vie très faible.
Ayrıca, yetersiz çalışanlar veya serbest çalışanlar olarak da tanımlanabilirler.Ils peuvent aussi être décrits comme sous-employés ou travailleurs indépendants.
Yetersizlik duyguları.Échec des sentiments.
Çabalarını "Günahtan Arınma" konusuna yöneltmişler, ancak Günahın asıl nedeni konusunda yetersiz kalmışlardı.Les siens se débandèrent ; il fut grièvement blessé, et ne parvint qu’avec peine à échapper à ses vainqueurs.
Buna rağmen ücretler yetersizdi.Surtout si les salaires étaient jugés insuffisants.
Bu tanklar da yakıt yetersizliğinden hareketsiz durumdadır.Des chars sont perdus en raison de manque de carburant.
İçme ve sulama suyu yetersizdir.La nourriture et l'eau potable sont insuffisantes.
Çünkü ona göre bu ceza yetersizdir.Il juge que cette peine est dissuasive.
En büyük dezavantajlarından biri ise çok yüksek ortalama bir gücün sürekliliğinin yetersiz kalmasıdır.Même désarmé, sa force physique reste bien au-dessus de la moyenne.
Mühimmat ve telsizler yetersizdi.Les réserves de munitions et la radio sont détruits.
Ancak teşhir salonlarının yetersizdi.Il semble cependant que les ventes de billets n'étaient pas suffisantes.
2000 yılında öğrenci yetersizliği nedeniyle kapatılmıştır.L'école a fermé en 2000 faute d'élèves.
Zaten Rusya'nın bu bölgesinde ulaşım ağı yetersizdi.En effet, le réseau routier de la région à l'époque était lacunaire.
Ciddi iskemide kalp kası oksijen yetersizliğinden ölür, buna miyokard enfarktüsü denir.Ce manque d'oxygène au niveau du cœur est appelé ischémie du myocarde.
İnşaatı, ödenek yetersizliğinden dolayı geçici bir süreliğine durdurulmuştur.Ils sont interrompus un temps par manque de financement.
Savaşın ilerleyen yıllarında kısa mesafedeki yetersizliği görülmüştür.Les années de l'immédiat après-guerre sont marquées par la persistance de pénuries dans de nombreux domaines.
Mali yetersizlikler nedeniyle daha sonra kapandı.Il a fermé par la suite, par manque de population.
Çünkü mühimmat yetersizdi.La munition ne fut pas bien acceptée.
Justinianus, zalim, rüşvet alan, müsrif ve yetersiz şekilde değerlendirilmiştir.Justinien est dépeint comme cruel, vénal, prodigue et incompétent.
Kuşatmanın devamında pek çok asker yetersiz beslenmeden dolayı ölmüştü.Bien des chevaux périssent sans doute faute de soins.
Bundan dolayı eğitim imkânları yetersiz kalmaktadır.Pour cela, la formation semble ne pas suffire.
Birlikler yetersiz eğitildi.Une partie de ses troupes était mal entraînée.
Luftwaffe’nin 48. Panzer Kolordusunu korumadaki yetersizliği sonucunda taarruz durmuştur.Un des résultats de l'inactivité de la Luftwaffe pour le 48e Panzercorps fut l'arrêt de son action offensive.
Sulama suyu yetersizdir.Les pompes d'eau sont insuffisantes.
Ülkede yetersiz beslenme de yüksek düzeydedir.Manger sur la rue est considéré mal élevé.
İşte ilk Big Bang modelleri bu tür çalkantı ya da kararsızlıkları açıklamada yetersiz kalmaktaydı.Les premiers modèles de Big Bang étaient dans l’incapacité d’expliquer la présence de telles fluctuations.
Yetersiz pilot eğitimi yüzünden P-51D Mustang'ler kaşısında başarısız oldular.Ses piètres résultats contre les P-51D semblent être plus liés à un manque d'entraînement des pilotes.
Notta adı geçen dört kişi delil yetersizliğinden suçsuz bulundu.Les quatre officiers plaidèrent non coupable.
Diğer problem ise modellerin hız değişimini açıklamakta yetersiz olmasıydı.La seule chose qui leur manque est le changement de vitesses.
Altyapı yetersizliği ve çarpık kentleşme ve yanlış planlamalar dere için büyük sorunlar yarattı.Les difficultés et les incompréhensions sont grandes, les conflits ne manquent pas.
Doğal kaynak yetersizliği yok.L'éclairage naturel est insuffisant.
Fakat sadece esneme tabii ki yetersizdir.La sécurité leur semble insuffisante.
Ancak ordunun hazırlığı bu hamlenin karşılığında yetersizdi.Malheureusement pour lui les rations militaires étaient insuffisantes pour satisfaire son appétit.
2009 yılının Ağustos ayında apronun yetersiz kalması nedeniyle havalimanının apronu genişletildi.Cette dernière ligne a été supprimée en août 2009 faute d'affluence suffisante.
Safhalar arası geri dönüş yetersizdir.Le monoamortisseur arrière est non réglable.
Mahallede ilk öğretim okulu öğrenci yetersizliğinden kapanmış olup öğrenciler ilçede öğrenim görmektedir.L'étudiant est embarrassé et manque d'assurance au début des études.
Köyde halen sayısı beş olan köy çeşmesi mevcut olup; suyu yetersizdir.Cette planète fait cinq fois la masse de la Terre et elle pourrait contenir de l'eau.
Yine de manevra kabiliyeti, özellikle düşük hızlarda yetersizdi.Malheureusement, leur capacité est nettement insuffisante, surtout aux heures de pointe.
Köyde içme suyu yetersiz kalmaktadır.L'accès à l'eau potable demeure problématique dans le village.
Buna rağmen ücretler yetersizdi.A pesar de ello, los salarios eran injustos.
Yetersiz ışıklandırma.Iluminación insuficiente.
Luftwaffe avcı uçaklarının üretimi devam etmiş olsa da, yakıt yetersizliği nedeniyle uçaklar havalanamamıştır.Aunque la producción de aviones de combate continuaba, no podían volar debido a la falta de combustible.
Daha sonraki tasarımlar zaten yetersiz olan yerleri daha da daralttı.Los diseños posteriores redujeron aún más esas ya de por sí pequeñas áreas.
Ancak, bu ilişkilendirmelere ait kanıtlar yetersizdir.Sólo digo que la evidencia que tenemos de ellas es débil.
Bu tanklar da yakıt yetersizliğinden hareketsiz durumdadır.Los cinco tanques quedaron averidados por falta de carburante.