Beş yaşındayken yetenekli bir şarkıcı olarak kabiliyetleri fark edilmeye başlandı.在5岁的时候,因为受到《美少女战士》动画乐曲的影响,立志成为歌手。
Yetenekli hükümdarlar, niyetlerini gizleyip dışarıya doğru kayıtsız gibi dururlardı.大師宿儒,其立身行己,靡不措意於斯。
Elleri çok yeteneklidir.他們的能力都很強。
Hadeland'ın en yetenekli kızıydı."그녀는 Hadeland에서 가장 숙련 한 기술을 가지는 여자였다. '
Paleo-Kızılderili gruplar yetenekli avcılardı ve çok çeşitli aletler taşıyorlardı.고대 인디언은 효율적인 사냥꾼이었며, 다양한 도구를 휴대했다.
Çok geniş çaplı okunmadı fakat Kepler in çok yetenekli bir astronom olarak ün salmasını sağladı.책이 널리 읽혀지지는 않았지만, 이로써 케플러는 고도로 숙련된 천문학자로서의 명성을 확립하게 된다.
Dice yetenekli bir seyyar satıcı.짚짚 열매 능력자이다.
Annesi yetenekli bir piyanistti.톰은 피아노 재능까지 있다.
Masolino'nun dönüşüne kadar o eski yetenekli öğrencisinden öğreniyordu.이 작품은 고전 미술 작품의 전문가가 밝혀내기 전까지 루벤스의 학생의 작품이라 여겨져 왔었다.
"Marek Cech: "Yetenekli oyuncular beni de geliştirdi"".또한 오구라 부장은 “최고의 팀이 지명해줬다”라고 말했다.
“Ryan harika bir insan, harika bir şarkı yazarı ve çok yetenekli bir müzisyen” diyor Timbaland.왜냐하면 제이슨 웨이드는 정말 뛰어난 작곡가이고 뛰어난 가수이자 뛰어난 아티스트니까요."라고 말했다.
"Terk etme konusunda yetenekliyim"."난 탈영했다."
O yetenekli bir araştırmacı ve hidrograftır.그는 현재 히페리온의 기술자, 과학자 겸 연구자이다.
Çok acımasız ve yetenekli bir katildir.매우 성실하고 능력있는 변호사.
Mayakovski, hala Sovyetlerin en iyisi ve çağımızın en yetenekli şairidir.מאיאקובסקי הוא עדיין המשורר הטוב והמוכשר ביותר בעידן שלנו.
Paleo-Kızılderili gruplar yetenekli avcılardı ve çok çeşitli aletler taşıyorlardı.קבוצות של פלאו-אינדיאנים היו ציידים מנוסים ונשאו עימם מגוון של כלים.
Amy yetenekli bir kızdı.איימי הייתה בחורה מבורכת בכישרון."
'Yetenekliler ödünç alır, zekiler çalar.'"אמנים טובים שואלים {borrow), אמנים מעולים גונבים".
Özellikle baş kahramanın yardımcısı veya "aksi ihtiyar" rollerinde yetenekliydi.הוא הירבה לגלם את השותף של הגיבור הראשי או את "הזקן הרוטן".
Oldukça yetenekli bir avcıdır, daha çok irili ufaklı kuşları avlar.הוא מספיק חזק לצוד תן או צבי צעיר.
Emma Goldman'ın sözleriyle "Amerika'nın yetiştirdiği en yetenekli ve keskin zekalı anarşist."דה קלייר הייתה, לפי תיאורה של אמה גולדמן, "האנרכיסטית המחוננת והמבריקה ביותר שאמריקה ראתה".
4 yaşında, yetenekli bir piyanist olan annesinden piyano çalmayı öğrendi.בגיל 4, למד נגינה בפסנתר אצל אמו, שהייתה פסנתרנית מוכשרת.
Fortunato onu hem yetenekli hem de disiplinsiz bir öğrenci olarak görmüştür.כבר בילדותו התגלה הוקינג כתלמיד מוכשר, אך גם כתלמיד עצלן ורשלן, חסר כל משמעת.
Felaket günü cihazları ve atomik süper insanlar yaratmada yetenekli ve tutkuludur.לרוב החשודים, כארגונים מרכזיים ובעלי עוצמה ישנה היכולת וההזדמנות.
Ablası ve kendisinden küçük erkek kardeşi müzik bakımından yetenekliydi.גם אחיו ואחיותיו גילו כשרון מוזיקלי.
Dom Cobb (Leonardo DiCaprio) çok yetenekli bir hırsızdır.לאונרדו דיקפריו - דומיניק "דום" קוב, גנב חלומות מיומן.
Genç ve yetenekli bir sanatçıdır.הוא מוזיקאי מוכשר.
Çok yetenekli bir devlet idarecisi idi.הוא היה שליט מוכשר ונמרץ.
Soap onu yetenekli bulur.הגוף יודע לאגור אותו.
Çok yetenekli, çok becerikli bir öğrencimdi.היא הייתה נערה יפת-מראה ותלמידה מוכשרת.
Sanatçı yetenekli.האומן מוכשר.
Yetenekli bir piyanist olarak Harvard'ın futbol takımı için birkaç şarkı besteledi.Надарен пианист, той композира няколко песни за футболния отбор на Харвард.
Önceleri yetenekli bir ressamdır.В началото той е много талантлив художник пейзажист.
Her iki ordu da güçlüydü ve yetenekli generaller tarafından komuta ediliyordu.Двете войски са силни и са водени от способни военачалници.
Devrin en yetenekli hocaları eğitim vermesi için tutulurdu.Въвел е метода по-силните да обучават по-слабите.
Yetenekli ustalar halen Dhow gemilerinin yapımına devam etmektedirler.Продължават непрекъснати проучвания за това как да се запази корабът за поколенията.
İmparatorluk hazinesi güçlendirildi ve daha yetenekli mali yöneticiler atandı.Богатството на графството е толкова голямо, а администрацията достатъчно силна.
Çok yetenekli bir oyuncu olmaktan dolayı mutluyum.Проявява се като добър и изкусен актьор.
Yetenekli gençlerin seçimi ile eğitime geçildi.За експеримента се избират здрави млади мъже.
Çok yeteneklidir fakat sorunları yüzünden kendini oyuna tam veremez.Поставя си високи цели и не се оставя на предизвикателствата, към които се отнася като към игра.
Genç yetenekli bir kardeşimiz.Той е талантлив млад оратор.
Diğer karakterler: Sybil Vane - Dorian'ın aşık olduğu oldukça yetenekli, güzel ama aşırı fakir aktris.Сибил Вейн – талантлива актриса и певица, тя е бедно, красиво момиче, в което Дориан Грей се влюбва.
Uygurlar çok becerikli ve yeteneklidir.Тукановите са любопитни и интелигентни.
Çok yeteneklidir.Той е много талантлив.
Planck müzikte de yetenekliydi.Max Planck je bio nadaren i za glazbu.
Annesi çok yetenekli bir amatör müzisyen idi ve büyük babası bir opera şarkıcısı idi.Njegov otac je bio poštar, majka talentirana glazbenica, a djed bio operni pjevač.
Çok yetenekli bir oyuncu olmaktan dolayı mutluyum.San joj je postati veoma poznata glumica.
Bu doğal yetenekli bireylere Doğruluk Büyücüleri (Truth Wizards) denilmiştir.Muški praktikant vještičarstva naziva se vještac.
Aynı zamanda yetenekli bir ressamdır.Također je i talentirani pjevač.
Ailesinin tüm fertleri sanatta yetenekliydi.Pjevačica je bio potpuno uvjerena u veličinu svoga talenta.
Her zaman çok fazla çalışmıyordu, ancak çok yetenekliydi ve başarmak onun için kolaydı.Nie vždy pracoval tvrdo, ale bol neobyčajne nadaný a úspechy dosahoval ľahko.
Dil kullanımında çok yeteneklidir.Mal veľké nadanie na jazyky.
Annesi yetenekli bir piyanistti.Jeho matka bola výborná pianistka.
Annesi çok yetenekli bir büyücüydü.Bola veľmi zručnou ženou.
Kız olmasına rağmen son derece vahşi ve yetenekli bir savaşçı olarak adlandırılır.Napriek vysokému veku je stále považovaná za krásnu a elegantnú ženu.
Dom Cobb (Leonardo DiCaprio) çok yetenekli bir hırsızdır.Dom Cobb (Leonardo DiCaprio) a Arthur (Joseph Gordon-Levitt) sú profesionálni zlodeji informácií.
Tıp alanında kendisini geliştirmiş, yetenekli bir doktordur.Stal sa z neho aj kvalifikovaný doktor medicíny.
Kullanıcının OmniSTAR çözümüne erişmek için bir OmniSTAR yetenekli alıcısı bulunmalıdır.V inštalácii OmegaT sa nachádza rozsiahla Používateľská príručka.
İlk çabalarla ancak 40 metreye inilebildi ve bu noktada yetenekli işçi olmadığından duraksama yaşandı.V tom čase vážil iba 40 kg, a je zaujímavé že ho vtedy celkom neodfúklo.
Ancak Nietzsche, Salomé'yi yetenekli bir öğrenciden çok, uygun bir eş olarak gördü.Nietzsche ni imel Salome za enakopravno, ampak za nadarjeno učenko.