Bugüne kadar hep genç ve yetenekli oyunculara şans verdim.Gyakran építette csapatait fiatal tehetséges játékosokra.
Eşi de yetenekli bir şair ve öykü yazarıydı.Emellett tehetséges zeneszerző és költő is volt.
Servet diller konusunda yetenekliydi, Latince, Yunanca ve İbranice eğitimi görmüştür.Szervét tehetséget mutatott a nyelvtanulásban: latinul, görögül és héberül tanult.
Annesi yetenekli bir piyanistti.Moser) tehetséges zongorista volt.
Takip eden yıllar, onun ne kadar yetenekli olduğunu kanıtladı.Kései utódai közül viszont néhányan felismerték tehetségét.
Çok yetenekli.Hihetetlenül tehetséges.
Annesi çok yetenekli bir büyücüydü.Nagyon tehetséges varrónő volt.
Oysaki son derece yetenekli bir piyanisttir.Kiváló, nagyon tehetséges zongorista volt.
Bu filoya birçok ünlü ve yetenekli pilot dahil edilmeye çalışılmıştır.Kaupunki on tunnettu siitä, että monet taitavat ja tunnetut lentäjät ovat kotoisin sieltä.
Lou, polis çavuşu ve Springfield şehrinin yetenekli bir polis memurudur.Hän on Springfieldin kaupungin pölkkypäinen ja epäpätevä poliisipäällikkö.
Oldukça yetenekli bir savaşçıdır.Hän on taitava taistelija.
Özellikle baş kahramanın yardımcısı veya "aksi ihtiyar" rollerinde yetenekliydi.Hänet tunnettiin erityisesti ensirakastajan rooleista ja sankariosista.
Ama müthiş yetenekli bir oyuncu.Lisäksi hän oli lahjakas näyttelijä.
Eşi de yetenekli bir şair ve öykü yazarıydı.Mamman Vatsa oli myös lahjakas runoilija ja kirjailija.
Genç ve yetenekli bir futbolcudur.Hän oli nuorempana lahjakas jalkapallon pelaaja.
İnanılamayacak kadar yetenekli biri.Hän on tietämätön keksimisen kyvystään.
Çok yetenekli bir oyuncu olmaktan dolayı mutluyum.Hän osoittautui lahjakkaaksi näyttelijättäreksi.
Taklit yapma da ve kılık değiştirmede oldukça yeteneklidir.Hän on erinomainen naamioitumaan ja muuttamaan ääntään.
Bu genç yaşta böylesine doğal yetenekli birini bulmak çok nadirdir." cümleleriyle yorumladı.Vain harvoin voi kuulla näin nuorta, jolla on näin kaunis ääni."
Annesi çok yetenekli bir büyücüydü.Nuoruudessaan hän oli lahjakas aitajuoksija.
Houyi hayatta kalmak için avlanmak zorundaydı ve böylece çok yetenekli bir okçu oldu.Speirillä oli sekatavarakauppa ja hän oli myös sivutoimisesti kykyjenetsijä.
Aslında gerçek bir şövalye olacak kadar yetenekli bir asker değildir.Kuninkaaksi sotilasta ei kuitenkaan voi korottaa.
Rogue(haydut)tur, hançerlerde yeteneklidir.Barbed wire match - Kehäköysien tilalla on piikkilankaa.
Onlar 80,000 veya 90,000 yetenekli okçu savaşçılardır.Έχουν 80,000 ή 90.000 δεξιοτέχνες τοξότες μαχητές.
Ichigo yetenekli bir öğrencidir, okulda 322 kişi arasında 23. sıradadır.Ο Ichigo είναι επίσης πολύ καλός μαθητής, αφού είναι θέση 23 στους 322 στο σχολείο του.
Mayakovski, hala Sovyetlerin en iyisi ve çağımızın en yetenekli şairidir.Ο Μαγιακόφσκι παραμένει ο καλύτερος και ο πιο ταλαντούχος ποιητής της Σοβιετικής περιόδου.
Jakob’un ölümünden sonra bu kıskançlık kendi yetenekli oğlu Daniel için devam etti.Μετά τον θάνατο του Γιάκομπ η ζήλια του Γιόχαν μετατοπίστηκε προς το δικό ταλαντούχο γιο, τον Ντάνιελ.
Çok geniş çaplı okunmadı fakat Kepler in çok yetenekli bir astronom olarak ün salmasını sağladı.Δεν έγινε ευρέως γνωστό αλλά εδραίωσε τη φήμη του Κέπλερ ως εξειδικευμένου επιστήμονα.
Yetenekli bir müzisyen ve şövalye olduğu düşünülürdü.Θεωρείται ότι ήταν ισχυρογνώμων και καλλιτεχνικά ταλαντούχα.
En yetenekli Sovyet zırhlı birlik komutanlarından biri olarak görülüyordu.Θεωρούνταν από τους ικανότερους στρατηγούς των ομοσπονδιακών στρατευμάτων.
Önceleri yetenekli bir ressamdır.Ήταν μια ταλαντούχα ζωγράφος.
Masolino'nun dönüşüne kadar o eski yetenekli öğrencisinden öğreniyordu.Είναι πιθανόν να σπούδασε ζωγραφική με άλλο Δάσκαλο, πριν γίνει μαθητής του Ρούμπενς.
Özellikle hukuki sorunlarda gayet yetenekli isdi.Ασχολήθηκε κυρίως με τα νομικά.
Genç ve yetenekli bir futbolcudur.Ήταν πολύ ταλαντούχος ποδοσφαιριστής.
Yaşı küçük olmasına rağmen yetenekliydi.Έχει υπάρξει πολύ επιτυχημένη παρά τη μικρή ηλικία της.
Ancak sadece yetenekli ve vücutlu değildir.Αυτές οι δυνάμεις δεν είναι μόνον σωματικές αλλά και διανοητικές ή ψυχικές.
Yetenekli gencimizin adı ;" Buckethead"."Το κομματικό του ψευδώνυμο ήταν «μπάκακας».
Düşük yaş millî takımlarında oynarken o çok hızlı yetenekli bir genç oyuncu olarak ün kazandı.Γρήγορα απέκτησε τη φήμη του ταλαντούχου νεαρού παίκτη.
Homo habilis (Latince yetenekli insan), soyu tükenmiş hominid türlerinden biridir.Ο Homo erectus (Άνθρωπος ο όρθιος στα Λατινικά) είναι ένα αφανισμένο είδος του γένους Homo.
Yetenekli bir savaşçı olduğu söylenir.Θεωρείται ότι είναι ικανός διαπραγματευτής.
Tom çok yetenekli bir yazar.Ο Θωμάς είναι ένας πολύ ταλαντούχος συγγραφέας.
Tom genç ve yetenekli.Ο Τομ είναι νέος και ταλαντούχος.
Gubraithia Ateşi yalnızca olağanüstü yetenekli büyücüler tarafından yapılabilen sönmeyen büyülü ateştir.Gubraitiansk ild er en evig magisk ild, som kun ekstremt stærke troldmænd kan lave.
Savaşın sonunda büyük potansiyeli olan yetenekli bir subay olarak ün kazanmıştı.Ved krigens slutning havde Model fået ry for at være en dygtig officer med stort potentiale.
Anthemius, yetenekli bir matematikçiydi.Lasker var en anerkendt matematiker.
Her zaman çok fazla çalışmıyordu, ancak çok yetenekliydi ve başarmak onun için kolaydı.Altid lykkedes det jo ikke, og vi var ovenud glade, naar vi havde Held med os.
Çok yetenekli bir öğrenciydi.Han var en begavet lærer.
Çok yetenekli bir oyuncu olmaktan dolayı mutluyum.Conti er kendt som en meget talentfuld skuespiller.
Fakat neden yetenekli oldukları tamamen açıklanabilmiş değildir.Hvorfor krillen har disse organer er ikke fuldt ud forstået.
Aynı zamanda yetenekli bir ressamdır.Han var også en dygtig portrætmaler.
'Yetenekliler ödünç alır, zekiler çalar.'"Games That Lovers Play" og "Fool".
Jakob’un ölümünden sonra bu kıskançlık kendi yetenekli oğlu Daniel için devam etti.Etter Jakobs død gikk Johanns sjalusi over til hans talentfulle sønn, Daniel.
Gençliğinde, askeri alıştırmalarında cesur ve yetenekli olduğu yazılmaktadır.I ungdommen var han kjent for å være en modig og dyktig i militære øvelser.
Masolino'nun dönüşüne kadar o eski yetenekli öğrencisinden öğreniyordu.Han ble deretter skolemester før han senere returnerte til sin tidligere arbeidsgiver Mitsubishi.
Servet diller konusunda yetenekliydi, Latince, Yunanca ve İbranice eğitimi görmüştür.Interesse for språk ble vekket her og han leste latin, gresk og tysk.
"Terk etme konusunda yetenekliyim".«Trer av for å reise».
Fakat neden yetenekli oldukları tamamen açıklanabilmiş değildir.Hvorfor de aldri ble fullført er uklart.
Onlar 80,000 veya 90,000 yetenekli okçu savaşçılardır.Det tilsvarer mellom 80.000 og 90.000 lyttere.
Mütevazi kökleri vardı ama yetenekli ve hırslıydı.Flyene var primitive, men solide og pålitelige.
Onlar 80,000 veya 90,000 yetenekli okçu savaşçılardır.Mereka memiliki 80.000 atau 90.000 pemanah ahli.