Şut yetenekleri kısıtlıdır.Schopnost barvoměny je omezená.
Vampirlerin ısırığına ve özel yeteneklerine karşı dirençlilerdir.Chrání vampýrské tajemství a lidské životy.
Ancak Octavian çok yetenekli bir general olan Marcus Vipsanius Agrippa'ya sahipti.Dar Octavian l-a avut pe Marcus Vipsanius Agrippa, un general foarte talentat, pe partea lui.
Gün ışığına çıkmasıyla birlikte, Mayer'ın diğer alanlardaki yetenekleri de talep görmeye başladı.Odată cu aparițiile sale publice tot mai dese, talentul lui Mayer a fost cerut și în alte domenii.
Sonra yetenek yarışmalarına çıkmaya başladı.Mai târziu, a început să participe la concursuri de talente.
Bazı yeteneklere sahiptir.Are numeroase abilități.
2013 yılından itibaren, ORF yetenek gösterisi Die große Chance yarışmasını Andi Knoll ile birlikte sunmuştur.Din 2013, împreună cu Andi Knoll ea conduce show-ul de talente Die große Chance, de pe ORF.
1975 yılında verdiği bir röportajda Minnelli için: "Liza'nın her tarafından yetenek akıyor.Într-un interviu din 1975, a spus despre Minnelli: „Liza, în termeni de talent, se joacă.
İkincil duyaçların(sensörlerin) en büyük avantajı ulaşılamayan yerlere ulaşabilme yeteneklerinin olmasıdır.Un beneficiu major al senzorilor extrinseci este abilitatea lor de a ajunge în locuri altfel inaccesibile.
Jumong, okçuluktaki olağanüstü yetenekleriyle bilinirdi.Jumong a fost cunoscut pentru abilitatea sa de excepție la tras cu arcul.
Bir yaşından sonra yavru filin kendini temizleme, su içme ve beslenme yetenekleri tamamen gelişir.După un an, abilitățile unui pui de a mânca, bea și hrăni singur sunt pe deplin dezvoltate.
Bir de garip ve olağanüstü yeteneklere sahiptir.Ce calități speciale și competitive are?
"Tavşanayak" lakabı hızına ve av yeteneklerini vurgular.Porecla "Picior-de-Iepure" se datorează vitezei și abilităților sale de vânător.
Aynı zamanda yetenekli bir ressamdır.Ea a fost, de asemenea, un pictor talentat.
Dünyada milyonlarca insan, paranormal yeteneklerine sahip olduğuna ikna olmuştur.Adepții ei au fost convinși că ea posedă abilități paranormale.
Küçük beyninden ötürü koalanın karmaşık ve sıradışı davranışları gerçekleştirme yetenekleri kısıtlıdır.Din cauza creierului său mic, koala are o abilitate limitată de a avea un comportament complex sau nefamiliar.
12 yaşındayken İngiltere yetenek yarışması olan Open Mic UK'ı kazanmıştır.În 2008, la 12 ani, Birdy a câștigat concursul de talente din Marea Britanie, Open Mic UK.
Lin Chung: Lin Chung, Koca Yeşil’in en yetenekli savaşçısıdır.Lin Chung este cel mai talentat luptător din Țestos.
Ancak sadece yetenekli ve vücutlu değildir.Nu este atât fizică cât și mentală.
Aynı şekilde yetenekleri ve oyun görüşleri de bu aralıktadır.Noțiunile de demonstrație și de axiomă apar în această perioadă.
Ender bir yetenek olup olmadığı belli değildir.Nu se știe precis dacă are rating.
Zela yalnızca müzikte değil tiyatro ve resimde de oldukça yetenekli bir öğrenciydi.Nu era talentată doar la muzică, ci și la artă și teatru.
Amino asitler ikincil yapı elemanları oluşturma yetenekleri bakımından çeşitlilik gösterir.Aminoacizii au un comportament diferit vis-a-vis de posibilitatea formării structurii secundare.
Oldukça yeteneklidir.Este foarte talentată.
Yazısı güzel ve bilhassa yazı istifi hususundaki çok yetenekliydi.Era foarte înțelept, și foarte lăudat pentru abilitatea sa de a scrie.
Davis genç ve yetenekli bir savaşçıdır.Pitt ca un polițist tânăr și încăpățânat.
Bireyin kişisel yeteneklerini geliştirmek.Dezvoltarea abilităților lor creative.
Ayrıca Hollywood'un genç yetenekleri arasında gösterilmektedir.Este cunoscută printre celebritățile de la Hollywood.
Bu yetenek hayvanlar arasında çok nadirdir.Lupta între aceste animale este un lucru foarte rar întâlnit.
O harika bir profesyonel. yeteneklerini tartışmaya gerek yok.Excelentă idee, numai că nu avea calificarea necesară.
Her sınıf eşsiz yeteneklere ve silahlara sahiptir.Fiecare clasă are abilități și beneficii unice.
Fakat herkes benim yetenekli olduğumu söylüyor.Toată lumea spunea că sunt rușinoasă.
Ancak hâla yeteneklerini gösterememişti.Poate încă are abilități pe care nu și le-a arătat.
Zaten kendisi çok büyük bir yetenek benden daha iyi olacağına inanıyorum.Măcar apreciați-mă că sunt mai creativ de atât.
Her gün yarışmacılar yeteneklerini sergiledikten sonra jüri bir karara varır.După ce concurenții au terminat de gătit fiecare jurat a gustat din dish-ul lor.
Eğer abisini bulabilmek istiyorsa bu yeteneklerini kontrol etmeyi öğrenmek zorundadır.Acesta se împrietenește cu Mare și o învață să-și controleze puterile.
Mübarek, kutlu ayrıca yetenekli, bilgili demektir.Meșteșug Meșteșugul înseamnă deopotrivă meserie, profesiune, dar și pricepere, îndemânare, abilitate, talent.
Görünüşüne rağmen Urahara oldukça yetenekli bir dövüşçüdür.Deși pare greu de crezut acest deșeu, are un potențial energetic imens.
Babası Tournai'de doğmuştu ve çiçek resimleri çizmeye yetenekliydi.Édesapja Tournaiban született, tehetséges virágfestő volt.
Jakob’un ölümünden sonra bu kıskançlık kendi yetenekli oğlu Daniel için devam etti.Jakob halála után Johann féltékenysége egyre inkább saját tehetséges fia, Daniel felé tolódott el.
Smokescreen: Genç, tecrübesiz ama yetenekli bir Autobot'tur.Smokescreen: Egy fiatal és tapasztalatlan autobot.
Gerçekte ise beyinde hasar görüp bir yetenek kaybına yol açmayacak bir bölge yoktur.Ehelyett szinte nincs olyan területe az agynak, amelynek a károsodása ne okozna képességvesztést.
Bu doğuştan var olan ya da gelen bir yetenektir.Ez a képesség egy született adottságuk.
Keisuke, Mazda RX-7 FD3S sürmektedir ve ağabeyinden sonra takımın ikinci yetenekli sürücüsüdür.Egy Mazda FD3S RX-7-et vezet, ügyes vezető, csak a testvére miatt a második.
Yetenek kullanmak için mana gereklidir.A játék használatához Nen képességek szükségesek.
1975 yılında verdiği bir röportajda Minnelli için: "Liza'nın her tarafından yetenek akıyor.1975-ben ezt mondta róla: „Liza igazi tehetség.
Yetenekli bir müzisyen ve şövalye olduğu düşünülürdü.Hamar nyilvánvalóvá vált, hogy tehetséges zenész és előadó.
Avrupa futbolunun en büyük genç yeteneklerinden biri olarak görülmektedir.Európa legtehetségesebb fiatal labdarúgói közt tartják számon.
Bu komuta yeteneksizliği nedeniyle serdarlıktan azledildi.Ezek miatt tehetetlenségre lett ítélve.
Bu inanılmaz bir yetenektir."Ragyogó tehetséged van!”
Açgözlü avcı: Alt etmeler, yeteneklerle iyileşmeni sağlar.Gyógyítás: Kövér Buu képes bárkit meggyógyítani, ha úgy dönt.
Hocalarımın hepsi "Senin yeteneklerin çok farklı.Linda: „Különleges adottságaim vannak.
Salondaki seyirciler yeteneklere oy verirler.A győztest a nézői szavaztok döntik el.
Bazı yetenekleriyle Davis'e benzer.Sokan Axel Witselhez hasonlítják tehetségét.
Her bir sınıf oyuncuya çeşitli saldırı, büyü ve/veya pasif yetenekler verir.Minden osztály különböző támadást, varázslatokat és passzív hatásokat ad a játékosnak.
Önceleri yetenekli bir ressamdır.Eredetileg képzett régész volt.
Gayet yetenekli bir kişi olan genç keşiş iyi bir vaiz olarak isim yapmıştı.Az egyszerű életmódhoz szokott szerzetes rendkívül jó ember volt.
Daha sık ve devamlı yetenek kullanmak için bekleme süresinde azalma çıkılır.Az értelmi képességek lassú, folyamatos hanyatlása.
En yetenekli Sovyet zırhlı birlik komutanlarından biri olarak görülüyordu.A szervezet élén a Szovjet Fegyveres Erők legfőbb parancsnoka állt.
Aynı zamanda yetenekli bir ressamdır.Tehetséges illusztrátorként is tevékenykedett.