Aynı zamanda yetenekli bir ressamdır.Він сам був талановитим художником.
"Sergen dünyanın en yetenekli futbolcularından biri.Прінц є однією з найвідоміших футболісток в світі.
Onun yetenekleri ve cesareti en güzel övgüleri hak ediyor.Її воля, слава і могутність — його найбільше бажання.
Görünmez olabilme yetenekleri, onları iyice tehlikeli bir hale getirmektedir.Має здатність ставати невидимою, що робить її надзвичайно корисною для розвідки.
Eric Cantona, Manchester United'lı Fransız eski futbolcu Futbolcular yeteneklerini içlerinde barındırırlar.Французький футболіст та колишній гравець «Манчестер Юнайтед» Ерік Кантона знявся в ролі «Жеребця».
REvolution Computing tarafından sunulan REvolution R ve paralel işlem yeteneklerine sahip ParallelR.На Ford F-MAX застосована революційна технологія ConnectTruck.
Ancak o yeteneklerinin sadece küçük bir parçasını göstermiştir.Свої лінгвістичні здібності виявляв змалку.
Tüm devlet savaş gemilerini ve ticari gemileri üretebilecek onları bir yerde muhafaza edebilecek yetenekteydi.Це дозволило будувати та ремонтувати всі державні військово-морські та великі торгові кораблі в одному місці.
Amy yetenekli bir kızdı.Емілія була дуже впливовою жінкою.
"Tavşanayak" lakabı hızına ve av yeteneklerini vurgular.Кролі характеризуються високою плодючістю, багатопліддям і скоростиглістю.
Adam öldürmekte yetenekli değilim.Жало здатне вбити людину.
General olarak imparator, kendi savaş becerilerini iyileştiren yeteneklere sahip olur.А як генерал, він набуває вміння, які покращують його бойові здібності.
Tom çok yetenekli bir yazar.Том — дуже талановитий письменник.
Tom genç ve yetenekli bir dansçı.Том - молодий і талановитий танцівник.
Gerçekten yeteneklisin.Ти дуже талановита.
Tom yetenekli bir programcı.Том талановитий програміст.
2019 yazında İvaşenko, yetenek gösterisi "X-Factor"'un onuncu sezonuna katıldı.Влітку 2019 році Іващенко пройшла кастинг на десятий сезон талант-шоу «X-Фактор».
Ada hasta olmasına rağmen, matematiksel ve teknolojik yeteneklerini geliştirdi.Navzdory častým nemocem rozvíjela své matematické a technické dovednosti.
Her zaman çok fazla çalışmıyordu, ancak çok yetenekliydi ve başarmak onun için kolaydı.Ne vždy pracoval tvrdě, ale byl neobyčejně nadaný a úspěchů dosahoval snadno.
Kendi kendine eğitilmiş bir müzisyen olarak yeteneklerimle kısıtlandığımı hissettim" dedi.Jako muzikant jsem samouk, a cítila jsem se být omezena svými schopnostmi".
Ayrıca Yetenekli Bay Ripley gibi Hollywood yapımlarında da rol almıştır.Také se objevil v mnoha hollywoodských filmech jako třeba Talentovaný pan Ripley.
Dil kullanımında çok yeteneklidir.Byl mimořádně jazykově nadaný.
Bundan ötürü yönetmenler, güçlü doğaçlama yetenekleri olan oyuncular için Backstage dergisinde ilan verdi.Následně režiséři inzerovali v časopisu Back Stage, že hledají herce s velmi dobrými schopnostmi improvizace.
Telekinetik yetenek: Cisimleri düşünce gücüyle hareket ettirebilir.(Telekinesis) - Schopnost hýbat věcmi svou myslí.
Yeteneklerini daha da geliştirmiştir.Došlo také k vylepšení jeho schopností.
Her yıl Nisan ayında yetenek sınavı yapılır.Každý rok se pořádají talentové zkoušky (během ledna).
İnanılamayacak kadar yetenekli biri.Nebyla však příliš nadaná.
Genç yeteneklerin elinden tuttu.Pomáhal také mladým talentům.
Piyanoda üstün yetenekli bir çocuktu.Byl zázračným dítětem ve hře na klavír.
Kendisini hep över ve yeteneklerinden bahseder.Sám o sobě a o svých schopnostech pochyboval.
Yetenekli bir müzisyen ve şövalye olduğu düşünülürdü.Byl také talentovaný skladatel a schopný hudebník a malíř.
Bir de garip ve olağanüstü yeteneklere sahiptir.Někteří z nich mají velmi prapodivné zvláštní schopnosti.
Bireyin kişisel yeteneklerini geliştirmek.Podpora vlastních schopností klienta.
Weir'ın yeteneklerini değerlendirmek, Atlantis ekibinin üyelerini oldukça kötü etkiledi.Při hodnocení schopností Dr. Weirové, udělal na členy expedice spíše špatný dojem.
Önceleri yetenekli bir ressamdır.Byl velice nadaným malířem.
Konu Manuil ile babasının askeri yeteneklerinin karşılaştırılmasıydı.Tato akce byla v přímém rozporu s politikou Manuelova otce.
Rachel, Will'i eğer kendisi gibi yetenekli bir erkek vokalist bulamazsa kulübü terk etmekle tehdit eder.Rachel vyhrožuje, že opustí sbor, pokud ji Will nenajde tak dobrého zpěváka, jako je ona sama.
3 jüri üyesi yetenekler için "Evet" ya da "Hayır" der.Porotci po ochutnání hlasují slovy ano a ne.
Adam öldürmekte yetenekli değilim.Nehodí se k zabíjení lidí
Dom Cobb (Leonardo DiCaprio) çok yetenekli bir hırsızdır.Dom Cobb (Leonardo DiCaprio) a Arthur (Joseph Gordon-Levitt) jsou profesionální zloději informací.
En azından sadece zihni yetenekleri yerine getirebilmelidir.Teprve pak mohl uplatnit své umělecké nadání.
Burada hızı ve yetenekleri nedeniyle İsviçre Şampiyonu FC Basel'in dikkatini çekti.Ve stejné sezóně získal s týmem FC Basilej mistrovský titul švýcarské ligy.
Bu yeteneklerin etkisini artırır ve oyun ilerledikçe oyuncunun daha kabiliyetli olmasını sağlar.Ty likviduje pomocí stále lepších zbraní, přičemž si hráč vylepšuje své schopnosti.
Herkes oyuna 3. seviye ve tüm yetenekleri açabilme hakkıyla başlar.Za každou dosaženou úroveň ve hře dostane hráč možnost přidělit 1 atribut a 3 schopnosti.
Anthemius, yetenekli bir matematikçiydi.Tak se Loschmidt stal velmi zručným matematikem.
Raid sınıfında yarışçıların navigasyon yetenekleri değerlendirilerek sıralama yapılmaktadır.Na základně jsou astronauti informováni o podvodu.
Otomatik şarj yetenekleri ile kendi kendilerini şarj edebilirler.Můžete si sami vytvořit svoje vlastní taneční kreace.
Bu sürücünün yeteneklerini ödüllendiren bir uygulamadır.Cenou za to jsou vyšší požadavky na zkušenost řidiče.
İki çocuğu da huzurlu ve yeteneklidirler.Obě děti se ukázaly být zcela mimořádně nadané.
Kargalar ses taklidi konusunda oldukça yetenekli hayvanlardır.Druh je citlivý na zvuk.
Doğuştan yetenekli bir satıcı olarak her durumda konuşmayı yönlendirebiliyordu.Správný spekulant by si měl umět každý obchod vysvětlit.
Özellikle hukuki sorunlarda gayet yetenekli isdi.Do diskusí přispěl vynikajícími právnickými znalostmi.
Bu yolla bu canlıların görsel bellek yeteneklerinin bulunduğu görülmüştür.Jen díky svým biologickým znalostem mají šanci přežít...
İsis, büyük bir büyücüdür ve büyü yeteneklerini kullanması ile meşhurdur.Austin), aby se stala rodinným kouzelníkem a zůstala jí tak kouzelná moc.
O sürede Alemgir Şah askeri yeteneklerini kanıtladı.Brzy se mu tak naskytla možnost, aby poznal Žižkovo vojenské umění.
İnsanlar bazı yetenekleri söz konusu olduğunda farklı, biricik iyi olmaya ihtiyaç duyarlar.Při dělání některých činností se vám zvyšuje stejnojmenná dovednost.
Psişik yeteneklerin de geliştirildiği bir aşamadır.Talent je rozvinutá úroveň schopností.
Yeni yetenekler keşfetme tutkusundan ise hiç vazgeçmedi.Byl vždycky horlivý učit se nové dovednosti.
Logan bu yetenek değil lanet der ve teklifi geri çevirir.Poslední nabídka Vicky urazí a razantně odmítá.
Kendilerini yılana ya da kuşa çevirebilme yetenekleri vardır.Sám se může stát kořistí kojotů nebo dravých ptáků.