Genellikle yetenek gücü olurlar.Gyakorta mágikus képességekkel is bírnak.
Bugüne kadar hep genç ve yetenekli oyunculara şans verdim.Gyakran építette csapatait fiatal tehetséges játékosokra.
Eşi de yetenekli bir şair ve öykü yazarıydı.Emellett tehetséges zeneszerző és költő is volt.
Servet diller konusunda yetenekliydi, Latince, Yunanca ve İbranice eğitimi görmüştür.Szervét tehetséget mutatott a nyelvtanulásban: latinul, görögül és héberül tanult.
Oyuncular bu üç yetenek ağacında istedikleri şekilde geliştirmeler yapabiliyorlar.A játékosok akár mindhárom harctípus kellékeit magukkal vihetik.
Yetenek üzerine: Yönetimin iki ana görevi yeteneği çekmek ve tutmak haline geldi.Két fejezetre oszlik: Az első fejezet a funkcióképességgel és fogyatékossággal foglalkozik.
Puanlar, bisikleti idare yeteneklerine göre verilmektedir.Egyértelművé vált, hogy nagy tehetség a kerékpározásban.
Bu yetenek evindeki laboratuvarında yaptığı deneyler sayesinde korunmuştur.Ez a pénz lehetővé tette, hogy saját laboratóriumában folytathassa kísérleteit.
Annesi yetenekli bir piyanistti.Moser) tehetséges zongorista volt.
Kölenlerin fiyatları yeteneklerine göre değişmektedir.Az állandó legelők értéke termőképességük szerint változik.
Bu da onların insanüstü güçlerinin ve yeteneklerinin bir göstergesidir.Emellett saját erejéből és tehetségéből írónő.
İtalyan Yetenek gösterisi Amici di Maria De Filippi yarışmasını kazanmıştır.Egy olasz tehetségkutató műsorban, az Amici di Maria De Filippiben adta elő első alkalommal a dalt.
Akımın amacı dünyanın her yerinden yetenekleri bir noktada buluşturmaktır.Tagjaink közös munkájukat a világ bármely részéről végezhetik.
Takip eden yıllar, onun ne kadar yetenekli olduğunu kanıtladı.Kései utódai közül viszont néhányan felismerték tehetségét.
Beyin felci ile dünyaya gelmiş ve uzun süre hareket ve konuşma yetenekleri olmadan yaşamıştır.Az agyvérzés károsította beszélőképességét, és egy ideig járni sem tudott.
Ona göre kadınların toplumsal ve bireysel konulardaki yeteneklerinin desteklenmesi gerekmektedir.Szinte minden egyes írásában azt követelte, hogy a nők is részt vehessenek a politikai és társadalmi vitákban.
Çok yetenekli.Hihetetlenül tehetséges.
O sürede Alemgir Şah askeri yeteneklerini kanıtladı.Peng ezekben a harcokban bizonyította kiemelkedő katonai képességeit.
Özel yetenekleri tamirdir.Specifikus képességeket fejlesztenek.
Annesi çok yetenekli bir büyücüydü.Nagyon tehetséges varrónő volt.
Oysaki son derece yetenekli bir piyanisttir.Kiváló, nagyon tehetséges zongorista volt.
Kitaptan öğrenmiş gibi görünse de, bu yetenek "Asıl Güç"ten gelmektedir.Mivel véletlenszerűen nyer felvételt az akadémiája, ezért az ő tehetsége a „szerencse”.
Bu filoya birçok ünlü ve yetenekli pilot dahil edilmeye çalışılmıştır.Kaupunki on tunnettu siitä, että monet taitavat ja tunnetut lentäjät ovat kotoisin sieltä.
Bu inanılmaz bir yetenektir."Se on ihmeellinen kyky."
Bu da, onların kuşlara özgü olan görüş yeteneklerini ve doğal yaşam ortamlarının özelliklerini yansıtmaktadır.Elokuva kertoo haiden todellisesta luonteesta ja niiden tärkeydestä luonnon ekosysteemissä.
İtalyan Yetenek gösterisi Amici di Maria De Filippi yarışmasını kazanmıştır.Julkisuuteen Marrone nousi italialaisen Amici di Maria De Filippi -kykykilpailun kautta.
Lou, polis çavuşu ve Springfield şehrinin yetenekli bir polis memurudur.Hän on Springfieldin kaupungin pölkkypäinen ja epäpätevä poliisipäällikkö.
Zaten hepimiz onun yeteneklerini biliyoruz.Perehdy kaikkiin taitoihin.
2006'da Hollywood'a taşındıktan sonra özel yetenek menajeri Addison Witt ile çalışmaya başladı.Mitte muutti Hollywoodiin vuonna 2006 ja alkoi harjoitella managerinsa Addison Wittin alaisuudessa.
Oldukça yetenekli bir savaşçıdır.Hän on taitava taistelija.
3 jüri üyesi yetenekler için "Evet" ya da "Hayır" der.Jokainen tuomari antaa oman mielipiteensä, sanoen joko ”kyllä” tai ”ei”.
12 yaşındayken İngiltere yetenek yarışması olan Open Mic UK'ı kazanmıştır.Vuonna 2008 hän voitti Open Mic UK -laulukilpailun ollessaan 12-vuotias.
Yetenek her şeydir.Sublime on kaikissa taidoissa.
Özellikle baş kahramanın yardımcısı veya "aksi ihtiyar" rollerinde yetenekliydi.Hänet tunnettiin erityisesti ensirakastajan rooleista ja sankariosista.
Ama müthiş yetenekli bir oyuncu.Lisäksi hän oli lahjakas näyttelijä.
Eşi de yetenekli bir şair ve öykü yazarıydı.Mamman Vatsa oli myös lahjakas runoilija ja kirjailija.
2005 yılının sonlarında Televizyon yetenek gösterisi Operación Triunfo 'na katılmıştır.Hän nousi julkisuuteen vuonna 2005 Operación Triunfo -kykyjenetsintäkilpailun kautta.
Genç ve yetenekli bir futbolcudur.Hän oli nuorempana lahjakas jalkapallon pelaaja.
İnanılamayacak kadar yetenekli biri.Hän on tietämätön keksimisen kyvystään.
Kendilerine babadan geçme bir yetenek verildiğine inanılır.Hänellä on äidiltään perittyjä kissamaisia kykyjä.
Rune Lange Mart 2011 itibarıyla eski takımı Club Brugge adına bir yetenek avcısı olarak çalışıyor.Stanić on toiminut Club Bruggen kykyjenetsijänä maaliskuusta 2011 lähtien.
Üç kardeş de çocukluklarında farklı alanlardaki yetenekleriyle başarlı olur.Virtasten kolme lasta menestyivät omissa ammateissaan.
Çok yetenekli bir oyuncu olmaktan dolayı mutluyum.Hän osoittautui lahjakkaaksi näyttelijättäreksi.
Taklit yapma da ve kılık değiştirmede oldukça yeteneklidir.Hän on erinomainen naamioitumaan ja muuttamaan ääntään.
Zaten kendisi çok büyük bir yetenek benden daha iyi olacağına inanıyorum.Hänellä on vielä yksi taito, jossa hän on lahjakas.
Riccardo genç ve yeni bir yetenek.Minoko on nuori ja iloinen.
Bu genç yaşta böylesine doğal yetenekli birini bulmak çok nadirdir." cümleleriyle yorumladı.Vain harvoin voi kuulla näin nuorta, jolla on näin kaunis ääni."
Annesi çok yetenekli bir büyücüydü.Nuoruudessaan hän oli lahjakas aitajuoksija.
Telefonların iletişim yeteneklerinin geri kalanı birbirine benziyor.Muuten kaikkien kolmen kanavan testikuvat olivat samannäköisiä.
Kişinin eğitiminin, çalışmalarının, yeteneklerinin, deneyimlerinin ve potansiyelinin kapsamlı bir özetidir.Henkilön kompetenssin muodostavat hänellä olevat kyvyt, taidot ja tiedot.
Houyi hayatta kalmak için avlanmak zorundaydı ve böylece çok yetenekli bir okçu oldu.Speirillä oli sekatavarakauppa ja hän oli myös sivutoimisesti kykyjenetsijä.
Toprak yetenekleri rahibi kitler ama çok uzun sürede yapılır.Eminorkoista suomut varisevat aikaisin pois mutta hedenorkoissa ne säilyvät pitkään.
O olağanüstü bir yetenek ve Crewe onun için iyi bir okul olmuştur.Shakin lisäksi Capablanca oli hyvin lahjakas opiskeluissaan.
Dünyada milyonlarca insan, paranormal yeteneklerine sahip olduğuna ikna olmuştur.Lisäksi noin puolelle maailman väestöstä on kehittynyt paranormaaleja kykyjä.
Final: Finale kalan yetenekler iki gün içinde gösterilirler.Finaali: 20 finalistia osallistui kahden päivän aikana kolmeen kilpailuun.
Aslında gerçek bir şövalye olacak kadar yetenekli bir asker değildir.Kuninkaaksi sotilasta ei kuitenkaan voi korottaa.
Bu oyunlarda atletler koşu, yürüyüş, atlama ve atma yeteneklerini gösterirler.Kuviot sisältävät hyppyjä, juoksuja, nopeita askelia ja pyörimistä.
Yetenek kullanmak için mana gereklidir.Taidon harjoittelu on välttämätöntä taitavaksi tulemiselle.
Yetenekleri ile göze çarptı.Hänen aikalaisensa arvostivat hänen kykyjään.
Rogue(haydut)tur, hançerlerde yeteneklidir.Barbed wire match - Kehäköysien tilalla on piikkilankaa.