Ünlü Rönesans Alman ressamı Albrecht Dürer'in en yetenekli ve hünerli öğrencisi olduğu kabul edilir.Baldung je bil nemški umetnik v slikarstvu in grafiki, najbolj nadarjen študent Albrechta Dürerja.
Genç yetenekli bir kardeşimiz.Hermanna na talentiranega mladeniča.
Onlar 80,000 veya 90,000 yetenekli okçu savaşçılardır.Jie turi 80 ar 90 tūkstančių gerų lankininkų.
Herkes, yetenek ve becerileri ölçüsünde iş görmeli, topluma ve ülkesine bu bağlamda hizmet etmelidir.Kiekvienas turi veikti pagal savo galimybes ir sugebėjimus, tarnauti šaliai ir visai visuomenei.
Bu yetenek ona babası tarafından öğretilmiştir.Jis mokėjo tiek, kiek jį pamokė jo tėvas.
Belirli yeteneklerle donatılmış, farklı asker sınıflarından biri seçilebiliyor.Priklausomai nuo savo genties galima kurti skirtingus kareivių tipus, kurie turi unikalius sugebėjimus.
Yeteneklerini çok küçük yaşlarda iken keşfetmiştir.Jau vaikystėje atsiskleidė jo aktoriniai sugebėjimai.
U2 1976 yılında, grup üyeleri henüz lise çağındayken ve müzikle ilgili sınırlı yeteneklere sahipken kuruldu.Grupė susiformavo 1976 m., tuo metu jos nariai buvo paaugliai su ribotais muzikiniais sugebėjimais.
Ender bir yetenek olup olmadığı belli değildir.Neeilinis talentas netruko išryškėti.
3 jüri üyesi yetenekler için "Evet" ya da "Hayır" der.Žiuri, kurią sudaro keturi nariai, balsuoja „Taip“ arba „Ne“.
"Tavşanayak" lakabı hızına ve av yeteneklerini vurgular.Medžiodami pasikliauna savo greičiu ir stipriomis žnyplėmis.
Herkes oyuna 3. seviye ve tüm yetenekleri açabilme hakkıyla başlar.Kiekvienas veikėjas pradeda nuo pirmo lygio ir tobulėja žaidimo eigoje rinkdamas patirtį už atliktus veiksmus.
Grimalkin, Dövüş yetenekleri olan bir cadı.Gregorijaus Taumaturgo stela, kuriai priskiriamos stebuklingos galios.
Hem akıl ve hem vücut bakımından yetenekliydi.Sako, buvęs visai geras tiek sielos, tiek ir kūno gydytojas.
Bu yeteneklere "Doğal kastrato" denmektedir.Gaskė yra vadinamas natūraliu talentu.
Özellikle Âşık edebiyatının çok yetenekli saz şairleri görülür.Poema pasižymi labai ištobulinta literatūrine technika.
Kendisinden daha büyük ve daha güçlü adamları yenebilecek yetenektedir.Jis išmoko sukurti didesnį ir galingesnį žmogų.
Saatin amacına bağlı olarak diğer özellikleri ve yetenekleri olabilir.Konkreti savybė ir sugebėjimas parenkami pagal situaciją.
Hayvanlar ve bitkilerde de ESP yetenekleri mevcuttur.Yra gyvūnų ir augalų audiniuose.
Ayrıca yetenekli bir ressamdır.Jis buvo talentingas kaligrafas.
Müziğe yetenekleriyle ünlüdürler.Arutua garsėja savo muzikantais.
Salondaki seyirciler yeteneklere oy verirler.Finaluose balsuoja ir televizijos žiūrovai.
Başvurdukları işler akademik yetenek gerektirmeyen pratik yeteneği gerektiren işlerdir.Paskirtis - įgyti praktinių žinių, kurios neįgyjamos akademinių studijų metu.
Sadakati ve üstün yetenekleri sayesinde Michael Corleone'nin en güvendiği adam haline gelir.Daugėliškyje jo artimiausias ir patikimiausias pagalbininkas buvo zakristijonas Mykolas Cicėnas.
Mary güzel, yetenekli ve çalışkandı.Visi ūkininkai gyveno gerai, buvo sumanūs, darbštūs.
Birçok yetenekli büyücü ve cadı bu odayı araştırsa da asla bulamadı.Paljud täiskasvanud võlurid ja nõiad ei suuda seda loitsu sooritada.
Dae Gu Young Shin Orta Okulu'nda yetenekli bir su kayakçısıydı.Ta oli andekas võistkondlik veesuusataja DaeGu Young Shin keskkoolis.
Annesi yetenekli bir piyanistti.Ta oli andekas klaverimängija.
Çok geniş çaplı okunmadı fakat Kepler in çok yetenekli bir astronom olarak ün salmasını sağladı.Kuigi raamatut laialt ei loetud, omandas Kepler väga osava astronoomi maine.
12 yaşındayken İngiltere yetenek yarışması olan Open Mic UK'ı kazanmıştır.Ta võitis 2008. aastal 12-aastaselt muusikavõistluse Open Mic UK.
Çok büyük bir yetenek olmasına karşın kalp.sorunu yüzünden kısa süreler oynayabilmiştir.Ta oli erakordselt andekas ning jõudis vaatamata lühikesele elule suurte saavutusteni.
Çok yetenekli, çok becerikli bir öğrencimdi.Ta oli rahutu, kuid andekas õpilane.
Aynı zamanda yetenekli bir ressamdır.Samuti on ta andekas rulataja.
Bir duyu etkilense de, diğer bölümlerdeki bilişsel yetenekler korunabilir.Kuigi üks moodul võib olla kahjustunud, säilivad kognitiivsed võimes teistes valdkondades.
2011 süresince Watson, yetenekleri test edilme amacıyla televizyondaki yarışma programı Riziko!'da tamamlandı.Aastal 2011 pandi Watsoni võimed proovile telesaates "Jeopardy!"
Kuruluş daha çok gençlerin sosyal hizmet yeteneklerini geliştirmek amacını taşır.Junge Union tahab luua rohkem töökohti ja koolitusi noortele.
Kullanmadığında da yetenek kaybolmaz.Oskusi on võimalik ka kaotada, kui neid pikka aega ei praktiseerita.
Fizik yetenekleri anlaşılmış ve Dharma Girişimi'nde bilim adamı olmuştur.See on teadvuse kõrgeim võimalik seisund, kuhu jõutakse dharma harjutamise kaudu.
Laboratuvarda çok fazla yetenekli insan bulunmaktaydı fakat ödeneği azdı ve boşa harcamak istemiyorlardı.Haiglas oleks rahast rohkem kasu ja keegi ei tea minu lubadusest.
Fakat Drusilla bazı tuhaf psişik yeteneklere sahiptir.PTFE-l on head dielektrilised omadused.
Fakat herkes benim yetenekli olduğumu söylüyor.Kõik nad tunnistasid Daodejingi.
İnsanlar bazı yetenekleri söz konusu olduğunda farklı, biricik iyi olmaya ihtiyaç duyarlar.Selleks et asju saaks pidada sarnasteks, peab neil olema mingi ühine kvaliteet.
Önce finale kalan yeteneklerden 2 tanesi seçildi.Tema esimesele loengule tuli kaks inimest, kellest ühele jäi see viimaseks korraks.
Kendi mevkisi sonuçta çok değerli ve yetenekli futbolcudur.Ta on oma võistkonnale väga tähtis ja kasulik mängumees.
Lületaşı işlemeciliği, yetenek, tecrübe ve sabırlı bir çalışma gerektiren zor fakat zevkli bir el işçiliğidir.Tal peab olema stiilitunnetus, kontsentreerumisvõime ning kannatlikkus oma töid teostada.
1980'lerde yetenek havuzundaki küresel gelişme devam etti.1980년대에도 인재 집단의 전세계적 팽창은 계속됩니다.
1980'lerde yetenek havuzundaki küresel gelişme devam etti.80年代には 人材資源は 世界規模で増加し 90年代も この傾向は続きます
1980'lerde yetenek havuzundaki küresel gelişme devam etti.A nyolcvanas években folytatódott a tehetségek globális merítési bázisának növekedése.
1980'lerde yetenek havuzundaki küresel gelişme devam etti.Dans les années 80, la réserve des talents a continué à s'accroître partout dans le monde.
1980'lerde yetenek havuzundaki küresel gelişme devam etti.În anii 80 expansiunea globală a talentelor a continuat.
1980'lerde yetenek havuzundaki küresel gelişme devam etti.In de jaren 80 werd de mondiale expansie van de talentenpool voortgezet.
1980'lerde yetenek havuzundaki küresel gelişme devam etti.In den 80ern schritt die globale Ausweitung des Talent-Pools fort.
1980'lerde yetenek havuzundaki küresel gelişme devam etti.Negli anni 80, l'espansione globale del gruppo di talento ha continuato.
1980'lerde yetenek havuzundaki küresel gelişme devam etti.Những năm 1980, sự mở rông mang tính toàn cầu của bể nhân tài vẫn tiếp tục.
1980'lerde yetenek havuzundaki küresel gelişme devam etti.Nos anos 80, prosseguiu a expansão mundial do banco de talentos.
1980'lerde yetenek havuzundaki küresel gelişme devam etti.På 1980-talet så fortsatte den globala tillväxten av talangpoolen.
1980'lerde yetenek havuzundaki küresel gelişme devam etti.V 80. letech globálně rostl počet talentovaných studentů.
1980'lerde yetenek havuzundaki küresel gelişme devam etti.W latach 80-tych, globalna ekspansja talentów trwała nadal.
1980'lerde yetenek havuzundaki küresel gelişme devam etti.Y en los 80, continuó la expansión global del acervo de talento.
1980'lerde yetenek havuzundaki küresel gelişme devam etti.Στην δεκαετία του '80, η παγκόσμια επέκταση της δεξαμενής ταλέντου συνεχίστηκε.