Ana içeriğe geç
Sözlük

yetenek ile cümle

yetenek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Planck müzikte de yetenekliydi.Max Planck je bio nadaren i za glazbu.
Görünüşe göre dört kişilik bu gruplar, belli yetenekler üzerine özelleşmiştir.Izgleda da se, obično, grupe od četiri osoba specijaliziraju u određenim sposobnostima.
Bu takımların oluşumunda Genin’in bireysel yetenekleri baz alınır, böylece takımlar arasında bir denge olur.Sastav tima je određen prema pojedinačnim sposobnostima Genina, tako da se održi ravnoteža između timova.
Annesi çok yetenekli bir amatör müzisyen idi ve büyük babası bir opera şarkıcısı idi.Njegov otac je bio poštar, majka talentirana glazbenica, a djed bio operni pjevač.
Mikis Theodorakis benzersiz sanatsal yeteneklerini ülkesine duyduğu derin sevgiyle harmanlamıştır.Mikis Theodorakis u svojim djelima kombinira poseban umjetnički talent s dubokom ljubavlju prema Grčkoj.
Bu pozisyonda birliklerini örgütlemek ve eğitmek için büyük bir yetenek gösterdi.Na toj poziciji, pokazao je svoju vještinu u organizaciji i obuci svojih trupa.
Büyücülük Dünyası'nda çok nadir bir yetenektir.U Wizardsima proveo je kratko vrijeme.
Çok yetenekli bir oyuncu olmaktan dolayı mutluyum.San joj je postati veoma poznata glumica.
Bu doğal yetenekli bireylere Doğruluk Büyücüleri (Truth Wizards) denilmiştir.Muški praktikant vještičarstva naziva se vještac.
O yaşta, TV yetenek gösterisi "Star for a Night" ın Galerie finalini kazandı.Sa samo 14 godina nastupila je u BBC-evoj emisiji "Star for a Night".
Bu genelde oyuncudan bir yetenek ister.Često mu se pridodaje epitet igrača utakmice.
Aynı zamanda yetenekli bir ressamdır.Također je i talentirani pjevač.
Bu terim Japon yetenek ajansları tarafından pazarlanılır.Termin je komercijalizirala japanska agencija za talente.
Ailesinin tüm fertleri sanatta yetenekliydi.Pjevačica je bio potpuno uvjerena u veličinu svoga talenta.
Bu inanılmaz bir yetenektir."To je nevjerojatan dar."
Bu da sonraki evrimlerde bu yetenekle birlikte hızını da kaybetmesine neden olur.Ove se sposobnosti prenose i na njihove evolucije, i nikada ih ne može zamijeniti neka druga sposobnost.
Her zaman çok fazla çalışmıyordu, ancak çok yetenekliydi ve başarmak onun için kolaydı.Nie vždy pracoval tvrdo, ale bol neobyčajne nadaný a úspechy dosahoval ľahko.
Dil kullanımında çok yeteneklidir.Mal veľké nadanie na jazyky.
Annesi yetenekli bir piyanistti.Jeho matka bola výborná pianistka.
Kendisini hep över ve yeteneklerinden bahseder.Vždy dokázala presadiť seba a svoje názory.
Yetenekleri Davis ve Dennis'e eşittir.Meniny má Denis a Denisa.
Annesi çok yetenekli bir büyücüydü.Bola veľmi zručnou ženou.
Kız olmasına rağmen son derece vahşi ve yetenekli bir savaşçı olarak adlandırılır.Napriek vysokému veku je stále považovaná za krásnu a elegantnú ženu.
Bu görevinde gösterdiği yetenek ve cesaretinden ötürü Sovyetler Birliği Kahramanı unvanı verildi.Za odvahu a vynikajúce velenie svojej jednotky bol vyznamenaný titulom Hrdina Sovietskeho zväzu.
12 yaşındayken İngiltere yetenek yarışması olan Open Mic UK'ı kazanmıştır.V roku 2008 vyhrala ako 12 ročná súťaž Open Mic UK, čím sa stála všeobecne známou.
Konservatuvarı bitirdikten sonra yeteneklerine ve eğitimine pek uygun bir iş bulamadı.Po prepustení si ťažko hľadal zamestnanie zodpovedajúce svojim schopnostiam.
Doğaüstü güçlerle başa çıkmak doğal olarak yetenek ister.Tým získal aj nadprirodzené schopnosti.
Dom Cobb (Leonardo DiCaprio) çok yetenekli bir hırsızdır.Dom Cobb (Leonardo DiCaprio) a Arthur (Joseph Gordon-Levitt) sú profesionálni zlodeji informácií.
Genellikle yetenek gücü olurlar.Takmer vždy vynikajú v komunikačných schopnostiach..
İsis, büyük bir büyücüdür ve büyü yeteneklerini kullanması ile meşhurdur.Tento alchymista veril, že je čarodejník a je schopný v skutočnosti využívať kúzla.
Tıp alanında kendisini geliştirmiş, yetenekli bir doktordur.Stal sa z neho aj kvalifikovaný doktor medicíny.
Akademideki hoca ona yetenek yoksunu olduğunu söyler.Tvrdil, že fakulta nie je dostatočne kompetentná ho skúšať.
Oldukça kuvvetli sklerotize olmalarına karşın, hareket yetenekleri yüksektir.Ak je depolarizácia dosť silná je vyvolaný akčný potenciál.
Kullanıcının OmniSTAR çözümüne erişmek için bir OmniSTAR yetenekli alıcısı bulunmalıdır.V inštalácii OmegaT sa nachádza rozsiahla Používateľská príručka.
İnsanlar bazı yetenekleri söz konusu olduğunda farklı, biricik iyi olmaya ihtiyaç duyarlar.Na rozdiel od individualizovanej duše je niečím spoločným, nadosobným.
Yetenekleri aktif ve pasif olarak iki gruba ayırabiliriz.Vo všeobecnosti môžeme tieto metódy rozdeliť na pasívne a aktívne.
Sağ kanat oyuncusu olan futbolcu teknik futbolu ve liderlik yetenekleriyle tanınmaktadır.Bývalý kapitán reprezentácie bol preslávený svojou futbalovou technikou a kľučkami.
İlk çabalarla ancak 40 metreye inilebildi ve bu noktada yetenekli işçi olmadığından duraksama yaşandı.V tom čase vážil iba 40 kg, a je zaujímavé že ho vtedy celkom neodfúklo.
Ancak Nietzsche, Salomé'yi yetenekli bir öğrenciden çok, uygun bir eş olarak gördü.Nietzsche ni imel Salome za enakopravno, ampak za nadarjeno učenko.
Kalenin savunması, Bulgar davasına sadık yetenekli komutan Krakra tarafından yönetildi.Obrambo trdnjave je vodil sposoben poveljnik Krakra, ki je ostal zvest bolgarski stvari.
İtalyan Yetenek gösterisi Amici di Maria De Filippi yarışmasını kazanmıştır.Pred leti je sodeloval v italijanski oddaji Amici voditeljice Marie de Filippi.
Her karakterin kendine has bazı özel yetenekleri vardır.Vsak med njimi pa ima svoje posebne sposobnosti.
En yetenekli Sovyet zırhlı birlik komutanlarından biri olarak görülüyordu.Bil je eden najsposobnejših vojaških voditeljev Sovjetske zveze.
Küçüklüğünde futbolda çok yetenekli olduğundan dolayı Küçük Pele olarak anılmıştır.Že od malih nog je bil zelo talentiran za nogomet.
Çeşitlerine göre değişen özel yetenekleri vardır.Različni liki imajo različne sposobnosti.
Mikro emülsiyonlar, küçük partiküllerin fiberlere nüfuz etme yeteneklerinin artmasını sağlar.Prednost mikroemulzije je povečana sposobnost manjših delcev, da prodrejo v vlakna.
Çok yetenekli, çok becerikli bir öğrencimdi.Bil je zelo priden in nadarjen učenec.
İnsanlar bazı yetenekleri söz konusu olduğunda farklı, biricik iyi olmaya ihtiyaç duyarlar.Če si ljudje želijo želje drugega, si lahko hitro želijo iste stvari.
Dil kullanımında çok yeteneklidir.Posebej je bil nadarjen za jezike.
Pokémon Hikayeleri Pokemon YetenekleriPochhammerjev simbol posplošeni Pochhammerjev simbol
Modernizm Akımı'nın ardından çok yetenekli şairler yetişti.Veliko je prispeval k modernistični poeziji.
Leonardo da Vinci'nin arkadaşı da olan matematiksel yetenekli Avukat Fazio Cardano'nun gayri meşru oğludur.Cardano je bil nezakonski sin matematično nadarjenega odvetnika, prijatelja Leonarda da Vincija.
Tarihte en yetenekli kılıç üstadları arasında yer aldığına inanılır.Mnogi ga uvrščajo med najboljše mečevalce v zgodovini.
İşte o noktadan sonra yeteneklerini bir komedyen ve drama oyuncusu olarak şekillendirmeye başlamıştır.Pozneje pa se je kot pisec posvetil radijski igri in gledališki komediji.
Askeri yeteneklerine ek olarak, Firuz görünüşe göre yetenekli bir marangoz ve zanaatkârdı.Poleg uspešne vojaške kariere je bil Hax tudi uspešen peterobojec in športni strelec.
"40 senedir futbolun içindeyim, böyle bir yetenek görmedim.Stara sem že štirideset let, čeprav o tem ne želimo govoriti.
Aynı zamanda yetenekli bir ressamdır.Niederle je bil tudi nadarjen slikar.
Bütün raporlar kendisinin son derece yetenekli ve becerikli bir savaşçıya dönüştüğünü belirtir.Njegove slike kažejo izredno talentiranega in sposobnega mojstra fotografije.
Örneğin, bir kişi hatırlama açısından kendisinin başkalarından daha yetenekli olduğunu hissedebilir.Verjame v to, da je zmožen narediti več kot mislijo drugi.
Bu arada yeni bir yetenek doğmuştu; Steve Davis.Njegov krvnik je bil Steve Davis.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod