Ana içeriğe geç
Sözlük

yetenek ile cümle

yetenek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kim Tae - hyun yetenekli bir cerrah.Kim Tae-hyun jest utalentowanym chirurgiem.
17 yaşında, bir müzik yetenek yarışmasını kazandıktan sonra, Atlanta Tiyatro'sunda çalışmaya başlamıştır.Jako siedemnastolatek, po odniesieniu zwycięstwa w konkursie talentów muzycznych, pracował w Theatre Atlanta.
Yetenek kullanmak için mana gereklidir.Aby ich używać, niezbędne są większe umiejętności.
Smokescreen: Genç, tecrübesiz ama yetenekli bir Autobot'tur.Smokescreen - młody, impulsywny i niedoświadczony Autobot.
Yetenekli bir piyanist olarak Harvard'ın futbol takımı için birkaç şarkı besteledi.Jako utalentowany pianista skomponował kilka utworów dla drużyny piłkarskiej z Harvardu.
Edie Von Keet: Yetenekli bir oyuncu olan süslü, dramatik bir muhabbet kuşu.Edie Von Keet – fantazyjna papużka, która jest utalentowaną aktorką.
Planck müzikte de yetenekliydi.Planck był również utalentowanym muzykiem.
"40 senedir futbolun içindeyim, böyle bir yetenek görmedim."40 lat chodzę po jaskiniach, ale takiej jeszcze nie widziałem".
Virtüöz, icra ettiği sanatta olağanüstü yeteneklere sahip kimselere denir.Madonna nazwała je artystkami, które mają silne poczucie siebie.
Zaten kendisi çok büyük bir yetenek benden daha iyi olacağına inanıyorum.Posiada dosyć talentu, by być lepszą od swoich rodziców.
Genç ve yetenekli bir futbolcudur.Jest popularnym i utalentowanym piłkarzem.
Bu yetenek hayvanlar arasında çok nadirdir.Haplodiploidalność jest wśród zwierząt rzadka.
Gerçekte ise beyinde hasar görüp bir yetenek kaybına yol açmayacak bir bölge yoktur.Jednakże w mózgu prawie nie ma regionów, które po uszkodzeniu nie prowadzą do utraty zdolności.
Bu pozisyonda birliklerini örgütlemek ve eğitmek için büyük bir yetenek gösterdi.Podczas wykonywania tych zadań wykazał duże zdolności organizacyjne i szkoleniowe.
Bu yetenek ona babası tarafından öğretilmiştir.Zdolność tą odziedziczył po swoim ojcu.
ECDL beceri ve yetenekleri test eder.Metafora pomaga w budowaniu umiejętności i siły ego.
Her biri farklı yeteneklere sahip, seçilebilir dört karakter.Są ich 4 rodzaje, każdy o innych zdolnościach.
Anormal bir yetenek.Zawodnik z niespotykanymi umiejętnościami.
Genellikle yeteneksiz ve sakar kızı oynadı.Zazwyczaj grała wówczas role niewinnych, szczerych dziewcząt.
Muggle, Harry Potter serisinde büyücülük yetenekleri olmayan kişilere verilen addır.W uniwersum Harry’ego Pottera „mugol” jest osobą pozbawioną mocy magii.
Sahip olunan binek eğitilebilir, yetenek parşömenleri ile yetenek kazandırılabilir.Można zbierać punkty, za które kupuje się umiejętności.
Çok yetenekli, çok becerikli bir öğrencimdi.Była bardzo zdolną, doskonałą uczennicą.
Oyuncular ayrıca, yenilen düşmanların düşen taşları kullanarak yeteneklerini de yükseltebilirler.Gracze mogą również podnieść dowolną broń upuszczoną przez wrogów.
Eşitliği maskelemede mükemmel yetenekleri nedeniyle popülerliklerini kazandılar.Cudowne Święta dzięki Waszej magicznej pomocy. .
Bireyin kişisel yeteneklerini geliştirmek.Rozwijanie umiejętności behawioralnych.
Yetenekleri, sanatsal bir aileden gelen kalıtıma atfedildi.Jej talenty można przypisać dziedziczności gdyż pochodziła z artystycznej rodziny.
İnanılamayacak kadar yetenekli biri.Jest osobą niewierzącą.
Hayden çok yetenekli bir aktör ve harika bir iş çıkardı.Jedna z producentek powiedziała: -Masz wielki talent i dobry akcent.
Bizans, diplomasiyi bir savaş silahı olarak kullanmada yetenekliydi.Bizantyńczycy uważali dyplomację za formę wojny przy użyciu innych środków.
Ancak parti görevlisi olarak konuşma ve tartışma yeteneklerine sahip değildi.Jednak w roli urzędnika partyjnego nie wykazywał obiecujących zdolności.
Büyük bir askeri general ve çok yetenekli bir siyaset adamıydı.Był wybitnym dowódcą wojskowym i doskonałym politykiem.
Genellikle bu yetenek Tanrısal bir güç tarafından kendilerine bahşedilmiştir.Uzurpujemy sobie wiele mocy, które niegdyś przypisywaliśmy jedynie Bogu.
İnsanlara yeteneklerini ve becerilerini o verir.Podnosi swoje umiejętności i kwalifikacje.
Her seviye atlandığında bir yetenek puanı kazanılıyor.Każda sekunda lotu zużywa jeden punkt umiejętności.
Korintli komutan Aristeus da yetenekli bir komutandı.Gen. Skobielew był utalentowanym dowódcą.
( Yeteneklerinin fark edilmemesi, kişide üzüntü, çevresindekilerdeyse kayba yol açar. )(W wolnym tłumaczeniu: Nie ma co się śmiać z cudzych upadków patrząc uważnie pod swoje nogi.
Modern zamanların en yetenekli ve saygıdeğer oyuncularından biri olarak kabul edilmektedir.Jest powszechnie uważana za jedną z najbardziej utalentowanych i szanowanych aktorek wszech czasów.
Eğitim alanında gelişkinliği ve yetenekli bir hatip olması bunda etkendir.Czy mam w pracy możliwość dokształcania się i rozwoju?
Yaşı küçük olmasına rağmen yetenekliydi.Mimo młodego wieku jest bardzo zdolny.
Gençliğinde, askeri alıştırmalarında cesur ve yetenekli olduğu yazılmaktadır.Już w młodości książę wykazywał się odwagą i zdolnościami bojowymi.
Genç yeteneklerin elinden tuttu.Poświęca dużo swego czasu młodym talentom.
Yahudi bilim adamı Gershom Scholem onu "en yetenekli ve can sıkıcı Yahudi aleyhtarı" olarak nitelendiriyordu..Jedni, jak Gershom Scholem byli skłonni uważać ją za żydowską formę gnostycyzmu.
Weir'ın yeteneklerini değerlendirmek, Atlantis ekibinin üyelerini oldukça kötü etkiledi.Podczas oceny dr Weir uczynił raczej słabe wrażenie na członkach ekspedycji.
Onları durdurabilecek tek şey 5 yetenekli genç insandan oluşan takım: Power Rangers Operation Overdrive.Dopiero później ustalono oficjalnie przyjętą nazwę - Power Rangers Operation Overdrive.
Kaşkay erkekleri at binme ve çobanlık yetenekleriyle bilinirler.Możliwość wynajęcia koni i przejażdżki bryczką.
Eğer abisini bulabilmek istiyorsa bu yeteneklerini kontrol etmeyi öğrenmek zorundadır.Z czasem dziewczyna nauczyła się kontrolować swoje umiejętności.
Onun yeteneklerini taraftarlarımıza anlatmamıza gerek yok.Nie musi znajdować się wtedy na zasięg ręki od przeciwnika.
Bu inanılmaz bir yetenektir."To było niezwykłe doświadczenie."
O harika bir profesyonel. yeteneklerini tartışmaya gerek yok.Jest bardzo elokwentny i nie mam zdolności do sprzeciwienia się mu.
Müzikal yetenekleri daha küçükken fark edilmiş.Zdolności muzyczne wykazywała od najmłodszych lat.
Kendisi hat sanatında da oldukça yetenekliydi.Hann był także zdolnym grafikiem.
Sen çok yeteneklisin.Jesteś bardzo utalentowany.
Lin Chung: Lin Chung, Koca Yeşil’in en yetenekli savaşçısıdır.Lin Chung - Lin Chung är den skickligaste krigaren i Storgrön.
Mayakovski, hala Sovyetlerin en iyisi ve çağımızın en yetenekli şairidir.Majakovskij är fortfarande den bästa och mest begåvade poeten i vår sovjetepok.
Gençliğinde, askeri alıştırmalarında cesur ve yetenekli olduğu yazılmaktadır.I sin ungdom uppges han ha varit modig och skicklig i militärövningar.
2006'da Hollywood'a taşındıktan sonra özel yetenek menajeri Addison Witt ile çalışmaya başladı.Efter att ha flyttat till Hollywood år 2006, började Mitte träna med en personlig talangchef Addison Witt.
Ada hasta olmasına rağmen, matematiksel ve teknolojik yeteneklerini geliştirdi.Trots sin sjuklighet utvecklade Ada talanger i både matematik och teknologi.
Taylor Swift çok yetenekli bir sözyazarı olma yolunda devam ediyor."Taylor Swift är fortfarande en av våra mest begåvade unga låtskrivare."
Bu da onların insanüstü güçlerinin ve yeteneklerinin bir göstergesidir.Detta märks på hennes krafter och förmågor.
Takip eden yıllar, onun ne kadar yetenekli olduğunu kanıtladı.Många år senare beskrev han hur storslaget han då upplevt målningen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod