yeterli ile cümle

yeterli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kurumun temel görevi; Avrupa Birliği ile uyumlu "ulusal mesleki yeterlilik sistemi"ni kurmak ve işletmektir.«Acuerdo que regula la organización y funcionamiento interno del Instituto Nacional del Emprendedor».
Fakat yeterli ilgiyi görmez.Pero no despertó mucho interés.
Ekim 2005'te yeterli delil bulunamadığı için beraat etti.Después de un largo juicio, fue absuelto en octubre de 2002 por falta de evidencia.
25 mg'da yeterli olabilmektedir.Alcanza una altitud de 25 msnm.
Hadrianus'un onu zehirlediği yönünde söylentiler olsa da, bunu ispatlayan yeterli delil yoktur.Aunque las habladurías acusaron a Cixi de haberla envenenado, no hay pruebas ni razones específicas para ello.
Bir Sim yeterli burs parasıyla özel bir mülkte kalabilir.Un Sim con suficiente dinero de becas puede comenzar en una casa privada.
Yeterli alanı sağlamak, bir Yaşam Kütüphanesinin kütüphanecilerinin sorumluluğundadır.La primera ley constituye la base de los servicios de una biblioteca.
Ayrıca sürücü eğitimi için de yeterli süre yoktu.Ni siquiera tiene carné de conducir.
Bir olumsuz kelime bir cümleyi olumsuz yapmak için yeterlidir.El verbo 않다 sirve para hacer frases negativas.
Ancak bu savaşlar yeterli bir çözüm olmamıştır.Creía que la guerra no resuelve nada.
Bir serinin yakınsaması için yeterli bir şart, onun mutlak yakınsama göstermesidir.Para trazar una recta entre ambos basta con conocer su posición.
Yeterli sıvı, özellikle su almak.La correcta hidratación basada en el consumo de bebidas, en especial el agua.
Dolayısıyla savunmada kalmak yeterliydi.Porque ser es defenderse.
Her seferinde de karşılaşılan cevap "Anlamlı bir cevap için yeterli bilgi yok" şeklindedir.Y "AC" contesta: "Aún no hay datos suficientes para una respuesta esclarecedora".
Dolayısıyla minör gamların aldığı arızaları bulmak için 5’li çemberi bilmek yeterlidir.Por lo que tenemos solo cinco minutos para destruir a GLaDOS.
Yeterli param olsa, ben bu kitabı satın alabilirim.Se avessi abbastanza soldi, potrei comprare questo libro.
Seyahatim için yeterli param yok.Non ho abbastanza soldi per il mio viaggio.
Yemek yemek istememe rağmen, yemek yiyecek yeterli zamanımın olmadığını fark ettim.Nonostante volessi mangiare realizzai che non avevo abbastanza tempo per farlo.
Benim cevabım yeterli.La mia risposta è sufficiente.
O yeterli.È sufficiente.
Yeterli vaktim yok, acele et!Non ho abbastanza tempo, sbrigati!
Bir şişe şarabın yeterli olacağından emin misin?Sei sicuro che una bottiglia di vino sarà sufficiente?
Bu karakterlerin hapishaneyi kaybetmeleri yeterli değildi.Non era sufficiente per questi personaggi perdere la prigione.
Camilla'nın sadece yeteneği yeterli mi?Solo il talento ha aiutato Camilla?
Tek bir doz genelde yeterlidir ve genellikle bunun güvenli olduğu kabul edilmektedir.Una singola dose è solitamente sufficiente ed è generalmente considerata molto sicura.
Ayrıca sulama suyu da vardır, ancak yeterli değildir.Le uova vengono disperse nell'acqua e non vi sono cure verso di esse.
(Aslında 66 tanesi yeterlidir.I personaggi sono 66 in tutto.
Sayid telsizi tamir etmeyi başarır fakat yeterli bataryası yoktur ve sinyal alamamaktadırlar.Sayid riesce a riparare la radio, ma non riesce a ricevere un segnale e la batteria avrà vita breve.
20 Mart 2013 tarihinde, SpaceX Merlin 1D motorunun uçuş yeterliliğine eriştiğini duyurdu.Il 20 marzo 2013 la SpaceX ha annunciato che il Merlin 1D ha raggiunto la certificazione al volo.
İlk trimesterde hamile kadınlarla yapılmış yeterli ve iyi kontrollü çalışmalar bulunmamaktadır.Allo stato attuale non esistono studi adeguati e ben controllati su donne in stato di gravidanza.
Kıyıya vardıklarında, Dodge bir toprak testi yapar ve toprağın yaşam için yeterli olmadığını açıklar.Una volta approdati a terra, Dodge testa il terreno e dal risultato deduce che non può supportare la vita.
Avrupa Birliği ülkelerinde kimlik kartı ile de seyahat için yeterlidir.Per i viaggi all'interno dell'Unione europea è comunque sufficiente la carta d'identità.
4 (Sınırlı kullanıcı): Temel yeterlilik sadece tanıdık konularda geçerlidir.(Utente Limitato) La competenza di base è limitata alle situazioni familiari.
Ozanın, nerede doğduğu konusunda da yeterli bilgi yoktur.Di esso non si conserva alcuna traccia, né si conosce dove fosse la sua ubicazione.
Transferlerin yeterli olduğunu düşünüyoruz.Da notare che sono trasposti.
Bir solucan deliği yeterli güç gelirse 38 dakika açık olur.Normalmente un wormhole può essere mantenuto attivo per 38 minuti.
Bu bile yeterlilik sınırlarını zorluyordu.La vittoria ebbe però dei limiti.
KFOR, KGG' ne öğreticilik yapmak ve tam operasyonel yeterlilik ile yetiştirmek üzere görevlendirildi.La KFOR venne accusata di tutorizzare la KSF e portare la forza alla Piena Capacità Operativa.
Tam tersi olarak, tarımcılık tam bir bağımsızlık ve kendine yeterlik önermektedir.In contrasto, l'agricoltura offre maggiore indipendenza ed autosufficienza.
Yine de Sasaniler yeterli kaynağa sahip değildi.I Copeta non avevano origini nobili.
(Bu bilgileri bilebilmek için teleskop da yeterli değildir.)(Questa è la conoscenza che non può essere compresa dai dotti.)
Bazıları bunun yararının sınırlı olduğunu öne sürerken, diğerleri yeterli yarar sağladığını ileri sürer.Alcuni ritengono che i benefici dal loro utilizzo siano limitati, mentre altri sostengono il contrario.
Ancak bu tek başına yeterli olmayabilirdi.Ma da solo non sarei bastato, certamente.
Bu noktada, istemci kendi kimliğini TGS'ye tanıtma konusunda yeterli bilgiye sahiptir.A questo punto il client possiede i mezzi per autenticarsi presso TGS.
Ama içimden bir ses diyor ki hala yeterli bir durum değil.Paperone sente che qualcosa non va.
Yeterli yiyeceği olduğunu bilmek, onu mutlu etmeye asla yetmeyecektir.Dice che nulla lo renderebbe più felice.
Bu karışıklığın sebebi hiç kuşkusuz kaynaklarda yeterli bilgi bulunmayışıdır.Questa lista è ovviamente incompleta a causa delle lacune presenti nelle fonti.
Ancak bu kupayı kazanmak için yeterli değildi.Non fu sufficiente per vincere il titolo.
Performansı yeterli bulunan futbolcu, kulüp ile anlaşma sağladı .Il calciatore ricevette così il permesso di trattare con il club.
Ancak bu kuvvetlerde partizanları yenmekte yeterli olmadı.Fu questa generosità a perdere i partigiani.
Ancak "bu yeterli bir çözüm müydü?È ancora una buona idea?"
DD: (Yetersiz veri): Üzerinde yeterli bilgi bulunmayan türler.Allattamento: Negli esseri umani mancano dati sufficienti.
Dahası, oy hakkı gerçek bir demokrasi için yeterli değildir.Una Questione Politica parla del fatto che la democrazia italiana non è una vera democrazia.
Bu şekilde birkaç sürüş, genelde yeterli oluyor.Una manovra del genere richiederà normalmente parecchi turni.
Bu firmalar hem yarış hem de eğlence organizasyonları için yeterlidir.Queste fiere sono anche i'occasione di festeggiamenti e manifestazioni diverse.
Doktorasını yapmış herkes o alanda eşit yeterliliktedir.L'anno successivo ottenne l'abilitazione al dottorato in questa stessa facoltà.
Oyunu oynamak için herhangi bir PCden İnternete bağlamak yeterlidir.Questo gioco richiede un telecomando Wii per ogni giocatore.
Suyu yeterlidir.Elemento acqua.
Ayrıca düşman piyadesine karşı yeterli koruması yoktu.Nonostante ciò, il livello di protezione non soddisfaceva i requisiti della Fanteria.
Hak ehliyeti, hak sahibi olabilme, borç altına girebilme yeterliliğine sahip olmaktır.La legittimazione del creditore è il potere di ricevere la prestazione da parte del debitore.

İlgili Sayfalar