Ana içeriğe geç
Sözlük

yetersiz ile cümle

yetersiz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Sağlık ocağı yetersiz kalmaktadır.Skåpet är tyvärr inte bevarat.
Bu karşı teklif ABD tarafından yetersiz olduğu gerekçesiyle hemen reddedildi.Anbudet avslogs omedelbart av USA som otillräckligt.
Fakat bu sefer ilaçlar yetersiz kalıyordu.Denna gång lykades dockningen.
Kıskançlık özgüven eksikliği ve yetersizlik duygusundan dolayı ortaya çıkmaktadır.Svartsjuka härrör till en känsla av otillräcklighet eller att känna sig utanför.
Bazı antibiyotikler yetersiz penetransa sahiptir bu yüzden menenjit için kullanımları da azdır.Vissa antibiotika penetrerar inte tillräckligt bra och är därför till liten nytta vid meningit.
Buna rağmen ücretler yetersizdi.Betalningarna uteblev dock.
Parası yetersizdir.Pengarna räckte inte.
Yetersiz haritalamalar nedeniyle, ilk zirveya çıkmaya çalışan ekip dağın yerini bulamamıştır.Detta ledde till att de första som försökte bestiga berget över huvud taget inte kunde finna det.
Çünkü mühimmat yetersizdi.Ammunitionen är ovanlig.
İçme suyu vardır fakat yetersizdir.Vatten fanns det gott av men det var inte drickbart.
Hormon yetersizliği hormon tedavileriyle düzenlenebilir.Menstruationspsykoser kan behandlas med hormoner.
İşsizlik ve ekonomik yetersizlikten dolayı göç vermektedir.Varför uppstår inflation och arbetslöshet?
Stalin’in ölümünden sonra, yeni Sovyet liderliği, delil yetersizliğinden davayı düşürdü.Efter Stalins död ledde en ny utredning av sammansvärjningen fram till att anklagelserna hade varit grundlösa.
O zamanlar bu yetersiz görüldü.Detta sågs på den tiden som något helt ouppnåeligt.
Ayrıca, deri oksijen yetersizliğinden dolayı mavi renk (morarma) alabilir.Huden kan även bli blåfärgad (cyanotisk) till följd av syrebrist.
Düz bir zemine oturmak dinlenme konforu açısından yetersizdir.Terrängen runt Mesa El Descanso är lite kuperad.
Yetersizlik duyguları.Dålig självkänsla.
Vücutta vitamin yetersizlikleri başgösterir.Vitaminbrist innebär att man har brist på vitaminer i kroppen.
Su kaynaklarının yetersizligi nedeniyle sulu tarım yapılamamaktadır.Orsaken är att utan denna grundvattensänkning kan bygget inte genomföras till en skälig kostnad.
Fransa baştan yardım sözü vermiş olsa da yardım geç geldi ve yetersiz kaldı.Франція обіцяла надати допомогу, але вона прийшла запізно і була незначною.
Eğitim ve sağlık hizmetleri yetersizdir.Освіта і медичні послуги — безкоштовні.
Yapılan soruşturma daha sonra delil yetersizliğinden dolayı kapatılır.Пізніше звинувачення було знято через недостатність доказів.
Maddi yetersizlikten dolayı yapılan mutsuz evlilik.Шлюб неможливий через фінансову нерівність.
Füzenin menzilide yetersiz bulunmuştur.Озброєння крейсера вважалось недостатнім.
Parası yetersizdir.Грошей було мало.
Ancak kentin Klasik Dönem öncesi tarihi hakkındaki bilgilerimiz yetersizdir.Про місто в ранній класичний період відомо недостатньо.
Göç o kadar yoğundu ki, tıp doktoru sayısı yetersiz hale gelmişti.Але тягар цієї таємниці був настільки важкий, що хлопець захворів.
Buna rağmen ücretler yetersizdi.Заробітки були невдячні.
Köyde ilköğretim okulu vardır ancak öğrenci sayısının yetersiz olması nedeniyle okulda öğretmen yoktur.Я вірю у бібліотеки, бо більшість студентів не мають достатньо грошей .
Eretrialılar işe yarar bir harekat planı geliştirmekte yetersiz kaldılar.Фотографи більше не хотіли мати справу з неадекватною моделлю.
Öte yandan hava yoluyla ikmal de yetersiz kalmıştır.Він майже у два рази легший від повітря.
Panzerkeil, yetersiz bir önlem olarak kaldı.Встановлення кондиціонеру так і залишилося замовною опцією.
Ancak bu buluş teknolojik yetersizlik ve hava koşullarının olumsuz etkisinden dolayı yaygınlaşamadı.Визначити причину не вдалося через відсутність необхідного персоналу та важкої радіаційної обстановки.
Çünkü mühimmat yetersizdi.Але кулемет не замовкав.
Aynı zamanda sulama suyu da vardır, ama zaman zaman yetersiz kalmaktadır.Водогін є в наявності, але водопостачання в даний період відсутнє.
Bir komedi drama olamamış, yetersiz kalmış.Група не мала програми і була малоактивною.
Fakat bu sefer ilaçlar yetersiz kalıyordu.Проте розрахунки цього разу не виправдалися.
Mühimmat ve telsizler yetersizdi.Кулемети і гармати було встановлено нерухомо.
Bu durum, yetersiz veya yanlış eğitilmesinden kaynaklanır.Це часто приводить до недоречного або неадекватного лікування.
Yiyecek yetersiz.Їжі не вистачає.
Ayrıca, deri oksijen yetersizliğinden dolayı mavi renk (morarma) alabilir.Rovněž může dojít ke zmodrání kůže v důsledku nedostatku kyslíku.
Yetersiz ışıklandırma.Neúprosné světlo.
Londra'da rakipleri karşısında yetersiz kalan Zagunis, madalya kazanamadı.Oštěpař Veselý zůstal v Londýně bez medaile.
Ancak, bu ilişkilendirmelere ait kanıtlar yetersizdir.Důkazy na podporu těchto souvislostí jsou však slabé.
Ödünlemeye neden olan temel etken bireyde olan eksiklik ve yetersizliklerdir.Obojí se samo osobě blíží nezbytnému a nedostatečnému.
Çünkü mühimmat yetersizdi.Výzbroj byla nedostačující.
Kentin cadde ve sokakları ile yapılar arasındaki boşluklar oldukça dar ve yetersizdi.Komunikace mezi jednotlivými městy byla ovšem zdlouhavá a neefektivní.
Ayrıca kitaptaki bilimsel içeriğin "gülünç derecede yetersiz" olduğunu belirtti.Zároveň celou soutěž označil za něco „vysoce hloupého“.
1950'lerde, gıda arzı yetersizdi ve yaşam standardı genel olarak düşüktü.Některé potraviny byly v 50. letech ještě stále nedostatkové a stále fungoval lístkový přídělový systém.
Şüphesiz genel kültür yetersizliğinin rolü burada büyüktür.Vliv Vizigótů na kulturu Hispánie byl celkově nepatrný.
Ancak bu yetersiz olur.Myslím, že to není dost.
İki tasarı da mali yetersizlikler nedeniyle uygulamaya konamamıştır.Stavbě druhé dvojice zabránil nedostatek financí.
İçme ve sulama suyu yetersizdir.Jídla i pitné vody byl nedostatek.
Ancak zaman içerisinde maddi yetersizlikler dolayısıyla kapatılmıştır.Jen v naléhavé potřebě peněz byl krátkodobě zastavován.
Fakat bu sefer ilaçlar yetersiz kalıyordu.Těchto léků byl však nedostatek.
Dikkat süresi kısa ve dikkat kalitesi yetersizdir.Postrádá víc důrazu a má špatnou defenzívu.
Ancak delil yetersizliğinden dolayı mahkemede beraat ederek serbest kaldı.V průběhu soudního procesu byl však pro nedostatek důkazů osvobozen.
Geleneksel kurumlar oldukça yetersizlikleriyle aynen korundu.Tradiční třmenový uzávěr trpěl některými nevýhodami.
Ama MÖ 631'den sonra kaynaklar yetersiz kalmaya başladı.Po roce 1306 se jeho vliv zcela vytratil.
Bu durumun yetersiz beslenmeye dayanan kansızlıktan kaynaklanmış olabileceği ileri sürülmektedir.Lze předpokládat, že důvodem vyhynutí byl nedostatek potravy.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod