Çevresindeki adaların kurak olmasına karşın Nakşa'da tarım için yeterli su bulunur.即使在沙漠,周圍的空氣至少含有一些水。
Buradaki 12. sınıf öğrencilerinin %64,4 kadarı yeterlik sınavı sertifikası almaya hak kazanmaktadır.46.4%的學童數學能力與所就讀年級相符。
Oyunu oynamak için herhangi bir PCden İnternete bağlamak yeterlidir.但《飆酷車神》这款游戏还是需要全程联网来进行游戏。
4 (Sınırlı kullanıcı): Temel yeterlilik sadece tanıdık konularda geçerlidir.대역 4 (Band 4) 제한적인 사용자 (Limited User): 기본적인 능력이 친숙한 상황에서 제한되어 있다.
Ayrıca sulama suyu da vardır, ancak yeterli değildir.그러나 VOD의 상용화가 진척되지 않아 ADSL도 크게 부각되지 못하였다.
Kendinden açıklayıcı mesajlar Her mesajda kendisinin nasıl işleneceğine dair yeterli bilgi mevcuttur.각 메시지는 자신을 어떻게 처리해야 하는지에 대한 충분한 정보를 포함해야 한다.
(Aslında 66 tanesi yeterlidir.(후속 연구에 따르면 633개만으로 충분하다.)
Örneğin, sürücü koltuğu, otomobil ile sürücüyü aynı oranda hızlandırmak için yeterli bir kuvvet uygular.예컨대 자동차 운전석은 자동차가 가속되는 것과 같은 정도의 힘을 운전자에게 가한다.
20 Mart 2013 tarihinde, SpaceX Merlin 1D motorunun uçuş yeterliliğine eriştiğini duyurdu.2013년 3월 20일 스페이스X는 멀린 1D 엔진이 발사가능하다는 인증(flight qualification)을 받았다고 발표했다.
Sadece kapatmak yeterlidir.따라서 세가닥이면 충분하다.
Bu malzemeler yeterli miktarda su alınarak iyice yoğrulur.이 방법들은 모두 물이 충분히 공급된다는 가정을 가지고 있다.
Oyunu oynamak için herhangi bir PCden İnternete bağlamak yeterlidir.랭킹 배틀형 게임으로 인터넷 연결이 필요하다.)
Mutlu olabilmesi için insanlardan ilgi görmesi yeterlidir.행복하려면 남에게 주어야 합니다.
Yeterli sıvı, özellikle su almak.탄성이 있으며, 특히 물과 수분 기반 용액을 잘 흡수한다.
Fakat her zaman bu yeterli gelmeyebilir ve kıtlık da görülebilirdi.또한 아무리 먹어도 배고픔은 그치지 않게 된다.
Yoksulluk sınırı, yeterli hayat standardında yaşayabilmek için gerekli olan minimum gelir miktarıdır.빈곤선(貧困線, poverty threshold, 빈곤소득선)은 해당 국가에서 적절한 생활수준을 수행하는 데 필요한 최소 소득 수준이다.
Ayrıca sürücü eğitimi için de yeterli süre yoktu.동시에 운전대 견학도 불가됨.
4 Yeterli bir kompozisyon.4 종별이 된다.
En ufak hata bile, boynunuzu kaptırmaya yeterlidir."하지만 잘못되면 날아가는 건 자네 목일 걸세.”
Bazı ilaçların yeterli kan seviyesine ulaşması 14-30 gün alabilir.증상이 나타날 때까지 약 30~180일이 걸린다.
Bunlar özerklik (autonomy), yeterlik (competence) ve ilişkili olmadır (relatedness).자신에 관한 것에는 의외로 잘 알지 못하며, 어리숙하고 긍정적이다.
Mezardan çıkma olgusunu, ölmeden (öldüğü sanılarak) gömülme ile açıklamaya çalışmak yeterli değildir.그러나 발송 직전에 그가 사망함으로써 부치니 못했고, 이는 기유년에 썼다 하여 '기유의서'(己酉擬書)라 한다.
Çomağın ise çeliğin yaklaşık 2-3 katı uzunlukta olması yeterlidir.숫놈은 암놈보다 대략 2~3배 정도 크다.
Fakat as takım için yeterli bulunmadı ve 2004-05 sezonunda Elazığspor'a transfer oldu.이 수비수는 포지션으로써의 몫을 다 하지는 못하였으나, 공격적인 성향을 2004-05 시즌동안 돋보였다.
Böylece 3 koordinat yerine 2 koordinat bilgisi yeterli olmaktadır.2차원 문제에서는 2개의 좌표만이 필요하다.
Bu çekirdek Coulomb bariyerini tamamen atlayabilmek için yeterli enerjiye sahip olmak zorunda değildir.원자핵은 실제로 쿨롱 장벽을 완전히 극복할 만한 에너지를 가지지 않는다.
Donanımları yeterli değildi.그러나 이들 장치는 만족스럽지 못했다.
Yolların sıkışık olduğu noktalarda otobüs şeridinin ayrılması yeterli olmaktadır.버스 전용 차로 내에서 버스들이 한 줄로 다니게 되면서 정체현상이 심해졌다.
Yeterli çoğunlukla bu hükümet uzun sürmedi.이것은 보통 오래 지속되지가 않는다.
Ayrıca Mehmed yalnızca karadan kuşatmanın yeterli olmayacağını düşünerek bir donanma hazırlatmıştı.게다가 산맥이 해안으로 바싹 다가서 있으므로 좋은 항만이 없다.
Can direği olmazsa yeterli ses çıkmaz.크게 치지 않으면 소리가 없다네.
Fakat yeterli ilgiyi görmez.크게 신경 쓰지는 않는다.
Koşumlanmaları için 14 kişi yeterlidir.약수의 합은 14이다.
Oğlunun kendisinden ayrılmasına dair en ufak bir düşünce bile bir çılgınlık nöbetine girmesi için yeterlidir.또 자신이 낳은 아이를 떠나보낸 것에 대해 깊은 상처가 남는 것이 대다수 미혼모의 현실이다.
Tek bir doz genelde yeterlidir ve genellikle bunun güvenli olduğu kabul edilmektedir.1회 투여로 충분하며 일반적으로 상당히 안전하다고 생각된다.
Başının görüntüsü bir fili bile korkutmak için yeterlidir.기둥 간격은 공포 간격을 배려하여 같게 배치한 것으로 보인다.
Ordunun silah ve teçhizattaki eksikliklerini tamamlanamamamış, yeterli eğitim ve tatbikat yaptırılamamıştı.문제는 이들이 훈련 및 장비가 부족했다는 점이다.
Çünkü Latin harfleri Rus dilindeki tüm sesleri ifade etmek için yeterli değildir.실제의 한글은 모든 언어의 발음을 표기할 수 있는 것이 아니다.
Bu araçlardan yeterli verim alınamadı.이 구간에서는 별도의 특급 요금을 받지 않는다.
Balede, yeterli erkek olmazdı.당시 리눅스에서는 어린이들에게 맞는 그리기 프로그램이 없었다.
Diğer konularda ise salt çoğunluk yeterlidir.특급 《사자나미》 호의 대다수가 시종착한다.
Ancak çabası yeterli olmadı.하지만 노력에 비해 성과가 너무 적었다.
Mağazalarda satılan çoğu kafes, yeterli büyüklükte değildir.하지만 개고기를 판매하는 식당은 그리 많지 않다.
1 gr deri parçası 1.000.000 akarın beslenmesi için yeterlidir.그러나 채식을 하는 경우에는 하루에 1000 mg 정도 섭취를 해 주어야 한다.
Tek başına bilinçlilik yeterli değildir.그러나 고고학은 혼자만으로는 별 의미가 없다.
Bu noktada yeterli bilinçlendirme dünya çapında yapılmamaktadır.하지만 현재 세계 어디에서도 이러한 지능을 측정하는 방법은 없다.
Aslanlar - Onlar zararsız saldırı yapmak için yeterli derecede kabalıklarını gizlerler.암살자들은 단검을 절묘하게 사용하여 매우 잔혹하게 목적을 실행했다.
Elinde 280.000 asker vardı; Tüm ülkeyi savunmak için yeterli değildi.לרשותו עמדו 280,000 איש; לא מספיק כדי להגן על המדינה כולה.
Ama içimden bir ses diyor ki hala yeterli bir durum değil.אך קול פנימי אומר לי שהיא עדיין איננה הדבר האמיתי.
Şimdiye kadar bu alanların yıldız oluşumu için yeterli malzemeye sahip olamayacağı düşünülmüştü.עד אז סברו כי אזורים אלה חסרים את החומרים הדרושים ליצירת כוכבים.
Sadece kapatmak yeterlidir.מיתר הוא חד-ממדי.
(Aslında 66 tanesi yeterlidir.הכוח כלל 66 לוחמים.
Buna rağmen, Bu Williams için yeterli değildi.אך זה לא היה מספיק לסיימון.
Bu noktada, istemci kendi kimliğini TGS'ye tanıtma konusunda yeterli bilgiye sahiptir.בשלב זה בידי הלקוח מספיק נתונים כדי לאמת את זהותו מול שרת ה-TGS.
Dolayısıyla atıldığı yeri bilmek, korunmak için yeterli değildir.הכרזה על שטח כפארק אינה מספיקה על מנת להגן עליו.
DD: (Yetersiz veri): Üzerinde yeterli bilgi bulunmayan türler.חסר נתונים (DD) - מין שחסרים נתונים לגבי מצבו האמיתי.
Günlük kısa yürüyüşler yeterli olur.חייב לקבל טיולים ארוכים מדי יום.
Her seferinde de karşılaşılan cevap "Anlamlı bir cevap için yeterli bilgi yok" şeklindedir.בכל פעם שהשאלה נשאלת, המחשב עונה כי "אין די נתונים על מנת לתת תשובה בעלת משמעות".
Beslenme genellikle yeterli ve eğer avlanma başarılı olursa protein açısından zengindi.התזונה הייתה לעיתים משביעה ועשירה בחלבונים כשהציד הצליח.
Kişilerin hak ve borçlara sahip olabilme yeterliliğidir.ישות היא דבר המסוגל לשאת זכויות וחובות חוקיות.