Aynı zamanda yetenekli bir ressamdır.Também é um talentoso artista.
Bu yetenek kişinin kendi bedeni için söz konusu olduğunda yeteneğe otoskopi adı verilir.À capacidade auto-indutiva de um indutor, dá-se o nome de Indutância.
Taylor Swift çok yetenekli bir sözyazarı olma yolunda devam ediyor."«Novo clipe de Taylor Swift poderá ser visto por 600 milhões de pessoas».
Genelde en iyi ve en etkili yetenek ultimate yeteneğidir.Aqui é o mundo mais fácil e bom para treinar as novas habilidades.
Bu operatörlerin değişik uyrukları, ekipmanları, yetenekleri ve işlevleri vardır.Os membros têm diferentes nacionalidades, habilidades e equipamentos.
Önce finale kalan yeteneklerden 2 tanesi seçildi.Classificaram-se para fase final os 2 primeiros colocados.
Birlikler, Fokas'ın yeteneklerinden yoksun olan Domestikos ton sholon Leo Katakalon'un emrine verildi.As tropas foram comandadas pelo doméstico das escolas Leão Catacalo, que carecia da habilidade de Focas.
Her seviye atlandığında bir yetenek puanı kazanılıyor.A cada subida de nível que se atinge, ganha-se um ponto de habilidade.
Telepatik yetenek : insanların, zihinlerini okuyabilir ve istediği şeyleri telepatik olarak gösterebilir.Telepatia - Capacidade De Ler a Mente Dos Outros e Mentalmente Falar Com Eles.
Ayrıca yetenekli bir ressamdır.Era também uma pintora de talento.
Bu üstün elektronik yetenekleri HÜRKUŞ’u sınıfının en iyilerinden biri yapmaktadır.Consegue facilmente esquivar-se de câmeras de segurança, uma de suas melhores habilidades.
Gerçekte ise beyinde hasar görüp bir yetenek kaybına yol açmayacak bir bölge yoktur.Na realidade, porém, não existe quase nenhuma área do cérebro que pode ser danificada sem perda de funções.
Takip eden yıllar, onun ne kadar yetenekli olduğunu kanıtladı.Para ele, esta mostrava que ele tinha talento.
O transmadde bir portal cihazı icat etti, kullanıcının verdiği yetenekle uzayın her yerine ışınlanmaktadır.A Ponte Espumante é uma antigo portal capaz de viajar para todo mundo no universo.
Boşluk'ta hiçbir güç ve yetenek etkinlik gösteremez.Nada de qualquer poder ou força pode ser usado dentro o Vazio.
Her zaman çok fazla çalışmıyordu, ancak çok yetenekliydi ve başarmak onun için kolaydı.Ele era muito maior do que de costume e seu objetivo era conquistar.
Bu inanılmaz bir yetenektir."Foi uma experiência incrível".
Telekinetik yetenek: Cisimleri düşünce gücüyle hareket ettirebilir.Telecinésia - habilidade de manipular objetos com o poder do pensamento.
Yetenekli bir sanatçıdır.Ela é uma artista talentosa.
Kölenlerin fiyatları yeteneklerine göre değişmektedir.De prijs van slaven varieerde conform hun bekwaamheid.
Ichigo yetenekli bir öğrencidir, okulda 322 kişi arasında 23. sıradadır.Ichigo is een goede student, hij staat op de 23ste plek van zijn school.
Mayakovski, hala Sovyetlerin en iyisi ve çağımızın en yetenekli şairidir.Majakovski is nog steeds de beste en meest getalenteerde poëet van ons sovjettijdperk.
O yaşta, TV yetenek gösterisi "Star for a Night" ın Galerie finalini kazandı.Op die leeftijd won ze de Welsh finale van de televisieshow "Star For A Night".
Genç ve yetenekli.Ah, om jong en getalenteerd te zijn".
Bunların çoğu örneği, ya programlanabilir değil ya da kısıtlı programlama yeteneklerine sahiptir.Veel van deze modellen kunnen niet worden geprogrammeerd, of hebben daarvoor maar beperkte mogelijkheden.
Yaygın olarak E. E. Barnard ismiyle, yetenekli bir astromomi gözlemcisi olarak tanındı.Hij was algemeen bekend als E. E. Barnard, en werd gezien als een begaafd waarnemer.
12 yaşındayken İngiltere yetenek yarışması olan Open Mic UK'ı kazanmıştır.In 2008 won Birdy op twaalfjarige leeftijd de Britse talentenjacht Open Mic UK.
Her sınıf eşsiz yeteneklere ve silahlara sahiptir.Elke klasse kent eigen vaardigheden en wapens.
Bu inanılmaz bir yetenektir."Zijn talent is buitengewoon".
Aralık 2003'te, Brittany Andrews (WIA) Yetişkin Yetenek Bağlatıları Yönetim Kurulu'na alındı.In december 2003 werd Andrews aangesteld als talent liaison in de raad van bestuur van Women in Adult (WIA).
Çok yetenekli bir oyuncu olmaktan dolayı mutluyum.Hij staat bekend als een heel bekwame acteursregisseur.
Franz von Stuck'ın kendisini yeteneksiz olarak nitelendirmesinden sonra Münih'teki akademiyi bıraktı.Hij verliet de Academie nadat Franz von Stuck hem als ongetalenteerd had aangemerkt.
2016'da Amerikalı yetenek yarışması The Voice'un onuncu sezonunda yarışmacı olarak yer aldı.In 2016 was Cyrus adviseur tijdens het tiende seizoen van The Voice USA.
Yetenek her şeydir.Gewoontes zijn alles.
Yeteneksiz bir subay olarak ünlenmişti, bir "kanlı soytarı" ve kabadayı.Hij stond bekend als een eigenwijs kunstenaar en een "einzelgänger".
Treo 90, mobil telefonculuk yetenekleri olmadığı için akıllı olmayan tek Treo oldu.Uitzondering hierop is de Treo 90, die geen geïntegreerde telefoon heeft.
İsis, büyük bir büyücüdür ve büyü yeteneklerini kullanması ile meşhurdur.Chip is altijd vrolijk en bereid om meer te leren over magie.
Annesi çok yetenekli bir büyücüydü.Ze is een zeer getalenteerde heks.
Bütün raporlar kendisinin son derece yetenekli ve becerikli bir savaşçıya dönüştüğünü belirtir.Hij liet daar zien dat hij een zeer talentvolle, sterke verdediger is.
"Terk etme konusunda yetenekliyim".'Ik moet me verschonen.'
Karakterler geliştikçe seviyeleri artmakta ve yeni yetenekler kazanmaktadır.Door ervaringspunten zal het level van het personage stijgen en zullen de vaardigheden worden verbeterd.
Masolino'nun dönüşüne kadar o eski yetenekli öğrencisinden öğreniyordu.Hij had inmiddels de studie van het oude Mesopotamië tot een wetenschap gemaakt.
Aynı yıl grup Revolver God ödüllerinde En İyi Yeni Yetenek ödülüne layık görüldü.Nog hetzelfde jaar verleende de Hoge Raad van Adel het nieuwe wapen.
Bu yetenek ona babası tarafından öğretilmiştir.Die techniek leerde ze van haar vader.
Oynadığı süre boyunca ülkenin en çok konuşulan genç yeteneklerinden biri oldu.In de loop van zijn carrière groeide hij uit tot een van de meest gerenommeerde Duitstalige acteurs.
4 yaşında, yetenekli bir piyanist olan annesinden piyano çalmayı öğrendi.Op vierjarige leeftijd leerde hij de piano te bespelen van zijn moeder, die een getalenteerd pianiste was.
Ancak hâla yeteneklerini gösterememişti.Zijn capaciteiten was hij intussen zeker niet verleerd.
2009 yılında Carlo & Irene: Life4You adlı bir yetenek yarışmasında yer aldı.In 2009 deed hij mee aan de talentenbattle in het televisieprogramma Carlo & Irene: Life4You.
Önceleri yetenekli bir ressamdır.Hij was op de eerste plaats een getalenteerd musicus.
Her biri farklı yeteneklere sahip, seçilebilir dört karakter.Er kan uit vier karakters worden gekozen, waarbij elk karakter zijn eigen mogelijkheden heeft.
Dom Cobb (Leonardo DiCaprio) çok yetenekli bir hırsızdır.Daphne Vasquez (Katie Leclerc) is een dove tiener.
Bazı yetenekleriyle Davis'e benzer.Het spel vertoont enige gelijkenis met Tetris.
Austin Moon: Austin eğlenceli ve çok yeteneklidir.Eduard Imhof: talentvol en geleerd.
Yetenekli bir müzisyen ve şövalye olduğu düşünülürdü.Ze werd gezien als een talentvol componist en pianist.
Filmin baş karakteri Hank Moody yetenekli bir yazardır.De regisseur Antti Haase is een prijswinnende filmmaker.
Yetenekli ustalar halen Dhow gemilerinin yapımına devam etmektedirler.De oude kennis wordt tegenwoordig nog onderhouden door het werk aan historische schepen.
O çok yetenekli.Zij is erg talentvol.
O çok yetenekli.Zij is heel bekwaam.
Yeteneklisin, özgünsün ve laboratuvarın nefes kesici.Je bent getalenteerd, origineel en je laboratorium is adembenemend.
Ichigo yetenekli bir öğrencidir, okulda 322 kişi arasında 23. sıradadır.Ichigo jest również zdolnym uczniem, plasującym się na 23. z 322 miejsc w jego szkole.