Kalenin savunması, Bulgar davasına sadık yetenekli komutan Krakra tarafından yönetildi.Obrambo trdnjave je vodil sposoben poveljnik Krakra, ki je ostal zvest bolgarski stvari.
En yetenekli Sovyet zırhlı birlik komutanlarından biri olarak görülüyordu.Bil je eden najsposobnejših vojaških voditeljev Sovjetske zveze.
Küçüklüğünde futbolda çok yetenekli olduğundan dolayı Küçük Pele olarak anılmıştır.Že od malih nog je bil zelo talentiran za nogomet.
Çok yetenekli, çok becerikli bir öğrencimdi.Bil je zelo priden in nadarjen učenec.
Dil kullanımında çok yeteneklidir.Posebej je bil nadarjen za jezike.
Modernizm Akımı'nın ardından çok yetenekli şairler yetişti.Veliko je prispeval k modernistični poeziji.
Leonardo da Vinci'nin arkadaşı da olan matematiksel yetenekli Avukat Fazio Cardano'nun gayri meşru oğludur.Cardano je bil nezakonski sin matematično nadarjenega odvetnika, prijatelja Leonarda da Vincija.
Tarihte en yetenekli kılıç üstadları arasında yer aldığına inanılır.Mnogi ga uvrščajo med najboljše mečevalce v zgodovini.
Askeri yeteneklerine ek olarak, Firuz görünüşe göre yetenekli bir marangoz ve zanaatkârdı.Poleg uspešne vojaške kariere je bil Hax tudi uspešen peterobojec in športni strelec.
Aynı zamanda yetenekli bir ressamdır.Niederle je bil tudi nadarjen slikar.
Bütün raporlar kendisinin son derece yetenekli ve becerikli bir savaşçıya dönüştüğünü belirtir.Njegove slike kažejo izredno talentiranega in sposobnega mojstra fotografije.
Örneğin, bir kişi hatırlama açısından kendisinin başkalarından daha yetenekli olduğunu hissedebilir.Verjame v to, da je zmožen narediti več kot mislijo drugi.
Ünlü Rönesans Alman ressamı Albrecht Dürer'in en yetenekli ve hünerli öğrencisi olduğu kabul edilir.Baldung je bil nemški umetnik v slikarstvu in grafiki, najbolj nadarjen študent Albrechta Dürerja.
Genç yetenekli bir kardeşimiz.Hermanna na talentiranega mladeniča.
Onlar 80,000 veya 90,000 yetenekli okçu savaşçılardır.Jie turi 80 ar 90 tūkstančių gerų lankininkų.
Hem akıl ve hem vücut bakımından yetenekliydi.Sako, buvęs visai geras tiek sielos, tiek ir kūno gydytojas.
Özellikle Âşık edebiyatının çok yetenekli saz şairleri görülür.Poema pasižymi labai ištobulinta literatūrine technika.
Ayrıca yetenekli bir ressamdır.Jis buvo talentingas kaligrafas.
Mary güzel, yetenekli ve çalışkandı.Visi ūkininkai gyveno gerai, buvo sumanūs, darbštūs.
Birçok yetenekli büyücü ve cadı bu odayı araştırsa da asla bulamadı.Paljud täiskasvanud võlurid ja nõiad ei suuda seda loitsu sooritada.
Dae Gu Young Shin Orta Okulu'nda yetenekli bir su kayakçısıydı.Ta oli andekas võistkondlik veesuusataja DaeGu Young Shin keskkoolis.
Annesi yetenekli bir piyanistti.Ta oli andekas klaverimängija.
Çok geniş çaplı okunmadı fakat Kepler in çok yetenekli bir astronom olarak ün salmasını sağladı.Kuigi raamatut laialt ei loetud, omandas Kepler väga osava astronoomi maine.
Çok yetenekli, çok becerikli bir öğrencimdi.Ta oli rahutu, kuid andekas õpilane.
Aynı zamanda yetenekli bir ressamdır.Samuti on ta andekas rulataja.
Laboratuvarda çok fazla yetenekli insan bulunmaktaydı fakat ödeneği azdı ve boşa harcamak istemiyorlardı.Haiglas oleks rahast rohkem kasu ja keegi ei tea minu lubadusest.
Fakat herkes benim yetenekli olduğumu söylüyor.Kõik nad tunnistasid Daodejingi.
Kendi mevkisi sonuçta çok değerli ve yetenekli futbolcudur.Ta on oma võistkonnale väga tähtis ja kasulik mängumees.
19. yy.'de John Snow adlı birçok alanda çalışmış çok yetenekli,존 스노라는 사람이 있었습니다. 그는 매우 재능있는 사람으로 19세기의 전형적인 엄격주의자였죠.
19. yy.'de John Snow adlı birçok alanda çalışmış çok yetenekli,Mieszkał tam wtedy pewien wykształcony w wielu dziedzinach człowiek.
19. yy.'de John Snow adlı birçok alanda çalışmış çok yetenekli,ובלב כל המוות והתנאים האיומים האלה, ובלב כל המבוכה המדעית הזו לגבי השאלה מה באמת הורג את האנשים
19. yy.'de John Snow adlı birçok alanda çalışmış çok yetenekli,ظهر أحد موهوبي القرن التاشع عشر القدامى وذو معرفة واسعة يدعى جون سنو,
19. yy.'de John Snow adlı birçok alanda çalışmış çok yetenekli,彼はロンドン、ソーホーの医師で
Ama bunu Dünya Bankası'nda yapanlar dünyanın en iyilerinden. Oldukça yetenekli profesyoneller.Men folket som gör detta på Världsbanken är bland dom bästa i världen, dom är skickliga yrkesmänniskor.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Aber zu viele Regeln halten erfahrene Jazz Musiker vom Improvisieren ab.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Ale příliš mnoho pravidel brání vyzrálým jazzovým hudebníkům improvizovat.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Ale príliš veľa pravidiel by znemožnilo talentovaným jazzovým muzikantom improvizovať.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Ale zbyt wiele zasad powstrzymuje znakomitych muzyków jazzowych od improwizowania.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Dar prea multe reguli îi împiedică pe muzicienii de jazz consacraţi să improvizeze.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.De a túl sok szabály akadályozza a kitűnő jazz zenészeket, abban, hogy szabadon improvizálhassanak.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.하지만 너무 많은 규제는 안됩니다. 숙달된 연주자도 즉흥을 발휘할 수 없으니까요. 하지만 너무 많은 규제는 안됩니다. 숙달된 연주자도 즉흥을 발휘할 수 없으니까요.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Maar teveel regels belemmert ervaren jazz musici bij het improviseren.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Mais trop de règles empêchent les musiciens de jazz accomplis d'improviser.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Mas demasiadas regras impedem que os músicos de jazz talentosos improvisem.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Ma troppe regole impediscono ad esperti musicisti jazz di improvvisare.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Men alt for mange regler forhindrer gennemførte jazzmusikere i at improvisere.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Men för mycket regler hindrar även skickliga jazzmusiker från att improvisera.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Nhưng quá nhiều luật cản trở một nghệ sỹ jazz thành công từ việc ứng biến.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Pero demasiadas reglas impiden que los músicos de jazz más reconocidos improvisen.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Tapi terlalu banyak aturan akan menghambat musisi jazz yang mumpuni untuk berimprovisasi
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Αλλά οι υπερβολικοί κανόνες αποτρέπουν τους καταξιωμένους Τζαζίστες από τον αυτοσχεδιασμό.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Але забагато правил заважають талановитим джазовим музикантам імпровізувати.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Но прекалено многото правила пречат на талантливите джаз музиканти да импровизират.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.Но чрезмерное число правил мешает состоявшимся джазовым музыкантам импровизировать.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.אך חוקים רבים מדי מונעים מנגן הג'אז המיומן לאלתר.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.لكن القواعد الكثيرة جدًا تمنع عازف الجاز البارع من الارتجال.
Ama çok fazla kural, yetenekli caz müzisyenlerinin doğaçlama yapmasını engeller.即興しづらくなります 結果、才能を発揮し切れなくなる
Ama insanları yanına çekme konusunda yetenekli.لكن لديها القدرة على جعل الناس وفين لها
Aniden nasıl olur da bu zengin insanlar bu çok yetenekli çocuklara sahip oluyorlar anladım.A tak som si zrazu pomyslel, ako je možné, že všetci títo bohatí ľudia majú tieto nezvyčajne nadané deti?
Aniden nasıl olur da bu zengin insanlar bu çok yetenekli çocuklara sahip oluyorlar anladım."Como é que todos os ricos só têm "crianças extraordinariamente dotadas?"