Annesi çok yetenekli bir amatör müzisyen idi ve büyük babası bir opera şarkıcısı idi.Seu pai era carteiro, sua mãe uma talentosa música amadora e seu avô um cantor de ópera.
Eşi de yetenekli bir şair ve öykü yazarıydı.Ela também era uma talentosa artista e contadora de histórias.
İçlerinden en yetenekli ve ünlüsu bir opera bestecisi küçük kardeşi Gaetano Donizetti idi.Era irmão mais velho do famoso compositor de ópera Gaetano Donizetti.
Elleri çok yeteneklidir.Você está em boas mãos.
Yetenekli bir müzisyen ve şövalye olduğu düşünülürdü.Ele é um músico e um compositor talentoso.
Üç yıl içinde öğretmeni kadar yetkin bir şekilde müzik okuyabilecek kadar yetenekli bir öğrenciydi.Um precoce talento, se tornou capaz de ler partituras tão habilmente como seu professor em três anos.
Oldukça yetenekli bir avcıdır, daha çok irili ufaklı kuşları avlar.É um caçador pouco eficiente, preferindo animais de pequeno porte.
Aynı zamanda yetenekli bir ressamdır.Também é um talentoso artista.
Taylor Swift çok yetenekli bir sözyazarı olma yolunda devam ediyor."«Novo clipe de Taylor Swift poderá ser visto por 600 milhões de pessoas».
Ayrıca yetenekli bir ressamdır.Era também uma pintora de talento.
Takip eden yıllar, onun ne kadar yetenekli olduğunu kanıtladı.Para ele, esta mostrava que ele tinha talento.
Her zaman çok fazla çalışmıyordu, ancak çok yetenekliydi ve başarmak onun için kolaydı.Ele era muito maior do que de costume e seu objetivo era conquistar.
Yetenekli bir sanatçıdır.Ela é uma artista talentosa.
Ichigo yetenekli bir öğrencidir, okulda 322 kişi arasında 23. sıradadır.Ichigo is een goede student, hij staat op de 23ste plek van zijn school.
Mayakovski, hala Sovyetlerin en iyisi ve çağımızın en yetenekli şairidir.Majakovski is nog steeds de beste en meest getalenteerde poëet van ons sovjettijdperk.
Genç ve yetenekli.Ah, om jong en getalenteerd te zijn".
Yaygın olarak E. E. Barnard ismiyle, yetenekli bir astromomi gözlemcisi olarak tanındı.Hij was algemeen bekend als E. E. Barnard, en werd gezien als een begaafd waarnemer.
Çok yetenekli bir oyuncu olmaktan dolayı mutluyum.Hij staat bekend als een heel bekwame acteursregisseur.
Annesi çok yetenekli bir büyücüydü.Ze is een zeer getalenteerde heks.
Bütün raporlar kendisinin son derece yetenekli ve becerikli bir savaşçıya dönüştüğünü belirtir.Hij liet daar zien dat hij een zeer talentvolle, sterke verdediger is.
"Terk etme konusunda yetenekliyim".'Ik moet me verschonen.'
Sindarin’deki adı, “Yetenekli İnsan” manasına gelen, Curunír’dir.De naam betekent "op de meeden" en verwijst naar hoger (op) gelegen weilanden (meeden; zie made).
Masolino'nun dönüşüne kadar o eski yetenekli öğrencisinden öğreniyordu.Hij had inmiddels de studie van het oude Mesopotamië tot een wetenschap gemaakt.
4 yaşında, yetenekli bir piyanist olan annesinden piyano çalmayı öğrendi.Op vierjarige leeftijd leerde hij de piano te bespelen van zijn moeder, die een getalenteerd pianiste was.
Önceleri yetenekli bir ressamdır.Hij was op de eerste plaats een getalenteerd musicus.
Dom Cobb (Leonardo DiCaprio) çok yetenekli bir hırsızdır.Daphne Vasquez (Katie Leclerc) is een dove tiener.
Austin Moon: Austin eğlenceli ve çok yeteneklidir.Eduard Imhof: talentvol en geleerd.
Yetenekli bir müzisyen ve şövalye olduğu düşünülürdü.Ze werd gezien als een talentvol componist en pianist.
Filmin baş karakteri Hank Moody yetenekli bir yazardır.De regisseur Antti Haase is een prijswinnende filmmaker.
Yetenekli ustalar halen Dhow gemilerinin yapımına devam etmektedirler.De oude kennis wordt tegenwoordig nog onderhouden door het werk aan historische schepen.
O çok yetenekli.Zij is erg talentvol.
O çok yetenekli.Zij is heel bekwaam.
Yeteneklisin, özgünsün ve laboratuvarın nefes kesici.Je bent getalenteerd, origineel en je laboratorium is adembenemend.
Ichigo yetenekli bir öğrencidir, okulda 322 kişi arasında 23. sıradadır.Ichigo jest również zdolnym uczniem, plasującym się na 23. z 322 miejsc w jego szkole.
Kim Tae - hyun yetenekli bir cerrah.Kim Tae-hyun jest utalentowanym chirurgiem.
Smokescreen: Genç, tecrübesiz ama yetenekli bir Autobot'tur.Smokescreen - młody, impulsywny i niedoświadczony Autobot.
Yetenekli bir piyanist olarak Harvard'ın futbol takımı için birkaç şarkı besteledi.Jako utalentowany pianista skomponował kilka utworów dla drużyny piłkarskiej z Harvardu.
Edie Von Keet: Yetenekli bir oyuncu olan süslü, dramatik bir muhabbet kuşu.Edie Von Keet – fantazyjna papużka, która jest utalentowaną aktorką.
Planck müzikte de yetenekliydi.Planck był również utalentowanym muzykiem.
Genç ve yetenekli bir futbolcudur.Jest popularnym i utalentowanym piłkarzem.
Çok yetenekli, çok becerikli bir öğrencimdi.Była bardzo zdolną, doskonałą uczennicą.
İnanılamayacak kadar yetenekli biri.Jest osobą niewierzącą.
Hayden çok yetenekli bir aktör ve harika bir iş çıkardı.Jedna z producentek powiedziała: -Masz wielki talent i dobry akcent.
Bizans, diplomasiyi bir savaş silahı olarak kullanmada yetenekliydi.Bizantyńczycy uważali dyplomację za formę wojny przy użyciu innych środków.
Büyük bir askeri general ve çok yetenekli bir siyaset adamıydı.Był wybitnym dowódcą wojskowym i doskonałym politykiem.
Korintli komutan Aristeus da yetenekli bir komutandı.Gen. Skobielew był utalentowanym dowódcą.
Modern zamanların en yetenekli ve saygıdeğer oyuncularından biri olarak kabul edilmektedir.Jest powszechnie uważana za jedną z najbardziej utalentowanych i szanowanych aktorek wszech czasów.
Eğitim alanında gelişkinliği ve yetenekli bir hatip olması bunda etkendir.Czy mam w pracy możliwość dokształcania się i rozwoju?
Yaşı küçük olmasına rağmen yetenekliydi.Mimo młodego wieku jest bardzo zdolny.
Gençliğinde, askeri alıştırmalarında cesur ve yetenekli olduğu yazılmaktadır.Już w młodości książę wykazywał się odwagą i zdolnościami bojowymi.
Yahudi bilim adamı Gershom Scholem onu "en yetenekli ve can sıkıcı Yahudi aleyhtarı" olarak nitelendiriyordu..Jedni, jak Gershom Scholem byli skłonni uważać ją za żydowską formę gnostycyzmu.
Onları durdurabilecek tek şey 5 yetenekli genç insandan oluşan takım: Power Rangers Operation Overdrive.Dopiero później ustalono oficjalnie przyjętą nazwę - Power Rangers Operation Overdrive.
Kendisi hat sanatında da oldukça yetenekliydi.Hann był także zdolnym grafikiem.
Sen çok yeteneklisin.Jesteś bardzo utalentowany.
Lin Chung: Lin Chung, Koca Yeşil’in en yetenekli savaşçısıdır.Lin Chung - Lin Chung är den skickligaste krigaren i Storgrön.
Mayakovski, hala Sovyetlerin en iyisi ve çağımızın en yetenekli şairidir.Majakovskij är fortfarande den bästa och mest begåvade poeten i vår sovjetepok.
Gençliğinde, askeri alıştırmalarında cesur ve yetenekli olduğu yazılmaktadır.I sin ungdom uppges han ha varit modig och skicklig i militärövningar.
Taylor Swift çok yetenekli bir sözyazarı olma yolunda devam ediyor."Taylor Swift är fortfarande en av våra mest begåvade unga låtskrivare."
Takip eden yıllar, onun ne kadar yetenekli olduğunu kanıtladı.Många år senare beskrev han hur storslaget han då upplevt målningen.
Hadeland'ın en yetenekli kızıydı."Hon var hendigste mö på Hadeland.”