Örneğin yeterli kayıt alamayan ya da mezun veremeyen bir okul, kapalı sisteme örnek olarak verilebilir.Quitter le système scolaire sans qualification ou diplôme peut être une des conséquences de l'échec scolaire.
Anti-Teröristlerin yalnızca bir rehineyi kurtarma noktasına ulaştırması raundu kazanmaları için yeterlidir.Il suffit pour les antiterroristes de ramener un seul des deux otages pour remporter la manche.
Ayrıca Kartacalı mürettebat, alelacele ve zorla askere alınmışlardı ve yeterli askeri eğitimleri yoktu.Les équipages carthaginois avaient également été recrutés à la hâte et étaient inexpérimentés.
D-pad işlevselliği her zaman yeterlidir.En général, l’usage du S se suffit à lui-même.
Oyun yeterli rağbeti görmemiştir.Cependant, le jeu n'est pas vu comme sans défaut.
Ama yeterli delil bulunmamaktadır.Il n'existe cependant pas de preuves suffisantes.
Mahalleye ait otlaklar hayvancılık için yeterli olmaktadır.Les débouchés locaux suffisent aux éleveurs pour subsister.
Tek başına bilinçlilik yeterli değildir.Mais le relief seul n'est pas déterminant.
Fakat her zaman bu yeterli gelmeyebilir ve kıtlık da görülebilirdi.Mais je sais qu'il y a fort longtemps que t'as rien mangé et tu dois avoir grand faim.
Hafif nötrinolar yeterli kütleye sahip olmadıklarından kayıp karanlık madde ile açıklanamazlar.Les neutrinos légers ne peuvent pas expliquer la matière noire, faute d'une masse suffisante.
Oyunu oynamak için herhangi bir PCden İnternete bağlamak yeterlidir.De ce fait, une connexion internet est nécessaire pour jouer à certains jeux.
Uzay gemisi Dünya yörüngesine yerleşecek ve yeterli yakıtla doldurularak Ay’a gidip gelecekti.L'équipage décide d'aller se poser sur la Lune pour chercher du carburant supplémentaire.
Burada bir havacı tulumu giymeleri yeterlidir.Il porte des habits d'aviateur.
Tüm teknisyenler mesleki yeterlilikleri açısından bağımsız bir şekilde değerlendirilir.L'ouvrier est indépendant grâce à ses qualifications.
Olayın ciddiyeti konusunda yetkililer yeterli önemi göstermemektedir.Peu importe la gravité de la faute.
Ancak yarı finalde yeterli puanı alamayarak finale yükselemedi.The Jet Set n'a toutefois pas obtenu les voix suffisantes pour aller en finale.
Geleneksel test teknikleri yeterli değildir.Impossible donc d'appliquer les techniques traditionnelles.
Eğer cisim yeterli miktarda ısıtılırsa spektrumun  kırmızı ucunda ışık yaymaya başlarlar. red hot.Si un objet est suffisamment chauffé, il commence à émettre de la lumière du côté rouge du spectre visible.
Fakat zaman da bu acıyı hafifletmede yeterli olamaz.Il est parfois nécessaire de redescendre un peu afin de soulager la douleur.
Guadeloupe Futbol Takımı'nda oynayabilmek için Fransız vatandaşı olmak yeterlidir.Guédé veut devenir citoyen slovaque, pour pouvoir jouer avec l'Équipe de Slovaquie de football.
Bunları toplamak için üzerine gelmemiz yeterli.Ils n'ont qu'à se donner la peine de les ramasser.
Yıllık 500 mm yağış yeterli olmaktadır.Les précipitations annuelle sont de 500 mm.
Sadece öğrenmek ve bilmek yeterli değildir.Apprendre n'est pas comprendre.
Talış Dağları'nın yüksekliği buzullaşma için yeterli değildir.La hauteur sous le sommet des voûtes n'est pas indiquée.
Bu zararlı ışınların filtrelenmesi yeterli olur.Absorption des rayons infrarouges.
İlçede yeterli sayıda ilköğretim okulu mevcuttur.Ils donnent trop de devoirs scolaires.
Donanımları yeterli değildi.Les armes ne suffisent pas.
Buna göre bir kısım kehanetlerin gerçekleşmesi için, sadece yeterli sayıda kehanette bulunmak gerekir.Dans le cas où de nombreux animaux doivent être abattus, une seule bénédiction suffit.
Araçta bu süre için yeterli yiyecek ve içecek bulunuyordu.Ce dernier avait bu et conduisait ce jour-là.
Çocuklarına yeterli bakımı sağlayamayacağını düşünen aileler, çocuklarını yetimhanelere terk ediyorlardı.La mère ne peut subvenir aux besoins des enfants, qui sont confiés à des orphelinats.
Yeterli sıvı, özellikle su almak.Végétation aquatique, en particulier trèfle d'eau.
Uyku hijyeninde en önemli nokta yeterli uyku süresidir.C'est la phase la plus importante du sommeil.
Burada kırk kişi için yeterli yer yok.No hay bastante espacio aquí para cuarenta personas.
Onu satın almak için yeterli param var.Tengo suficiente dinero para comprarlo.
Yeterli param yok.No tengo suficiente dinero.
Sanat, aşk gibi içgüdüsü yeterlidir.En el arte, como en el amor, el instinto es suficiente.
Herkes için yeterli sandalye var mı?¿Hay sillas suficientes para todos?
Yeterli paran var mı?¿Tienes suficiente dinero?
Yeterli param olduğunda Paris'e gideceğim.Iré a París cuando tenga suficiente dinero.
Yeni bir traktör almak için yeterli paramızın olması biraz zaman alacak.Nos llevará algo de tiempo reunir el suficiente dinero para comprar un tractor nuevo.
Tom'un yeterli parası yok.Tom no tiene suficiente dinero.
Onu almak için yeterli parası var.Él tiene suficiente dinero para comprárselo.
O yeterli değil.Eso no es suficiente.
O yeterli olmalı.Eso debería bastar.
Onun bir araba alması için yeterli parası yok.No tiene suficiente dinero para comprarse un coche.
Şehrimiz çok sayıda turist için yeterli altyapıya sahip değil.Nuestra ciudad no tiene infraestructura para recibir tantos turistas.
Yeterli zamanım var.Tengo bastante tiempo.
Bir kez yeterli değil.Una vez no es suficiente.
Bu yeterli değil.Esto no es suficiente.
Bizdeki yeterli.Lo que tenemos es suficiente.
Uçakla Boston'a gitmek için yeterli paramız yok.No tenemos suficiente dinero para ir a Boston en avión.
Bunu satın alamıyorum çünkü yeterli param yok.No puedo comprar esto porque no tengo bastante dinero.
Gitmiyorum çünkü yeterli param yok.No voy porque no tengo bastante dinero.
Bazen tek bir kelime yeterlidir.A veces una palabra basta.
Elimizden geleni yaptık, ama yeterli olmadı.Hicimos lo que pudimos pero no fue suficiente.
Bunu bilmen yeterli.Basta con que lo sepas.
Bu benim için yeterli değil.Esto a mí no me basta.
Elinde 280.000 asker vardı; Tüm ülkeyi savunmak için yeterli değildi.Solo tenía 280.000 hombres a su disposición, insuficientes como para defender a todo el país.
Bu karakterlerin hapishaneyi kaybetmeleri yeterli değildi.No fue suficiente para estos personajes perder la prisión.
Geleneksel test teknikleri yeterli değildir.Las técnicas tradicionales de pruebas no son suficientes.