Biz, kendi varlığını tehdit edecek kadar üretken olan yeryüzündeki tek türüz.אוקיי, אנחנו למעשה המין הראשון על פני כדור הארץ שהוא כל כך פורה עד שלמעשה מצליח לאיים על ההשרדות שלו עצמו
Biz, kendi varlığını tehdit edecek kadar üretken olan yeryüzündeki tek türüz.حسنا. ونحن في الواقع فعليا أول الأنواع على الأرض واننا النوع الوحيد الذي يهدد بقائه
Biz, kendi varlığını tehdit edecek kadar üretken olan yeryüzündeki tek türüz.生存を脅かす程に繁殖してしまった種族です 人間の地球上での悪行については
Böyle bir şey, bunların hepsi Yeryüzü Süzgeci türünden.Algo así, son todas especies de pantala flavescens.
Böyle bir şey, bunların hepsi Yeryüzü Süzgeci türünden.Ceva de genul acesta, acestea sunt toate specii de "Globe Skimmer".
Böyle bir şey, bunların hepsi Yeryüzü Süzgeci türünden.Comme ça. Elles appartenaient toutes à l'espèce des Globe Trotteuses.
Böyle bir şey, bunların hepsi Yeryüzü Süzgeci türünden.Con questo aspetto, tutte della specie Globe Skimmer.
Böyle bir şey, bunların hepsi Yeryüzü Süzgeci türünden.Jotain tämän kaltaista, nämä ovat kaikki lajia Pantala flavescens.
Böyle bir şey, bunların hepsi Yeryüzü Süzgeci türünden.이 사진처럼요. 모두 글로브 스키머입니다.
Böyle bir şey, bunların hepsi Yeryüzü Süzgeci türünden.Một thứ gì đó giống như thế này, chúng là loài Glove Skimmer.
Böyle bir şey, bunların hepsi Yeryüzü Süzgeci türünden.Niečo ako toto. To sú všetko druh Globe Skimmer.
Böyle bir şey, bunların hepsi Yeryüzü Süzgeci türünden.Noget i denne stil, disse er alle denne art Globe Skimmer.
Böyle bir şey, bunların hepsi Yeryüzü Süzgeci türünden.Olyasmit, mint ez; ezek mind a Pantala Flavescens fajhoz tartoznak.
Böyle bir şey, bunların hepsi Yeryüzü Süzgeci türünden.Taki rój Pantala flavescens.
Böyle bir şey, bunların hepsi Yeryüzü Süzgeci türünden.Ungefähr wie hier, das sind alles Wanderlibellen.
Böyle bir şey, bunların hepsi Yeryüzü Süzgeci türünden.Zoiets als dit, dit zijn allemaal wereldzwervers.
Böyle bir şey, bunların hepsi Yeryüzü Süzgeci türünden.Κάτι σαν αυτές, όλες αυτές είναι το είδος Παγκόσμιο Εξαφριστήρι.
Böyle bir şey, bunların hepsi Yeryüzü Süzgeci türünden.Нещо такова са всички видове "глобален летец".
Böyle bir şey, bunların hepsi Yeryüzü Süzgeci türünden.משהו שכזה, כל אלו מהסוג Globe Skimmer.
Böyle bir şey, bunların hepsi Yeryüzü Süzgeci türünden.شيء كهذا، هذه كلها من هذه فصيلة متصفح الكرة الأرضية.
Böyle bir şey, bunların hepsi Yeryüzü Süzgeci türünden.当時は知りませんでしたが今は彼らが
Böylece paralarını çalarak yeryüzündeki bütün ulusları köleleştirecek mükemmel makine icat edildi.A więc wynaleziono maszynę aby ukraść ludziom prawdziwe pieniądze i zniewolić wszystkie narody świata.
Böylece paralarını çalarak yeryüzündeki bütün ulusları köleleştirecek mükemmel makine icat edildi.Der blev opfundet en ultimativ maskine, som kunne stjæle penge, og binde alle nationer på denne jord.
Böylece paralarını çalarak yeryüzündeki bütün ulusları köleleştirecek mükemmel makine icat edildi.És feltalálták Az abszolút rendszer ellopni az igazi gazdagság, és csökkenti az embereket, hogy a rabszolgaság
Böylece paralarını çalarak yeryüzündeki bütün ulusları köleleştirecek mükemmel makine icat edildi.Et la fut inventé le système absolu pour voler les véritables richesses et réduire les peuples en esclavage
Böylece paralarını çalarak yeryüzündeki bütün ulusları köleleştirecek mükemmel makine icat edildi.И така била изобретена най-новата машина за кражба на истински пари и заробване на нациите по света.
Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.Also zerstreute sie der HERR von dort alle Länder, daß sie mußten aufhören die Stadt zu bauen.
Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.Así los dispersó Jehovah de allí sobre la faz de toda la tierra, y dejaron de edificar la ciudad
Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.Assim o Senhor os espalhou dali sobre a face de toda a terra; e cessaram de edificar a cidade.
Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.A tak ich rozptýlil Hospodin odtiaľ po tvári celej zeme, a prestali staväť mesto.
Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.A tak rozproszył je Pan stamtąd po obliczu wszystkiej ziemi; i przestali budować miasta onego.
Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.A tak rozptýlil je Hospodin odtud po vší zemi; i přestali stavěti města toho.
Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.Da spredte HERREN dem fra det Sted ud over hele Jorden, og de opgav at bygge Byen.
Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.Demikianlah TUHAN menceraiberaikan mereka ke seluruh bumi. Lalu berhentilah mereka mendirikan kota itu
Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.És elszéleszté õket onnan az Úr az egész földnek színére; és megszûnének építeni a várost.
Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.Et l`Éternel les dispersa loin de là sur la face de toute la terre; et ils cessèrent de bâtir la ville.
Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.Il Signore li disperse di là su tutta la terra ed essi cessarono di costruire la città
Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.Ja niin Herra hajotti heidät sieltä yli kaiken maan, niin että he lakkasivat kaupunkia rakentamasta.
Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.여호와께서 거기서 그들을 온 지면에 흩으신 고로 그들이 성 쌓기를 그쳤더라
Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.Och så spridde HERREN dem därifrån ut över hela jorden, så att de måste upphöra att bygga på staden.
Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.Op die manier verspreidde God de mensen over de hele aarde en zij stopten met de bouw van de stad.
Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.Rồi , từ đó Ðức_Giê - hô-va làm cho loài_người tản ra khắp trên mặt_đất , và họ thôi công_việc xây_cất thành .
Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.Rồi, từ đó Ðức Giê-hô-va làm cho loài người tản ra khắp trên mặt đất, và họ thôi công việc xây cất thành.
Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.Så spredte Herren dem derfra over hele jorden, og de holdt op med å bygge på byen.
Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.Şi Domnul i -a împrăştiat de acolo pe toată faţa pămîntului; aşa că au încetat să zidească cetatea.
Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.Tako jih je razkropil GOSPOD odtod po vsej zemlji, in nehali so graditi tisto mesto.
Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.Και διεσκορπισεν αυτους ο Κυριος εκειθεν επι του προσωπου πασης της γης και επαυσαν να οικοδομωσι την πολιν.
Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.И рассеял их Господь оттуда по всей земле; и они перестали строить город.
Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.Така Господ ги разпръсна от там по лицето на цялата земя; а те престанаха да градят града.
Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.ויפץ יהוה אתם משם על פני כל הארץ ויחדלו לבנת העיר׃
Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.فبددهم الرب من هناك على وجه كل الارض. فكفّوا عن بنيان المدينة.
Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.於 是 耶 和 華 使 他 們 從 那 裡 分 散 在 全 地 上 . 他 們 就 停 工 、 不 造 那 城 了
Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.於是 耶和華 使 他 們從 那 裡 分散 在 全 地上 . 他 們就 停工 、 不 造 那 城 了
Bu arada beni yeryüzünün yağmalayıcısı olarak mahküm etti.Au passage, il me déclarait coupable de piller la terre.
Bu arada beni yeryüzünün yağmalayıcısı olarak mahküm etti.Daarbij veroordeelde hij mij als een plunderaar van de aarde.
Bu arada beni yeryüzünün yağmalayıcısı olarak mahküm etti.E, a propósito, ele condenou-me como um saqueador da terra.
Bu arada beni yeryüzünün yağmalayıcısı olarak mahküm etti.E comunque, nel libro fui condannato come un saccheggiatore della Terra.
Bu arada beni yeryüzünün yağmalayıcısı olarak mahküm etti.I przy okazji uznał mnie za winnego grabieży ziemi.
Bu arada beni yeryüzünün yağmalayıcısı olarak mahküm etti.그런데 그는 저를 보고 지구의 약탈자라고 비난을 했죠.
Bu arada beni yeryüzünün yağmalayıcısı olarak mahküm etti.Nhân tiện phải nói thêm rằng, anh ta cũng buộc tội tôi là một nhân tố bóc lột trái đất này