Mohinder Suresh yetenek almak için kendine bir ilaç enjekte eder Özel güçlere sahip olur.De är nu på jakt efter Mohinder Suresh för att hitta ett botemedel till hennes krafter.
Bu yetenek hayvanlar arasında çok nadirdir.Som tidigare nämnts är dessa djur mycket sällsynta.
Hadeland'ın en yetenekli kızıydı."Hon var hendigste mö på Hadeland.”
Midelerinin sırf iki ya da üç kesesi vardır ve gevişgetirme yetenekleri yoktur.Deras mage är delad i två eller tre kamrar och de saknar förmåga att idissla.
Yetenek kullanmak için mana gereklidir.Can används vid förmåga.
IGN, albümü "onun fantastik yeteneklerinin mükemmel vitrini" olarak niteledi.Han kallades "The Glove", på grund av sina utmärkta defensiva kvaliteter.
O harika bir profesyonel. yeteneklerini tartışmaya gerek yok.Buktalaren har inga övermänskliga krafter och är inte begåvad i slagsmål.
Bu keşif Herschel Uzay Gözlemevi'nin uzak-kızılötesi yetenekleri kullanılarak yapılmıştı.Några bevis för en skiva upptäcktes heller inte vid observationer med Herschel Space Observatory.
Oysaki son derece yetenekli bir piyanisttir.En repetitör måste därför vara en mycket skicklig pianist.
Bu bölgelerin şekilleri hayvanların algılama yeteneklerinden etkilenmektedir.Dessa hår förbättrar djurets hörselförmåga.
İşte o noktadan sonra yeteneklerini bir komedyen ve drama oyuncusu olarak şekillendirmeye başlamıştır.Efter kriget satsade han på en karriär som dramatisk skådespelare och komiker.
Charly erken yaşta müzikal alanda yetenek göstermeye başladı.Haeffner visade tidigt musikalisk talang.
Deneyimli ve yetenekli Amiral Fisher'in de karşı çıktığı budur.Han är Captain Marvels ärkefiende och mest förekommande motståndare.
Çok yetenekli bir devlet idarecisi idi.Det var en ren Høyre-regering.
Bütün raporlar kendisinin son derece yetenekli ve becerikli bir savaşçıya dönüştüğünü belirtir.Under alla dessa fälttåg visade han att han var en skicklig ingenjör och duktig arkitekt.
Yetenek Yarışmasını Baron Davis, Şut yarışmasını Los Angeles Lakers takımı kazanmıştır.Pat Riley var coach för Los Angeles Lakers när spelet utgavs.
Toprak yetenekleri rahibi kitler ama çok uzun sürede yapılır.Kyrkan stammar från medeltiden, men har byggts om mycket.
Nathan ise Sylar'ın yeteneklerinden biri olan mekanizmaların işleyişini anlayabilme yeteneğini keşfetmiştir.Sylars grundförmåga är att förstå hur saker fungerar.
Kuruluş daha çok gençlerin sosyal hizmet yeteneklerini geliştirmek amacını taşır.Organisationen fokuserar på att förbättra livet för världens ungdomar.
Kısa sürede dans konusunda da yeteneklerini geliştirdi.Det visade sig nästan omedelbart att hon hade talang för dans.
Genç ve yetenekli.Han var ung och handlingskraftig.
Aynı zamanda yetenekli bir ressamdır.Han var även en skicklig målare.
Bazı yetenekleriyle Davis'e benzer.Spelet har många likheter med Tetris.
Bu öğrencilerden biri de yeteneksiz ve beceriksiz Owen Lift (Danny DeVito)'tir.En av hans elever är Owen (Danny DeVito) som terroriseras av sin mor.
Bu bilim dalı bilimsel bilginin yanı sıra özel yetenek ve önsezi gerektirir.Förutom verktygen behöver informationsarkitekten besitta en del färdigheter och kunskaper.
Fiziksel olarak kuvvetli, sert ve yeteneklidir.Den är mentalt och fysiskt stark och tålig.
Bilgi, hayal gücü, karar verme ve değerlendirme yetenekleri geliştirilir.Utvärdering - Att kunna producera, planera och generera något nytt.
Oyuncular her birinin kendi özel yeteneklerinin olduğu farklı karakterleri yönetebilirler.Spelaren kan styra åtta karaktärer som alla har skiftande förmågor.
Çok yetenekli biri.Han är oerhört begåvad.
Dünyada milyonlarca insan, paranormal yeteneklerine sahip olduğuna ikna olmuştur.Psimutanter är till det yttre vanliga människor, men har paranormala förmågor.
Ona göre kadınların toplumsal ve bireysel konulardaki yeteneklerinin desteklenmesi gerekmektedir.Arbetet med kvinnorna utgår från kvinnans individuella förmågor och behov.
Ancak hâla yeteneklerini gösterememişti.Han var oförmögen att säga mer...
Her iki ordu da güçlüydü ve yetenekli generaller tarafından komuta ediliyordu.CIA hade kontakt med två grupper som leddes av högt uppsatta militärer.
Her yüce insan, belirli yeteneklerle doğar.Кожна Велика людина народжується з певними талантами.
Telepatik yetenekleri olan Ood'lar uzak gelecekte (42. yüzyıl) yaşamaktadır.Згідно з серіалом, вони живуть у віддаленому майбутньому (близько 42 століття).
Python veya C ++ yazılı eklentileri, QGIS yeteneklerini genişletmektedir.Плагіни, написані на Python, C++, розширюють можливості QGIS.
Her zaman çok fazla çalışmıyordu, ancak çok yetenekliydi ve başarmak onun için kolaydı.Він міг не завжди часто працювати, але він був виключно обдарованим і досягнення легко приходили до нього.
Mayakovski, hala Sovyetlerin en iyisi ve çağımızın en yetenekli şairidir.Маяковський — все ще найкращий та найталановитіший поет нашої Радянської епохи.
Murphy, "Herkes, şimdi ezilen yetenekliler hakkındaki bir şovda yer alma şansına sahip.Мерфі прокоментував: «Зараз у всіх і кожного є шанс потрапити в шоу про талановитих невдах.
Genç yeteneklerin elinden tuttu.Тут плекають молоді таланти.
Ancak hâla yeteneklerini gösterememişti.Він не може пояснити цю здібність.
Üstelik, yetenekli bir matematikçiydi.Колись він був талановитим математиком.
Onun yeteneklerini taraftarlarımıza anlatmamıza gerek yok.Імами не зобов'язані відкрито з'являтися до своїх послідовників.
Aslında grup için durum şöyleydi; yollarına Tony’den daha yetenekli bir bateristle devam etmek istiyorlardı.В цілому було сказано, що група хотіла барабанщика трохи іншого профілю, ніж Тоні.
Ender bir yetenek olup olmadığı belli değildir.Не мав якихось здібностей чи талантів.
3 jüri üyesi yetenekler için "Evet" ya da "Hayır" der.Судді говорили: «так» чи «ні».
Salondaki seyirciler yeteneklere oy verirler.За них голосують глядачі в залі.
Android TV ayrıca Chromecast cihazının tüm özelliklerini ve akış yeteneklerini içerir.Android TV також включає в себе всі функції і можливості потокової передачі пристрою Chromecast.
Çok yetenekli biri.Талановитий оратор.
Bu genelde oyuncudan bir yetenek ister.Однак, це часто залежить від майстерності гравця.
Bu da onların insanüstü güçlerinin ve yeteneklerinin bir göstergesidir.На цьому ґрунтувалась одна з граней його таланту і його знань.
İtalyan Yetenek gösterisi Amici di Maria De Filippi yarışmasını kazanmıştır.Переможниця італійського талант-шоу «Amici di Maria De Filippi» 2009 року.
Pasif yetenekler ise, mana istemez ve sizin aktifleştirmenize gerek olmayan yeteneklerdir.Ви терплячий, коли ви дістаєте те, що хочете, але не тоді, коли це важко зробити.
Yetenekleri ile göze çarptı.Сама ж вона позбулася своїх здібностей.
Yeteneklerinden dolayı Sarutobi, Orochimaru'nun kendi yerini almasını arzu etmişti.Після цього Орочімару відчуває потребу замінити своє тіло.
Çok yönlü yetenekleri olan, yaratıcı bir sanatkârdı vede iyi bir pilot hocasıydı.Як педагог відзначався чудовими лекторськими здібностями, був дуже добрим керівником дипломних проектів.
Yeteneklerini çok küçük yaşlarda iken keşfetmiştir.Виявила свої надзвичайні здібності будучи підлітком.
Bu yeteneklere "Doğal kastrato" denmektedir.Цей процес називається "природна конвекція".
Özellikle hukuki sorunlarda gayet yetenekli isdi.Особливо був вправний у методах припікання.
Yetenekleri sayesinde kısa zamanda Real Madrid altyapısına girdi.Завдяки своєму знатному походженню доволі рано увійшов до складу римського сенату.